Kariyer olarak ‘Refîka’lık

25 Haziran 2015Evlilik10 Yorum »

photoKariyerden bir parça;  Kendini ifade etme yeteneği.

Ehl-i medeniyet en ziyade kemâl noktası olarak bunu kabul ediyor. Halbuki kadınlar kendi aralarında gayet rahat kendilerini ifade edebildikleri halde ısrarla bunun telkin edilmesinde elbette şeytânî bi plan ve karşı cinse karşı haya perdesini yırtmak gibi bi netice var.

Peki aile içi iletişim, aile içinde kendini ifade etme yeteneği bundan daha mı geri kalıyor. Bütün psikologlar, aileleri kurtarmak veya daha mutlu hale getirmek için çalışan ilgili meslek sahipleri ne için uğraşıyor* Bunların uğraş verdiği sosyal ilişkilerin nihaî noktası kişisel iletişim değil mi? Bu, aileden daha önemli, daha devamlı nerede olabilir?  Bu iletişim olmadıktan sonra kim, hangi saadeti, nerede kazanabilir?

Kariyerden bir parça daha; Talebelerini, hastalarını en iyi şekilde yetiştiren, bir nevi terbiye edip sıkıntıları ıslah edebilen.

Bir insanın hayatının belli bir döneminde var olabilen küçük bir kusuru ıslah etmek veya bir tek konuda yol göstermek, mürebbîlik, pedagogluk ,psikologluk, rehberlik yapmak bir kariyer oluyor da, sıfırdan bir bebeği, evladı alıp; her yönüyle, her zaman, her meselede ona rehberlik psikologluk pedagogluk mürebbîlik… hulasa: ‘annelik’ yapmak hangi nevi kariyer oluyor. Medeniyet daha bu kariyere münasip bi isim bulmamış!

Kariyerden bir parça daha; İdare edebilen, sıcak iş ilişkileri kurabilen, ortamın stresini asimile edebilen, aranılan bir kişi olan… Grup çalışmasına yatkın.

Sanırım fazla söze hacet kalmadı. İş hayatında bu özellikler kariyer oluyor da, bir ailede ufak tefek kusurları tartışmaları şefkatiyle asimile etmek, sünger gibi, her derde deva bir eş, bir anne olmak, herkesin hasretle arayıp da bulamadığı ‘o kişi’ olmak kariyerin hangi şubesinde dahil!

Veyahut amirlerine itaat etmek medeniyetin farz-vacip kısmından olduğu ve kadınları tatlı dilli, güler yüzlü olmaya zorlarken, karşılığında da muhabbet ve şefkat göstermediği halde; bir tek kocaya sevgi ve şefkat karşılığıyla itaat etmek, yani hatırını saymak, onu başkalara kıymetli tutmak, bu nevi hislerini kocaya tahsis etmek, beğenilme ilgi görme gibi hissiyatını kocasıyla deşarj etmek esaretin hangi tipine giriyor.

Ve hakeza.. kıyas edilsin.

Allah  Rasulü, saliha kadın, yani şimdiki tabirle kariyer sahibi kadın; “Kendisine bakıldığında sevinç duyulan, bir emir verildiğinde itaat eden, kendin hakkında ve malın hakkında çirkin bulduğun şey ile sana muhalefet etmeyendir.” buyurmuş. Çok manidar. Her maddesini şimdi medeniyet dayatıyor. Cennetlik kadınlar hakkında; “.. hata ettiği zaman elini, senin elinin üzerine koyar ve der ki; Ya affet, ya da neyi uygun görüyorsan öyle yap” diyendir buyurmuş. Bu da kendisini ve hatasını ifade etme yeteneğidir ve böylesi kadın da yok gibidir.

Çocuk terbiye etmek, maddi manevi sağlıklı bireyler yetiştirmek, bir aileyi muhafaza etmek, aile ve akraba ilişkilerini koruyabilmek, yani insan ilişkilerini geliştirmek, umum ehl-i dünyanın hayalini kurduğu kariyerin, kemâlâtın ve hassas manevi maksatların en yüksek mertebesi. Bu işte eşi yardımcı olduğu gibi netice de neredeyse garantili. Allah katındaki mükafat ise cihad, cennet gibi şeyler.. Hem karşılığında sevgi muhabbet sevinç ve emniyet içinde olmak, yalnız ve sahipsiz kalmamak gibi neticeler var.

Medeniyetin hususan kadınlara dayattığı aşağı prensipler, fıtraten iyi bildiğini yapma gayreti taşıyan müslüman ve hassas hanımlara nasıl bi zarar verdiği iyi düşünülmeli. Allah Rasulü’nün bize ders verdiği esaslar asıl kemâl ve kariyer, medenîlik ve saadet olduğu; benliğini, fıtrî vazgeçilmez arzularını en iyi tatmin eden yine fıtrata uygun olan o emirler olduğu halde; başka kaideler veya harici kemâlâtlar bi fayda temin etmiyor. Hâl-i âlem buna şahit!

Elhasıl; Ahlâken ruhen, hatta maddi lezzetler saadetler noktasında; ev ve aile hayatı kadının bütün dünyası. ve dertsiz gamsız huzurlu olabileceği tek yer. Yani Allah’ın rahmetine en yakın olduğu yer. Ayrıca kadının kendi nefsini terbiye noktasındaki imtihan sahası da, ailesi. yani kocası ve akrabaları. Sadaka vermekte aile ve akrabalar öncelikli olduğu gibi iletişimde, geçimde, idare etmede de önceliği onlara vermek gerekiyor. Allah Rasulü’nün sadece birkaç emri bu meseleleri çözmeye yetiyor fakat enaniyeti ve gururu bırakmak, tevazu göstermek icab ediyor.

Hulasa; Aile hayatı bu dünyada da insanın bir nevi cenneti hükmüne gelebilirken, böyle bi hayatın vesilesi olacak ve reddedilemeyecek bir cazibe olarak; munis mahbub bir eş, müşfik bir anne, sâdık bir refîka, emîn bir mürebbî, tam bir müdebbir, takvalı bir mü’mine olmak kariyer olarak neye kifayet etmez?

Uğur Tuğrul

Okunma Sayısı : 4.355

Yorum yapın

“Kariyer olarak ‘Refîka’lık” için 10 Yorum

  1. Tuğrul dedi ki:

    Hayır duada bulunanlara ben de iştirak etmek istedim. Allah öncelikle gönlümüzde olanı yani umduğumuz tarzı beklentimizde olanı hakkımızda hayırlı eylesin. Değilse de, Hakkımızda hayırlı olana gönlümüzü razı eylesin. Amin.
    Yorum yapanlara teşekkür ediyorum.

    • Meryem dedi ki:

      Tuğrul Bey
      Bu duayı çok seviyorum . Tanıdık kaynaktan okudunuz sanırım . Bu duaya yürekten amin diyorum .

  2. Gülbahçesi dedi ki:

    Tebrik ederim güzel bir yazı olmuş…’ Ev hanımlığı” ne kadar da güzel bir meslek, (gerek erkek olsun gerek bayan)tabi ki anlayana…Bu bilinçte olan bekar bayan arkadaşlara da duam odur ki Rabbim karşınıza bunun bilincinde olan, bu bilincin hakkını verebilecek hayırlı eşler nasip etsin….Ev hanımlığının kutsallığını bilen ancak ( çalışmayan birini alacaksın da evde onu mu besleyeceksin düşüncesine sahip olan kayınvalideler vb. çevresel düşüncelerin etkisinde kalarak )çalışan bir eş ile evlenip, çalışan bayan eş, çocuklarını büyütmek için en azından 2-3 yıl gibi ücretsiz izin alma talebinde bulunduğunda oohhh çok değil mi diyerek bunu çok gören paranın sıcaklığına kapılan nice erkekler var çevremizde…

  3. hüzün gecesi dedi ki:

    Ehli medeniyetin sunduğu karşı cinse olan haya perdesini yırtmaya çalışmak…
    Bunu başaramayanları(!) gözlemlediklerinde “yobaz” diye yaftalamak…
    İş yerinde patronlara kusursuz hizmet etmeyi “kariyer” adı altında eneyi okşayarak sunarken, evde kocaya çay kahve ikram etmeyi “eziklik, zavallılık” olarak empoze etmek…
    “Boşanırsan, kocan ölürse ne yapacaksın?” ( Bilinçaltı aptaldır bir yazarın ifadesiyle ve neyi verirseniz onu alır. Boşanma fikriyle evliliğe girenlerin ne derece sağlıklı bir evlilik hayatı sürdürebileceği tartışılır.) “Parasal açıdan bir erkeğe bağlanmak hiç tarzım değil doğrusu” vb tevekkülsüzlük kokan ifadeler ile kadını evinin hanımı olmaktan çıkarıp avm-kozmetik bağımlısı haline getirmeye çalışmak. (Bu tip ifadeler yarın aç susuz kalacağım düşüncesiyle bugünden tıka basa yiyip içmeye benziyor bence. Hangi yarından bahsediyoruz acaba? Erişip erişmeyeceğimiz meçhul olan yarınlar mı? )
    Mimsiz medeniyetin dayatmalarına boyun eğmemek duasıyla…. kaleminize sağlık.

    • .:. dedi ki:

      Yerinde gördüğüm tespitlerinize ben de katılıyorum.

      “Boşanırsan, kocan ölürse ne yapacaksın?” .:)

      Şimdiden yığınak yapsın ne olur ne olmaz. (böyle yapanlar hiç de az değil.

      • Meryem dedi ki:

        Samimiyetle izah edeyim . Şu an muhasebe müdürü olarak çalışıyorum . Üniversite okurken “mezun olunca çalışacağım , kendi ayaklarımin üzerinde duracağım , hemen evlenmeyecegim koca dirdiri cekmem “düşüncesindeydim. 3 yıldır çalışıyorum ve is hayatından ağzımin payını aldım . Dürüstçe söylemek gerekirse şu an tek özendigim meslek “ev hanımligi” . Ne güzel bir meslek . Hayırlı evlat yetiştirmekten , eşinden her konuda razi bir koca dan daha iyi kariyer mi olur ? Ki bu kariyer ebedi hayatımızı da etkiliyor . Hani Üstad 24. Lema da der ki ” Ne mutludur o kadına ki eşine bakarak “ebedi eşini kaybetmemek için takva ya girer . Ne mutlu o erkeğe ki hanımına bakarak ebedi eşini kaybetmemek için takvaya girer. Bedbahttir o kadın ve erkek ki birbirlerine cehennem odunu olmak için yardım ederler ” ve devam eder . Sözün özü Rabbim ben dahil tüm Bekarlar a onları Allah’a yaklaştıracak hayırlı eş nasip etsin . Annemin bir lafı var “kuzum haçan unutma yarın oburgun evlenursun . Kocasina cariye olan onu kölesi eder ”

        Vesselam 🙂

        • hüzün gecesi dedi ki:

          Selamün aleyküm Meryem Hanım
          Benzer yanlarımız olmakla beraber farklı olan şu ki mezun olurken bahsettiğiniz şekilde bir düşüncem yoktu benim. Hatta çalışmaya pek sıcak bakmıyordum. Nitekim mezun olduktan 1 yıl sonra iş hayatında yerimi aldım. Çalışmıyor olduğum zaman zarfında çevreden “şu bölümü okusaydın senin için daha iyiydi” diyen de oldu. Bu çevreler hiç susmaz zaten tercih zamanı da biraz da para getiren meslekleri düşün diyen olmuştu. Ben de çok para insanı yolundan şaşırtır derdim 🙂
          2.5 yıldır iş hayatındayım ben de ve kadının fıtratına aykırı buluyorum. Evle iş arası mekik dokumak gına getiriyo bir müddet sonra ve evli çocuklu olup emekliliğe erişenlere hayret ediyorum bazen. Bazıları 657 yi gözünde ne kadar büyüttü bilmiyorum ama evlilik olduğunda istifa etmeyi düşündüğümü söylediğimde akıl erdiremiyorlar bana 🙂
          Üstadın aile hayatı ile ilgili tespitleri de çok güzel. Ayrica “kadınlar yuvalarından çıkıp beşeri yoldan çıkarmış; yuvalarına dönmeli” diyor. Okunulan hakikatler ile yasananlarin birbirini tutmaması da ayrı bir dram.
          Sizin valide iyi demiş de bizimki yaşıtlarım anneanne/babaanne oldu diyor. Du bagalım ne edeceğuk 🙂
          Yaza yaza bunların arkası kesilmez roman olur nerdeyse ben kaçayım en iyisi. Selametle…

        • mehtap dedi ki:

          Meryem hanım duygularıma tercüman oldunuz. İyi bir üniversite ve iyi bir iş hayatı. Fakat çalışma hayatına girdikten sonra anladım ki en iyisi hayırlı bir yuva kurup; hayırlı bir eş ve anne kariyerliğinde ilerlemek. Duam şudur ki Rabbim rızasına ulaştıracak hayırlı bir yuva kurmayı nasip etsin. Amin.

  4. rüya dedi ki:

    Çok güzel bi yazi olmus. Çok ders verici.. İnsanı farkli açılardan bakmaya yönlendiriyor. Ağzına sağlık. Yazilarini merakla takip ediyorum…

  5. ararat dedi ki:

    Hocam valla ağzına sağlık.
    Tebrik ederim, bu sitede okuduğum en doyurucu yazılardan biriydi. Cuk diye oturmuş
    [tabi Sema Hanım alınmasın şimdi 🙂 ]

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

Rasulullah Efendimizin yaptığı bir dua. Bu kıymetli hadisi Şerifi öğrenelim bolca okuyalım inşallah. Kaynak: Ebu Dâvud

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku