Sevildiğimi Hissetmiyorum

27 Mayıs 2017Ademler & Havvalar19 Yorum »

falda-kalp-ve-anahtar-görmek

Bir Havva Diyor ki…

Bu mevzuyu yazıp yazmamakta çok kararsız kaldım. Ama istişare edebilecek kimsem olmadığı için-etrafımdakilerin beni önyargısız olarak anlayabileceklerine inanmadığımdan- konuyu burada sizinle istişare etmek istedim.

Ben 15 yıllık evli bir bayan, dört çocuk annesiyim. Eşime aşık olarak evlenmedim ama zamanla seveceğimi düşündüm, nitekim sevdim de. Aslında belki de bu duygu sevgi değil de şefkat, merhamet gibi daha nötr duygulardı, çünkü 15 sene sonra şu an içinde bulunduğum duygusal durumu sevgi, aşk ile açıklayamıyorum.

Eşim kesinlikle kötü bir insan değil, hatta etrafına karşı duyarlı, bol sadaka veren, ezilmişi yoksulu kollamaya çalışan biri..Evinin ihtiyaçlarını karşılayan, çocuklarına vakit ayırmaya çalışan biri. Cinsel yaşamımızda da sorun yok. Ama nedense kendimi duygusal olarak çok boş hissediyorum, kendimi kadın gibi hissedemiyorum.

Eşim tarafından değer verildiğini hissedemiyorum, bu konuyu kendisine açtığımda “seni sevmesem, sana değer vermesem bir gün bile seninle yaşamam” diyor hep.

Aslında beni kendisinden soğutan şeylerin başında çok eleştirel olması geliyor. Anneliğimi eleştirir, ev kadınlığımı eleştirir, mesleğimi yapışımı eleştirir – bu arada eşim de ben de farklı alanlarda fakat toplumda hatırı sayılır mesleklere sahibiz-, şimdiye kadar , 15 senedir, gözlerimin içine bakıp, yaptığım şeyden memnun olduğunu, sözleriyle değil gözleriyle dahi hissettirdiğini hatırlamıyorum.

Belki sitede birçok kişinin okuduğumuz, anlatılan sorunlarının yanında benimki çok basit kalıyor ama işte herkes de kendi hayatının zorluklarını yaşıyor. Bu durum bende çok büyük bir duygusal boşluk oluşturuyor, kendimi yalnız hissediyorum, sevildiğimi, değer verildiğimi- karşı cins tarafından, tabii ki de benim durumumda eşimden, hissetmek istiyorum.

Artık bu durum beni oldukça üzüyor, hatta boşanmayı bile düşünüyorum. Boşanmayı istediğimi henüz kendisine açmadım, nasıl açacağımı da bilmiyorum, üzüleceğini biliyorum ve bu da beni üzecek..Bir taraftan çocuklar var, düşündükçe yoruluyorum.

Suzan

Okunma Sayısı : 3.376

Yorum yapın

“Sevildiğimi Hissetmiyorum” için 19 Yorum

  1. zeynep diyor ki:

    Yastık değişir kader degismeze ben katılmıyorum kadincaz hislerini yazmış neden anlamaya calismiyorsunus

  2. A.D diyor ki:

    Ne güzel site, derde derman hakkaten. Bu kadar bedava danışman nerde bulunur? Herkes ne güzel yazmış, mümin kardeşinin derdiyle dertlenmiş. Dinimin gözünü seveyim:) kadincagizin halini okuyunca ah canım, dedim. Burnumun direği sızladı. Malesef sevgi ihtiyacı açlık gibidir, susuzluk gibidir. Bunu karşılamayınca o boşluk dolmaz. İster kadın kocasını zamanında ezmiş olsun, ister kocası on numara adam olsun, comert, beyefendi olsun. Bu bi ihtiyaç. Karşılanmamasınin kaynağı, erkek çocuğun yetismesinde, büyütürken yapılan fark edilmez ince hatalarda. Fakat artık devir ilerleme devri değil mi? O akıllı telefonları kullanmayı da ana babanızdan öğrenmediniz ya beyler? Heryerde herkes kadının benzini sevgidir, ilgidir, güzel sözlerdir diye bas bas bağırırken, dindarı dindar olmayanı tüm iletişimciler kadın evlilikte mutlu olmak için sevildiğini hissetmeli derken… artık ayıp olmuyor mu?
    Ve sevgili kadın… bence sen (kendim dahil) duygularının tatmininden vazgeç. O bu dünyada bir bey tarafından ya karşılanır ya karşılanmaz. Kısa dünya hayatında elindekine şükret. Yastık değişir kader değişmez. Sevgi de rızık gibidir, nasipse ne kadar varsa o kadar gelir. Belki eşinden görmezsin ama çocuğun, anne baban, seni çok sevmiştir. Sen sevmeye devam et, sema hanımın bi hikayesinde geçtiği gibi, bazen bekleme, git kucağına yat, kedinin sevilme zamanı geldi de. Kendini zorla sevdir (ki asla zorla değil, içinden.gelerek senin çocukluğuna gülerek yapar)
    Son söz, sevgi dilleri farklıysa, bunu öğrenmek de bi çare olabilir. Hu

  3. Kadir diyor ki:

    ”Sözleriyle değil gözleriyle dahi hissettirdiğini hatırlamıyorum.” önemli bir ifade. Hanımefendinin duygusal bir kişiliği var diyesim geliyor ama… Her insanın beğenilme,sevilme,onaylanma ihtiyacı var şüphesiz.Hele ki ilgi,sevgi,aşk isteyen bir kadının, bunları kocasıyla yaşamak istemesinden daha tabii ve güzel bir şey bilmiyorum.(Şimdi piyasaya yeni çıkanların ne haram sevdalar(!) peşinde olduklarını bizzat müşahade ederken hem de…)Ne güzel, helalinden yuva kurmuşlar.Böyle bir müessesede kadının kocasından aşk-tutku beklemesi son derece normal. Hatta ilişkide muhabbetin ziyadeleşmesi için elzem olan şeyler var.Ne onlar? Bir tek içten gülüş, bir tatlı söz, sevdalı bir tek bakış… Hanımefendi evliliğinde bunları temenni ediyor.Ne var ki her erkek de böylesi ”iletişim becerilerinde” başarılı olamayabiliyor demek ki.Aşka, sevgiye hep saygı duyan genç bir adam olarak, bu nevi temennileri olan hanımefendiyi destekliyorum.Sevginin, ilginin, iltifatın ehemmiyetini tasdik ediyorum.Fakat söz konusu durum, kesinlikle yuvayı dağıtmaya sebep teşkil etmez diye düşünüyorum.Allah dağına göre kar verir demişler. Hanımefendiye de güç gelen bu ”ilgisizlik,iltifatsızlık” durumu… Son tahlilde; şu durum, kesinlikle boşanma sebebi olmamalı. Dört çocuk sahibiyken, erkek tarafı da -anlatılana göre- gayet düzgün yapıda bir insanken boşanma, asla aklın ucundan dahi geçirilmemeli. Ümîd ederim hanımefendi bu düşünceden bir an evvel vazgeçer…

  4. gulpembe diyor ki:

    Suzan hanim,
    Anlatiminiza gore esiniz iyi bir insan ve sizi seviyor fakat siz hissedemiyorusunuz su an kendinizi icinde buldugunuz durumun pekcok sebebi olabilir;

    uzerimizdeki sorumluluklardan dolayi esler olarak ikili iliskilermizi ihmal edebiliyoruz,, sirf heyecan istedigi icin kavga cikartabilme kapasitesine sahip biz kadinlar icin bu monotonlasma erkegin farkinda bile olmadigi ama bizim bunalabilecegimiz ve herseyin gozumuze batmasina sebep verecek bir durum haline gelebiliyor.

    ilerleyen yasla beraber hormonal bazi etkilere acik olmaya basliyoruz. Hic onemsemediklerimiz onemli hale gelebiliyor, yada tersi, yahut kronik yorgunluk mutsuzluk, hayatimiza yeni bir anlam/hedef katma istegi dogabiliyor, bu da bizi -belki de pisman olacagimiz halde-hayatimiz hakkinda radikal kararlar almaya kadar goturebiliyor.

    O elestirirken siz meseleye yogunlasin, neyin degismesini istiyor ise o vermek istedigi mesajdan kopmayin, dikkat ettiginiz halde elestiriler bitmiyorsa, bunun sizinle degil, kendisiyle ilgili oldugunu farkedin, sahsi algilamayin,iletisimden kopmayin, kizginlik kuskunluk gibi negatif duygulara teslim olmamaya calisin.

    Evet, elestirmeyi huy edinmis, kolay begenmeyen insanlarla yasamak zor, fakat inanin bu durum o insanlar icin de kolay degil .cunku boyle vari-yogu elestiren kimseler ic dunyalarinda huzurlu degildirler, onlarin da ilgi, sefkat ve anlayisa fazlaca ihtiyaclari vardir.eslerin bir yerde birbilerine terapist gibi yaklasmalari gerekiyor.

    Guvenilir bir uzmandan yardim almak iyi olur, hem fizyolojik hem psikolojik testler almanizda fayda olur.gerekli gorulurse evlilik terapistine de yonlendirebilirler.
    Vefali ve gercekci bir kadin oldugunuzu varsayarak, hayirli bir karar alacaginizi umuyorum.

  5. .../nisa diyor ki:

    Suzan hanım,

    Ve Aleykum selam. Öncelikle Allah yardımcınız olsun ailenize muhabbet huzur versin. Boşanma düşüncesine odaklanmak yerine çözüm arayışında olmak daha faydalı olabilir çocuklarınızda var boşanmak kolay olabilir lakin sonuçları ağır olabilir.

    Eşinizin eleştirici yapısını değiştirmekle başlanılabilir. Baş başa oturup eşinize durumunuzu anlatınız buraya yazıya dökmüş olduklarınız dahi sizin sevgi açlığı çektiğinizi gösteriyor eşinize bunları anlatınız. Eşinizde yaptığı eleştirinin kötü sonuçlar doğurduğunu görmüş olur.

    Aranızda bir sıcaklık varsa emek vererek bu muhabbet artırılabilir. Aranızda muhabbetin olması için sözlü dua ediniz ve fiili duada bulununuz. Hediyeleşmek, baş başa bir şeyler yapmak, evlilikteki ilk zamanlardaki gibi karşılıklı özen göstermek faydalı olabilir.

    Eşinin hiç kendisini kıskanmadığından şikayet eden bir hanım dış görünüş olarak kendisiyle pek ilgilenmiyordu biraz ev içinde kendisine öz bakım yapınca değişiklik yapınca eşinin kıskanmaya başladığından bahsetmişti. Etki tepki meselesi.

    Evlenmeden önce aranızda aşk tutku gibi duygular olsa dahi evlilikten sonra bu duyguyu sevgiyi beslemek gerekir diğer türlü aşık olarak evlenip evlendikten sonra pişman olan sevgiyi tüketen kişiler de olabiliyor.

    Sema hanımın erkeklerin eşlerine nasıl davranması gerektiğiyle ilgili yazılarını çıkarıp okutabilirsiniz. Peygamber Efendimizin hanımlarıyla olan muhabbetini sohbet ederek anlatabilirsiniz. Anladığım kadarıyla eşiniz dini hassasiyeti olan biri kendi nefsini gözden geçirebilir özeleştiri yapma imkanı doğabilir dikkatini çekebilir.

    Cihad bey daha önce eleştiri konusunda yazmıştı eleştiri özellikle olumsuz ve tekrarlanan eleştiri insan ve duygusal yaradılıştaki kadınlar için daha da yıkıcı olabiliyor. Yazdıklarınızdan biraz tükenmişlik hali olduğunu anladım. İstersiniz uzman bir psikologdan yardım alınız. Hayırlı ramazanlar bu günlerin rahmetinden huzurundan nasiplenmek duasıyla.

  6. cihad diyor ki:

    Suzan Hanım,

    Sadece eleştiri yüzünden boşanmanızı tavsiye etmem çünkü şu an kocaniz bir kişi olarak sizi eleştiriyor ama bosanirsaniz tüm çevreniz sizi eleştirir, hele birde kocanız toplumda iyi biliniyorsa. Boşanmanın getirdiği sorunlar da cabası ve çocukların dünyasına yapacağı tesir sabretmek için en büyük sebep. Askerliğimi acemi erlerin eğitildiği bir alayda eğitim çavuşu olarak yaptım. Ne kadar sorunlu asker varsa anne-babası ayrı olanlardı.(ekserisi madde bağımlısı) Gözlerinden yaşadıkları sıkıntıyı anlayabiliyordum çünkü öyle ümitsiz ve bulanık bakiyorlardiki insanın yüreği parcalaniyordu gerçekten. Bazen bir köşede ağlarken bulurdum onları teselli etmeye çalışıyordum ama ne kadar işe yarıyordu bilemiyorum, sadece şunu biliyorum beni seviyorlardi belkide ilgimin karşılığı olarak.

    Eleştirel olmak batı özentisiyle bizde çok iyi bir şeymiş gibi sunuluyor ve tabi bu genelde kendisinden başkası için yapılıyor, kendisi ve nefsi için söz konusu değildir.
    İslâm’ da eleştiri kişinin kendi nefsi için olursa makbuldür ve tavsiye edilir yoksa merduttur.( hak hesabına insaf ile ve kavl-i leyyin ile yapılan eleştiri bahsimizden harictir.) Bizde kusurları örtmek esasdir. Settar ismininin bir cilvesi olarak kusurlar setredilerek ortalıktan ve toplumun gözünden kaçırılır ve perde altında kusurlar küçültülerek izalesine çalışılır.
    Mesela Efendimiz (A.S.M) hanımlarının yaptığı yemeği beğendiği zaman bunu söyler ve takdir edermiş. Eğer yemek hoşuna gitmemisse bir şey demez susarmis. TEEMMEL..!!

    Suzan Hanım,

    Kocanizda muhtemelen münekkidlik dediğimiz eleştirme hastalığı var. Evet bu bir hastalık, oksijeni ise elestirmektir. Zakkum ağacının acı meyvesini yemek gibi elestirince rahatlar sonra daha çok eleştirmek ister. Böylece eleştiri süreklilik arz eder, siz bitmesini beklersiniz ama aksine o çoğalır.
    Bu hastalığın iki kaynağı var.
    1) mükemmelliyetçilik.
    2) kusurlu nefsini unutmak ve daima haricle ilgilenmek.

    birincisi için şunu söyleyebilirim bu alemde mahza hayır,bütünüyle mükemmel,hercihetle güzel yok denecek kadar azdır dolayısıyla bize düşen iyi ve güzel tarafını görmektir. Güzel gören,güzel düşünür,güzel düşünen hayatından lezzetini alır.

    İkincisi için Şeytanın mühim bir desisesi: İnsana kusurunu itiraf ettirmemektir.
    Tâ ki, istiğfar ve istiaze yolunu kapasın.
    Hem nefs-i insaniyenin enaniyetini tahrik edip, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin; âdeta taksirattan takdis etsin.
    Evet şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez; görse de, yüz tevil ile tevil ettirir.
    ﻭَ ﻋَﻴْﻦُ ﺍﻟﺮِّﺿَﺎ ﻋَﻦْ ﻛُﻞِّ ﻋَﻴْﺐٍ ﻛَﻠِﻴﻠَﺔٌ

    sırrıyla: Nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için ayıbını görmez.
    Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiaze etmez; şeytana maskara olur.
    Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi bir Peygamber-i Âlîşan,
    ﻭَﻣَٓﺎ ﺍُﺑَﺮِّﺉُ ﻧَﻔْﺴِﻰ ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻨَّﻔْﺲَ ﻟَﺎَﻣَّﺎﺭَﺓٌ ﺑِﺎﻟﺴُّٓﻮﺀِ ﺍِﻟﺎَّ ﻣَﺎ ﺭَﺣِﻢَ ﺭَﺑِّﻰ

    dediği halde, nasıl nefse itimad edilebilir?
    Nefsini ittiham eden, kusurunu görür.
    Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder.
    İstiğfar eden, istiaze eder.
    İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur.
    Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur.
    Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır.
    Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstehak olur.
    Lemalar – 87

    Peki çare ne???

    Birincisi için kesinlikle uzman desteği gerekli, bir psikoloğa görünebilir.
    İkincisi için manevi bir ortamadan istifade etmelidir. Haftalık olarak ilim meclislerine uğrayabilir.

    Son olarak kocanizin size nasıl davranmasını istiryorsaniz ona öyle davranın. Siz onu çok takdirin ve sürekli iyi yönlerini övün, bu hasletiniz az-cok kocaniza sirayet edecektir. Birde samimi olarak duygularınızı kocaniza açın, içimizde tutmak tehlikeli olabilir.

    Rabbim yuvaniza huzur ve saadet versin inşaallah.

    Not: Suzan Hanım sizi tanimadigimizdan yorumumda size uymayan durumlar olabilir,süzgeçten geciriniz. Selamlar.

    • Sennur diyor ki:

      Cihat bey konuyu güzel özetlemiş. Eleştiri hastalığına yakalanan insanlar için yapilacak şey , durumu kabul etmek .siz ne kadar iyi işler yapsanız da Adam eleştirir. Bu onun hastalığı olarak kabul edip , fazla gözünüzde büyütmemenizi bosanmis bir kadın olarak tavsiye ederim. Üstelik sizde emanet 4 can yavru var. Ben de bir tane olmasına rağmen söz konusu evlat olunca , insan kendini hep sorguluyor.gerekirse danışman a başvurun. Ya da 4 çocuk ve yıllar sizi monotonlastirmis olabilir, kendinize 1 saatte olsa başbaşa vakit ayırın .Rabbim vedud ismi ile sevgi bağınızi kuvvetlendirsin. Şeytana malzeme vermeyin inşallah

      • Suzan diyor ki:

        Allah razı olsun..

      • cihad diyor ki:

        Sennur hanım,

        Eleştirme hastalığı veya eleştirel bakış açısı son derece bulaşıcıdır çünkü eleştirmek zahmet istemeyen ve nefsin çok hoşlandığı bir iştir. Hemen nefislere yapışır ve farkında olmadan insanın karakterine yayılır.Dolayısıyla bu tarz insanlarla fazla teşrik-i mesai edilmesi tavsiye edilmez. Mesela;
        Suzan Hanım bile şikayet ettiği şeyin aynısını kendisi yapıyor. Kendisinin ifadesiyle kocasının o kadar olumlu yanı varken tek bir olumsuz noktaya takılarak kocasına olan sevgisini yitiriyor ve boşanmayı bile düşünüyor. Tam da bir eleştirel bakış örneği. Demekki Suzan Hanım da kocasından çok etkilenmiş. Çünkü sürekli eleştiri, sürekli kötüyü ve eksik yönü görmektir. O noktaya takilmaktir. Suzan Hanım da şu an bunu yapıyor ve işin kolayına kaçıyor maalesef.(eleştiri ve yadirgama olarak söylemiyorum,tesbit anlamında söylüyorum ki durumuna bir ayna tutabilelim)

        Eğer bahsettiğimiz kişi Suzan Hanımın eşi olmasaydı o kişinin yanından derhal uzaklaşmasını söylerdim ancak bu kişi kocaniz ve 4 çocuğunuzun babası ise durum değişir. Dolayısıyla Suzan Hanımın yapabileceği iki şey var.
        1) Kocasının güzel yönlerine bakıp kanaat içinde sabredecek.
        2) Kocasının yaptiğı davranışın tam tersini yapacak. eleştirerek tepki versek,o daha çok eleştirir hem de zevkle, zaten adamın en iyi yaptığı şeylerden biri. Yani O negatif ise siz pozitif olacaksınız, o eleştirdikce siz takdir edeceksiniz. Bu tarz münekkidler yaranın soğuması ile sızlaması gibi pozitif,üretken ve fedakar insanlarin yanında kendini çok kötü hissederler. Bu vesileyle bazen bir iç muhasebe yaparlar.
        Söylediğim şeyler nefsin hoşuna gitmiyor ve gitmez çünkü nefis kolay olana taliptir. Rahat olana meyl eder, mey-ül rahat ise bütün rezaletin yuvasidir. Mesela bazı insanlar vardır ki; bir cemaate intisab edipte zahmete girmez,elini taşın altına koymaz ama oturduğu yerden şu cemaat şöyle, falani böyle şunu böyle yapmalılar, bunu şöyle yapmalılar gibi gayet konforlu bir meslekte giderler.

        Allah cümle Ümmet-i Muhammedi böylelerin şerlerinden muhafaza etsin inşaallah AMİN

  7. adem diyor ki:

    suzan hanım eğer siz de bu sebepten dolayı boşanmayı 4 çocuğa rağmen ve geri kalan pek çok şeyin olmasına rağmen düşünüyorsanız, bu toplumun en az % 90ının boşanması gerekirdi. çünkü kendiiz söylüyorsunuz eşim çocuklarla ilgileniyor, evin ihiyaçlarını karşılıyor, özel hayat vss.. her şey tam madem eşiniz sizi neden sevmesin ki.. bence sorun sizde. kusura bakmayın anlattığınız kadarıyla eşinizde bir sorun görünmüyor. sema hanımın diğer eskimez yazılarını okuyun bence. mutlu evlilik okulu, eşim aşkım olsun ve huzur bulalım diye kitaplarını bi okumayı deneyin.. olmadı mı bir psikoloğa gidin ne bileyim aile danışmanına . siz kendi mutluluğunuz için kusura bakmayın 5 tane insanın mutluluğunu heder heba edemezsiniz. sonra Allaha ne diyeceksiniz. anlaşılan şeytan biraz dürtüklüyor sizi. kendinize gelin. evet tam da dedğiniz gibi. boşanan kadınlara sorsanız sizin bu sorununuza karşı çoğu size kızar haksız bulur yani. siz böyle dedikçe biz erkeklerde ne diyoruz biliyor musunuz. demek ki o kadar ilgi de göstersek, çocuklara bakmak, ilgi vs konusunda elimizden geleni de yapsak kadınlar mutsuz oldu mu oluyor diye bizde de kolaycılığıa, peşin hükme sebebiyet verebilir sizin böyle yapmanız. bence kadınlar için de yanlış örnek olursunuz. eğer hiç olmadı mı, çocukları babası istiyorsa babasına bırakın.. bunu kabul ediyorsanız boşanın. çünkü siz iyi değilsinniz. tüm bunlara rağmen boşanmayaı düşünüyorum diyen kadının psikolojisi iyi değildir. o babayı çocuklardan ayırmaya hakkınız yok.. bence ayrılmayın. ayrılacaksanız da erkeklerin yağpptığı gibi ceketinizi alın gidin. bakalım kaç gün dayanabileceksiniz.

    • Gelincik diyor ki:

      Çok keskin bir yorum olmuş Adem Bey kendinizi bayanın yerine koyun eşiniz sizi 15 yıl boyunca sürekli eleştirecek sevdiğini hiç belli etmeyecek seni seviyorum demek bu kadar mı zor insanın sadece midesi doymayacak ruhu da doyacak erkek çok seviyor ilgi alaka gösteriyor ama karısı bir kocacım bir canım bir seni seviyorum demiyor bu tarz evlilikler de var böyle bir bey gelip buraya yorum yazsa onu haklı bulursunuz e peki aynı şeyi kadın isteyince neden sorunlu yardım alması gerekiyor deniyor o zaman bu tarz bi sıkıntısı olan adamın da yardım alması lazım boşanmalarını bende istemem büyük ihtimal de boşanmazlar diye düşünüyorum ama bu durum çözülmezse ileride daha büyük sıkıntılar baş gösterir.

      • adem diyor ki:

        Gelincik hanım; insanları bir fikre davet ederken elbette ki kavl-i leyyin ile yumuşak sözle ifade etmek gerekir. ben sert olduğumu düşünmüyorum. sadece biraz netim. net ve doğrudan konuşuyorum. çünkü böyle yolun tam ortasındaki insanlara biraz hızlı konuşmak lazım ki yerinden oynayabilsin. bende hızlıca evliliğini devam ettirme yoluna doğru hareket etmesini söyledim. ve hanımefendin,n yazılarından 4 çocuğunun ve kocasının mutlu yalnız kendisinin mutsuz olsduğunu anlıyoruz. boşanınca kendisi mutlu mu olacak şüpheli. ama diğer herkes kuşkusuz mutsuz olacak . böyle evliliklerde ortada kalanlara sorsanız tabiri caizse birinin ellerinden tutup hayırlıya doğru götürmelerini isterletr. çünkü kendi kafaları iyice karışmıştır. durumu değerlendiren sözcükler tavisyeler fazla işe yaramaz. çünkü “onu bende biliyorum ama” diye beyin başka cümleler kurar. bakın böyle çok yorum var. valla bilemitorum suzan hanımna sormak lazım. nasıl yazılardan yorumlardan hoşlanıyor. ben olsam böyle direkt söylenmesini isterdim.

        • Gelincik diyor ki:

          Kocasının ve çocuklarının mutlu olduğu ne malum anında teşhisi de koymuşsunuz tebrikler 😂😂😂😂😂

  8. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Ayrıca Suzan hanım erkekler sevgilerini açıkça göstermezler. o “seni seviyorum” sözcüğü erkekler için en ağır sözcüklerden biridir. :)

    Bir erkek evine çoluk çocuğuna bakıyorsa, sizi mahrem hayatında arzuluyorsa (şerh düşeceğim buraya) sizinde dediklerinize kulak kabartıyorsa mesela şuraya gidelim dediğiniz de tamam olur gideriz diyebiliyorsa hala içinde size karşı bir şeyler var demektir.

    Yani illa sevgi sözcükleri söylemesine, romantik danslar etmesine, eve güllerle gelmesine, gözünün içine duygusal duygusal bakmasına gerek yok. Bu tür şeyleri siz kadınlar isteyebilirsiniz ama şunu bilin ki bir erkek için bu tür şeyleri yapmak çok zor şeyler belki evliliğin “cicim ayları” denilen aylarında erkeklerin bir kısmı bu tür romantik,duygusal paylaşımları yapabilirler ama yıllar ilerledikçe motonlaşınca evlilik hayatı artık bu tarz şeyler erkekler için “deveye hendek atlatmak” gibi zor gelir.

    Şerh: yukarıda şerh düşeceğim demiştim. Erkeklerin bir kadını cinsel yönden arzulamaları için o kadını duygusal olarak sevmelerine gerek yoktur. Yani erkekler sırf cinsel duygularını tatmin için hiç sevmediklerini ve daha önce hiç görmedikleri bir kadınla bile beraber olabilirler. örnek mi? “Genelevler”

    Suzan hanım Tabi bu şerhi sizin için yazmadım erkek dünyasıyla ilgili bir gerçeğe dikkat çekmek istedim.Çünkü siz kocanızın 15 yıllık eşisiniz.

    Hayırlı Ramazanlar dilerim…

    Vesselam…

  9. Sadece Fatih diyor ki:

    Suzan Hanım.

    Psk. İzzet Güllü’nün bir yazısı var, google’da hoşlanma ve sevgiye dair diye aratın hemen çıkıyor, size çok faydalı olacaktır. Günümüzde sevgi dediğimiz duyguya yüklenen anlamlar o kadar farklı ki. Sizin yorumunuzda bahsettiğiniz duygular da aslında sevgi dediğiniz şeyin ta kendisi. Maalesef popüler kültür bizi bu açıdan çok zehirledi.

    Boşanmayı düşünmeyin, evliliklerde zor zamanlar dediğimiz durumlar vardır. Muhtemelen sizin yaşadıklarınız da buna bir örnek. Bu bahsettiğim durumu evli abilerimiz/ablalarımız daha iyi izah ederler.

    Bol bol dua edin, kalpleri ısındıracak olan Allah’tır. Bir de kimseye sui-zan etmeyin ama nazardan ve türevlerinden Allah’a sığının.

  10. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Suzan hanım hatırı sayılır bir mesleklere sahibiz demişsiniz.

    Sema hanım geçenlerde yazdığı “güçlü kadınlarda sevgi açlığı” yazısı vardı hatta ondan sonra bir tane daha yazdı aynı minvalde o yazıları önce okuyun.

    Bakınız şunu unutmayın Erkekler hükmedebilecekleri kadınları, hanım hanımcık, sevecen, güleç yüzlü kadınları severler, ilgi gösterirler, sevgilerini sunarlar. Sizin mesleğiniz ve kariyeriniz yani ekonomik bağımsızlığınız kocanızın size olan duygularını törpülemiş sizden duygusal olarak uzak kalmış olmasına sebebiyet vermiş olabilir. Erkekler kadınlarının maddi bağımsızlığı olunca onların kendilerine pek ihtiyaçlarının kalmadığını düşünüp onlardan sevgiyi de esirgeyebiliyorlar.

    Yani kısaca şöyle söyliyeyim erkek kadının kendisine ihtiyaç duymasını istiyor her işi kendi yapan kadın aslında farkında olmadan erkeği kendinden uzaklaştırıyor. Siz acaba bu hataları yaptınız mı?

    Mesleğinizi ön plana çıkartıp onunla güç, maddiyat yarışına girdiniz mi?

    Birde kocam çok eleştiriyor demişsiniz. Cihad abimiz eleştiri konusunda güzel yazmış.

    “Bu hastalığın iki kaynağı var.
    1) mükemmelliyetçilik.
    2) kusurlu nefsini unutmak ve daima haricle ilgilenmek.”

    Bende üçüncü maddeyi ekleyeyim ” Karısı kendisiyle aynı ekonomik ve akademik güçte ise veya karısı bu iki konuda kendisinden daha ileri durumdaysa koca karısını eleştirir. Çünkü eleştirerek karısının bu iki gücünü törpülemek ve yarın öbür gün kendisine bu iki konuda ayak diretmemesini sağlamaya çalışır.”

    Hatta örnek vermek gerekirse “karısı kendisinden daha iyi statüde olan biri eleştirmeyi bırak karısına hakaret bile ediyormuş.”

    Yani mesele yine kadının statüsü ve çalışmasına gelecek belki ama bu durum erkeklerin yaptıkları en bariz hatalardan biridir önce çalışan eş ararlar sonrada karısının kendisiyle aynı maaşı almasına tahammül edemeyip bunu törpülemek adına sürekli karısını eleştirip tahkir ederler.

    Bekar ve henüz çalışma hayatına atılmamış hanım kardeşlerimiz bilsin ki çalışan eş yada kariyerli ve statüsü yüksek eş olunca yada ikinizde öğretmen yada ikinizde doktor olunca aile güllük gülistanlık olmuyor.

    Vesselam…

    • .../nisa diyor ki:

      Ahir zamanda Müslüman olmak,

      Nevzat Tarhan bahsettiğiniz durumu şu şekilde açıklamış.

      – Erkeğin psikolojik ihtiyacı, kendisine ihtiyaç duyulmasıdır. Kendisine ihtiyaç duyulduğunu hissettiğinde enerjisi artar, güçlenir ve harekete geçer.

      – Kadın ise sevilip değerli olma duygusu taşıdığında güçlenir.

      – Erkek kabul edildiğini, kadın da paylaşıldığını hissettiği zaman sevildiğini düşünür.

      – Varlığına ihtiyaç duyulduğunu hissedememek, erkek için ağır ağır ölmek demektir. Sevilmemekte aynı şekilde kadını yıpratır.

      Suzan hanımın yıpranma sebebi de sevgisizlik yada bu sevgiyi hissedememek. Belki de eşiyle aynı duygu dilini konuşmadıklarındandır. Peygamber efendimizin (sav) annemiz Hz. Aişe olan dialoğu muhabbeti örnek alınmalı. Erkeklere belki sevgiyi sözle ifade etmek zor gelebilir lakin kadınlar duymak ister fıtratında bu vardır.

      • adem diyor ki:

        ahir zamanda müslüman olmak “Bekar ve henüz çalışma hayatına atılmamış hanım kardeşlerimiz bilsin ki çalışan eş yada kariyerli ve statüsü yüksek eş olunca yada ikinizde öğretmen yada ikinizde doktor olunca aile güllük gülistanlık olmuyor. ” sonuna kadar katılıyorum. örnekleri gözümün önünde var çünkü.
        nisa hanım nevzat tarhanın bir aile reisi olarak hz.Peygamber adlı kitabında bu söylediğinz ifadeler geçiyor. o kitabı okudum ve güzel. fakat sema hanımın yazdığı kitaplar daha fazla günümüz kadın-erkek problemlerini irdeleyip çözümler sunuyor.
        burda suzan hanım arada kalmaktan muzdaip gibi geldi bana. kendisini bi tarafa atmak istiyor. yani bir seçim arefesinde. elbetteki Hz Peygamberimiz ile Hz Aişe annemizin muhabbeti olsun aralarında ama bu olmuyorsa.. “Erkeklere belki sevgiyi sözle ifade etmek zor gelebilir lakin kadınlar duymak ister fıtratında bu vardır.” en son böyle bitirmişsiniz. ee o zaman suzan hanım davasında haklı. peki sonuç boşansınlar..bakın beyin böyle çalışır. bu cümleler yazana fayda vermez. evet unlar doğru yanlış yazdınız demiyorum ama yaptığı hatalardan dolayı uçurumun kenarındaki insanlara doğrular söylenmez ki. inşallah yanlış anlaşılmam. inanın size bir sözüm yok nisa hanım. sadece bu yuvayı kurtamak için böyle yazdım.

        • .../nisa diyor ki:

          Adem bey,

          Sizin yazmış olduğunuz noktaları 28.05.2017 00.37 yorumumda yazdım. Sema hanımın erkeklerin hanımlarına nasıl davranması gerektiğiyle ilgili yazıları eşine okutmasını tavsiye ettim. Suzan hanımın yazdığı kadarıyla durumu anlayabiliyoruz hassas olduğu bir dönemde olabilir. Asla boşanma gibi bir durumu düşünmesini önermedim aksine eşiyle beraber çözüm bulmasını önerdim.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

Beğenmiyorsan değiştir, değiştirmiyorsan bakış açını değiştir ama asla şikayet etme. ( Maya Angelou)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku