Anne Sütü; Anneliğin Keyfi

30 Ağustos 2013Yasemin YusufoffYorum Yok »

yasemin-150x150“Yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerin doğumu izleyen ilk altı ay içinde yaşama şansı böyle beslenmeyen bebeklere göre 14 kat daha fazladır. Doğumu izleyen ilk gün içinde anne sütüyle beslemenin başlatılması yenidoğan ölüm riskini yüzde 45’e varan oranda azaltabilmektedir.

Anne sütüyle besleme aynı zamanda çocuğun öğrenme yetilerini desteklemekte, yaşamın daha sonraki yıllarında obezliğin ve kronik hastalıkların önlenmesine yardımcı olmaktadır. ABD’de ve Birleşik Krallıkta son dönemde yapılan araştırmalar, anne sütüyle beslenen çocuklar bu durumda olmayan çocuklara göre çok daha az hastalandıklarından bu uygulama sonucu gerçekleşen büyük miktarda tasarruflara dikkat çekmektedir.

Bebeğin sağlayacağı yararların yanı sıra, bebeklerini yalnızca kendi sütleriyle besleyen annelerin doğumu izleyen ilk altı ay içinde yeniden hamile kalma olasılıkları da azalmaktadır; ayrıca bu anneler doğumun kimi sonuçlarından daha kısa sürede kurtulmakta ve hamilelik öncesi kilolarına daha çabuk dönmektedir. Eldeki kanıtlar, bu annelerin doğum sonrası depresyon gibi olumsuzlukları daha az yaşadıklarını, yaşamlarının daha sonrasında ise rahim ve meme kanserine yakalanma olasılıklarının düştüğünü göstermektedir.

Anne sütüyle beslemenin tüm dünya ölçeğinde geçerli, belgelerle kanıtlanmış bu yararlarına karşın 2012 yılında altı aylıktan küçük olup yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerin oranı yüzde 39’da kalmaktadır. Bu küresel rakam son birkaç on yıl içinde çok az artabilmiştir. Bunun nedeni, kısmen anne sütüyle emzirme oranlarının düşük kaldığı kalabalık ülkeler, kısmen de bebeklerini kendi sütleriyle besleyecek anneler için destekleyici ortamların genel olarak bulunmayışıdır.

Bununla birlikte, tüm topluluklara ulaşabilen destekleyici politikalar ve kapsamlı programlar uygulayan ülkeler emzirme oranlarını önemli ölçüde artırabilmişlerdir.

Bebek mamalarına yönelik büyük talep sonucu diğer ülkelerde bu ürünlerde kıtlığa yol açmasıyla medyanın dikkatlerini çeken Çin’de bebeklerini yalnızca anne sütüyle besleyen annelerin oranı yüzde 28’de kalmaktadır.” (Unicef)

**

Ben, sorana sormayana, kaç yıldır hep söylüyorum. 6. aya kadar bebeğinize su vermeyin. Çorba vermeyin. Anne sütü dışında hiç birşey vermeyin. Mamalardan sakın ama sakın vermeyin. ‘Sütüm az’ ‘Sütüm yetersiz’ olaylarına girmeyin. Bebek emdikçe süt oluyor zaten. Onun emmesi, vücüdumuza ‘süt yap’ diyor, ve mucizevi bir şekilde süt oluyor. Ama, ‘sütüm yetersiz’ deyip, mama verirseniz, bebeğiniz daha az emer, dolayısıyla daha az süt üretir vücudunuz, dolayısıyla kısır döngü oluşur.

Ben bile ilk çocuğumda az daha pazarlama ve büyüklerin yanlış düşünceleri kurbanı olacaktım. Kızım yeni doğmuştu, hastanede bana ek mama gerekebilir, isterseniz biraz verelim, ya da size pompa satalım, konuşmaları vardı. Hastane dedim de, Japonya’da yaşarken bir Amerikalı arkadaşım hamileydi. Gittiği hastanede kesinlikle anne sütü önerilmiyordu neredeyse yasak olacak derecede. Neden? Çünkü mama satıcıları koridolarda yaşıyorlardı neredeyse. O kadar çok para dönüyor ki mama Ayrıca, bir Japon arkadaşımın bebeği olduğunda, süt veriyor musun diye sorduğumda, neredeyse ayıplanmış bir yüz ifadesiyle ‘yok, hayır’ dedi. Başka bir Japon tanıdığım ise, 3 çocuğu vardı, ve 4. istiyordu, emzirmeyi çok sevdiği için. Koca ülkeyi genellemeyim ama, bu gelişmiş ülkelerde paranın gücü anne sütüne kadar değdiği için bunları paylaştım.

Büyüklere gelince, sevgili babamı örnek vereyim. Kızım ne zaman ağlasa, ‘açtır, mama alalım’ ya da ‘bebek doymuyor, sadece süt olur mu’ ya da ‘arkadaşımın da torunu oldu yakınlarda, onlar mama da veriyor, bebek doymaz ki sadece süt ile’ gibi yorumlarda bulunuyordu. Evet, benim süper babam, her konuda bana yardım etmek isteyen, bana şimdi de bebek beslemeyle ilgili de yardımcı olmaya çalışıyordu.

İlk çocuğumu olduğu gibi, ikinci çocuğumu da anne sütüyle besliyorum. Emzirmek kadar güzel ve kolay bir yemek ikram şekli yok dünyada. Bebeğinizle öyle bir yakınlık, derin bir bağ kuruyorsunuz ki, ancak emzirirseniz anlarsınız. Bunun daha güzel şekli, stres yapmadan emzirmek. Yani, vücudunuza, yaradalış şeklimize, bebeğinize güvenin. Size karışanlara, ‘mama vermelisin’ diyenlere, nazik ama emin bir şekilde, en az 6 ay ‘hayır’ deyin. Nedenlerin özeti yukarıda yazılı zaten. ‘Aaa, su bile vermiyor musun? Bu buzağı  değil ki, sadece süt emsin’ diyenlere, ‘Evet, buzağı değil, kuzum o benim’ deyip gülümseyin. 6 ay sadece süt vermekte kararlı olun. Bebeğiniz için en doğru karar, size de güzel yan-etkenleri oluyor.

Gelelim şu ‘bebeğim aç’ konusuna. İlk birkaç gün her bebek az emer, ve aslında 3 gün hiç birşey verilmese, bebeğe birşey olmaz, minik bir depoyla geliyor dünyaya. Mide kapasitesi şöyle: 1. gün: bir bilye kadar büyük midesi. 5. gün: masa tenisi topu kadar. 10. gün: tavuk yumurtası kadar. Yani, bebeğim yemiyor, az yiyor, vs. hiç bunları düşünmeyin. Bebeğiniz ağlarsa illa açlıktan ağlıyor diye birşey yok. Terlemiş olabilir, altı kirli olabilir, uykusu olabilir…

Bebeğimi ne sıklıkla emzirmeliyim, saati kaça kurayım diye soracak olursanız, saati camdan dışarı fırlatın derim. Bebek ne zaman emmek isterse o zaman emsin. Özellikle yeni doğan bebekler birkaç dakika bile ağlasa (meme vermiyorlar diye), meme emmekle daha çok zorlanıyor çünkü vücudunundaki tüm stres sinyallerini uyandırmış oluyor. Ya da, emme saati gelmedi diye meme yerine su vermek kadar saçma bir uygulama yoktur. Anne sütü kadar değerli bir besininin yerine su verilir mi hiç? Zaten anne sütünün %80 su. Buna karşı çıkan doktor ya da yakınınız varsa, bana yazabilirsiniz, onlara gereken yayınların özetlerini gönderirim (ama İngilizce…). Ayrıca, onlara sorabilirsiniz: Neden TC Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü, Amerika Pediatri Akademisi ve UNICEF hep aynı önerileride bulunuyorlar (6 ay sadece anne sütü)? Bunun aksini kanıtlayan bilimsel araştırmalar varsa, buyrun!

Siz siz olun, baskıya, yanlış yönlendirilmeye ‘hayır’ deyin. Bebeğiniz için en doğrusunu yapın. Hem anneliğin keyfini çıkarın, hem de şişelerle uğraşmayın!

‘Gece kalkmak çok zor ama, hemen mama vereyim sabaha kadar uyusun’ diyorsanız, demeyin, bebeğinizle uyuyun(bakınız bir önceki yazım)…

Okunma Sayısı : 3.587

Yorum yapın

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Sıkıntılar akıllıca idare edildikleri takdirde karakteri terbiye ederler. “ ( S. Smiles )

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku