Adalette Kız Çocukları “Üvey Evlat” mı?

22 Ocak 2013Mehmet Emin Karabacak3 Yorum »

“Biz dört kardeşiz ve evin tek kızıyım. Her şey güzel güzel giderken ne zaman evlendik çocuk sahibi olmaya başladık, o zaman anne babamın abilerimi kayırdıklarına şahit olmaya başladım.

Babamın durumu iyi, oturduğu evle birlikte üç tane daha evi var. Bu evlere de abilerimi oturttu. Hatta babam bu evlerden birini alırken, araba için biriktirdiğimiz parayı bizden borç istedi ve biz de hiç tereddüt etmeden verdik.

Bir iki yıl sonra biriktirmiş olduğumuz parayla araba almaya karar verdik. Fakat az bir paraya ihtiyacımız oldu. Yani anlayacağınız devede kulak misali bir para. Borç para alabileceğimiz kişinin ailem olduğu düşündük ve parayı istedik. Annemin verdiği cevap ise ipe un sermeye benzedi.

Yine yedi yıldır ödediğimiz kooperatiften evimiz çıktı. Kat farkı, kira bedeli ve evin içi derken yine paraya ihtiyacımız vardı. Yine borç alabileceğimiz kişinin ailem olduğu düşündük. Devede kulak misali yine borç para istedik; fakat bu seferde babam para yok dedi. Oysa babam, ondan sonra evin tüm eşyalarını değiştirdi. İşin garip tarafı, bana yok olan şeyler, abilerime gelince nedense oluyor. Ev araba alırken onlara gereken destek veriliyor; fakat bize gelince ipe un seriliyor.

Bayram ve tatillerde annemlere gidiyoruz. Biz vardığımız zaman bizim çocukları hoş geldin adına sadece ellerini öptürürlerken, abilerimin çocuklarına ellerini öptürmekten öte içten içe sarılıp öpmelerini izah edecek bir cümle bulamıyorum.

“Her insan ölümü tadacaktır.” (Ali İmran, 3/185) ayeti doğrultusunda annem vefat etti, babam ise yaşıyor. Bir zamanların karakaşlı kara gözlü oğlanları, şimdi babama bakmaktan imtina ediyorlar. Elleri ayakları tutarken en küçük bir adaleti bana çok gören babama, şimdi ben bakıyorum. Adil ve dürüst davranmadığı için babama içimden gele gele bakamıyorum. Allah biliyor, Allah korkusu olmasa onu da bakmayacağım; ama her şeyi Allah’a havale ediyorum.”

“Biliniz ki mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah’ın katındadır.”(Enfal, 8/28)

Anne babaların çocuklarına karşı vazifelerinin en başında adaletli davranmaları gelir. Çünkü anne babaların çocuklar arasındaki adaletsizliği, çocuklar arasına kin tohumlarının atılmasına neden olmaktadır. Küçük yaşlardan itibaren çocuklardaki kardeş kıskançlığının temelinde de olumsuz anne babaların tutumlarından kaynaklanmaktadır.

“Hep onu kayırıyorlar, onların biricik oğlu, varsa yoksa o, sanki ben üvey evladım…” gibi ifadeler çocukların en sık kullandıkları cümlelerin başında gelmektedir. Çocuklar arasındaki sevgi tohumları yerine atılacak kıskançlık tohumları, kardeşler arasında olduğu kadar çocukların anne babalarıyla da sıkıntılar yaşamasına neden olacaktır. Bunun sonucunda da çocuklar, anne babalarına karşı; “Hırçın, söz dinlemeyen, asi…” gibi olumsuz davranışlar sergilemesine neden olacaktır.

Ashabı kiramdan Numan bin Beşir anlatıyor:

“Babam bana bir miktar mal hibe etmişti. Annem, “Bu hibeyi Resulüllah’a sormalısın.” dedi. Bunun üzerine babam Resulüllah’a gitti ve durumu anlattı. Allah Resulü, “Başka çocukların var mı?” diye sordu. “Evet!..” demesi üzerine “Aynı şekilde hepsine de hibe ettin mi?” diye sorunca, babam “Hayır!..” dedi. Bu duruma karşılık Hazreti Peygamber (s.a.v); “Allah’tan korkun, çocuklarının sana karşı hürmet ve lütufta eşit davranmaları, seni memnun etmez mi? Öyleyse, çocuklarınız arasında adil olun.” dedi. Bunun üzerine babam yaptığı hibeden vazgeçti.” (Müslim, Hibat,13/3)

Anne Babalar Çocuklar Arasında Adaletli Olabilmek için Neler Yapılmalı?

1.Çocuklar, anne babalar için bir imtihan aracıdırlar:

“Biliniz ki mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah’ın katındadır.”(Enfal, 8/28)

Allah’tan korkun. Evladınız arasında adaletle muâmele edin.” (Râmuz, c. 1/1310)

“Bu, kendi ellerinizin yapıp öne sürdüğünün karşılığıdır”. Allah kullar(ın)a asla zulmetmez. (Ali İmran,3/182)

Hz. Aişe (r.anhâ) anlatıyor: “Yanıma bir kadın girdi. Beraberinde iki kız çocuğu da vardı. Bir şeyler istedi. Aksi gibi yanımda bir hurmadan başka bir şey yoktu. Onu verdim. Kadın aldı ve ikiye bölerek kızlarına taksim etti. Kendine pay ayırmadı. Çıkıp gittiler. Arkadan Resûlullah (s.a.v) girdi. Durumu ona anlattım. Dedi ki: “Kim bu şekilde kızlarla imtihan edilir o da onlara iyi davranırsa, kızlar, onun için, ateşe karşı perde olurlar.” (Buhârî, Zekât 10. Tirmizî, Birr 13).

2.Adalet konusunda en güzel şekilde model olmalıdırlar:

Anne babalar adalet konusunda çocuklarına en güzel şekilde model olmalıdırlar. Her konuda olduğu gibi dürüstlük ve adalet konusunda anne babalar çocuklar arasında eşit davranmalıdırlar. Adalet konusunda en güzel şekilde model olan anne babalar, aile bireyler arasındaki sevginin güçlenmesini sağlayacaktır.

“Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.”(Nisa, 4/58)

Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v): “İyi olması için evladına yardımcı olan ve iyi örnek olan anne-babaya Allah rahmet etsin” (Makasıdu’l-Hasene,225) buyurarak evlatlar arasında adaletli olmaya çalışan anne babalara dua etmişlerdir.

Bir başka rivayette yine Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v): “Onların sana eşit bir şekilde iyilik etmeleri nasıl senin hakkınsa, senin de onlara eşit muâmelede bulunman öylece onların hakkıdır.” buyurmuşlardır.

3.Kız-erkek ayırımı yapmamalıdırlar:

Bazı ailelerin kız çocuklarına üvey evlat muamelesi yaptıklarına şahit olmaktayız. Kız çocuklarını ikinci plan atıp erkek çocuklarını ön plana çıkaran aileler, kendilerine olduğu kadar kardeşler arasında da sevgi ve kardeşlik bağının ortadan kalkmasına neden olmaktadırlar.

Çocuklara gösterilecek sevgide; kız-erkek ayırımı yapılmadan adaletli bir şekilde gösterilmelidir. Hz. Enes’in (r.a) naklettiği hadis-i şerifte: “Bir adam, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) yanında oturuyordu. Bir ara adamın yanına bir erkek çocuğu geldi. Adam çocuğu öpüp dizleri üzerine oturttu. Biraz sonra adamın yanına bir de kız çocuğu geldi. Adam onu da yanına oturttu. Peygamber Efendimiz adama, ‘Niçin ikisini bir tutmadın?’ diye adamı kınadı.” (Hayâtü’s Sahabe, c. 3/47)

Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Allah, öpücüğe varıncaya kadar her hususta, çocuklar arasında adaletli davranmanızı sever.” (el-Câmiu’s-Sağîr,2,297) buyurmuşlardır.

4.Küçük büyük diye ayırım yapılmamalıdırlar:

Genelde aileler küçük çocukları kayırma eğilimindedirler. “Sen ablasın, abisin, büyüdün…” gibi ifadeler en sık duyduğumuz cümlelerin başında gelir. Çocuklar arsında küçük-büyük diye bir ayırım yapılmamalıdır. Hak kiminse ona verilmelidir.

Hazret-i Ali anlatıyor:

“Peygamber Efendimiz bize ziyarete gelmişti. O gece bizde kaldı. Hasan ve Hüseyin de uyuyorlardı. Bir ara Hasan su istedi. Peygamberimiz hemen kalktı ve su kırbasından bir bardak su aldı, çocuğa vermek için getirmişti ki, o sırada Hüseyin de uyandı. Hüseyin bardağa uzandı ve su içmek istedi. Peygamberimiz suyu Hüseyin’e vermedi, önce Hasan’a verdi.

“Bunun üzerine Fatıma dayanamadı ve ‘Hasan’ı Hüseyin’den çok seviyorsunuz gibi…’ dedi.

“Peygamberimiz, ‘Hayır, suyu önce Hasan istedi’ buyurdular. (Ahmed bin Hanbel, I, 101)

5.Amel defterlerinin kapanmamasını sağlarlar:

Anne babalar öldükten sonra dua edecek hayırlı evlatlar bırakmak için adaletli olmak zorundadırlar. Çünkü sağlığında dürüst ve adaletli olamayan anne babanın çocukları da dua konusunda onları hayırla yâd etmeyeceklerdir.

Biz iki kız bir erkek üç kardeşiz. Anne-babam abime ev aldı fakat biz almıyor. Gerekçede ben oğlana almak zorundayım size de eşinizin ailesi alsın diyor. Nerde adalet nerde çocuklar arsında eşitlik. Bunu yapanda namazında niyazında ve her zaman hacılığıyla gurur duyan öz babamdır. Benim de içimden ne anne-babama dua etmek ne de arkalarından hayır yapmak gelmiyor.

Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Bir insan ölünce şu üç şey hariç amel defteri kapanır: Sadaka-i cariye (faydası kesintisiz sadaka), faydalı ilim ve kişinin ardından kendisine dua edecek hayırlı evlat.” (Ebu Davud, Vasaya,14) buyurmuşlardır.

Sonuç olarak:

Anne babaların elinde yetiştirme adına birer emanet olan bu çocuklar, ahret için de birer imtihandır. “Biliniz ki mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah’ın katındadır.”(Enfal, 8/28).

Anne babalar, çocukların eğitiminden tutundan mal paylaşımına kadar her konuda azami dikkati göstermeleri ve çocukları arasında âdil davranmalıdırlar. “Allah’tan korkun ve çocuklarınız hususunda adil olun.” (Müslim, Hibe,13) .

Şunu unutmamak gerekir ki¸çocuklar her ne kadar anne baba hakkında sorguya çekilecekse de, anne babalarda çocuklarına karşı adaletli olup olmadıkları konusunda hesaba çekileceklerdir. “… Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden sakınınız.” (Bakara, 2/24).

 

 

 

Okunma Sayısı : 4.306

Yorum yapın

“Adalette Kız Çocukları “Üvey Evlat” mı?” için 3 Yorum

  1. Süheyla dedi ki:

    Benim babam ya da annem çok şükür kız-erkek arasında ayrım yapmıyorlar.Yanlız aynı şey dedemle rahmetli babaannem için geçerli değildi.Kızları olmasada kız torunları var.Miras gibi şeylerde ayrım söz konusu değil ama ilgi alaka konusunda erkekler biraz daha öndedir.Çünkü sürekli her ikisininde söylediği söz”kızdan kale olmaz.Kız evlenip başkasının ocağına gidecek,oğlan soyu yürütecek”derlerdi.Mesela erkek torundan olan çocuklarla kız torundan olan çocuklar arasında bile ayrım yaparlardı.Kızdan kale olmadı ama ikisi de kız torunlarının eline ve merhametine kaldılar.Rahmetli babaannem alzemheir hastasıydı.Yedirme,içirme,tuvalet gibi ihtiyaçlarını hep biz kız torunları yaptık.Bir kere bile kötü bir davranışımız olmadı.Şimdi de dedem alzemheir hastası.Babaannemden çok daha beter durumda.Kendi kendini idare edebiliyor ama (yemek yeme,tuvalete gitme gibi) geceleri uyumuyor bizi de uyutmuyor.Uyku bize haram artık.Sadece bizi rahatsız etse iyi,bütün binayı gürültüsüyle,bağırtısıyla rahatsız ediyor.Allah’tan bina da yabancı yok.Peki bütün bunlara kim sabrediyor,onun dilinden en iyi kim anlıyor,ona hizmeti kim yapıyor?Tabi ki kız torunu olarak ben.Erkek torunları evlerine alacaklarda bakacaklar:)

    Bunların hepsi cehaletten başka bir şey değil.Bununla avutuyoruz kendimizi…

  2. Esmagül dedi ki:

    Benim babam da benim çocuğuma fazla yanaşmak istemiyor, sebebi ise kızının bir erkekle birlikteliğinden doğmasıymış. Yani kızının evlilik içi ilişkisini kirletilmek olarak görüyor anlatabildim mi.
    Ama oğlunun çocuğunu bağrına basıyor. Çünkü o erkek ve oğlu bir kadınla cinsel münasebette bulunabilir bu ayıp değil, fakat kızı yapınca ayıp.
    Buarada namusumla evlendim ve çocuğum evlilik içinde dünyaya geldi yanlış anlaşılmasın. Ama babam Allah’ın hoş gördüğü karı-koca ilişkisini kızlarına yakıştıramıyor ve bu ilişkiden doğan çocukları da kabullenemiyor. Nedeni de kızının karı-koca ilişkisine girmesi ayıpmış. Ama oğullarınınki ayıp değilmiş.
    Bunları yapan insan üniversite mezunu bir de düşünün. Bu yaptığının günahı var mı merak ediyorum.
    Aileme melek olmadığımızı ve peygamberlerin de evlenip çocuk yaptığını söyledim, faydalı olmadı ama.

    • M. Emin KARABACAK dedi ki:

      Esmagül Hanım; Allah yar ve yardımcınız olsun. Bizlerde bu yazıyı bunun için yazdık. 1400 yıl öncek anne babalardan hala günümüzde varki bu konular güncelliğini koruyabiliyor. Bunu birde okumuş tabamız daha çok yapıyor. Bunlar için de dua etmek lazım diye düşünüyırum. Alvin Tofler2in dediği bibi 21.yüzyılın cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil öğrenmeyi öğrenemeyenler dediği gibi.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

Rasulullah Efendimizin yaptığı bir dua. Bu kıymetli hadisi Şerifi öğrenelim bolca okuyalım inşallah. Kaynak: Ebu Dâvud

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku