Manevi Darbe 1 (Aileye Darbe)

18 Ağustos 2016Sema Maraşlı116 Yorum »

7_b“Baş mimar olan Fethullah Gülen ağabeyimizi saygı ve sevgi ile selamlıyoruz .”

Merak etmeyin yukarıdaki cümle bana ait değil. Bir zamanlar Aile Bakanı olan Fatma Şahin’e ait. 2010 olimpiyatlarında sahneden teşekkür konuşmasında Fethullah Gülen hareketine övgüler dizerek “yapılanları bir idealin zafere ulaşması” olarak tanımlayan Fatma Şahin konuşmasının sonunda:

“Baş mimar olan Fethullah Gülen ağabeyimizi saygı ve sevgi ile selamlıyoruz .” Diyor. Bir zamanlar Fetö’yü milletin çoğu hoca zannetti hocaefendi dedi tamam da tanınmış birine, saygın görünen birine samimi değilsen ağabey  diyemezsin. Ağabey diyebilmek için çok yakın bir hukukunuzun olması gerekir. Fatma Şahin çok rahat bir şekilde ona ağabey diyebiliyor.

Fethullah ağabeyine teşekkürden iki yıl sonra 2012 de Fatma Şahin, hükumet düşmanı feminist derneklerle oturup aile kurumuna dinamit koyan yeni aile kanunun çıkarttı. Bu arada Aile Bakanlığı”nda da ne kadar ona muhalefet edecek kişi varsa onları psikolojik tacizlerle gönderip yerine kendi takımını aldı. Şu anda Fetö operasyonlarında Aile Bakanlığı”ndan atılanlar hep onun döneminde alınanlarmış. Bu durumda Fatma Şahin’in geçmişi ve yaptıkları da incelenmeli diye düşünüyorum.

O dönemde aile kanunu çıkmadan önce çok yazılar yazıp uyarılar yaptım. O yazılarımın linkini de yazının sonuna ekleyeceğim.

Fatma Şahin’in iddiası neydi: Bu kanunla kadın şiddeti azalacak, kadınlar korunacaktı. Peki ne oldu? Bu kanundan sonra kadın şiddeti azalmadı arttı.

Mağdurlar tarafından “Fatma Şahin kanunları” diye anılan 2012 aile kanunu, kadınları erkeklere karşı kışkırtmaktan, aralarına düşmanlık ekmekten, boşanmaları ve şiddeti artırmaktan başka bir işe yaramadı.

Neymiş bu kanunlar Avrupa’da da varmış. Avrupa’da da aile kurumu diye bir şey kalmadı zaten, çoğunluk nikahsız ilişki yaşıyor. Aynı evde karı-koca gibi yaşayıp çocuk yapıyorlar fakat evlenmiyorlar. Kanunlar yüzünden erkekler evlenmek istemiyor.

Sen Müslüman bir ülkede bakan isen ve kanun çıkarıyorsan bu ülkenin dinini de göz önüne almak zorundasın. Halkın çoğunluğu batılılar gibi nikahsız ilişkiler yaşamak istemez. O zaman da bu kanunla nasıl bir tahribat yapacağını düşünmek zorundasın.

Özetle bu kanunla Fatma Şahin ve ekibi ne yaptı?

1- Önce şiddet kavramı genişletildi. Erkeğin kadına kızması, bağırması, cinsel birliktelik istemesi, az para vermesi gibi pek çok şey şiddet kavramı içine dahil edildi. Sonra Avrupa destekli şiddet araştırmaları yapıldı ve çok yüksek rakamlara ulaşıldı. Zira bu araştırma öncesi katılanlara bilgilendirme yapıldı. “Kocanız size bağırıyorsa, kızıyorsa bu şiddete girer soruların ona göre cevaplayın” diye yönlendirmeler yapıldı. Bu yüzden şiddet araştırmalarında çok yüksek sonuçlar çıktı. Bu araştırmaları okuyanların şiddet deyince aklına dayak geldi, oysa erkeğin sesini bile yükseltmesi şiddet sayılmıştı. Böylece erkeklerin çoğunluğu kadınların gözünde “şiddet yanlısı” ilan edildi. Kadınların erkeklere bağırması, psikolojik şiddet uygulaması ise görmezden gelindi yok, sayıldı.

2-Kadınların şikayeti ile delil aranmadan erkekler suçlu kabul edildi.

Bir kadın “kocam bana şiddet uyguluyor” diye şikayet ettiğinde tek fiske vurmamış dahi olsa en hafifinden (!) evden uzaklaştırma cezası aldı. Binlerce erkek aylarca evinden sokağa atıldı.

3-Boşanma durumunda erkekler eski karılarına tazminata ve ömür boyu nafakaya mahkum edildi. Hiçbir Avrupa ülkesinde ömür boyu nafaka yok, biz onları da geçtik. İslam da ise kadın hamile ise doğurana kadar değilse sadece dört ay nafaka vardır. Bundan fazlasını erkek gönlüyle verirse verir, vermezse zorla alamazsınız haram olur. Erkek sadece çocuklarına nafaka vermek zorundadır.

Feministler nafakanın kadının hakkı olduğunu iddia ediyorlar. Nerden hakkı oluyor ben onu anlamadım. Bir adamla evlendin anlaşamadın ayrıldın diye artık sana el olmuş bir adamın kazancını yemenin, sülük gibi yakasına yapışıp sömürmenin, kazancına ortak olmanın neresi hak anlamadım. Bence bu kadın onuruna yakışan bir şey değil.

Zaten sağlık afiyetle yiyemezsin o parayı. Pek çok erkek gözü kala kala, kötü söyleye söyleye veriyor o parayı. O paradan hayır gelmez. Ancak kadın da adamla birlikte çalışmışsa kadın kendi kazancı kadarını alabilir.

Eski karısına nafaka ödeyen pek çok erkek yeniden evlenip yeni bir hayat kuracak maddi imkana da sahip olamıyor.

Boşandıktan sonra kadınlar nasıl geçinecek diyorlar. Bekarken nasıl geçiniyorsa aynen öyle. Aile desteği ise aile desteği, çalışıyorsa çalışmaya devam etsin. İki imkanı da yoksa devlet bakmak zorunda. Erkekler sigorta şirketi değil, eski karılarına aylık ödemek zorunda değiller. Bu yüzden erkekler evlenmekten korkuyorlar.Nafakaya güvenen kadınlar evliliği devam ettirmek için gayrette göstermeyebiliyor.

Feministler kadınların güçlü olduğunu iddia ediyorlar. Madem güçlüler niye onları eski kocaya muhtaç gösterip, aciz durumda bırakıyorsunuz, yakışıyor mu?

Bu haksızlığa acilen dur demek lazım. Kadınlara hak vermenin yolu, erkeklere haksızlık etmek olmamalı. “Kadın hakları” deyip erkeklere çok zulmedildi. İnsan hakkı olarak bakıp adaletle hareket edilmeli. Dün yerden yere vurulan erkekler, bugün canları pahasına vatanı kurtardı. Vatan için canını ortaya koyan kahramanları, kadınların karşısında çaresiz, aciz bırakırsanız bir gün o kahramanları da bulamazsınız.

Velhasıl Fatma Şahin’in “Fethullah ağabeyi” bize manevi darbeyi 2012 de Fatma Şahin eliyle vurmuş gibi duruyor , tabii ikisinin birlik olduğundan yüzde yüz  emin değilim fakat öyle oldukları yönünde işaretler çok, bu yüzden araştırılsın. Zira bu çok önemli bir konu. Velev ki birlikte yapmış olmasalar dahi aile kanunu muhakkak değişmeli.

Bizim oradan toparlamaya başlamamız lazım. O dönem ve sonrası konu ile ilgili çok yazı yazdım, bunlardan bir kaçı.

https://www.cocukaile.net/peki-erkeklerin-haklari-ne-olacak/

https://www.cocukaile.net/bu-kanuna-hep-birlikte-hayir-diyelim/

https://www.cocukaile.net/kadin-dernekleri-aslinda-ne-istiyor/ 

https://www.cocukaile.net/kocalari-avutmak-kolay-olacak-mi/

https://www.cocukaile.net/kalpli-pasta-ve-kafa-karisikligi/

https://www.cocukaile.net/erkege-siddet-3-babalik-hakkina-engel/

https://www.cocukaile.net/erkege-siddet-4-evden-uzaklastirma/

https://www.cocukaile.net/erkege-siddet-5-psikolojik-baski/

https://www.cocukaile.net/erkek-dusmanligi/

 

 

 

 

 

Okunma Sayısı : 89.763

yahya için yorum yapın

“Manevi Darbe 1 (Aileye Darbe)” için 116 Yorum

  1. adem dedi ki:

    kardeş dur napıyorsun. boşver Allahından bulsun. sen sakin kal. sakın ha. başka bir kadın çıkar elbet seni anlayacak. Allah seni anlayacak seni sevecek sana inanacak bir kadın elbet nasib eder

  2. duck dedi ki:

    nedense boşanan çiflerin aileleri dindar kesim..
    dindar aileler boşanmayı haklı ve meşru görüyor…birde agızlarında vardır bir hayır diyip suclarını yüce makama yüklüyorlar..

    • adem dedi ki:

      kardeş ben şimdi boşanma aşamasındayım. yukarıda 3 hafta önce yazdığım yorumu görüyorumda. neymiş ne olmuş diyorum. evden uzaklaştırıldım. şimdi eşyaları topluyorlarmış. annesi dindar hocayım diye geçiniyor. maalesef duck yorumunda haklısın.

  3. safkan dedi ki:

    Askerde; askerlikten ve Türk’lükden soğutmak için mobing uygulayarak kafa raporu aldırılarak çürüğe çııkartılan binlerce Türk gencinin askerliği bitince devlet memuru olması önlenmişir.FETÖ’ cü subayların verdiği zararlarda Fatma Şahinin aileyi parçalama kanunlarının verdiği zararlarda öyle büyük ki bunlar daha önceden bir üst akıl tarafından düşünülmüş ve bilinçle uygulanmış

    • .:. dedi ki:

      Bir öylesi var, birde askerden kaçırmak için çürüğe ayırıp sahte diplomalar la devlet memuru veya makam sahibi yapılmış olanlar var.

      Çift taraflı çalışmışlar.

      Bu makalede belirtilen hususlarda ana etken Lider olan başbakan veya Cumhurbaşkanının kendi çalışma arkadaşları tarafından yanıltılması, eksik bilgilendirilmesi yeterli değildir.

      Demek ki ülkeyi yöneten lider olan kişi veya sorumluluk sahibi olanlar, kandırılmaya müsait ki kandırılmışlar.

      http://www.cocukaile.net/bosanan-erkekler-neler-cekiyor/#comment-92036

      daha önceleri de örnekler vermiştik, Keza sema hanım da yazmıştı,

      Daha geçtiğimiz yıl bu konulara dikkat çekmiştik.

      Ortada bir Fatma Şahin yasaları var. Daha da ötesi bu yasaları benimseyip, ikna olup da kabul edenler var. Sürecin ileriki yılları her geçen gün katlanan sorunlar yumağı olacaktır. Bunları bu yasalar ele alınmaya başladığında aklıselim kişiler sürekli dile getirmişti.

      Böyle durumda olan aileler düşman gibi davrananlar için hazır insan kaynağıdır. Her şekilde kullanmaya müsaittir. Ülkemizin içerisinde bulunduğu durum malumdur.

      • adem dedi ki:

        aynen kardeşim. bazen benimde aklıma geliyordu. devletine güvenemeyen devletinin kendisini kadınlara karşı 2.sınıf vatandaş olarak gördüğünü düşünen, medyasıyla kanunlarıyla erkeklere öküz aciz hayvan ve şiddetçi muamelesi yapıp kadınlara her halde ve her şartta masum nazik dünyalar kadar hakkı olan varlıklar olarak görmek belki de fetönün bir projesiydi. erkek vatandaşları devlete düşman yapmak için bir başlangıçtı. maalesef devletimiz ve hükümetimiz o kanunları fatma şahin ve komünist feminist aile düşmanı kadın dernekleriyle çıkarttı. ne olacaktı kadına karşı şiddet sona erecekti. peki ne oldu. kadına karşı şiddet arttı. neden.kadınlar erkekler karşısında devlet arkamda diye haksızlıklar yapıyor. artık erkekler dövmekle yetinmiyor öldürüyor. devlet erkekleri hiç dinlemiyor sizin derdiniz nedir diye. erkekler ne diyor. haksız nafaka kararları istemiyoruz diyor. boşandıktan sonra çocuklarımız göremiyoruz diyor.malvarlığımı elimden alamazsın diyor. boşanırken kadınlar şiddet meselesini kullanıp mahkemelerde haksız yere tazminat alamasın diyor. maalesef bu aile meselsinden fetö aile kurumunu ve oradan da hükümetimizi yıprattı. ama beni dinleyen kim. kanunlar hala aynı her geçen gün aile kurumuna darbe daha şiddetli vuruluyor. aile bakanlığı kadrolar bakımından fetönün elinde midir bilemiyorum ama fetö bilinçaltını çok fena zehirlemiş. fetöcü olmayanlarda fetönün devlete düşman mağdur erkekler yetiştirmesine adam sağlıyor. hemde hergün aile mahkemeleri eliyle adaletsiz kanunlarla. inşallah reis bunun farkına varır bu konunda da hemen adımları attırır. benim sevmediğim iki bakanlık var. aile bakanlığı ve adalet bakanlığı. bu ikisi Türkiyede aile kurumunu çökertiyor şahsi kanaatim.

      • Uğur dedi ki:

        Sayın .:., şu ifadeniz hatayı ortaya koyuyor: “ülkeyi yöneten lider olan kişi”… Ülkeyi ülkenin lideri değil, Kemalist, laik elitler yönetegeldi. Türkiye’yi hiçbir zaman seçilmiş lider yönetmedi, fakat komprador burjuvazi ve bürokrasi yönetti. Bu kompradorlara karşı da seçilmiş liderimiz Recep Tayyip Erdoğan, mecburen kendisine en yakın gördüğü güç odağıyla işbirliği yapmaya mecbur kaldı. Bu mecburiyeti sadece o hissetmedi. Türkiye’deki bütün dindar Müslümanlar bunu gerekli görmekteydi.

        Üstelik son çıkan bazı gizli belgeler ve şahidliklerle ortaya çıktı ki eski partisindeki bazı arkadaşlarının aksine Tayyip Erdoğan asla Gülenistleri sevmedi ve hep kendini ve partisini onların vesayetinden kurtarmak için fırsat bekledi. Bence yine de daha önce harekete geçebilirdi, ama bu noktada da Türkiye’deki hiç kimseden daha kabahatli değildi, yine de en hızlı davranan birkaç kişiden biriydi.

        17-25 Aralık polis-yargı darbesi sürecinde bile “dindar” vatandaşların çoğu hâlâ o zamanki başbakanımız, seçilmiş liderimiz Tayyip Erdoğan’ı değil de şimdiki adıyla FETÖ’yü haklı görmekteydi. Buna rağmen adamcağız vazgeçmedi, geri adım atmadı, kaçmadı. Her zamanki gibi ölümüne dedi, kefeni giydik dedi, Allah rızası için FETÖ’ye karşı tek başına çıktı, mücadele etti. Hem Gezi Kalkışması sürecinde hem de 17-25 Aralık sürecinde, kendi oy verenleri arasında bile sadece küçük bir azınlık onun yanında durdu. 15 Temmuz farklı mıydı? 15 Temmuz gecesi, saat 2’ye kadar, korkmayıp evinden çıkabilenler de ancak küçük bir azınlıktı.

        Hâlâ dahi Türkiye’deki memurların yüzde 80-90’ı Kemalist laik (ve dolayısıyla feminist) vesayetin adamlarıdır ve adam bunlarla beraber çalışmaya mecbur.

        İslam alimi geçinen hocalar ve tarikat büyükleri de hem FETÖ’ye karşı hem de kadın-erkek hakları hakkında onu yalnız bıraktı. Artık korkacak pek bir şey kalmadıktan sonra FETÖ’ye karşı cesaretleri yerine geldi, ama feministlerden hâlâ korktukları için kadın-erkek haklarında hâlâ yalnız bırakıyorlar. Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan bas bas bağırıyor ki kadın ile erkek eşitlenemez, birbiriyle yarıştırılamaz. Ama hemen ardından, güya İslam’ı modernistlerin hücumlarından koruyup kadın dostu göstermek adına bir hoca veya bir tarikat lideri ortaya atılıp diyor ki olur mu efendim, dinimiz kadınlara büyük haklar vermiştir, erkekler ile kadınlar eşittir, hatta kadınlar daha eşittir. Kendi yanında çalışan bakanlık mensubları ise bu konuda Avrupa feminist kanunlarını tercüme ve idhalden başka bir şey yapmıyor. Bunların içinde çok mutaassıb Müslüman başörtülü kadınlar ve tarikat mensubu erkekler de var. Bu siteden bir yazı paylaştığım için İmam Hatipli ve tarikat mensubu arkadaşım tarafından kadınları köle saymak ve aşırı gitmekle suçlandım. Durum bu hâldeyken nasıl olur da “lider” suçlanabilir? Adam her zaman yalnız kaldı. Kendi seçmeni ona karşı FETÖ’yü destekledi. Feminizmi ilgaya kalkışsa kendi İmam Hatipli ve tarikat mensubu seçmeni ona karşı feministler için harekete geçmeye hazır.

        Bütün bu ahval ve şerait içinde ülkenin liderini, tek başına her şeyle mücadele edip ancak çok az kişiden destek görebilen adamcağızı suçlamak kanaatimce asla hakkaniyetle bağdaşmaz.

        • Feyza dedi ki:

          Ugur bey, yazinizi purdikkat okudum fakat tarikat derken, bunu biraz daha acar misiniz? Hangi hak tarikat ehli veya buyugu kadin-erkek konusunda C.baskanimizi yalniz birakip esitligi savundugunu alenen dile getirdiler? Imam-hatip ve Diyanet alaninda haklisiniz, o kesim modernizme daha yatkin fetvalar verip sirtini sivazliyor. Fakat, tarikat diyor ve Ehl-i Sunnet tarikatlarin bir kismini tenkid ederken neredeyse butununu zan altinda birakiyorsunuz. Fetoculerin diyalog asamasinda yaptigi hayati itikadi hatalari haykiran, yazili veya gorsel medya yoluyla cahil vatandasi ikaz edip uyandiran yine Ehl-i Sunnet’in sesi gercek Islam alimlerimiz ve hak tarikat buyuklerimizdi.Ustelik o zaman yogun propogandasi yapilan bu cemaatin karsisinda durmak adeta devleti karsina almak gibi riskliydi ve devlet guvencesini arkalarina almadilar. Bu konuda haksizlik ettiginizi dusunuyorum.

        • adem dedi ki:

          uğur kardeşim sana sonuna kadar hak veriyorum. yalnız bunu yapan tarikat hocalarından çok ilahiyatçı doçent ve profesörler. ilahiyatlar sıkıntılı kanaatimce.

        • .:. dedi ki:

          Sevgili Adem bey, Uğur bey,

          http://www.cocukaile.net/manevi-darbe-2-hadis-i-serif-dusmanligi/#comment-138469

          Tespitlerinize dğer katmak istiyorum. Güzel tespitleriniz var ancak eksik olduğunu düşünüyorum.

          LİDER , Grup veya Gruplar bunların hepsini tartışabiliriz, hatta Cumhuriyet ten evveliyatı.

          belli bir düzenden sonra asıl bozulmanın İsmet inönü zmanında daha fazla olduğunu söyleyenler oldukça fazla.

          Bence hiç farketmiyor.

          ABD ve ALMANYA veya diğer ülkeler ozamanlarda da vardı…

          Daha önce de yazmıştım.

          Olması gereken Budur.

          İşi ehline vereceksin, Sonra;

          *HER ALANDA AÇIK, NET, ŞEFFAF, KOLAY, BASİT SYSTEM LER ve ADALET* tahsis edeceksin. Bunu oğlun da olsa yapacaksın, eşin dostun da olsa yapacaksın. Bütün sorunun temeli budur.

          Sayın Cumhurbaşkanımız ile ilgili söylediklerinizin bir kısmına katılmıyorum. en büyük kusurlu olanlardan birisi kendisidir.

          Zaten yakın zamanda hatalarını anlamış Allahdan ve Aziz milletimizden af dilemiştir.

          Bizler başka hususlarda da hakkı yenilen bu ülkenin aziz vatandaşlarından bir parçayız. Hakkımızı yiyenler bizzat kendi çalışma arkadaşlarıdır, birlikte yürüdükleri, birlikte ıslandıklarıdır.
          Bugün gelinen noktada dahi adaletli olamamaktadir.
          (sizlerin bildikleri farklıdır, Bizlerin bildikleri ve yaşadıkları daha farklıdır.) Bizler hakkımızı almadan kendisi ile helalleşmeyeceğiz.

          Bizler zamanında çok dua ettik. Bu dualar kısmen beddua ya dönmeye başlamıştır.

          Sema hanımın da bir zamanlar “”Beddua alıyorsunuz”” diye bir yazısı vardı ben onu bulamadım. hatta bende link verirdim ve önemserdim o yazıyı. akılcı bir yazı idi.

          ………

          “”ADALET VE MERHAMET… “Hayatın her alanında adalete ve merhamete ekmek kadar, su kadar, hava kadar ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Dünyanın bir köşesinde masum insanlar katledilirken, diğer köşesinde insanlar kendi konforlarını yükseltmek peşinde koşuyor” “Eğer adalet yoksa, o devletin ayakta durması mümkün değildir.” Recep Tayyip Erdoğan””

          “”Devletlerin sarsılmayan temelini , ADALET oluşturur. (J.W.Pindare)””

          “”Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan toplumlar, çökmek zorundadır… Hz.Muhammed- “”

          • .:. dedi ki:

            Sanırım Sema hanım ın geçtiğimiz yıl Ak Parti ye uyarı yazısı idi

            Benim aklımda “”Beddua alıyorsunuz”” diye kalmış. Belki benzer yazısı daha vardır.

            “”……hükümet yetkilileri çok zulme sebep oldu; çok da beddua aldılar.””

            Aslında bugünlerde yaşadıklarımızı yaşayacaklarımızı anlatıyordu, bizler de benzer hususları dile getirdik..

            Benim bulduğum yazının başlığı;

            Ak Parti’ye Önemli Bir Uyarı

            http://www.cocukaile.net/ak-partiye-onemli-bir-uyari/#comment-85880

  4. ... dedi ki:

    Sayın Uğur Bey,

    Bu yapılanma tespitlere son 40 yıldır devletin içine sızmış ve genel kanaate göre dış destekli bir proje. Herkes son zamanlarda siyaset bürokrasi işine dikkat kesildi söyleyecek sözü oldu hatta küçük çocuklar bile feto’yu öğrendi. Bir bakıma bu milletin küçüğünden büyüğüne olaylara tanık olması, dinini nasıl yaşaması gerektiği, insanlara itaatin sınırları,devletin nasıl yönetilmesi gerektiği noktasında büyük ibret ders oldu.

    Genel anlamda bu oluşum zeki ve varlıklı ailelerin çocukları üzerine yoğunlaştı küçük yaştan itibaren bu oluşumda olan insanlarda minnet ve altın nesil bilinci oluşturuldu. Zamanı gelince kendi ideolojisine kullanabileceği askeri adli eğitim emniyet bürokrasi iş ticaret dış politikada adam yetiştirildi.

    Farklı zihniyetten partiden birçok hükümet değişirken bu oluşumun taktiği takiye tarzıda değişti. Mevcut hükümet parti ilk başa geldiğinde kabul edelim bürokrasi ve yetişmiş insanı yoktu sınırlıydı. Bununla beraber dönem dönem parti kapatılma ve cunta tehdidiyle karşılaştı. Bu durumu feto devlete adam sızdırma,orduyu ele geçirme ve hukuksuz işlerle kendi lehine kullandı. Bununla beraber bu zorunlu ittifakı bürokrasideki kişilere damat gelin gibi akrabalık ilişkileriyle yada ticaret yoluyla iyice geliştirdi.

    Diğer taraftan askeri zihniyetin 28 şubat ve öncesindeki durumu da bu yapının devlete sızmasına neden oldu.

    Şuan baktığımda bu oluşumla işbirliği yapmayan Erbakan bu zihniyeti fark etmiş. Bugün millet devletinin yanında elinden geleni yaptı uçakların geçmesini engellemek için tarlasını yakan insanlar oldukça ben umutluyum.

    Hükümetin içinde eski ve yeni milletvekillerinde henüz temizlik başlamadı. Ben bu noktada U-mutlu hanıma katılıyorum. Asıl ve büyük temizlik için devlet hükümet görevini yapmalı.

    • Ugur dedi ki:

      Yani sözleriniz beni doğruluyor, ama sonuç olarak karşı görüşle hemfikirsiniz? :))

      Erdoğan’ın bunlara geçmişte fazla yüz vermesini ben yıllar önce kendim de eleştirdim, ama açıktan daima onun yanında durdum, çünkü onun içinde bulunduğu zor şartlar da sizin de ikrar edip desteklediğiniz üzere ortadaydı. Buna dair hatıralarımı da “tefekkürya” başlıklı bloğumdaki son yazımda anlatmıştım. (İnsanların okuduğu bir blog değil. Bir gün belki okunmaya başlarım hayaliyle tutuyorum.)

      Onun eski partisi ise elbette büyük temizlikten geçmeli. Onda da hâlâ etkililer.

      • U-mutlu dedi ki:

        Keske sadece yuz vermis olsaymis, !
        Cumhurbaskanimiz,” ne istediler de vermedik” cumlesini duydugumda ” neden, nicin, ne gerek,vardi neden,ihtiyac duydu”diye kafam allak,bullak oldu,..
        Bundan,6 yil,oncesinde duydugum biseyler vardi onlarin cemaatine mensup olmayanlar issiz,kaliyordu, yani onlardan,olanlar hemen,ise girebiliyordu, insanlar bu yuzden,yanastilar,.,
        Enisteme 6 yil once basvurdugu islere cemat evinde kaldin mi diye soruluyormus ilk,soru, hayir dedin,mi,biittii zaten …
        Simdi ise onlara mensup olan , Cumhurbaskanimizin dedigi ( Taban)i bile cok magdur oldu. alakasi olmayanda…
        Demek,istedigim yine olan insanlarimiza oldu , zamaninda fetoden darbeyi aldi dislanarak,yok sayilarak,, simdi ise alakasi olmadogi halde suphe uzerine ekmeginden, onurundan oluyor.

        Ben keske buralqra kadar gelmeseymis diyorum.
        En,cok,takildigim nokta ise 3 defa iktidar olmus bir parti neden,bunlara ihtiyac duydu…

        Bi gecede( 15 Temmuzda) vatansiz kalabilirdik, dusundukce yikiliyor insan..

        Rabbim korusun…

        • yahya dedi ki:

          Aldananı itham etmek neyin nesidir ki ? Fetö 45 -50 senelik bi proje ve devletin bütün yetkililerini kafeslemiş milleti kafeslemiş,sağ gösterip sol vurmuş .Sol ve darbeci Generaller onun kendi yandaşları olduğunu bildikleri için ona gizliden yol veriyorlardı ..İnsanoğlunun kanmazı olmaz özüne göre söz gerek, delikli demirin vurmazı olmaz ardına göz gerek..
          Fetö nün aldatamadığı bir tek Rahmetli Erbakandı.

  5. ... dedi ki:

    Sema Hanım,

    Sizden ricam hem insan fıtratını hem aileyi hemde toplumu derinden yaralayan izah edeceğim ciddi bir durumla ilgili yazı kaleme almanız.

    Geçen hafta haberlerde rastladığım muhtemelen sizinde okuduğunuz bebek istismarıyla ilgili. Bu tip haberleri bazen internette bazen de toplumda duyuyoruz.

    Manevi darbeyle ilgili en sarsıcı ve insan ömrünü sonuna kadar etkileyen ensest,pedofili yada istismar durumu. Ne yazık ki bu gibi olaylar sadece bir iki psikolojik sorunlu insanla üstü kapanacak toplum tarafından görünmezden gelecek bir durum değil. Bu konuyla ilgili çocuk ergen psikolojisinden tutun mahremiyet eğitimine, anne baba ilişkisine eğitimine, 3. kişilerle iletişime, nefs terbiyesine kadar birçok durumun ele alınması gerekir.

    Biliyoruz ki bir kavmi helak eden bu durumla insanoğlu her an imtihan olabilir. Sokakta oynayan, okulda okuyan, tv yada internetle başbaşa bırakılan çocukların gençlerin bu tehlikeden nasıl korunması ve bilinçlenmesi gerekir? Bu site çocuk ve aile eğitimi açısından önemli olduğundan sizden bu konuyla ilgili bir yazı ve çalışma bekliyorum.

    Selam ve dua ile

  6. Yahya dedi ki:

    S/A,
    Sema Hanımı tenzih ederek yazıyorum.
    Bu kadar güzel yorumlarda, önerilerde bulunanlarınız var.
    Peki biriniz/bir çoğunuz Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bu fikirlerinizi ilettiniz mi? Biriniz “… bu mevzuda adelatsizlik var, zulum var” dediniz mi?
    Lütfen tepkinizi ve tavsiyelerinizi ilgili makamlara gönderiniz bu sizin aynı zamanda müslüman olarak vazifeniz değil mi?

    Ayrıca dikkatimi çekti:
    *Mor çatı*’nın sitesinde “darbe teşebbüsünü” kınayan bir tek kelime yok.
    Merak ediyorum, eğer (Allah korusun) darbe olsaydı, bu morçatının çatısı kalacak mıydı???

    Entrikaları görebiliyor musunuz?

    • Ugur dedi ki:

      Ben bu sitedeki görüşlerimi ve Sema Hanımdan ve yabancı erkek hakları ve aile müdafilerinden öğrendiklerimi ve en önemlisi Kur’an’da okuduklarımı Müslüman erkek bir vatandaş olarak defalarca BİMER’e yazdım. Son defasında Sema Hanımın yazıları gibi bayağı sert yazdım ve galiba başımı belâya sokayazdım. Mesela o son defada galiba bakanlığın altındaki bir birime yolladılar ve oradan cevap geldi. Birimin adının uzunca bir kısaltması vardı ama açıkçası manasını aramak gereksiz geldi. Galiba özel olarak sözde kadın haklarına dair bir birim. Cevabın tonundan öyle anladım ki kızdılar ve çıkarılan aile düşmanı feminist düzenlemeleri 2010 anayasa değişikliği ile müdafaa ettiler. Biraz daha zorlasam anayasayı ve kendilerini rencide etmekten filan dava açarlar diye çekindim. “Bilginizi rica ederim” diye emretme ve yerine oturtma kalıbında yazmışlardı. Zaten kendi zavallı çapımda çevremdeki her yerdeki FETÖ propagandasına karşı tek başıma mücadeleyle ve stresli zavallı işimle tasalanma hâlindeydim, üstüne üstlük bir de kadın hakkı memurlarının açacakları davaya zaman ve takat ayırmak istemedim. Zaten irticacı ve cumhurbaşkanına taraftarım diye damgalıyım. Ülkedeki memurların herhâlde yaklaşık yüzde seksen veya doksanı irtica veya dincilik dedikleri şeye ve cumhurbaşkanına düşmanken bunların her ikisini savunan biri olarak zayıfım ve arkasızım ve buna rağmen bu konuda bu kadar bastırdım, o kadar ki sonunda beni emir kipiyle yerime oturtmaya çalıştılar.

  7. birisi dedi ki:

    Evvela, ismimin görünmesini istemedim ve istemiyorum da, mailimden görürsünüz zaten.

    Sema hanım, feminist toplulukların birer terörist organizasyon olduklarını artık insanların anlaması gerekiyor. Hem bugün hem de geçmişte… Başından sonuna kadar hep terörist bir organizasyon olacaklar. Bu yüzden kullandıkları dili erkeklerin lehine çevirmek gerekiyor. Bu da büyük ihtimalle sizin pek de katılmayacağınız bir şey olacaktır.

    Erkeklerin sorunlarını dile getiriyorsunuz, iyi güzel… ama diğer yandan aslında feminist aksiyomları yer yer ve hatta temelde desteklediğinizin farkında değlsiniz.

    Feminizmin kendisini doğrulaması için düşmana ihtiyacı var, aynen diğer neredeyse tüm ideolojiler gibi. Örnek olarak feministler ortaya ”kadına şiddet var” cümlesini bir aksiyom gibi sunarken buna karşı ”kadın da kaşınıyor ama” diye giremezsiniz, aksi takdirde feminizmin yarattığı sahte düşmanı toplumun zihninde gerçekten de canlandırmış olursunuz, ki bu da feministlerin bu yanlış aksiyomunu yine toplumun zihninde doğrular.

    Buradaki çatışma, kullanılan günlük lisanın çok ciddi anlamda manipüle edilmesinden ibaret. Bu manipülasyona maalesef farkında olmadan destek veriyorsunuz… nasıl mı? tabi ki geleneksel aksiyomları ileri sürerek.

    Öncelikle anlaşılması gereken şey şu; feminizm tek başına bir değişim değildir. Dünyanın, kültürün, ekonominin sürekli değişmesi, tarihin sürekli tekerrür etmesi sonucu ortaya çıkan semptomlardan biridir ve özellikle bugün teknoloji iyice geliştiği için çok daha hızlı gelişmekte ve geri dönüşü ancak sert ve hızlı bir şekilde uyum sağlamak ve prensip edinmekle mümkündür.

    Daha da anlaşılması için bir kaç örnek vereyim;

    – Kadınlara çalışmaması gerektiğini söylemenin bir manası yok. Kadınların elinden bunu almaya çalışmanın da… Çünkü artık kadınlar özgürce çalışabiliyor, bir defa bu hakkı verdikten sonra geri alamazsınız. Bakın etrafınıza başörtülü olup da her istediğini yapabilenlere… Bunları geri alamazsınız. Ancak uyum sağlarsanız bu işlem tersine döner. Yani kadınlara çalışma hakkı değil, çalışma mecburiyetini dayatmak gerekiyor.

    – Kadınların seçme ve seçilme hakkına sahip olması meselesi gibi. Bir defa bu hak verilince bir daha geri alamazsınız, işe yaramaz. Tam aksine, oy vermenin ne demek olduğunu anlatmanız gerekiyor önce. Oy vermenin bir hak değil, bir sorumluluk ve ayrıcalık olduğunu, ve bu ayrıcalığa geçmişte kimlerin sahip olduklarını da… Bunun ardından da kadınlara oy verme ayrıcalığının getirmesi gereken sorumlulukları yüklemeniz gerekiyor. Ancak bu şekilde işler tersine dönmeye başlayabilir.

    Direkt aklıma gelen iki örnek bu. Daha bir çok mrnek ve sebep sayabilirim. ‘Kullan-at nesli’, ‘erkeklerin yalnızlığa mecbur edilmesi’, ‘sosyal ilişki ağının kadınların tekelinde olması’ gibi…. Ama sizin yaptığınız şekilde maalesef olmaz. Ancak işte belki, devlet sert bir şekilde kadınlara tanınan ayrıcalıkları hızlı bir şekilde keserse… o da pek mümkün durmuyor açıkçası.

    ”Kadınların çalışma özgürlüğü” değil, ”kadınların çalışma mecburiyeti”. Değiştirin dili, ve bunu yaparken feministlerin silahını kullanın, yani mağduriyeti. Erkeklerin ev geçindirme konusunda zorlandıklarını ve bu yüzden kadınların evde oturamayacaklarını dayatmanız lazım. Çünkü bu çalışma mevzusu, özgürlük olduğu müddetçe kadınlardan tepki görmeyecektir.

    Anlatmak istediğimi anlatabildim umarım. Feministlerin manipülasyona uğrattıkları lisanı şimdi de karşıtlarının manipüle etmesi gerekiyor.

    Ama bunu yapmayacağınızı biliyorum. Çünkü aslında çoğu görüşünüze ters düşecek çünkü ve işte bu yüzden feminizm kazanmaya devam ediyor ve edecek de.

    Feminizmin yaratmak istediği şey; ”irade ve sorumluluk sahibi olmayan, etrafında gelişen olaylardan sorumlu tutulamayacak olan kutsal kadınlar. Tanrıçalar”. Ve bütün ahlaki kodların yeniden yazılması… Bu zaten geçekleşiyor da üstelik.

    Siz de fark edeceksiniz aslında, siz de onlarla aynı görüştesiniz. Yani kadınları kutsal (annelik kutsal gibi) görüyorsunuz, daha zayıf ve zararsız, temiz, şefkatli… Ne kadar aksini savunmaya çalışsanız da temelden değişmeniz gerekiyor. Aksi takdirde feministleri doğrulamaktan başka bir şey yapmıyorsunuz aslında.

    Sizi korkutmak istemediğim için ayrıntıya girmiyorum. Aksi takdirde yazacaklarımın büyük çoğunluğuna karşı çıkacaksınız çünkü temelde feministlerle aynı görüştesiniz. Sadece farkında değilsiniz.

    • Abdullah Bir dedi ki:

      “Sema hanım, feminist toplulukların birer terörist organizasyon olduklarını artık insanların anlaması gerekiyor.”

      Sema hanıma “”bende sizin gibi düşünüyorum, sizin yanınızdayım”” mesajı verilmek için yazılmış DESTEK cümlesi, ama hemen akabinde

      “Erkeklerin sorunlarını dile getiriyorsunuz, iyi güzel… ama diğer yandan aslında feminist aksiyomları yer yer ve hatta temelde desteklediğinizin farkında değlsiniz.”

      İfadeleri ile asıl niyet (SUCLAMA) acelece davranılarak bariz bir şekilde ortaya konulmuş…

      “Çünkü artık kadınlar ÖZGÜRCE çalışabiliyor, bir defa bu hakkı verdikten sonra geri ALAMAZSINIZ. Bakın etrafınıza BAŞÖRTÜLÜ olup da her istediğini yapabilenlere… Bunları geri alamazsınız.”

      Yukarıda ki ifade bile tek başına baş örütülüler üzerinden YANLIŞI DOĞRU GÖSTERME cabasına güzel bir örnek, ama cok sırıtıyo…

      “Ama bunu yapmayacağınızı biliyorum. Çünkü aslında çoğu görüşünüze ters düşecek çünkü ve işte bu yüzden feminizm kazanmaya devam ediyor ve edecek de.”

      Gaz verme konusunda iyi bir deneme, ama yemezler…

      Belli bir mantık örgüsü ile üzerinde düşünülürek ve BIKTIRMA, VAZGEÇİRME, HEDEF SAPTIRMA, ŞÜPHE OLUŞTURMA vb amaçlar GİZLENEREK yazılan yukarıda ki ifadeleri görünce kendi kendime dedim ki;

      “MÜSLÜMAN TÜRK AİLESİNİ ve TOPLUMUNU DAĞITMAK İSTEYEN FETÖ’ cü ABLALAR’ın ABİLER’in KEYFİNİ KAÇIRMA KONUSUNDA SANDIĞIMIZDAN DAHA FAZLA MESAFE KAT ETMİŞ SEMA HANIM.”

      Bize bu günleri gösteren Rabbime hamd olsun, Çok Şükür, ELHAMDULİLLAH…

      Durmak yok yola devam Sema Hanım…

      • birisi dedi ki:

        Bu nasıl bir yazı ama ya. Merak ediyorsan fethullahçı değilim.

        Sen de aynen Sema Maraşlı gibi, karşı olmaya çalışırken aslında feministlerin istediği gibi davrananlardansın.

        Feministler erkeklerin saldırgan, şiddete ve tecavüze yatkın olduğunu bu yüzden de kadınların erkeklerden korunması gerektiğini söyler. Aynısını aslında sen de söylüyorsun, kadınların korunması gerektiğini yani… Ben ise bunu savunmuyorum. Kadınların korunması gerektiğini kesinlikle düşünmüyorum.

        Feministler kadınlar daha adil, merhametli derler, kadınların çocuklara erkeklerden daha iyi bakabileceklerini söyler, aynısını siz de söylüyorsunuz. Ben ise tam tersini iddia ediyorum.

        Feministler kadınların okuma ve çalışma hakkı ve özgürlüğü olduğunu söyler, ve aynısını siz de söylüyorsunuz, kadın isterse çalışabilir size göre ve okuyabilir de, yanlış mıyım? Ben ise çalışma zorunluluğundan bahsediyorum.

        Feministlerin istediği dilde konuşan sizsiniz yani.

        Feministler erkekleri sürekli tecavüzcü ilan ederken, siz farklı mı yapıyorsunuz kadınların korunup kollanması gerektiğini söylerken? Hayır aynısını yapıyorsunuz, kadın kapanmalı iyice diyerek… ve sizden besleniyorlar.

        Feministler kadınların irade ve sorumluluklarını reddederken siz farklı şeyler mi söylüyorsunuz? Aynısını söylüyorsunuz. Feministler kadınların sorumluluk ve iradesini devlete yöneltirken siz de kocasına yöneltiyorsunuz. Mesele de bu zaten. Kadının irade ve sorumluluğunu reddettiğin müddetçe feministlere çalışıyorsun demektir. Ben ise kadınlara sorumluluk yüklenmesi gerektiğinden bahsediyorum.

        Eğer sen kadınların zayıf, erkeğin korumasına muhtaç, kendi başına iş yapmaması gereken (iradesiz ve sorumsuz), kocasına itaat etmesi gereken insanlar olduklarını iddia etmeye devam edersen feministler işte senin bu zaafını kullanmaya devam edecek ve tam da senin kadınları erkeğe muhtaç olarak gördüğün için mahkemede nafakaydı, tazminattı diye erkeklerin parasını kadınlara vermeye devam edecek.

        Sen tıpkı feministler gibi kadınların çocuk bakımında daha iyi olduklarını iddia ettiğin sürece feministler bunu kullanacak ve çocukların velayetini hep annelere vermeye devam edecek. Tabi velayetin yanında çocuk parasını da ödetecekler sana. Senin zaaflarını sana karşı kullanıyorlar yani.

        Ve sen kadınlar çocuklara daha iyi bakar ve kadınlar maddi olarak bakıma muhtaçtır dedikçe mahkemeler kadınları boşandıkları için velayet ve nafaka ile ödüllendirmeye devam edecekler. Bir yandan da boşanmayı öven konuşmalar yapıldığı için kadınlar boşanmak için tereddüt etmeyecekler çünkü boşanmaları övülüyor ve boşandıklarında ödüle boğuluyorlar. Erkek ise hem parasız hem de ailesinden atılmış oluyor.

        Feminen karakter senin maskülen karakterin üzerinde manipülasyon yapıyor, zaaflarını kullanıyor. Hala anlamadın mı? Kadınlar da suda kaynaya kurbağa gibi aldanıyorlar buna. Bu yüzden diyorum sert bir şekilde erkeklerin feminen saldırı yapmaları lazım, ki ne yaptıklarını acilen fark etsinler.

        Örnek vereyim. En eşitlikçi kadın bile, hatta zengin bile olsa buluşmada hesabı ödemek istemeyecektir. Hesap ödemeye gelince eşitlik bitecektir onun için. Erkekler de buna ses çıkarmadığı sürece kadınlar bu eşitlik laflarını ağızlarından düşürmeyecekler. O yüzden erkekler feminen tavır takınıp kadınların hesap ödemesini zorunlu hale getirmeli, ki kadınlar eşitliğin ne demek olduğunu tam olarak anlasınlar. Yoksa anlamayacaklar çünkü eşitlik tamamen onlara yarıyor şu anda.

        Buna her şey dahil edilmeli. Erkeklerin mağduriyeti konuşulmalı fakat feminizme saldırı şeklinde eğil, erkek egemen sistemin kadınlarına karşı saldırı şeklinde olmalı. Aynen erkek egemende hesabı ödemesi gerekmeyen kadına saldırılması gerektği gibi. Böylece erkek egemenlğin kendisini aslında basklımadığnı, aksine hesap ödemekten kurtardığnı anlayacaklar. Feminist düzenin ise onu hesap ödemeye mecbur edeceğini… Buna çalışma mecburiyeti de dahil, aile geçindirme mecburiyeti de, mahkemeden nafakasız ve çocuğun velayeti olmadan dönmek de…

        Her konuda sert bir şekilde eşitliğin ne anlama geldiği gösterilmeli. Yoksa yavaş yavaş feminen karakterlerini iyice kaybedecekler. Feminen karakterlerini kaybetmelerini istemiyorsan eğer, derhal senin feminen olman gerekiyor. Üzerinden sorumluluklarını kadınlara eşit şekilde paylaşma mecburiyetini dayatarak. Böylece irade ve sorumluluklarını reddedemeyecekler. Ve feminist olmayı da istemyecekler.

        Eğer ki hala müstlüman türk ailesinden bahsediyorsan, bak bakalım nerede o aileler? Artık yavaş yavaş yok oluyor. Sen bütün gücü kadınlara zaten verdin bile. Kızını okuttun, işe girmesi için uğraştın dimi? Sen değilsen bile bir çok dindar aile babası da yaptı bunu. Ardından yine dindar babalar evin bütün harcama gücünü kadınlara verdi. Eve ne alınacağına karar veren sadece kadınlar. Bu yüzden reklamlar kadınlara yönelik, bu yüzden kadınlar artık birincil müşteri haline geldiği için şirketler kadınlarla iletişim kurmak için kadın çalışan alıyorlar yanlarına ve kadınların gücü giderek artıyor. Kadınların ekonomik gücü erkeklerden fazla, çoğu çalışmadığı halde üstelik. Anlamıyor musun hala? Senin bir gücün yok şu anda. Hepsini çoktan teslim ettin kadınlara ve daha hala kadınlar zayıf, kırılgan diyorsun, bu yüzden kaybediyorsun.

        • Abdullah Bir dedi ki:

          BİRİSİ’ne…

          Yazdıgımız 4 satırlık “REDDİYE” ye verdiğin 3 sayfalık makale kıvamında ki cevaba bakılırsa, sizin “Taraftar” maskesi arkasına gizlediğiniz gerçek kimliğinizi ve amacınızı doğru okumuş; yani hedefi tam 12 den vurmusuz. Öncelikle bize bu ilmi ve basireti veren Allah’a hamd olsun.

          Elhamdulillah…

          Diğer taraftan;

          Burası her ne kadar her düşüncede ki insanın fikirlerini (hakaret, küüfür, aşağılama vb olmadığı sürece) paylaşabileceği kadar özgür ve objektif bir alan olsa da burada koyun postuna bürünmüş çakallara meydanı bırakmayacak ÇAKAL AVCILARI var.

          Daha önce bir çok MASKELİ ŞAKİRT’in ve FEMİNAZİ’nin farklı yöntemler ile Sema Hanım’ın bu mücadelesini dumura uğratma cabalarını boşa çıkartan Rab’bim belki biz, belkide başka kulları aracılığı ile söylediği 99 doğrunun içine büyük 1 yanlışı bilerek sokan ve bizden görünen içimizde ki MÜNAFIKLAR’ın yüzünde ki maskeleri düşürmeye devam edecek inşaallah.

          Seni ve amacını “analiz ve ifşa etmeye” devam edelim ki burada ki temiz yürekli insanlar neyin ne olduğunu ve kimlerin gerçek amacının ne olduğunu iyice anlasın.

          Eğer bu yorumumdan sonra hala aynı şeyi yapmaya, (insanların aklı ve kelimeler ile oynamaya, suya hasret çöldeki insanlara kurtarıcı, hayırsever maskesiyle verdiğin bir ton temiz suyun içine 3-5 damla lağım suyu karıştırmaya) calışırsan seni, yine senin yazdığın ifadeler ile öyle bir ANALİZ ve İFŞA ederim ki sen bile şaşırır, kendi kendine hayret edersin.

          Örnek;

          “kadın kapanmalı iyice diyerek… ” DEMİŞSİN

          Bunu ben değil Allah söylüyor.

          “Feministler kadınların irade ve sorumluluklarını reddederken siz farklı şeyler mi söylüyorsunuz?” DEMİŞSİN

          Hiç bir FEMİNAZİ hiç bir zaman ve hiç bir yerde kadınların “İRADELERİNİ ve SORUMLULUĞUNU REDDETMEZ. Tam aksine kadınların erkeklerin yardımı olmadan kendi ayakları üzerinde durabilecek kadar “güçlü, irade ve sorumluluk sahibi” olduğunu iddia eder.

          “Feministler kadınların sorumluluk ve iradesini devlete yöneltirken siz de kocasına yöneltiyorsunuz.” DEMİŞSİN

          Ben Müslüman bir erkeğim ve inandığım Allah nikahım altında olan karımın, anamın ve kızımın sorumluluğunu bana yüklüyor. Sen hangi inanca sahipsin ki bunun aksini iddia ediyorsun.

          “Ben ise kadınlara sorumluluk yüklenmesi gerektiğinden bahsediyorum.” DEMİŞSİN

          Hangi inanca sahip olduğuma dair sorduğum soruyu geri alıyorum, çünkü bu cümlen ile bu sorunun cevabını “ACIK ve NET olarak zaten vermişsin.

          “Eğer sen kadınların zayıf, erkeğin korumasına muhtaç, kendi başına iş yapmaması gereken (iradesiz ve sorumsuz), kocasına itaat etmesi gereken insanlar olduklarını iddia etmeye devam edersen…”DEMİŞSİN

          Bunu ben değil Allah (cc) Kuran da, Resulullah ise Hadislerinde defaaten söylüyor. Allah’ın ve Resulullah’ın sözlerinin Seni ne kadar ilgilendirdiği-ilgilendirmediği ortada olduğu için bu konuda seni ikna etmemiz mümkün görünmediği için senin düşüncelerini değiştirmek için daha fazla zaman harcamayı, emek vermeyi akıntıya karşı kürek çekmek olarak görüyorum. Ama eğer yukarıda ifade ettiğim şekliyle “bulanık suda balık avlamaya” devam etmek istersen birileri seni avlar ve daha büyük SAZANLARI avlamak için seni yem niyetine oltanın ucuna takar haberin olsun.

          Bu nedenle; benden sana bir abi tavsiyesi “YOL YAKINKEN SEN BU SEVDADAN VAZGEC”

        • Abdullah Bir dedi ki:

          Az kalsın senin gerçek kimliğine dair en önemli delili gözden kaçıracaktım ki son anda fark ettim.

          “Merak ediyorsan fethullahçı değilim.” DEMİŞSİN

          Diğer bütün delilleri gözardı etsek de bu ifaden bile senin ABİ veya ABLA kimlikli iflah olmaz bir FETÖ cü olduğunu anlamak için yeter de artar bile.

          Çünkü, hali hazırda (15 temmuzdan sonra) FETÖ terör örgütünün ele başı olan HAİN’e (takiye amaçlıda olsa) FETULLAH diye hitap etmek sadece ve sadece o terör örgütünün üyelerine veya sempatizanlarına has bir söylem şeklidir.

          • birisi dedi ki:

            ilk önce ‘fethullahçı abileri, ablaları rahatsız etmiş’ diye gizliden bana fethullahçı diyen sensin. ben fethullahçı olmadığımı söylediğimde, ‘bu bile fethullahçı olduğuna ispattır’ diyen yine sensin. her halükarda fethullaçıyım yani sana göre? cadı avcılığı denir buna. Bütün hayatı fehullahtan ibaret zannetmeye başlamışsınız.

            Benim ne ağlaya zırlaya mürit toplayan fethullahla ne de senin gibi iftiracılarla işim olmaz.

            Sürekli elhamdülillah, Allah diyip duruyorsun, ama iftira atmaktan başın dönmüş durumda. Süper müslümansın gerçekten de. Ama ben söyliyim o kadar iftira eden birinin ağzına hiç yakışmıyor Allah, elhamdülillah lafları. Sen bundan sonra sadece iftira at, elhamdüllillah falan deme.

            Kendinle aynı görüşte olmayan, sana katılmayan herkese fetöcü ilan etmeyi bıraksan iyi edersin, ben sıkıldım ya senin iftiralarından. Feministlerden farkın yok. Onlar da kendileriyle aynı düşünmeyen herkesi kadın düşmanı, tecavüzcü ilan eder. Farkın yok onlardan.

          • U-mutlu dedi ki:

            , 15 temmuz a kadar iktidari bir cogumuz elestirdigi halde ,15 temmuzdan,sonra elestiremez olduk. gik dese biri ha bu fetocuymus demek,diyecek duruma dustuk. !!!
            Yazik bize Yazikkk !!!
            Ne aciyirum ne de uzuluyorum, kim basimizq bela ettiyse,o temizleyecek,elbette ulkeyi…

            Gorevini yerine getirecek erteledigi, baskasina ( paralelerere) devrettigi gorevi geri alma vakti gelmis…

            Atlacagiz insallah…

          • Abdullah Bir dedi ki:

            Birileri için durum sandığımdan daha vahim galiba.

            Karşımızda 35 yaşını devirdiği halde (gerek erkeksi kafa yapısı, sert mizacı, babasına bile dik başlı ve asi olmayı maharet zanneden karakteri vb sebepler ile) halen hayatını düzene sokamamış ve evlenememiş; evlenemediği içinde bedenen ve ruhen gergin, rahatlayamamış, insanlara sataşarak ve onları taciz ederek kendisini muhatap aldırmaya ve bu şekilde deşarj olmaya, rahatlamaya, huzur bulmaya çalışan “birisi” var.

            Ama bu kişi kendisini rahatlatmak amacıyla, başkalarını rahatsız etmek maksadıyla bir şeyler yapmak isterken aslında ” ava giderken avlandığının” ve rahatlamak isterken daha fazla gerildiğinin farkında değil.

            “Birisi” hata yaptığında “iyiliği emretmek ve kötülükten alı koymak” amacıyla o kişiyi uyarmak her Müslümanın görevi ve Ben bir Müslüman olarak üzerime düşeni ve gerekli uyarıları yaptım.

            Gerisi kişinin tercihlerine ve Allah’ın taktirine kalmış…

          • Ugur dedi ki:

            Gülenistleri ülkenin başına Erdoğan filan bela etmedi. 90’larda bütün siyasetçilerin gözdesiydiler. Orduyu 80’lerden beri ele geçiriyorlar. Laikçi faşistlerin zulmünden korunmak için onlarla ittifak yoluna kerhen gittik normal Müslümanlar olarak. Denize düşünce yılana sarıldıysak bu bizim suçumuz değil, bizi denizde boğmaya kalkan laikçi faşistlerin suçu. Sadece Gülenizmi değil, zamanı gelince laikçi faşizmi de inşaallah tasfiye edeceğiz. Ancak devlet memurlarının yüzde doksanının hâlâ laikçi veya yarı laikçi eski Türkiye memuru olduğu şu zamanda bu henüz mümkün değil. Henüz sadece Gülenizm tasfiye olacak. Hatta arada kurunun yanında yaş olarak ben şahsen yansam (ki bu mümkün) buna kahrolmam. Yeter ki genel olarak FETÖ gerçekten temizlensin.

      • safkan dedi ki:

        Turuncu devrimin aktivist örgütlerinden biriside FEMİNİZİM dir.

    • adem dedi ki:

      hadi ordan. sema hanım 5 senedir aile kurumu için mücadele ediyor. iyi insanlar için. belki sen sema hanıma düşmanlık yaptığın için feminist olabilirsin. ama sema hanım ASLA.

      • birisi dedi ki:

        Kadınların çoğu erkeklerin çok rahat ve özgür, sıkıntısız yaşadığını düşünür. Sadece kendilerini ezilen ve baskılanan olarak görürler. Başkasının sıkıntısını görmez kadınların çoğu. O yüzden Sema hanıma düşman değilim çünkü erkeklerin sorunlarının farkında olan tek tük kadınlardan birisi. Ama sen ve Abdullah’ın yazılarını görünce bu bazı erkekler başlarına geleni hak ediyorlar diye düşünüyorum.

        Benim bahsettiğim, Sema hanımın düşüncelerinin yanlış olması değil, kullandığı metodolojinin yanlış olduğu… Kullandığı metodoloji çoğu zaman feministlerin yarattığı hayali düşmanları gerçeğe dönüştürüyor ve bu da feministlerin işine yarıyor.

        Muhafazakarlık ile feminizmin birleşmesi sonucu açığa çıkan sonuçlar bunlar. Feministler kadın haklarını savunurken, sen diğer yandan kadınların zayıf ve korunmaya muhtaç olduklarını savunmaya devam edersen mahkemeler senin bütün malını mülkünü ve çocuklarını elinden almaya devam edecekler.

        Eşitliği savunan kadının karşısına muhafazakar zihniyetle yaklaştığın müddetçe o kadın eşitliği savunmaya devam eder, çünkü rahatsız olmaz. Hem eşitlik diyerek özgürlüğe kavuşur hem de senin muhafazakar görüşlerinden ötürü irade ve sorumluluktan kurtulur. Ve bütün toplum kadınlara tapmaya başlar.

        Bugün olan şey aynen bu. Kadınlara tapan erkekler… Kadınlarla ilişkinin başlaması için her şeyi erkek yapıyor öyle değil mi? Evlenirken bile erkeklerin sürekli bir şeyler yapması gerekiyor, kadınlardan hiç bir şey beklenmiyor. Sürekli kadınların gönlü hoş tutulmaya çalışılıyor, yoksa seninle evlenmez, yüzün de bakmaz. Hatta evliyken gönlünü hoş tutmazsan, hatta tapmazsan, bu sefer de mahkemede boşar elinden paranı da alır, çocuklarını da alır seni aileden dışarı atar, kalırsın tek başına. Aman kadılar rahatsız olmasın, aman güvende hissetsinler diyerek kadınları dokunulmaz, ilahi, tanrısal bir şey haline getiriyorsunuz. Feministler muhafazakarların bu zaafını kullanıyor. Hala uyuyorsunuz mışıl mışıl.

        Yapmanız gereken sert bir şekilde eşitliğin ne olduğunu kadınların yüzüne çarpmak olacak çünkü o zaman eşitliğin ne demek olduğunu gerçekten anlayacaklar ve neredeyse hiçbiri istemeyecek.

        Zaten Hillary Clinton ya da Bernie Sanders seçilirse ABD seçimlerinde, ERA (Equal Rights Amendment) yürürlüğe girecek. Ve kadın-erkek eşitliği anayasal zeminde kabul edilecek. Bunun ardından kadınların zorunlu askerlik yapması, kadınların ağır işlerde çalışma mecburiyeti de gelecek çünkü eşitlik kesinleşecek anayasal zeminde. Daha geçen hafta Norveç’te kadınlara askerlik zorunlu hale getirildi.ABD’de de aynısı olacak. Orada olanlar, burada da olacak, eğer eşitliğin tam olarak ne anlama geldiğini hızlı bir şekilde kadınların yüzüne çarpmazsan.

        • Feyza dedi ki:

          Sn.birisi, ‘ yildirma politikasi’ndan bahsediyorsunuz, bunun feminist ve feminizme meyyal durusu olan kadinlarin gercek bir esitlik, hayatin her alaninda esitlik sozkonusu oldugunda bundan bikacaklarini, karsi gelip ozlerine doneceklerini, uygulayacagi cifte standardin da artik kâr etmeyecegini dusunuyor ve feminizmin bu sayede kokunden curutulecegini savunuyorsunuz. Aslinda gecen hafta Norvec’te getirile kadinlara zorunlu askerlik yasasi haberinden sonra ben de bunu dusundum. Esitlikse bundan guzel cozum yok..Bunu sadece askerlik konusunda degil, bosanma sonrasi nafakaya mecbur edilen erkeklerin durumunu gorunce de mukayese ediyordum.

          Madem kadin ve erkek esit o halde neden kadinlar nafaka odemiyor ve erkekler oduyor…bu muhasebeyi yapiyorum fakat yuzde yuz esitlik yasalarinin yine de cozum oldugunu dusunmuyorum. Cunku bizim inancimiza dayali bir yasamimiz var. Bu Norvec’te Abd’deki bayanlar icin mumkun olabilir, ulkemizde de dini hassasiyetlerini gozetmeyen ve hayatini buna gore tanzim etmeyen serbest kitle uzerinde uygulanip caydirici sonuclara yol acan bir cozum yontemi gibi durabilir hakeza da oyle de olur. Ben de zannetmiyorum en feminist kadinin dahi uzun vadede bu agir sartlara ve yuzde yuz esitlik sartlarina entegre olup musamaha gosterecegini, mutlaka fire verirler, bu komün hayati benimseyen az insan olur. Ya da hic olmaz nesilleri tukenir. Ama bunun icin zamana ihtiyac var ve kobay olarak kullanilmaya gonullu bir kitle kadina.

          Dediginiz yontemin sahsen ben bir bayan olarak uzerimde denenmesini asla istemem. Hem benim sucum ne ki, ben feminist degilim, Hiristiyan menseili feminizmi degil kendi inanc sistemimi savunuyor, buna uygun bir yasam tasavvur ediyor, aksini hayal dahi edemiyorum. Feminizmi curutme adina neden kende deger ve inanc yargilarimdan taviz verip hic ait olmadigim bir sosyal deneyin parcasi oayi gonullu kabul edeyim? Bunu hakedecek ne yaptim ve benim gibi yasayip inanan diger kadinlar ne yaptilar bunu hakedecek? Bir gram seker yemek icin elli kilo sekerkamisi tuketmenin goturuleri getirisinden fazla olmaz mi?

          Komunizm de bir donem dunya capinda ideal bir sistem olarak lanse ediliyordu, sistemin kuruculari idollestirildi. Ta ki S.S.C.B. kurulana dek. Deneme yanilma yontemiyle goruldu ki sosyalizm zannedildigi kadar da matah bir yonetim bicimi degilmis fakat faturasini odemek halka dystu ve cok uzun zaman bu bedeli odemeleri gerekti. Biz de Yugoslavya (Bosnak) muhaciriyiz bu arada ve 1960’li yillarda Sovyet Yugoslavya topraklarindan o donemin mevcut lideri Tito rejiminden kacip Turkiye’ye siginan muhacir bir ailenin cocuguyum ve buna dair cok hilaye dinledim. Magdur olan binlerce aile. Simdi sizin onesurdugunuz cozum de buna benziyor. Deneme yanilma yoluyla ogrenip ogretmek kesin sonuc verir belki ama hasarlari yipratici, kalici ve telafisi bir o kadar zor yaralara sebebiyet verir, sozkonusu olan bir insan degil koca bir nesil.

          • birisi dedi ki:

            Aslında yıldırma politikası değil bu, gerçeği hızlı bir şekilde göstermekten bahsediyorum. Daha öncede yazdığım gibi, suda kaynayan kurbağa gibiler, farkında değiller. Farkında olmaları lazım acilen.

            Feminist düşünceler yeni çıkmadı, çok eski tarihlere dayanır, Roma döneminde bile bulursunuz. Dönem dönem yeniden çıkar ortaya, tarihin tekerrürü… Ve yeniden ortaya çıktığında, ortada yokmuş gibi davranmanıza imkan yoktur. Yani toplum kadın hakları, kadınların özgürlüğü, eşitlik… vb gibi kavramları bir defa öğrendikten sonra bu kavramları topluma unutturamazsınız, öğrenmemişler gibi de yapamazsınız. Demokrasi gibi; dünya demokrasiyi bir defa öğrendiğinde bir daha unutturamazsınız ve dönem dönem yeniden çıkar ortaya.

            Kim ne derse desin, imkanını bulan kadın üniversite eğitimi alacak ve bunu engelleyemezsiniz. Zaten babaları da aynı şekilde düşünüyor. Hatta o kadar ileri gitti ki, ”oğlum nasılsa bir iş bulur, gerekirse inşaatlerde çalışır yine de para kazanır. ama kızım okumalı ki kimseye muhtaç olmasın” kafasında çoğu aile babası (tabi bu da erkeklerin düşük maaşlı ve zor, kadınların ise kolay ve görece daha yüksek maaşlı işleri almasına sebep oluyor. Erkeklerin ekonomik gücü bitiriliyor. ekonomik gücü olmayan erkeğe de kisme saygı duymuyor). En baştan insanlara korkuları aşıladılar. ”Tecavüz, aile içi şiddet, ekonomik özgürlüğe sahip olmama, çalışmıyorsan boşanamazsın” gibi korkular. Fakat bunların hiçbirisi gerçek değil. Sadece farazi korkular. Ve bu farazi korkuları sürekli güncel tutarak kendilerini gerçekleştiriyor feministler. Bu korkuları artık hiç enjekte edilmemiş gibi göremezsiniz. Artık insanların içinde bu var. Geriye dönüşü sadece karşı feminen saldırı ile mümkündür.

            Bahsettiğiniz sosyalist düzen gibi. İnsanlara sosyalist idealar aşılandı ve ondan sonra durdurulamadı, ta ki insanlar bunun ne anlama geldiğini anlayana ve hatta milyonlarcası ölene kadar. Ben ise ağır sonuçlar elde edilmeden önce kadınlara eşitliğin ne olduğu gerçekten anlatılmalı ve eşitliğin sorumluluğu yüklenmeli diyorum, ki suda kaynayan kurbağa olmasınlar. Hem öğrensinler ne olduğunu. Feminist düşünceler 100 yıldır pompalanıyor, eğer derhal önlem alınırsa 20 yılda ortadan kalkar. Ama eğer kadınlara derhal sorumluluk yüklenmezse, sonuçlar çok daha ağır olacak.

            Kadınları ‘özgürlük’, ‘ekonomik bağımsızlık’ ile kandırıyorlar. Dünün çalışma özgürlüğü ne çabuk çalışma mecburiyeti oldu değil mi ama? Ya da kızların okuma özgürlüğü ne de çabuk okuma mecburiyeti oldu, ve üniversite diploması olmayan kızlar utanç duymaya başladı değil mi?

            Bu yüzden özgürlük kelimesinin yerine mecburiyet, ‘hak’ kelimesinin yerine de sorumluluk kelimeleri konulmalı. İnsanların kafası hep ‘hak’ kavramına gidiyor. Karşılığında hiçbir şey yapmadan sürekli hak talebi… Halbuki alınan hakların karşılığında ödenmesi gereken sorumluluklar da var, ve bunlar hemen ödetilmeli. En başından üniversite okuyacak olan, ya da mecburiyet halleri dışında çalışma hayatına girecek olan kadınlara askerlik mecburiyeti dayatılmalı. Bakalım o zaman kaç tanesi bu sorumluluğu alabilecek, kaç tanesi çalışma ‘hak’kına sahip olmak isteyecek?

            Çalışan kadınların hem çocuk velayetine erişimi çok ciddi zorlaştırılmalı, hem de kocasına nafaka ödeyen kadınların ciddi manada artması sağlanmalı. Eğer hemen yapılırsa toplumda şok etkisi yaratır bu, yok eğer yapılmazsa yavaaş yavaş insanlar sorumlulukları da reddetmeyecek kıvama gelirler. Geri dönüşsüz olarak askerlik gelir kadınlara, aile kavramı değişir… vs.

            Roma döneminde senator kadınlara sadece yerel sorunlarda değil, genel seçimlerde de oy kullanma hakkı vermek istedi mesela. Ama kadınlar oy verme hakkını reddetti, neden biliyor musun, çünkü oy vermek demek askerlik demekti eskiden. Askerlik sorumluluğunu almaktan korkutkları için oy verme ‘hak’kını reddettiler.

            Yani… insanlara bir defa öğrendikleri kavramları unutturamazsınız, ‘hak’ diye verilince insanlar reddetmez. Sorumluluk yüklediğin zaman tersine döner ancak. Ve bu da ‘kadınlar zariftir, naiftir, merhametlidir, korunup kollanması gerekir’ gibi laflarla olmaz. Hatta tam aksine, bu laflar feministlerin işine yarar ve kadınları birer tanrıçaya dönüştürüyormuş izlenimi verir ve kadınlar da bunu güle oynaya kabul eder. Ta ki gerçek eşitlik adım adım gelene kadar…

            Feminizm bir anda ortaya çıkmadı, yıkımı geri döndürmek de bir anda olmayacak.

          • .:. dedi ki:

            Neler demişiz;

            “”…..yakın zamanda yeni bosanma rakamları açıklanır. tam gaz gidiyoruz.

            buralara goz atınız. biz bu konuları işlemiştik.

            Sağ olasın Sema Maraşlı Kardeşimize……””

            http://www.cocukaile.net/erkege-siddet-2-esit-mal-paylasimi/#comment-73104

            “”…. Sema hanımın o zamanki ileri görüşleri de aynı bugu o zamanda fark etmiştim. İlgililer sorumlular ondan korkuyorlar. yüzleşemezler kaçıyorlar. Çünki anlatacaklari birşey yok. Bu ülkenin bu girdaptan kurtulmasının bu uygulama ve sistemlerle imkanı yok. Bu insanlar herşeyi ithal etmişler. Sadece AB fonlarını almak için kendi ülkelerini perişan etmişler adeta peşkeş çekmişler.

            Bunu düzelmenin yolu başka landadır. Çözümü vardır. sancılıdır. ama temizdir. Aileler en azından sağlam kalanlar kendi nesillerinizi çocuklarınızı koruyun. Bu işler pozitif ayrımcılıkla olmaz Bunu diyen Sayın Cumhur başkanı ise diyeyim, Ukalarlık degil. Ben sadece bu konuda kendisinden çok daha fazla yetkin ve bilgiliyim, Yaptığı külliyen hatadır. Sayın Başbakanın da, sayın ilgili bakanında. Bu konunun çözüğmü konusunda pozitif yapıcı akılcı ve adaletli hiç bir fikiirleri yok. Bu konudaki ipler. BM, ABD, ve AB nin elindedir. Uluslar arası sozleşmeler de vardır. Verdikleri söz ve popilist müjdelerin hepsi oy kaygısıdır.

            Buradan Erkek olan vatandaşlara söylemek istediğim kısa birşey vardır. Her ne olursa olsun malınıza sahip çıkın, kaptırmayın. Bu sistemdeki ana hedef Sizlerin Ekonomik durumudur. yani Paranızdır. Bu sistem elinizdekini alıp sizi sömürme amçlıdır. ve öylesine büyük bir sektörki. içine düşen bunu anlar. Kendini avutmak için bazen, oraya gidicem, buraya gidicem, ona şikayet edicem, taaa AİHM ne kadar gidicem diyenler var. içine düşünce anlarsınız.

            Allah insalarımızın yardımcısı olsun…..””

          • .:. dedi ki:

            birisi demişki;

            “”…..Bu yüzden özgürlük kelimesinin yerine mecburiyet, ‘hak’ kelimesinin yerine de sorumluluk kelimeleri konulmalı. İnsanların kafası hep ‘hak’ kavramına gidiyor. Karşılığında hiçbir şey yapmadan sürekli hak talebi… Halbuki alınan hakların karşılığında ödenmesi gereken sorumluluklar da var, ve bunlar hemen ödetilmeli. En başından üniversite okuyacak olan, ya da mecburiyet halleri dışında çalışma hayatına girecek olan kadınlara askerlik mecburiyeti dayatılmalı. Bakalım o zaman kaç tanesi bu sorumluluğu alabilecek, kaç tanesi çalışma ‘hak’kına sahip olmak isteyecek?….””

            doğru tespitler..

            http://www.cocukaile.net/sevgili-annecigim/#comment-42616

            “”….Bu konuda Adalet yoktur, Eşitlik kesinlikle yoktur, Hepsi de KADIN i kullanıyorlar.

            Size çok kisa örnekler vericem, Bu konuda yazacagınız her konuda size samimi cevaplarimi sunacagım.

            – Bilindiği gibi Türkiyede kadınlar Erkeklere nazaran çok daha erken yaslarda emekli oluyor, Suan 58 Erkek 60, Bir cok da adaletsiz uygulama var. Anayasaya göre de bu durum kabul edilebilir değidir, ama kimse bunu kurcalamaz. Necmettin bey iyi bilir, Bircok kanunu aldığımız isvicrede bile, Kadın erkek arasındakı emekli yası (Kantonlara göre degisebilir)1 yas fark var ve bu farkın kaldırılmasi tartışılıyor. Amerika, İsvec, Danimarka, kanada, Norvec, bircok ulkede emeklilik yaslarinda cinsiyet ayrımı yapılmıyor. aksine Almanya ve ingilterede daha farkli yas farkı da var…..””

          • Feyza dedi ki:

            Bu yontemler ileri vadede caydirici olabilir ama kurunun yaninda yas da yanar sn birisi biz ne yapacagiz peki? Bizim ne gunahimiz var askerlik(erkeklerle ayni sartlarda olanindan bahsediyorum), calisma hayati gibi zorunlu universite okuma gibi kosullar dini hassasiyeti yuksek kadinlara zulmdur. Bunlar asi bir kitle kadini caydidici olur belki ve semeresini toplum olarak alirsin ama bu yapiya uymayan yiginla farkli fitratta kadin var. O yuzden teoride mantikli gozukse de pratikte ciddi hasara yol acar ve adaletsiz bir manzara dogar. Kendi adima oyle bir hayati tahayyul dahi edemiyor, kisiligimle bagdastiramiyorum.

          • birisi dedi ki:

            Binlerce yıldır savaşlarda erkekler ölüyor kadın, çocuk ve yaşlılar güvende dursun diye, gelecek nesiller daha düzenli bir ortamda yaşasın diye… Bugün bile ölmeye ve öldürmek zorunda olmaya devam ediyor erkekler aynı sebepten. Onların da hiçbirisi istemedi ölmeyi ya da öldürmeyi, ama fedakarlık gerektiğinde sonuç bu oldu. Sonuçta kimse istemez ölmeyi, öldürmeyi, ağır işlerle uğraşmayı ama bazen birilerinin yapması gerekir. Kadınların fedakarlık yapması gerektiğinde kadınlar da fedakarlık yapacak.

            Fakat bu yazdıklarımı unutun. Öylesine yazdım. Yazmak istediğim başka bir şey.

            Bahsettiğim, yeri geldiğinde fedakarlık yapma sorumluluğunu üstlenmesi gerekenlerdendir. Erkeklerin yerinde gözü olanlar, erkeklerin sorumluklarını da almak zorunda.

            Yani, bir kadın çalışmak istiyorsa,üniversite okumak istiyorsa, boşanma hakkına sahip olmayı istiyorsa yapacağı şey, bu hakların getirdiği sorumlulukları üstlenmek olacaktır. Bunu isteyen kadınlar askere de gidecek, nafaka alamayacak, çocuğun velayetine erişimi güç olacak, eve para getirme ve onu harcama konusunda erkekle eşit sorumlulukta olacak… vb. Erkekleşmek istiyorsa, sözüm ona özgürlük istiyorsa, sorumlulukları da almasını bilecek. Bunlar o şekilde yaşayacak ve evlenirken böyle bir evlilik anlaşması yapacak erkekle, eşit hak ve eşit sorumluluk üzerine.

            Eğer bu sorumlulukları yüklenmek istemiyorsa, çalışma, üniversite okuma gibi haklardan vazgeçmek zorunda olacak. istemiyorsa bir kadın, o zaman o kadın boşanma hakkına sahip olamayacak, kısa süreli nafaka isteyebilecek, çocuk velayetine erişimi daha kolay olacak (küçük yaşlar için), mehir talep edebilecek, para kazanma sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalmayacak, çalışmak istiyorsa kocasının izni dahilinde olacak… vb. Yani islam hükümleri üzerine evlilik yapacak.

            Hukuken bunları düzenlemek çok zor değil. Ve zaten bu şekliyle bile, erkeklerin hala tek bir seçeneği varken, kadınların iki seçeneği olmuş olacak, ister çalışır, ister çalışmaz. Yine kadınlar erkeklerden daha fazla seçeneğe sahip olmuş olacak.

          • Feyza dedi ki:

            Soylemek istediginizi anliyorum sn.birisi. Boyle bir durumda emin olun cogu hanim sorumluluk almayi reddeder, kisaca erkeksi bir hayato tercih edenler erkek olmanin vazifelerini de ustlenecek ve fitratina uygun kadinsi bir hayati tercih edenler de yine fitrat dini olan dinimizin tavsiye ve emir buyurdugu hayat duzenini tercih edecek ve hakkina razi olacaklar. Mumkun olabilir ama Sema hnm.a en basta biraz haksizlik ettiniz. Keske daha yumusak bir uslup ile meraminizi ifade etseydiniz, yanlis anlas

          • Feyza dedi ki:

            …yanlis anlasilmalara da firsat vermemis olur ve kendinizi savunmak durumunda kalmazdiniz. Ama gayet makul bir cozum bu proje gelistirilebilir, benzer bazi seyleri ben de dusunuyordum. Sizinki daha teferruatli, daha kapsamli olmus.

        • .:. dedi ki:

          birisi demiş ki;

          “”….Yapmanız gereken sert bir şekilde eşitliğin ne olduğunu kadınların yüzüne çarpmak olacak çünkü o zaman eşitliğin ne demek olduğunu gerçekten anlayacaklar ve neredeyse hiçbiri istemeyecek….””

          http://www.cocukaile.net/bosanma-sonrasi-cocuklar/#comment-57306

          “”…Aslında burada birçok konu başlığı içerisinde söylediklerinize krşılık gelen oldukça fazla örnek var.

          Her biri aslında adalet e, eşitliğe, aile ye, daha doğrusu ahlak ve dürüstlüğe bağlanıyor…

          Bilindiği gibi. Eski Bakanlardan Sayın Fatma Şahin ve ekibi Daha bakan olmadan evvel bu ülkeleri Kadın meclis komisyonları ile ziyaret etmiş ve oradaki yasaları oldugu gibi benimseyip Türkiyeye entegre etmiştir. Sonucları herkezin malumudur ve daha kötüsü olacaktır. Çunki bizler bu yasaların Alındığı yer olan batı ulkelerindeki durumu goruyoruz.

          Aile Yoktur. Ulkelerin hemen hemen her yerinde, Fuhuş, zina, haysiyetsiz yasantı, suc oranları, alkol, uyusturucu hersey bol ve Coktur.

          Turkiyede de Hedef ailenin bitirilmesidir. Babaların etkinliğinin kırılmasıdır. Bunun Tek sebebi Para dır. Para da babadadır. Bir şekilde o para babadan alınmalıdır. Ana hedef budur. Bu oylesine buyuk bir sektordur ki, Nemalanan coktur.

          Siz ne kadar gayret sarfetseniz de bu yasalara gore cocugunuzu buyuk ihtimal ile anneya vereceklerdir.Ve de buyuk olcude onu kullanacakdır. Eger yasi kucuk ise işin çok zoer (Buradan her anne nin aynı oldugu imasının cıkarılmasını istemem. Kastım o degildir.)””

          “”…Dinimizin neden yetkiyi babaya verdiğini Cok iyi düşünmek ve anlamak gerekir. Devlet buyukleri, Heryerde, Fitrat acıklaması yapar vurgular ama. Pozitif arımcılık yapar, Kadınları iş sahasına sürer, eşit olmayan erken emeklilik verir, Para yardımı yapar, Ölen babanın maasini alır, kreş açar, eşit olamayan iş durumunu kadın lehine kullanır, Anayasadaki eşitlik kanunlarını ihlal eder, Yasalarda adil davranmaz. var da var. Bunların hemen hemen hiç birisini evin aile reisine, babaya yapmaz. Çünki Baba aslında ailede otoritedir. Bir ailede baba var ise ve ona babalık görevi yaptırılıyorsa, O ailede evlatlar daha guvenli daha disiplinli ve daha saglıklı yetişir. Bu bir gerçektir. Baba ailesini herkezden daha çok iyi korur. (Yanlisa duşen babalar değil)..””

        • ... dedi ki:

          Sayın birisi,

          Aslında ilk yazdığınız yazıda bende tam olarak konuyu anlayamamıştım. Ama bu yazınız ve bundan sonraki yazınız meramınızı çok iyi anlattı. Son yıllarda dünyada feminen sistem ön planda. Sizinde bahsettiğiniz Abd yeni başkanının kesin gözüyle kadın başkan olması da bu sistemin bir parçası. Abd ülkesinde kullandığı bu sistemi mutlaka dünyaya da dayatacaktır.

          Bence doğru dil ve sloganlarla kadınlar kendi fıtratlarına annelik sıfatlarına geri döndürülmeli.

          • birisi dedi ki:

            Feminen sistem diye bir şey yok. ‘kadın odaklı’ toplum diye bir şey var. Yani sosyal hayatın kadınların görüşü üzerine oluşması durumu. Her yerde bu böyledir. Yararlıdır da. Ama bunu aşırıya götürürsen, işin cılkı çıkar. Sonra aşırı hassaslaşan kadınlar ‘bakmayı’ bile tecavüz diye nitelendirmeye başlarlar. Bunlar holizm denilen kollektif felsefe ürünü hastalıklar.

            Ülkeler zenginleşip rahat ortam oluşuncaya kadar kadınlar sorumluluk almaktan genelde kaçınır, ne zamanki ülke refah seviyesi artar, o zaman kadınlar şu hakkı bu hakkı diye başlar konuşmaya. Rahat batması diyelim biz buna. Hep fazlasını isteme, bir türlü doymak bilmeme diyelim biz buna. O yüzden kadın odaklı toplum aşırıya kaçmaya başladığında dur denmesi gerekiyor sorumluluk yüklenerek. Aksi takdirde kadınlar her şeyi kendi keyfilerin göre şekillendirir, ve çalışmaktan ziyade, fazla uğraşmadan rahatça işe girebilmek, ‘bana pozitif ayrımcılık yapılsın çünkü ben zayıfım, mağdurum’ derler, herkes benim keyfimi gözetsin isterler, para kazanma mecburiyeti yerine, kocalarını aileden attıktan sonra devletin kendilerine bedavadan bakmasını isterler, kadınlık göstermedikleri eski kocalarının kendilerin hala para vermesini isterler, hem kendi kadınlık sorumluluğunu atar hem de eski kocasından sanki hala kocasıymış gibi sorumluluklarını devam ettirmek ister… isterler de isterler… ve bunlar devletin şişmesine sebep olur, devletin hacminin fazlaca büyümesine… Ve devletin fazla büyümesi demek vergilerin artması demek, çalışan dürüst kesimin sırtına iyice yük bindirmek demek, kocasını durduk yere boşayan parazitler gezsin tozsun diye üstelik… Sonuç olarak ekonomi de batar.Bu Roma’da da oldu, Osmanlı’da da ve diğer başka bir çok ülkede.

            Bu yüzden sorumluluklar hemen yüklenmeli.

      • birisi dedi ki:

        Bu arada Sema hanım aile mahkemeleri hakkında bir şeyler yazdınız mı bilmiyorum, yazdıysanız da nasıl bir lisan kullandığınızıı bilmiyorum. Fakat size önerim şu olacak;

        Aile mahkemelerinin aileyi birleştirici değil, aileyi dağıtmaya odaklı çalıştıklarını anlatmalı. Boşanma konusunun gelmiş geçmiş en büyük sebebi aile mahkemeleridir. Yani boşanmanın birinci sebebi aile mahkemelerinin ta kendisidir. Bugün kullanılan lisan insanların aklında aile mahkemelerinin aileyi bir arada tutucu oldukları izlenimini bırakıyor, hatta adı bile ‘aile mahkemesi’. Bunun acilen değiştirilmesi lazım, ‘boşanma mahkemesi’ olmalı. Ve insanlara bu mahkemelerin aile sorunlarını çözmeye yönelik değil, aileyi dağıtmaya yönelik çalıştıklarını anlatmak gerekiyor.

        Diğer yandan da avukatların her türlü aile iç işlerine burnunu sokmalarının tehlikeli olduğunu anlatın. Karı-koca arasında her zaman avukat var şu anda. Ve avukatlar paralarını buradan kazanıyorlar, yani aile içi sorunları güncel tutarak. Ve avukatlar olaya dahil olduklarında aileyi uzlaştırıcı değil, aksine ayrıştırıcı ve düşmanlaştırıcı tavır sergiliyorlar. Hemen erkek tarafının en ince ayrıntısına kadar malını mülkünü hesap etmeye, kadına ne kadar nafaka kazandırabiliriz derdine düşüyorlar. Eğer aile içi sorunlar güncel tutulmazsa, en küçük meseleler bile her yerde ifşa edilmeye çalışılmazsa, karı-koca harici insanların ciddi durumlar haricinde burnunu sokmasına izin verilmezse, o zaman bu avukatların bir önemi kalmayacak. Ama bunun olmasını istemez avukatlar, önemsiz hale gelmeyi istemezler ve tabi gelir kapılarını kaybetmeyi de… Bu yüzden avukatlar ve aile mahkemeleri aile birliğinin baş düşmanlarındandır. Aile bakanlığı da buna dahil. Bu söylediklerimi iyice düşünün lütfen.

        Eğer daha geniş pencereden bakarsanız, feministlerin metodolojisi de avukatlarınki ile aynıdır. Kadınların ezildiğini, zayıf olduklarını söyler ve bunu güncel tutarlar. Feminist dernekler bu sayede önem kazanırlar ve hem sosyal hem de ekonomik anlamda destek görürler.

        Bunlara karşılık, yani feministlerin kadınların zayıf olduğunu söylemelerine karşılık siz de aynı şeyi söyleyemezsiniz, yoksa onların istedikleri olur. Kadınların güçlü olduklarını söylemeniz gerekiyor. Kadınların ezildiğini değil, aksine erkeklerin ezildiğini, hatta kadınlar tarafından ezildiğini söylemeniz gerekiyor.

        Ama biliyorum ki, bunlar size çok ters. Bu yüzden kadın zayıf, kırılgan, merhametli, şefkatli demeye devam edeceksiniz. Feministler de sizin bu zaaflarınızdan bir güzel yararlanacaklar. Feministler zannettiğiniz gibi aptal değiller. Onların kullandıkları ‘mağduriyet’ saldırısına karşı hiç hazırlıklı değilsiniz malesef.

        Yazdıklarımı iyi düşünün. Hem de çok iyi düşünün.

        • Yahya dedi ki:

          Yani sizi anlamakta zorluk çekiyorum….
          bakın doğru tektir. bunu farklı methotlar ile söylemenin anlamı gereği yoktur. çok kısaca siz Sema hanıma diyorsunuz ki bardağın yarısı dolu demeyin, bardağın yarısı boş deyin diyorsunuz (veya tam tersi… takılmayalım) ancak bir müslümanın olaylara bakış açısı islami perspektiftendir. Yani biz doğruyu A yöntemiyle değilde B yöntemiyle söyleyelim de feministler anlasın …. v.s.
          Ancak niçin biz kendi doğrumuzdan ve yöntemimizden vazgeçelim. Bırakın feministler (ve diğerleri) bizi anlamaya çalışsınlar.

          Ayrıca aile mahkemesinin vazifesi zaten yapıcı olmak değil, hatta hiç bir mahkemenin amacı yapıcı olmak değil. Cezalandırıcı, caydırıcı vs… olmaktır. Yani siz aile mahkemesinde (veya adını ne koyarsanız koyun) yapıcı bir tutum bekleyemezsiniz… Sözüm ona mahkeme şimdi çiftleri uzlaşma için uzmana gönderiyor…

          Yani ben evliliğimi kurtarmak için bir devlet kurumuna müracaat edicem… bu da aile mahkemesi olacak… komedi… niye belediyeye müracaat edemiyorum? (belediyenin aile-danışmanlarından bahsetmiyorum, onların yaptırımı yok)
          Ticari ihtilaflarda, ihtilafları çözmek için “arabuluculuk” müessesesi var, benzeri bir “arabuluculuk” boşanma arefesinde olan çiftler için yapılabilir.

          Ayrıca avukatlar ile ilgili yazdıklarınız çoğunlukla doğru. Avukatları parayla motive ederseniz avukatlar savunmadan çıkar, saldırıya geçerler. Çünkü her türlü para kazanıyorlar ve mesnetsiz saldırılarıda cezalandırılmıyor. Yani bir doktor yanlış teşhis/tedaviden diplomasını kaybedebilir ancak avukatın böyle bir riski yok!

          Kanunlarımıza bir şey demiyorum zaten orası felaket durumda….

        • .:. dedi ki:

          birisi demiş ki; “”………..Bu yüzden avukatlar ve aile mahkemeleri aile birliğinin baş düşmanlarındandır. Aile bakanlığı da buna dahil. Bu söylediklerimi iyice düşünün lütfen………..””

          sn birisi, söyledikleriniz konularda oldukca fazla bilgi ve yazı var, sözylediklerinizin bir çoğuna paralel düşünen ve katılan kardeşlerimiz var.

          Önemli olan yasalar ve yasaların uygulanma biçimleri,

          Tespitlerinizde ortaya koyduğunuz hususlar ile ilgili yasaları bu ülkeye bela edenler ve sayın cumhurbaşkanımızı kandıranlar, kendisini çok öenli işler yapmış gibi gösteren bu makalenin konusu olan hanfendi, sayın cumhurbaskanımızın hanımını bile bu işlere defalarca alet etmiştir. Onun fetullah ağabeyi yazısı tam yerine oturmuştur. Bu ülke de sadece darbe yapıldığını zannedenler çok yanılıyorlar. Daha farkında bile değiller neler olup yaşanacağını, Zannediyorlar ki en tepelerde farklılık ve değişiklikler oldu. Eğer Halk darbeyi sokaklara çıkıp önlemeseydi. bugün bu yazıları yazamıyor olacaktık ve birbirimizle savaşır durumda olacaktık. Bunu nasıl şizah edebilirim bilmiyorum. ama 1936 da baslayan ve üc sene süren batıdaki, İspanya iç savaşını hatırlatmek isterim. Herkes herkesle savaşıyordu, Mezhep, takımlar, partiler, renkliler, uzunlar, kısalar, hemşireler, memurlar, askerler, feministler vs……..

          Yıllar önce dışarıda bunları gören birisi olarak Tesadüf Sema hanımı farken birisi olarak burada sayfalarca yazdım. Hatta, Çok açık net olarak AB uyum yasalarını, Eğitim, Sağlık, çalışma, Aile, Tarım, güvenlik ve Hukuk konularını…

          bunu Buradan tekrar söyleyeyim, En yakınları sayın cumhurbaşkanımızı kandırdılar. O kandıranların hepsi yalaka idi, kendilerini güzel gösterdiler, farklı gösterdiler, AB fonlarını alıp kullanınca zannettiler ki AB salak, onlar harcıyor, ne güzel beleş, o fonları harcamak için kendi ülkelerini futursuzca sattılar, peşkeş çektiler . Yapanların hepsi, Bugün hatta yarın daha iyi anlayacak herkes. Göreceksiniz bak daha neler neler çıkacak. iliklere kadar işlediklerini, Batının kontrolüne geçtiğini göreceksiniz. en yakınlarından dahi kuşkulanır durumlara gelicekler.

          http://www.cocukaile.net/bosanan-erkekler-neler-cekiyor/#comment-130047

          http://www.cocukaile.net/bosanan-erkekler-neler-cekiyor/#comment-92036

          http://www.cocukaile.net/siddeti-artiran-kanun/#comment-72078

          http://www.cocukaile.net/aile-kongresinde-cikan-sonuclar/#comment-65306

          buradaki yorumların tamamı.

          http://www.cocukaile.net/evlenmeler-artti-bosanmalar-azaldi/

          aslında çok daha fazla yamıştım, nokta atışlı yazılarım vardı. Sagolasın sema hanım tamamına yakınını yayınladı, yazdıklarımız bulamıyorum. Bu sitenin arama motoru dandik, google aramayı site içine enjecte edilse güzel olur, veya kullanıcı yorumları diye de aransa güzel olur.
          Sonuç olarak şunu söylemek isterim, Belki bana kızanlar olur. yine de diyeyim,

          Bizim Cumhurbaşkanımız Saf, vallahi Saf, önüne gelen kandırmış onu, En çok da çalışma arkadaşları herşeyi ona yaptırdılar. ZATEN AMAÇ oydu, onu kötü göstermek. Onu hapsetmişler sorunlar yumağının içine hep güzel şeyler yaptım zannediyor, (Şüpesiz ki iyi şeyler de yaptı) fakat ülkede hiçbir alanda SYSTEM yok, SYSTEM ile ilgili de onlarca yazı yazdım.

          Eğer SYSTEM, ADALET olsaydı kimse onu kolay kolay kandıramazdı. Hele eski aile bakanı olan kişi, Fetullah ağabeyciği ile bunları yapamazdı. Sayın Cumhrbaşkanımız heryerde “ADALET ve MERHAMET”den bahseder. Ben size diyeyim kendi bile inanmıyor. Daha yeni yeni farkına varmaya başladı,

          Tehlike zannedildiğinden çok daha vahim.

          Çözümü de var aslında, Çünki ak partinin yarıdan fazlası FETÖ cüydü, hatta daha ileri gideyim diyeyim ki herkes düşünsün… FETÖ denilen yapı Ana yapının sadece bir parçasıdır. O yüzden FETÖ denilince BEN DEVLET İÇİNDEKİ PARALEL YAPILANMAYI SÖYLEMEK İSTİYORUM, FETÖ BU YAPININ İÇİNDE BİR PARÇA EEN BÜYÜK PARÇA sanırım izah edebildim.

          **** Çözümü de diyeyim, Sayın Cumhurbaşkanı ne yapıp yapıp açilen sayın bahçeli ile daha seçim olmadan koalisyon yapmalıdır. MESELE ÜLKE MESELESİDİR. Gerekirse sayın Bahçeliyi başakan yapmalı ve diğer bakanlıklarda şapraz gölge bakanlıklı, BİR MHP, BİR AKP vesaire gibi benzer sistem olmalı, itiraz edenlerin ve yokuş yapanların hepsini göndermeliler, birbirlerini oto kontrol yapmalılar. Daha sonraki secimlerde ne yaparlarsa yapsınlar. ACİLEN SİSTEMLER KURULMALI ve ADALET her alanda olmalıdır. ANAYASAMIZ uygulanırsa herşey buna müsaittir. BU BİRAZ kafa kaıştıran açıklamadır. Bunu izah etmek zordur. Ülkemizde Rüzgar tersine döndü öyle demokrasi nöbetleri, nöbetteki fetöcüler v.s. ve Başta belediyeler olmak üzere neler çıkacak neler, Tabi yargıya müdahaleleri de göreceğiz. Sayın Cumhurbaskanımız daha önce mensubu oldugu ve kurucusu olduğu partiyi temizlemelidir. Kimsenin gözünün yaşına bakmadan. Hele o üç dönem uygulamasını bence hiç iptal etmemeleri gerekirdi.

          Sadece Savcılarda mı yapılandılar zannediyorsunuz. Aile mahkemeleri heryerde.

          Sayın içişleri Bakanlığı açıklama yapmıştı, 81 il in emniyet müdürünün 74 ü FETÖ cü dedi. Siz zannediyormusunuz sadece emniyet müdürlerinde? HERYERDE

          AİLE ÇOK önemlidir. Dün sokakta gördüğümüz tankların önünde olan vatandaşlarımızın çoğu AİLESİ olanlardır. Çünki endişelenecekleri ve düşündükleri bir ailesi vardır. yakın zamanda Kamu spotu vardı. Kızı babasına sorar, “nereye gidiyorsun baba” diye,

          “Senin geleceğin için Meydanlara”

    • Yahya dedi ki:

      Afedersiniz ama bizde “otunu * yeme” diye bir tabir var.
      Aynen öyle…

      ayrıca Feminizmin ne olduğunu kuruluş amacını icraatlerini çok iyi bilmeniz lazım.

  8. ... dedi ki:

    Sayın Sema Hanım,

    Feto ve benzer unsurların ülkemize topluma verdiği zarar çok büyük. Yalnız bakanın o dönem F.Gülen için yaptığı konuşmadan hareketle direkt bu duruma bağlamak tartışmalı. Ben size daha somut örnekler vereyim. F.Gülen oluşumuna bağlı biri ile bağlı olmayan biri nişanlanıyor. Ablalar denilen kişilerin baskılarıyla nişan atılıyor. Yine bir tarafın bu oluşuma bağlı olup diğer tarafın bağlı olmadığı bir evlilikte 17/25 aralık sürecinden sonra kavgalar olmaya başlıyor. Bu oluşuma bağlı olan kişilerin evliliklerinde etkisi daha fazla oldu. Son zamanlarda haberlere konu olan subayların darbenin başarısız olma ihtimaline karşı eşlerini boşaması mal varlığını korumaya çalışmaları.

    Aile ve Sosyal Bakanlığının kanunlarını analiz ederken kanunların ne kadar uygulanabildiği dini değerlere toplumun ne kadar önem verdiği de dikkate alınmalı.

    1. Eş ve çocuklara nafaka verilmesi meselesi. Eşini ve 5 çocuğunu terk edip kayıplara karışan birini tanıyorum. Üstelik bırakın nafakayı eşinden boşanamadığı için eşinin borcuyla karşıya kaldı. Kanunlar ne kadar adil ve adelet uygulanabiliyor mu?

    2. Eşi tarafından aldatılan yada zulüm gören kişilerin korunmasındaki sıkıntılar. Kadına şiddetin artmasındaki sebep erkeğin psikopatlaşması zihin yapısının değişmesi mi yada kanunların çeşitli sebeplerin bu cinayetlere zemin hazırlaması mı?

    3. Kafasında evliliği bitiren insanların evliliği kurtarmak gözünde olmuyor. Bir de dediğiniz gibi nafakayla kolay geçim yolunu sağlamak gibi bir düşüncesi varsa. Niyet ve adalet duygusu burada çok önemli. En ufak tartışmada soluğu mahkemede alan kişilerin evlilik algısıyla kendisini dindar olarak gören kişilerin evlilik algısı aynı olmamalı.

    4. Boşanmaya yada kadın haklarına odaklanıldığı kadar bakanlık aileyi korumaya sorunları maddi ve manevi çözmeye odaklansa daha hayırlı sonuçlar alır. Anneliği özendirecek ev kadınlarına ev ortamında gelir sağlayacak aile ilişkilerini koruyacak uygulamalar yapabilir. Mesela evde bakım bedeli uygulaması. Yaşlı anne ve babasına bakmak yada özel durumu olan çocuğuna bakmak her insanın ve Müslümanım diyen kişinin sorumluluğudur. Devlet bu uygulamayla ailelere maddi ve manevi en azından bir farkındalık sağlamaktadır.

    5. Feminizm tehlikedir bununla beraber pasif erkek algısı da tehlikedir. Kadına benzeyen erkek ile erkeğe benzeyen kadına Peygamber efendimizin tepkisi en ağırken bunun sadece dış görünüşten ibaret olmadığını davranış zihin düşünce yapısını da içine aldığını düşünüyorum.

    6.Sorunun bir kaynağının da kadınların haddinden fazla sosyalleşmesinde erkek mesleği ve idari kadrolarda olmasında görüyorum. Örneğin fıtrat olarak duygusal yaradılışta olan bir kadının hakimlik yapması askeri personel idareci olması. Kaldı ki islama taban tabana zıt kanunlarla başörtülü hakimlerin avukatların görev yapması savunması hüküm vermesi. Sanırım hayattaki en büyük çelişkide bu.

    7. Kadınlarla ilgili ayetlerin Kerbela olayındaki mızrağın ucundaki Kuran sayfaları gibi silah siyaset gibi kullanılması. Dini kullanan feministlerin yaptığı aynı şeyi Işid Daeş’te yapmıyor mu? İnsan fıtratından ve dini meşruluğundan uzak ayetler kişilerin algılarına amaçlarına göre kullanılıyor.

    8. Referans olarak aldığımız Avrupa Birliği normları neden bize uymadı uydurulmaya çalışıldığında ne tür sorunlar oldu? Çünkü Avrupa da aile kavramı yok. Ailenin olmayıp bireyin bencilliğin ön planda olduğu bir medeniyetle ne dini ne kültürel nede fıtri olarak uyuşmuyoruz.

    9. Doğru düzgün aile konusunda başarılı olan bir bakanımız henüz olmadı. Bu sadece bakanlarla ilgili de değil. Dünyadaki gelişmeleri düzenleri bunun en başta dini algımıza topluma aileye ve psikolojimize yansımalarını da analiz etmek gerekir. Kadınlara maskulen erkeklere ılımlı bir imaj dayatılıyor. Dini algılarımız paramparça. Sekuler camiye söyleme hapsedilen bir din.

    Bence konuya ilk nereden başlayalım derseniz ekonomiden ticaretten başlayalım. Faize ve kapitalizme bu kadar esir olmuş bir toplumun ilk önce yediği lokmanın temizlenmiş olması gerekir.

    Bundan sonrada kızlarını eşlerini çalıştırmaya mecbur bırakan erkek yapısını dışarıda huzur arayan erkeklerle yarış halinde olan kadın algısını analiz edelim. Bir toplumda eşini maddi külfet olarak gören koca ile eşine hizmeti eziklik olarak gören hanım sayısı artıyorsa boşanmaların artması da boşandıktan sonra türlü oyunların olması da normal. Kanunlarını aldığımız AB gibi üzüm üzüme baka baka kararırmış ikiyüzlülük olması da normal.

    • Feyza dedi ki:

      Aile kurumumuzun toparlanmasini istiyorsak yazinizda degindiginiz gibi ‘ev hanimlarina biraz farkindalik kazandirilmali.’ Evde maddi kazanc saglamasina yonelik alternatifler sunulabilir, calisan bayanlara sunulan kolayliklarin benzerleri ev hanimlarina da saglanmali. Ev kadinligi medya eliyle ‘cocuk ev isi ve es’ arasindaki kisir dongunun, ezilmisligin, tukenmisligin sembolu olmaktan kurtarilmali. Yerle yeksan edilen ev hanimligi imaji yerden kaldirilip ihya edilmeli.

      Isyerinde yeterince yorulup butun eforunu disarida harcayan bir kadin eve geldigi zaman esine ve cocuklarina ne kadar verimli olabilir? Cocuklarina bu sevgiyi ve evine esine gerekli ozeni o yorgunlukla ne kadar verebilir? Veremez ki mumkun degil, 7/24 mesai hicbir insanin fitratina musait degil, uzun vadede kalici hasarlar birakir. Ya kadinda, ya cocuklarinda veyahud evliliginde.

      Ulkemiz bir Islam devleti degil, islam hukukuyla yonetilmiyor fakat munferid hayatimizi Islami kaidelere gore insa etmek bizim elimizde iken Musluman erkeekler de bu bilinci kaybetmis olmali ki calisan bayan onlara artik daha cazip geliyor. Gozlemledigim bu benim. Yasalar da calisan kadindan yana olunca ev hanimligi surekli medya yoluyla zemmedildikce kadinlarin da calisma hayatina olan ragbeti artti. Bosanmalarin artmasindaki bir etken de bu olmasin?

      Duzenli bir aile hayati, otele donusmemis yuvalar, bozulmamis akraba iliskileri sevgi ve anne sefkatiyle buyuyen cocuklar Allahu Teala’nin kadina yukledigi misyona sahip cikip hududunu asmayan kadin ve bunu talep etmeyen erkeklerin dini hassasiyetleriyle kurduklari aile kavrami ile vucut bulur. Erkek evini gecindirebildigi icin evin reisi hukmundedir. Kadin da bu vazifeye ortak oldugu zaman, ayni zamanda ‘reislik’ unvanina da musterek olma hakkini kendinde bulur ve bir ipte iki cambaz oynarsa ekseriyetle biri duser sakat kalir. Ve surekli karma bir ortamda erkeklerle icice calisan kadinin fitratinin bozulup erkeklesmeye basladigina en guzel misal, kadin kuaforlugu yapan ve surekli kadinlarla icice calisan erkeklerin fitratinda ugradigi degisim, mutasyon, dejenerasyon olabilir.

      Zaten karma bir sistemde erkeklerle hasir nesir okuyup calismasi bir kadini manevi anlamda da curutur, koreltir. Bunlari soyledigimiz zaman su soruyla karsilasiyorum, bunu ekseriyetle Musluman feministler soyluyor bu iki kavram ne
      jadar zit olsa da ayni cumlede kullanmaya alistik artik. ‘Islamiyette kadinlar ev isi yapmaya mecbur edilmemis, cocugunu bile emzirmeye mecbur degil vs vs.’ Peki Islamiyet bunlari kadina emretmemis diye bu kadar rahat sekilde cikip hakkinizi savunuyor ve ben ev isi yapmaya mecbur degilim, ‘diyorsunuz. O halde ev isi yapmayin, cocugunuzu emzirmeyin nasilsa mecbir degilsiniz. Ama disarda calisma konusunda ustelik karma ortamlarda yani dinimizce menedilen ortamlarda calismak icin neden bu kadar canhiras bir cabanin icine giriyorsunuz?

      Islami dairede hak ve hukukunuzu bu kadar guzel kavrayip kolluyorsaniz neden uzerinize vazife olmayan islere girip evin nafakasimi yuklenmek gibi sizin mesuliyetinizde olmayan bir gailenin icine dusuyorsunuz? Ustelik ev isi yapmama
      konusu sadece bir ruhsat fakat digeri ise acikca menedilen bir durum ve bu cifte standartli din algisinin sagliksiz kararlari aile kavraminin kokune dinamit koymakta feminizm ile paralel bir yaris icerisindeler.

      Varsa bir aile bakanligi, gercekten bu kurum aileyi korumayi hedefliyorsaonce ev hanimligi misyonunu yerden kaldirip koruma ve yukseltme ile ilgilenmelidir. Gerisi corap sokugu gibi gelir. Yaslilar konusunda bir calisma oldugunu hatirliyorum ama sanki, sanirim yaslilarina bakan ailelere bir gelir baglaniyor. Yanlisim da olabilir hatta sanki bu tesvik edici gelir konusunu suistimal.eden ailelelere de rastlamistim.

      • ... dedi ki:

        Feyza Hanım,

        Yazdıklarınızı okudum düşüncemiz temennimiz ortak. Hz. Mevlana “Ben olda bil demiş.” Bir dönem hem okuyup hem çalışıp hemde ev hanımlığı yaptım. Uzaktan iyi gözüken yakından ise bayanın yorulduğu tükendiği bir durum.

        Yeni bir uygulama daha başladı. Bayan polislerde başörtüsü serbestliği. Her yerde başörtüsüne özgürlük olsun. Neye yarar yakında evde eşine hanımlık yapacak çocuklarını yetiştirecek anne bulamayacağız. Bazen özgürlük dediğimiz şeyleri ele geçirdiğimizi zannederken dinimizin tesettürün içini boşalttığımızın fıtratımızı bozduğumuzun farkına varmıyoruz.

        • Feyza dedi ki:

          Bunu anlatmaya calisiyorum sn. …, tesetturlu bayan polis olmasi neyi degistirecek, evet basortusu yasagi zaten basli basina bir faciaydi. Insan hak ve hukukuna inanc ozgurlugune yapilan en buyuk saldirilardan biriydi. Fakat durum bununla sinirli degil ki. Tesetturlu ama karma ortamda surekli mesai basinda bir kadin manen korelir bunun baska alternatifi yok ve hem bedenen hem zihnen hem manen yipranan kadin Allahu Teala’nin yukledigi ana vazifeyi ifa etmekte zorlanir, yeterli olamaz. Tesettur yeterli degil, carsafli dahi olsa bir bayanin erkeklerle surekli ayni ortamda bulunmasi sakincalidir, mesru degildir ki ve is icabi da olsa bir odada kapi kapali sekilde yalniz gorusmesi halvet hukmundedir. Ama is ortamlari bu duruma mecburen yol aciyor. Halbuki herkes isini yapsa ne kadar guzel ve nezih bir toplum oluruz, bunu gercekten arzu ederdim.

  9. Ahir zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    “evlilik hayatinda hicbir erkegi mutlu eden sey erkeklesmis bir kadin degildir. Veya haniminin sajip oldugu titr, kariyer, mevki, apolet bir erkegi mutlu etmeye yetmez. Musfik, saygili, sadik ve sevimli kadinlardir erkeklerin fitratina uygun ve ozbenliginde aradigi, ihtiyac duydugu erkegin tamamlayici kriterleri. Gerisi yalnizca bir goz yanilsamasi, kisa sureli bir seraptir.”

    Allah razı olsun “Feyza” kardeşim ellerine ve yüreğine sağlık fıtrata uygun konuşmuşsun rabbim sayınızı arttırsın inşALLAH…

    • Feyza dedi ki:

      Allah sizden de razi olsun sevgili kardesim. Aslinda bu sekilde dusunen ve yasayan cok kadin olduguna inaniyorum fakat sesleri medyada fazla cikmayan mutevazi bir ‘sessiz cogunluk’. Oyle yasamasalar da inaniyorum ki boyle hissediyorlar. Tesekkur ederim..

  10. Uğur dedi ki:

    Sema Hanım, bakın ne güzel tespit etmişsiniz:

    “Dün yerden yere vurulan erkekler, bugün canları pahasına vatanı kurtardı. Vatan için canını ortaya koyan kahramanları, kadınların karşısında çaresiz, aciz bırakırsanız bir gün o kahramanları da bulamazsınız.”

    Ancak optik çarpıtma buradan başlıyor. Bu yolda canını veya kolunu, bacağını, sağlığını feda eden her onlarca erkeğe karşılık ancak birer kadın olduğu hâlde, dikkat edin hep o az sayıdaki kadınları vurguluyorlar. Bunu da en çok bizden olanlar yapıyor. Birbirimize verdiğimiz mesaj hep şu ki erkeklerin başarıları, kahramanlıkları hep ihmal edilesidir, önemsizdir, erkeklerin geneline hiçbir hak kazandırmaz. Kadınların ise çok daha azının çok daha az sayıda başarısı, kahramanlığı bütün kadınlara erkekler üzerinde büyük haklar kazandırır. Diyelim iki yüz erkek şehid olmuş, bu diğer erkeklere hiçbir hak kazandırmaz. Ama diyelim iki kadın şehid olmuş, bu diğer kadınlara bütün erkekler üzerinde büyük haklar kazandırır.

    İşin komik tarafı, kadınların kendileri bu durumdan zarar görüyor. Anladığıma göre sevgilisinin itaat ettiği, adeta tapındığı, yüksek sosyal statülü bir iş adamı hakkında olan bir film, ki ismi Grinin Elli Tonu imiş, geçen sene kadınlarca çok sevildi, akın akın sinemaya koştular. Kadınlar bir taraftan yüksek sosyal statülü koca istiyorlar (ki daha önce bu sitede izah ettiğim üzere onların bu isteğinin sebebi kültürel değil genetik ve biyolojiktir ve evrim/fıtrat psikolojisi çalışmalarıyla ispatlıdır), bir taraftan da erkeklerin elindeki ekonomik imkânları ve sosyal statü imkânlarını, feminist kanunlar ve laikçi hâkimlerin yardımı yoluyla, zabtediyorlar. Amaçları nedir? Kendileri erkeklerin ellerindeki sosyal statü ve maddi kazanç imkanlarını ele geçirince kiminle evlenecekler? İleride sınırsız sayıda kadınla evlenmeyi serbest bırakacaklar da böyle iş adamı erkeklerle onar onar, yirmişer yirmişer mi evlenecekler? Planları bu mu? Çünkü onlar erkeklerin işleri ve sosyal statülerini tamamen elde edince, onların bir erkekte aradığı özellikleri taşıyanlar olarak ancak böyle çok sınırlı sayıda erkek geriye kalacak. Böylece kadınları memnun edebilecek her erkeğe, yirmi-otuz kadın düşecek.
    Ama elbette bu olmayacak. Bunun yerine insanlar karı-kocalığı, mutluluğu unutacaklar ve Batı’daki gibi kısa süreli ilişkilerle geçici tatmin yolunu tutacaklar. Üstelik Müslümanların böyle geçici tatmin gibi bir imkânları olmadığından, Müslümanların iki-üç nesil içinde soyu kuruyacak.
    Alternatif olarak, aklımızı başımıza devşireceğiz, Allah’ın yasaları yerine ateist sosyal bilimlere inanan şimdiki tahsilli kesimin çoğunu devlet yönetiminden tasfiye edeceğiz ve Cumhurbaşkanımız gibi aklı başında olan insanlar bu devletin başına geçecek. Cumhurbaşkanımız kadın hakları söylemine ve kadın-erkek eşitliği kavramına hücum ettiği hâlde, İmam Hatip mezunu arkadaşlarını bile ikna edemiyor, hatta sayın Diyanet İşleri Başkanımız bile güya İslam’ı feministlerin saldırılarından korumak için bu konuda ayrı telden çalıyor, hepsi entel feminist olmuş. Nasıl ki FETÖ’ye karşı mücadelede şimdiye kadar hep yalnız kaldıysa, erkek-kadın hakları meselesinde de yalnız, hatta bu meselede daha yalnız.
    * Normalde Diyanet İşleri Başkanımıza çok kızıyordum, ama bildiğim kadarıyla darbe gecesi vazifesini hakkıyla yerine getirdiğinden yine de ona hürmetimi muhafaza ediyorum. Öyle anlaşılıyor ki feministler dünyanın en korkunç varlıkları. FETÖ’cü subaylardan korkmayan adamların feministler karşısında dizleri titriyor.

    • Feyza dedi ki:

      Her iki cins de aslinda fitratindan gelen ve bilincaltina evvel zaman icinde kodlanmis ozelliklerine uygun olan diger yarisini ariyor olmasin? Mutasyona ugrasa da her kadinin ve erkegin icinde sakli bir ozkimligi var aslinda Ugur bey. Bati menseili akim ve ideolojilerin tesiriyle sekillenip sirazeden cikan ve gercek kimligini unutan, kaybeden kadin da erkek de mutlu degil. Bu yuzden bu gibi filmler aslinda bu tezi dogrulamaya musait birer sosyal deney. Filmi ben de izlemedim ama o kadar bahsedildi ki, hatta bir gazetede Sema hnm.da bu filme bir elestiri getirmisti o yil ve bu sayede icerigini okuma imkanim oldu. Feminizmin etkisinde kalan kadin ruhunun aslinda bir yani orselenmis ve yarim, hakeza bu durum erkek icin de gecerli. Is konusunda hirsli, kariyer sahibi, sosyal dunyada azmine hayran biraktiracak kadar aktif kadinlarin bu potansiyelinden kisa vadede etkilenip izdivaca yonelen erkekler uzun vadede neden bu mutlulugu surduremiyor dersiniz? Cunku erkeklerin de beklenti ve ihtiyaclari her ne kadar sekuler hayat tarafindan farkli bicimlendirilmeye calisilsa ve kisa sureli duygu ve akil tutulmalari yasasalar da evlilik hayatinda hicbir erkegi mutlu eden sey erkeklesmis bir kadin degildir. Veya haniminin sajip oldugu titr, kariyer, mevki, apolet bir erkegi mutlu etmeye yetmez. Musfik, saygili, sadik ve sevimli kadinlardir erkeklerin fitratina uygun ve ozbenliginde aradigi, ihtiyac duydugu erkegin tamamlayici kriterleri. Gerisi yalnizca bir goz yanilsamasi, kisa sureli bir seraptir. Kadinlasan erkekler ve erkeklesen kadinlarin cogalmasi ile dunyamiz cinsel kimligini kaybetmis mutsuz bireylerden mutesekkil bir topluma donusurken ruhlar feryat ediyor fakat seslerini duyan olmuyor, cunku zihinler tutsak.

      • Abdullah Bir dedi ki:

        Feyza Hanım Kardesim’e
        “erkeklerin de beklenti ve ihtiyaclari her ne kadar sekuler hayat tarafindan farkli bicimlendirilmeye calisilsa ve kisa sureli duygu ve akil tutulmalari yasasalar da evlilik hayatinda hicbir erkegi mutlu eden sey erkeklesmis bir kadin degildir.”

        “Veya haniminin sajip oldugu titr, kariyer, mevki, apolet bir erkegi mutlu etmeye yetmez. Musfik, saygili, sadik ve sevimli kadinlardir erkeklerin fitratina uygun ve ozbenliginde aradigi, ihtiyac duydugu erkegin tamamlayici kriterleri.”

        SİZİN BU İFADELERİ YAZMANIZA SEBEP OLAN BASİRETİNİZE MAŞAALLAH DİYOR ve SİZİ TEBRİK EDİYORUM.

        ALLAH (cc) size inandığınız gibi yaşamayı nasip etsin İnşaallah. (Amin)

        • Feyza dedi ki:

          Amin Allahu Teala cumlemize nasip etsin Abdullah abi, laf ebeligi yapan degil icraati saglam olan insanlardan olmak isterim, tesekkur ederim.

  11. Emsile dedi ki:

    Çağımızın Bel’am ları bu kişiler olsa gerek, Allah hidayet versin. Bu arada risaleler konusuna atıf yapmışsınız. Aynı konu ile ilgili Nur talebesi arkadaşlarımla konuştuğum ve sizin benzeri yapıcı eleştirilerde bulunduğum zaman şu sekilde izah ediyorlar:’Bu risaleler bütün tefsirleri kapsayıcı niteliktedir.’Bu konuda ne düşünüyorsunuz? (Cevapla sorununu hala çözemedim yardımcı olan biri olursa sevinirim.)

    • Feyza dedi ki:

      Ben bilgisayardan yazmiyorum ama yazdiginiz alanin kose kisminda kucuk kare seklinde buton gibi bir kucucuk bir alan var emsile hanim. Gonder kismi kayboluyor bazen ama o kisma tiklayinca tekrar beliriyor. Bir deneyin bakalim belki farkedememissinizdir. Bir de telefonun ekranini dondurunce de o buton cikiyor. Ama bilgisayarda nasil oluyor bilmiyorum bilgisayardan yaziyorsaniz..

    • Uğur dedi ki:

      Benim o eski arkadaşlarım Bel’am gibi değiller, yoksa hemen hepimize Bel’am demek gerekirdi. Benim anlatmak istediğim, alınan yoğun seküler tahsilin beyin yıkayıcı etkisidir. Babası medrese hocası olan insan bile uzun yıllar süren endoktrinasyon sonucunda bu hâle geliyor. Laikçiler ve Batılılar Osmanlıların az sayıda Hıristiyan çocuğunu devşirmesine laf ederler, oysa kendileri bizim hepimizi çocukluğumuzda az veya çok devşirdiler.

      “Risaleler” meselesine gelince, insanın favori yazarları veya âlimleri olabilir, ama bir veya birkaç yazar veya üstadı Kur’an ve sünnetin yegane yorumlayıcısı hâline getirmek çok ama çok tehlikelidir.

      • Emsile dedi ki:

        Bel’am gibi diyerek öncelikle kendinize ve sizin gibi düşünen insanlara haksızlık etmeyin nacizane tavsiyem. Çünkü, önceki yazınızda belirttiğiniz gibi siz eğer merhum N.Fazıl gibi ‘imalât hatası’ olduğunuzu düşünüyorsanız verdiğiniz örnekteki arkadaşlarınızdan bir farkınız mutlaka vardır. Bel’am ilim sahibi iken dünyayı ahiretine tercih edip helak oldu, anladığım o ki bahsettiğiniz kişiler de ilim sahibi veya ilim ehli bir ailenin mensubu iken zamanla dünyevi ilimle amel etmeyi tercih edip sahip olduklari hakiki ilme ihanet ederek birer Bel’am olmasalar da o istikamete doğru kürek çekmeye başladılar. Siz veya sizin gibi düşünenler ise Allah’ın yasasını hepsinin üzerinde tutma gayreti içindesiniz, yazdıklarınızdan bu anlaşılıyor. O halde siz bu istikamette sayilmazsınız, ameli kusurlar ayrı o hepimizde var. Bu yüzden kendinize haksızlık etmeyin ve itikadı düzgün diğer kişileri de bu sınıfa dahil etmeyin, bu ayrı bir kategori.
        Risaleler konusunda ise bu cevabı vereceğinizi tahmin ettiğim için kendim fikir bildirmek yerine sizin cevabınızla kendi görüşümü beyan etmek istedim, yani bir soru ile konuyu irdelemek istedim ve istediğim/ beklediğim cevabı verdiniz. Teşekkür ederim.

        • Uğur dedi ki:

          Emsile Hanım, zannımca söz ettiğim spesifik kişinin ve o türden kişilerin (sosyal bilim Müslümanlarının) durumu doğrudan dini/yasayı inkârdan değil, ahmaklık ve basitlikten (menfaat ve rahat düşkünlüğünden) ileri geliyor. Çünkü ilke olarak Allah’ın dinini yani yasasını inkâr etmiyorlar, ama onların zannınca güya bu şartlar içinde en doğrusu sosyal bilimlerin ateist ve feminist kanunları oluyor. Bunların imam hatiplisi bile öyle inanıyor ki tam şeriat gelmedikçe eldeki kanunların en iyisiyle idare etmeliyiz ve eldeki kanunların en iyisi de en çok “kadın hakları” (yani aslında feminizm) içerenlerdir, zalim olduklarına inandıkları erkek ırkını en çok ezenlerdir. Tahsilli “dindar Müslüman” erkeklerin bile böyle inanır. Neden derseniz, aklıma kesin değil fakat mümkün bir izah olarak şu geliyor: Türk erkekleri ana kuzusudur, babalarını daima haksız, annelerini ise daima haklı sanmaya meylederler.

          Belki de ilk defa anlatırken bu tür sosyal bilim Müslümanı şuursuzlara olan kırgınlığımın tesiriyle biraz fazla kuvvetli anlattım. O yüzden daha sonra biraz geri adım attım ve diyorum ki Bel’am benzetmesi de herhâlde fazla olur. Dahası kendimi de bazı farzları ifa yönünden, yani Allah’ın dini/yasası yönünden temiz sayamıyorum, o yüzden başkalarının camını fazla da taşlamayayım.

          Bence çok bilinen bir hadis-i şerifte geçen vehn yani yılgınlık kavramı, yani dünya sevgisi ve ölüm korkusu bu durumu daha çok açıklıyor. Çünkü bu, günümüzdeki Müslümanlar arasında, özellikle de biraz tahsil görüp kaybedebilecekleri bazı dünyalıklar edinmiş olanlar arasında çok yaygın bir durum. Tamam, birkaç sene evveline kadar FETÖ elebaşıları için de böyle sanıyorduk, sadece ahmak ve yılgındırlar diyorduk ve adamlar katıksız hain ve münafık çıktı, ama pek çok insan için hüsnizanna devam etmek daha doğru olabilir. Sonuçta bence FETÖ’nün ahmak tabanı bile hâlâ münafık sayılmaz, fakat dünyaya düşkün menfaatperestler sayılırlar; vehn, yılgınlık, dünya sevgisi içindeki kimseler sayılırlar. Keza söz ettiğim tahsilli “sosyal bilim Müslümanları”nın da hepsi olmasa bile sanki çoğu böyledir.

          Benzer bir şekilde ve bir bakıma daha bile kötüsü olarak, yeni tanıdık çevremde de bütün “dindar ve tahsilli Müslümanlar” (laikleri saymıyorum bile) düne kadar meşru mümin ululemrin aleyhinde Gülenistleri haklı bulurdu. Bizden olan ululemri haklı bulan bir tek bendim, bildiğim kadarıyla. Darbeden sonraki ilk tedirginlikleri geçince şimdi özgüven ve iftiharla tebessüm ediyorlar. Sanki onlar değil de ben haksız çıkmışım. Bazen zannedecek oluyorum ki onların meşru mümin ululemrin kötülüğünü isteyişleri yanlarına kâr kaldı, benim ululemre itaat ve desteğim ise bana faydasız oldu. Çünkü dünya işine bakan menfaatçilerin hemen hepsi gemilerini rahatça yürütürken ben hâlâ ekonomik risk içindeyim, daha önemlisi en küçük yaşımdan beri hayal ettiğim ilim arzusundan nihayet vazgeçmeye mecbur kalabilirim ve onların çoğu epey genç yaşta evlenip mutlu olmuşken ben otuz üç yaşımda hâlâ yalnızım. Ama sonra Allah’ın ayetini hatırlıyorum (hatırımda doğru kaldıysa): “İn ecriye illâ alellah” yani “benim ücretim sadece Allah’ın vazifesidir/Allah’a aittir.” Allah bana ücretimi isterse dünyada verir, isterse âhirette. Zaten Allah’a şükürler olsun ki, diyet yaptığım ve oruç tuttuğum günler dışında, ömrüm boyunca hiç aç kalmadım. Yalnızlık ve bekârlık da kaybetmiş ve aşağılanmış olmak değildir. Çünkü tam da benim yaşımdayken göğe yükseltildiğinde Hz. İsa da –zannımca o zamanın laik putperest sosyal ve hukuki şartlarından ötürü– hâlâ bekârdı ve hâşâ kaybeden biri değildi.

          • Uğur dedi ki:

            Yukarıdan iki cümlemi alıntılayıp bir şey daha ilave edeyim: “Çünkü ilke olarak Allah’ın dinini yani yasasını inkâr etmiyorlar, ama onların zannınca güya bu şartlar içinde en doğrusu sosyal bilimlerin ateist ve feminist kanunları oluyor. Bunların imam hatiplisi bile öyle inanıyor ki tam şeriat gelmedikçe eldeki kanunların en iyisiyle idare etmeliyiz ve eldeki kanunların en iyisi de en çok “kadın hakları” (yani aslında feminizm) içerenlerdir, zalim olduklarına inandıkları erkek ırkını en çok ezenlerdir.”

            Elbette bunu yaparken, Allah’ın yasasına karşı gelmiş oluyorlar, çünkü her ne kadar zamanımızda Allah’ın dinini/yasasını tam uygulamak mümkün olmasa da erkekleri kadınlara kanunen adeta köle yaparak bu dinden/yasadan tamamen sapmanın da gerçek dindar Müslümanlıkla alakası olamaz. Basbayağı diyorlar ki “şeriatı uygulayamıyoruz, o zaman kadın erkeğe itaat etmesin, erkek kadına itaat etsin”. Hâlbuki devlet İslam yasasını uygulamıyor diye sen de evinde bu yasayı (özellikle Nisa Suresinin 34. ayetini) ters çevirip kadını evin reisi, erkeği evin kölesi yapmak zorunda değilsin.

          • Emsile dedi ki:

            Burda imam hatiplerin tamamını kastederek söylemiyorum Uğur bey ancak şunun altını ısrarla tekrar çizerek söylüyorum ki; imam-hatip okulları Müslüman çocuklarına en doğru itikadi eğitimi vermekte yeterli değil , dışarıdan destek şart. Ali Eren hocamın Diyanet Başkanlığını tenkid eden çok değerli yazıları var denk geldiyseniz bilirsiniz. Bakın, Diyanet içinde ve ilahiyat fakültelerinde hızla kadrolaşan ehl-i sünnet itikadını reddeden oluşumların mensubu kişiler dikkat ederseniz erkek hakim islam fıkhı tabirini sıkça kullanırlar. Batılı oryantalistlere dinimizi şirin gösterme amacıyla dışarıdan ihraç ederek oluşturdukları bu akımların mensupları dinimizde kadın ile ilgili verilen fetva ve kaynak olarak öne sürülen hadis-i şerifleri reddetmekteler. Çünkü böyle bir din, içlerinde yaşadıkları seküler dünyanın arzularına boyun eğmez,isteklerini karşılamaz. Haliyle birtakım hadisleri hayatımızdan çıkarıp ayet-i kerimelere istediğimiz manayı yüklersek, hem kadınlarla ilgili global komplekslerimizden kirtulur haşa islamı temize çekeriz, hem de kadınların zayıf karnına hitap ettiğimiz için fazlasıyla yandaş toplsyabiliriz şeklinde kasıtlı bir yanılgının içerisindeler. Batıdan ihraç edilen bu yumuşatılmış light islami akımları ise bu amaca hizmet için, kendi istikametlerinde yetiştirdikleri fakat bizim içimizden seçtikleri kişiler eliyle yapıyorlar. Bu kişilerin görüşlerini benimseyen kesim Diyanetin içinde hızla kadrolaşarak ilahiyat ve imam hatipli gençleri tesir altına alıyorlar ve sonuç kaçınılmaz arkadaşlarım dediğiniz kişiler gibi itikaden arada kalmış Müslümanlar olarak ümmete armağan ediliyor. Farzları ifa konusunda yetersiz hissetmeniz ise sizin açınızdan olumlu bir durum, tehlikeli olan farzı ihmal ettiğine üzülenden ziyade farzı inkar eden kisinin durumu ki elhamdülillah gördüğüme göre siz bu sınıfın fersah fersah ilerisindesiniz. Allah layıkıyla yaşamayı cümlemize nasip etsin.
            Ululemre itaat konusunda vesvese ve vehime kapılmayın. Dünyası cennet olanın ahireti ne durumda? Allahu a’lem. Otuz üç yaş bir beyefendi için çok fazla değil üstelik. Doğru yolda, doğru itikada sahip olduktan sonra Allah her iki dünyada da ecrini verir, kulunu mağdur etmez. Onlar az bir dünya için vatanına ihanet eden insanlar, Allah hidayet versin. Sadece vatana değil dinlerine de ihanet ettiler. Burda bu yollarla müreffeh bir hayat yaşayıp ahirette zelil olmaktansa bu dünyada sabredip, tevekkül edip ahireti mamur etmeye çalışmak bin kez evlâdır. Allah doğru yolunuzdan ayırmasın.
            ikinci yazıda bahsettikleriniz tam da benim.ilk yazılarımda söylemeye çalıştıklarımdı. Biz özel hayatlarımızda islam hukukuna muhalif davranırsak, daha kendi hayatımızı islami yasalara göre tanzim etmezsek devletten ne bekleyelim?

  12. Emsile dedi ki:

    Doğrudur Uğur bey ben sizin kadar tecrübe sahibi değilim bu alanda, sadece özeli genele hamletmenin istisnalara haksızlık olabileceğini düşündüğüm için o şekilde yazdım. Üzücü bir durum elbette, demek ki dini eğitim almış olsalar da okudukları dünyevî tahsil alanı daha cazip geliyor ki inançlarını ikinci plana atmakta beis görmüyorlar. Çağımızın

  13. .:. dedi ki:

    FATMA ŞAHİN —- NAKSAN

  14. Talha dedi ki:

    Aynen bende böyle düşünüyordum ellerine sağlık. .illa bi kanun yapacaksan bu milletin kültürü ve değerleri nazara alınsın

  15. Emsile dedi ki:

    Alttaki yazımın ilk cümleleri Uğur beyin yazısına cevap niteliğindeydi. Nedense cevapla kısmına yazınca ‘gönder’ butonu çıkmadı ve ayrı bir konu açar gibi yazmak zorunda kaldım. Benim acemiliğim olmalı mazur görünüz.

    • Uğur dedi ki:

      Cevabınız için teşekkür ederim. Haklısınız, herkesi bir kefeye koymamalı, ama ben çok az istisna gördüm. Gördüğüm istisnalar da istisna sayılmaz. Özellikle yüksek lisans ve doktorayla yola devam edenler iyice şirazeden çıkıyorlar. Babası medrese hocası olup laik hukuku büyük ölçüde benimsemiş, üniversitesinde ateistlerin hâkim olmasından memnun, onları Müslümanlara bin defa tercih eden insan tanıyorum ki kendini hâlâ herkesten daha dindar ve gerçekten hâlâ bir medrese hocasının oğlu olarak görüyor. Daha iyisi de var, ama o daha iyisi de, Allah yine de ondan razı olsun, Kur’an ve sünnetten çok bazı “risaleler”e yöneliyor.

  16. Emsile dedi ki:

    imalat hatası benzetmesini çok doğru bulmamakla birlikte yazdıklarınıza kısmen katılıyorum. Üniversitelerde manevî değerlerimiz ciddi anlamda tahrip ediliyor, özellikle sözel eğitim alanlarında fakat toptan herkesi aynı kefeye koymak da doğru olmaz. Ekserisi diyelim bu bilinçaltı kuşatmasından etkileniyor. Sema hnm. yazılarınızı çok başarılı, dengeli ve farklı buluyorum. Kadın ve erkeğin fıtratındaki farklılıkları öyle güzel analiz ediyor ve okuyucunuzla buluşturuyorsunuz ki dinini bilen her Müslümanın kadın olsun erkek olsun sizi desteklememesi mümkün değil.

    Erkeklerin mağduriyeti konusunda ağabeyimden dolayı size o kadar hak veriyorum ki bunu yıllardır yaşıyoruz, yaşamayan bilmez. Adamcağız hem çocuklarından oldu hem yüklü bir nafaka verdiği için yeni bir düzen kurmaya cesaret edemiyor hem de ruhen o kadar bunaldı ki kadınlardan korkar duruma geldi ve hayatına giren her kadın ona aynı acıları yaşatacak gibi bir önyargıya kapılıyor. Üstelik boşanma sebebini bilseniz asla bir erkeğin kabul edemeyeceği bir duruma maruz bırakıldığını anlarsınız ama burda mahrem bir durumu anlatmam doğru olmaz.

    Ben mevcut yasaların kesinlikle insana hitap ettiğini düşünmüyor ve bu konuda acil bir düzenleme getirilmesini talep ediyorum. Kadınlığın hakkını vermeyen, iffetine bile sahip olamayan kadınlar, erkeklerin şerefini yasalar eliyle bes paralık etmeye çalışıyor. Dünya nereye gidiyor diye sormadan edemiyorum. Ağabeyimin yaşadıklarını gördükçe ben bile hemcinslerimden korkar duruma geldim. Bir kadın hata eder de bütün sülalesinde bir tane de mi akıllı çıkıp kızına nasihat vermez, hepsi mi ahlaki zaafiyete düştü? Doğruya doğru yanlışa kızı veya babası da olsa yanlış demek ve hakkın yanında olmak bu kadar mı zor?

    Çirkefleşmeden sorunlar çözülemez mi? Aslında çok dolu olduğum bir mevzu fakat daha fazlasını anlatmam ve yazmam ilgili kişilerin bilgisi ve rızası olmadığı için hakkım değil diye düşünüp susuyor, Allah’a havale ediyor, sizi gönülden destekliyor, hakkım olmayanı vermeye çalışan beşerî hukuk yasalarını menfaatime dahi olsa reddediyor, Allah’ın bana münasip gördüğü fıkha yürekten razı olup insanlara zulmeden bu yasaları yürürlüğe koyanlara Allah’dan merhamet, firaset ve basiret, şirretlikte sınır tanımayan bütün kadınlara vicdan, edep ve merhamet diliyor herkese selam ediyorum. Dualarım sizin ve sizin gibi adaleti savunan ve mağdur edilen tüm Müslümanların üzerinedir. Esselamu aleyküm.

    • adem dedi ki:

      ancak sizin gibi erkek kardeşi olupta mağdur olan kadınlar bu haksızlığın farkında. diğer kadınların umrunda değil yada anlamıyorlar. veya anlamak istemiyorlar. hemen savunmaya geçip ‘ sen şakamısın ya.. o kadar öldürülen kadın var ki.. kadınlar eziliyor haklarını alamıyorlar…” edebiyatı yapmaya devam ediyorlar.

      • Ugur dedi ki:

        Adem bey, kadınları bırakın, imam hatipli erkekler bile inanmıyor. Sema Hanımın bu yazısını imam hatip mezunu (ve 28 şubat imam hatip mağduru) bir arkadaşa gösterdim. Beni komplo teorisyenliği, kadını köle saymak ve aşırı gitmekle suçladı. Benim ona nazik davranmama ve asla feminizmle suçlamayıp sadece meseleyi anlatmama rağmen bana böyle yapması beni rencide etti ve onunla ilişkimi kestim. Hani bir hadis-i şerife göre zamanın ahirinde herkes Resulullahın yolunu, sünnetini terk edecek de o sünnete yapışan bir azınlık garib kalacak ya, işte o zamandayız. Umulur ki erkek-kadın hakları meselesinde de diğer konularda da işte o gariblerden, “o gurabaya müjdeler olsun” denilenlerdenizdir de bunca garibliğimiz bir işe yarar. Şeriatı İslamdan ayrı kötü bir şey sanan cahilleri bırakın, imam hatipliler bile işte böyle entel feminist olmuş, onlar bile bizleri dışlayıp garib bırakıyor. Resulullahın (sallallahu aleyhi ve sellem) haber verdiği zamandayız muhakkak.

        • Emsile dedi ki:

          Hayır hayır Adem bey, bu benim ağabeyim olmasaydı eğer yine de aynı fikirde olurdum. Çünkü elhamdülillah tek kıstasım var o da Kur’an ve Sünnet. Sema hanımı sevip takip etme sebebim de bu kıstasa riayet eden yazılar yazması. Yengemi suçu yazılı belgelerle ispat edilene kadar kendi ailemi de karşıma alarak savundum, annemi babamı kardeşlerimi. Çünkü inanamıyor ve gözümle görmedikçe bir kadına dil uzatılmasına asla sessiz kalamıyordum. Onun için aileme tepki duydum onları karşıma aldim ve bunu sadece hakkı sahibine teslim etmek için yaptım ama nihayetinde ailem haklı çıkınca uzun süre etkisinden kurtulamadım. Demek istediğim şu ki, onu da bir kadın dayanışması için savunmadım ya da el kızı diye vurun abalıya deyip kendi haline terketmedim. Prensibim zararıma dahi olsa hakkın ve haklının yanında olmaktır her zaman. Allah bizi yaradan ve fıtratımıza uygun olan yasaları şeriatımızı bize en uygun biçimde bize bildirmişken biz kim oluyoruz ki haşa bu yasaları beğenmeyip aciz kulların eliyle üretilen yasalara râm olalım? itikadı düzgün hiçbir Müslüman böyle bor saplantıya ve komplekse düşmez. Cinsiyle ve hukukuyla barışık yaşar ve bunu tenezzülen değil, gönül rızasıyla içine sine sine, seve seve yapar. Ve bu rızayı kullarına olan muhabbetinden önce, Rabbine duyduğu hürmetten ötürü gösterir. Erkek hakimiyetindeki fıkıh tabirini gündemimize düşüren kesim, dikkat ederseniz itikadi anlamda sapmalara düşmüş olan kesimdir. Kendileri Sünnet kavramını hayatlarından neredeyse büsbütün çıkardıkları için hadis-i şerifleri yok saydıkları için ve âyetleri kafalarına göre tefsir ettikleri için kadınlarla ilgili hükümleri de diledikleri gibi yorumlayıp islam’ın içinde müstakil bir feminazi grubu oluşturmaya çalışmaktalar. imam hatip okulları sizi aldatmasın itikadi eğitim bu okullarda yeterli hassasiyette verilmiyor, dışarıdan destek şart.

  17. Uğur dedi ki:

    Bunun FETÖ ile alakası muhtemelen yok; varsa bile az vardır ve dolaylıdır. Bir defa, üniversite okuyan, özellikle sosyal bilimler okumuş olan herkes feministtir ve Kur’an ile sünnete değil Batılı ateistlerin sosyal bilimlerine inanırlar. Batılı sosyal bilimler İslam bilimlerinin zıddıdır. İslam hukukunun, yani fıkhın, yani Kur’an ve sünnetin yerini bugün sosyoloji, laik hukuk ve siyaset bilimi aldı. Üniversite okuyan, özellikle sözel bilimleri okuyanlar, günde 5 vakit farz namazın üstüne 25 vakit nafile de kılsalar, Kur’an ve sünnetteki kanunlar yerine bu sosyal bilimleri tanıyıp bunlara inanırlar. BİMER’e bu konuda kaç tane mesaj yazdım, benimle resmen tartıştılar. Sözde pozitif özde negatif ayırımcı aile düşmanı kanunların 2010 anayasasına ve galiba evrensel hukuka (yani herkese dayatılan ateist feminist hukuk anlayışsızlığına) uygunluğunu savundular. Ben de onlara mealen dedim ki cumhurbaşkanımız kadın erkek eşitliği aleyhinde uyarılar yapıp durduğu hâlde kendi kafanıza göre böyle feminizm yapıyorsunuz, insanlara zulmediyorsunuz, ama sizi daha çok ırgalamayacağım, bari yeni anayasa yapılırken dindar Müslüman, Hıristiyan ve Yahudilerin böylesi itirazları göz önünde tutulsun.

    • Uğur dedi ki:

      Bu arada ben kendim de üniversitede yarı sosyal bilim yarı beşeri bilim olan tarih okudum. Üstüne bir tezsiz yüksek lisansı Yeniçağ tarihinde yaptım, şimdiyse Yakınçağ tarihinde tezli yüksek lisansı bitirmeye çalışıyorum. Ama siz bana bakmayın. Ben de, Necip Fazıl mıydı, onun gibi imalat hatasıyım, elhamdülillah.

  18. MURAT DEMİR dedi ki:

    bu ülkenin AİLE TEMEL YAPSINA FETÖ ADINA bomba koyan isim FATMA ŞAHİN dir… aile bakanlığı döneminde , bakanlık koridorlarında bellerinde silahla gezen FETÖCLÜRDEN tutun da , Roboski olayının şüphelisi Jandarma binbaşıyı bursa da huzurevi müdür yapan FATMA ŞAHİN dir… VE HALEN DIŞARIDA GEZEBİLMEKTEDİR…

  19. murat dedi ki:

    hocam kaleminize elinize dilinize sağlık bende bu dönemin mağduruyum .boşandık şu an nafaka ve tazminatlar altında eziliyorum,bu duruma sebeb olan yetkililere sesimizi duyuruyorsunuz onları rabbime havale ettim sizden Allah razı olsun.

  20. ömer dedi ki:

    Aynı dertten muzdaribim. şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanmaya karar verdim. ”mehrin neyse iki katını vermeye razıyım. iddet süresi boyunca nafakanı da vereyim.” dememe rağmen bu işi mahkemede 1.5 yıldır devam ettiriliyor.üzerine hanım efendi üniversite de okuyor nasıl olsa ben okuyorum o da evlenmesin zihniyetinde. bu durumda erkeklerin mağduriyeti ne olacak ne yeni bir hayat kurabiliyor ne de bir düzen. ezilen hep erkek oluyor. artık erkekler de evliliğe karşı bir ön yargı oluşmuş durumda.bu kanunlar ne kadının faydasına nede erkeğin.bir an önce islamiyetle bu duruma çözüm bulunmalı batının beşeri düzenleri ile değil. onların kendilerine faydası olsaydı kendi aile düzenleri olurdu.

  21. Güngör Akbas dedi ki:

    Ancak bu makale de eklemek istedigim bir sey var.Sema hamin (Allah ondan gani gani razi olsun)bir satir da ” HIC BIR AVRUPA ÜLKESINDE HAYAT BOYU KADINA NAFAKA YOK ” diye yazmis.Bu bilgi eksik maalesef ben 26 yildir Avusturya’dayim ve bosan ( ama ) manin esigindeyim.Avusturya’ da maalesef bosanma süresi 3 sene.Ama kadin razi olursa 3 dakika ve hayat boyu kadin resmi nikahli kocasindan 600 € hayat boyu talep edebiliyor her ay.Yaklasik 2000 € alan bir beyfendi 890 € 3 cocuk icin nafaka 600 € kadin icin harcirah 1490 € aylik yani YTL olarak 5000 ytl ‘ye yaklasan bir meblag.Okulda okuyan cocuklar da 27 yasina kadar babadan nafaka almaya devam ediyorlar.Yani vücut gelistirme sampiyonasinda erkeklerin kaslarini göstermesine gerek yok cünkü komik oluyor.Arena da disleri ve penceleri sökülmüs bir arslani bir kedi gelip mahvedip gidiyor maalesef.Simdiye kadar magdur olmus ve bundan sonra da magdur olmaya aday olacak kardeslerime daha simdiden cok cok iyi düsünmelerini siddetle tavsiye ediyorum.Bu kanunlardan yararlanarak zulmeden zalimlere de Allah’in hesap gününde bu dünya kanunlarinin sökmeyecegini hatirlatmak isterim.Es-Selamu Aleykum

    • Calip dedi ki:

      Boynuzlama olmadığı sürece ömür boyu nafaka hiçbir ülkede yok içiniz rahat olsun ,çocuklar için ödenen nafaka konusunda da çok ciddi istisnalar söz konusu her cocuk” ben nafaka isterim “öle başka ülkelerde kolay kolay deyemiyor

  22. Abdullah Bir dedi ki:

    Bugun BİT PAZARINA NUR YAGDI galiba 🙂

    Sema Hanımın linklerini verdiği eski tarihli yazılarında ki yorumlara göz atarken eskiden yazılmış olmasına ragmen halen geçerliliğini ve tazeliğini koruyan yorumlara rastladım ve onları tekrar buraya taşımanın doğru ve yerinde bir davranış olacağını düşündüm.

    İşte o eski yorumlardan (daha doğrusu fıkıh bilgisi) birisini daha aşğıya alıntılıyorum. Kendisini MÜSLÜMAN KADIN olarak tanımlayan müenneslerin (kadınların) tekrar tekrar okumasın da fayda var.

    BOŞANMAYI DÜŞÜNEN, BOŞANMAK İSTEYEN ve BOŞANMAK ÜZERE OLAN KADIN ve ERKEKLERE TAVSİYELER…

    Öncelikle kendisini MÜSLÜMAN olarak tanımlayan her iki tarafında öncelikle ve sadece Allah ve Resulullah’ın bu konuda ki emir, yasak, tavsiyelerinin ayet ve hadisler ışığında neler olduğunu bilmeleri ve sahip oldukları Müslüman kimlikleri dolayısıyla (aleyhlerine de olsa) en baştan bu konuda ki hükümlere (emir ve yasaklara) uymaları gerektiğini akıllarından çıkartmamaları gerekiyor.

    Akabinde de taraflar enerjılerini kin, nefret, intikam duygularıyla ve agresif bir şekilde karşısındaki insanı maddi ve manevi olarak yıkmak, yok etmek, hayatını mavf etmek için değil; boşanma eylemini sukunet ile, en kısa sürede ve en az zararla sonuçlandırmak için kullanmalıdır.

    Kendiisini Müslüman veya dindar olarak tanımlayan insanların birinci hedefi Bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olmalıdır.

    Çünkü;

    “DİN” ve “DİNDAR MÜSLÜMAN-MÜMİN” kavramlarının Kuran da ki anlamı bizlerin zannettiğinden çok farklıdır. İyi derecede Arapça bilenler bu konuda bilgi sahibidirler ama Arapca bilmeyen sıradan insanlar bu kavramların gerçek anlamlarını bilmezler. Bu nedenle bu kavramları açıklayarak konuya girmenin daha doğru olacağını düşünüyorum.

    DİN, çoğumuzun düşündüğü gibi İNANÇ ve İBADET değildir.

    DİN= Kaynağı Allah olan YASALAR’dan (emir ve yasaklar) oluşmuş YARGI SİSTEMİ’dir.

    DİNDAR, ise “çokca inanan, ibadet eden insan” demek değildir.

    DİNDAR= Hayatının her alanında ve her zaman Allah’ın koyduğu yasaları ve Hükümleri “olmazsa olmaz” kabul eden ve hayatını bu yasa ve hukuk sistemine göre düzenleyen ve yaşayan kişi demektir.

    Boşanma konusu da AHKAM AYETLER (açık-net-anlaşılır ve yoruma kapalı ayetler) ile Kuran’da net ve anlaşılır bir şekilde düzenlenmiş bir konu olmasına rağmen Allah’ın yasalarını ve hükümlerini kabul etmeyen ŞEYTAN’ın en sevdiği ve en başarılı olduğu MUAMELAT (insanlar arası ilişki) alanlarından birisidir.

    Bu nedenle;

    Boşanma sürecinde şeytanın, konu ve taraflar üzerinde ki etkisini minimize etmek için karı-koca ve akrabaların Müslümanca ve dini hükümlere göre hareket etmeleri kaçınılmaz bir zorunluluktur.

    Akabinde de boşanmak isteyen karı-kocanın,

    Sakin olduğunuz bir zaman(lar)da, mantıklı bir şekilde ve tabiri caiz ise ortalığı ayağa kaldırmadan, uygun ortamlarda süreç ve sonrası hakkında konuşması,

    Bunun öncesinde ve bu süreçte boşanma aşamasına gelen evliklerin de (nerede-ne zaman ve ne türde) hangi hataları yaptıklarını analiz etmeleri,

    Kendilerine destek kuvveti olacakları düşüncesiyle ailelerini ve çevrelerinde ki diğer insanları (akraba, dost ve arkadaşlar) tek taraflı anlatımlarla bu sürece dahil etmemeleri, kocasını-karısını onlara şikayet etmemeleri, dört duvar arasında yaşanmış mahremiyetleri kimseyle paylaşmamalı,

    Ne olursa olsun insafı ve dürüst olmayı, hakaniyetli ve adaletli davranmayı elden bırakmamaları,

    Karşısında ki insana maddi ve manevi zarar vermenin kısa vadede insanın “yüreğini soğutsa da” orta ve uzun vadede asıl zarar görenin kendisi olacağını unutmaması,

    Boşanma sonrasında tarafların birbirine düşman olmalarının kaçınılmaz bir sonuç olmadığı; ortak çocuklar veya sonradan ortaya çıkacak zorunluluklar nedeniyle ileri ki zamanlarda yüz yüze bakmaları, bir araya gelmeleri, görüşmek mecburiyetinde kalınabileceği hesaba katılmalıdır.

    İşin FIKIH ( mihir-nafaka-çocukların ne şartlar altında ve kiminle kalacağı vb konular) tarafı ise başta da söylediğimiz üzere zaten Kuran da net ve anlaşılır biçimde ifade edilmiştir.

    Kendini DİNDAR MÜSLÜMAN olarak tanımlayan kişi Dindar Müslüman olduğu iddiasında samimi ise evlenirken ŞERİAT hukukuna göre; boşanırken ise daha çok işine yaradığı için MEDENİ HUKUKA göre boşanmayı talep edemez. Talep ederse de belki insan ürünü yasaların geçerli olduğu dünya mahkemelerinde kazanımlar elde edebilir ama, sonsuz alemde ki MAHKEME-İ KÜBRA da (sahip olduğunu düşündüğü İMAN da dahil olmak üzere) HER ŞEYİNİ EBEDİ KAYBEDEN’ler den olur.

  23. Abdullah Bir dedi ki:

    Bu sienin eski müdavimlerinden olan PASLI MIZRAK isimli kardeşimizin yaklaşık 4,5 yıl önce yine bu sitede paylaştığı bir kıssadan hisse hikayesini yeri geldiği için tekrar sizler ile paylaşmak istiyorum.

    RUM DİLBERİNE AŞIK OLAN EFE’nin HİKAYESİ…

    Vakti zamanında, pos bıyıklı, heybetli, boylu, poslu bir efe varmış.Efe bir gün bir çeşme başında gördüğü bir rum dilberine vurulmuş.Rum dilberide güzelliği dillere destanmış hani.Efe önceleri sabretmiş belki geçer diye.Zaman geçtikçe efenin içindeki aşk ateşi yangına dönüşmüş.Efe aşk ateşiyle cayır cayır yanmaya başlamış. Nihayet sabrı tükenmiş ve rum dilberini çeşme başında bulmuş bir gün. Aşkını ilan etmiş.
    Rum dilberi: benimle evlenmek istiyorsan, pos bıyıklarını keseceksin önce demiş.
    Efe içi sızlaya sızlaya pos bıyıklarını kesmiş.
    Bu arada efeyle rum dilberi belli aralıklarla görüşmeye devam ediyormuş.
    Rum dilberi ikinci şartını da söylemiş: Zünnar takacaksın.
    Efe ne kadar dirensede bu şartada boyun eğmiş ve zünnarı takmış.
    ZÜNNAR: Papazların veya puta tapanların, bellerine bağladıkları örme kuşak. (Rükûa mâni olduğu için kuşanılması islâmiyette küfür alâmeti sayılmıştır.).
    Bir süre sonra rum dilberi domuzlarımıza çoban olacaksın demiş… Zavallı efenin basirite bağlanmış adeta, bu şartıda kabul etmiş.

    Rum dilberi demiş ki, artık bütün şartlar hazır. Felan gün evimize gel, babam beni sana verdiğini dostları huzurunda ilan edecek.

    Eve denilen günde rum dilberinin evine varmış.Kızın babası bütün dostlarını çağırmış.Hepside pür dikkat efeyi süzüyorlarmış.

    Kızın babası ayağa kalkarak efeyi topluluğa tanıtmış:

    -Bu gördüğünüz boylu poslu ve yakışıklı genç bir efeydi.Pos bıyıkları vardı.Kızıma olan aşkından bıyıklarını kesti.Sonra zünnar takmayı kabul etti.En son da domuzlarımıza çoban olmayı kabul etti. Şimdi bakınız, bu gençte efelikten bir alamet kalmış mı? Neye dönmüş gördünüz mü?İBN.. dönmüş.Ben İBN.. ye kız vermem!

    “Dönemeyeceğin sahilden fazla uzaklaşma.”

    Bu kıssayı ve Epiktetosun yazının sonunda ki sözünü kocasını karakola şikayet eden ve sonrasında REZİL ve PERİŞAN olan kadına uyarlayın.

  24. Abdullah Bir dedi ki:

    MANGA’ adlı eski bir grubun aşagıda sözlerini yazdığım sarkısı tam da bu kanunun ürettiği, istediği ANA-KIZ tipinini anlatmıyor mu?

    Ağzımda sakız,elimde çanta
    Fink atarım kaldırımlarda

    Bağlanmaya sonuna kadar karşıyım
    Ama dizilerimden beni ayırmayın

    Değişir dünyam bir tuşla uzaktan
    Elimdeki kumandam hayatıma kumandan

    Yeni bir kart verdi bugün bankam
    Puanlarım artık en büyük kankam

    Olmasa da cebimde beş kuruş para
    Cebimdeki telefon on numara

    “Bak kızım,yedi kocalı hürmüz gibi dolan
    Ama ailemizin kızı gibi davran,

    Seni alacak biri de bulunur elbet
    En kolay parayı hep sen kazan”

    Fatma ŞAHİN’e dip not:
    Alma mazlumun ahını cıkar aheste aheste…

  25. duck dedi ki:

    onurlu bir kadın bunu yapmaz ..kendince yalan ve mesnetsiz ifadeler ile eşini boşamış ve bunun yanında hakkı olmayan bir sekilde evin icinden esya ve takıları almıs ve kavga ve yalan beyan lar ile yüksek nafaka ve ev ve araba dan hisse almış adamı bosamıs ve cocugu kendi cıkarları icin kullanmıs sa adamı borclu ve zor durumda kalmıssa o kadın onurlu değil.dir.zavallı ve nefsini arzularını tatmin etmiş ve devamlı olarak edecek bir mahlukdur.
    bosanan kadınlara değil ailerine bakmak gerekir.egri cetvelden düzgün cizgi cıkmıyor..armut dibine düsüyor..
    her ne kadar kadın ailesi ..dini görevlerini yapsada cıkar oldugu zaman din ve iman para oluyor..lakin söyle bir söz vardır.erkek boşanmada kısa sürede pisman oluyor zaman içinde unutuyor..kadın uzun süre sonra pisman oluyor zaman ile acısı ve yasamı zor oluyor..

  26. RİSMAZ dedi ki:

    bunda iki ay kadar önceydi. Sözcü gazetesinde fatma şahin’i allayıp pullayan iki haber yapıldı. Ak parti’ye ve erdoğan’a düşman bu gazetenin tutumunu yadırgadım. Ayrıca kadına şiddet yasasından ben de etkilendim. Bir seferinde karımın şikayeti üzerine hiç fiske bile vurmadığım halde 2 ay diğerinde de eşimin ailesi tarafından öldüresiye dövüldüğüm halde yine iki ay evden uzaklaştırma yedim. kanunun sakatlığı bir de basının olayları abartması erkekleri hedef tahtasına oturttu. Çok doğru tespitleriniz var.

  27. E.Y. dedi ki:

    Sema hanım;hatırlıyorum o Zamanlardaki yazılarınızı,didinmenizi..Fakat sizle beraber belki birkaç yazar değindi bu konuya.Hanım Halimle beyler için çok üzülmüştüm,bariz bir baskılamayla sonucun nereye varacağı az çok belliydi.Şuna da çok ama çok üzülüyorum;bulundukları kurumlarda kendileri gibi olmayan–düşünmeyen insanları çok Kolay harcıyorlar.Buna tahammül etmek çok zor..Daha nelerin altından çıkacaklar acaba..Hani diyoruz ya;”insana değil günaha kızalım”..Tamam da düşünmeden edemiyorum böyle insanların peşinden gidenler için;hiç mi feraset sahibi olmaz bir mümin,azıcık ta olsa?!

  28. Yasir dedi ki:

    Medeni kanundaki boşanma sonrası miras ve nafaka olayını iş yerimdeki kadınlarla çok tartıştım. Ki bu kadınlar gördüğüm kadarı ile bütün ibadetlerini yapan mümin kadınlar. Onları bile ikna edemiyorum yanlış olduğuna. Önüne ayet veya hadis koysan yine de ikna olmuyorlar. Olayın içine mal girince din ikinci plana atılıyor maalesef. Bir bekar erkek olarak evlenmeden önce sözleşme yapmak istiyorum. Bu sefer de güvensizlik durumu söz konusu oluyor. İşimiz zor.

  29. Hacıseyit Özkan dedi ki:

    Lütfen biraz daha sık yazın. Ayrıca bu yazınızı yine sayın Başbakan a ve sayın Cumhurbaşkanımıza ulaştırmaya çalışın.Eminim bu konuların hiçbirinden haberdar değildirler.Özellikle evli erkeğin çektikleri ve boşanmada nafaka süresi çok önemli.Hatta eşi ölen kadınların belirli bir yaşa kadar evlenmezlerse 2-3 yıl süre sonunda maaşları kesilmeli.Evlenirlerse bu maaşlarının bir kısmını alabilmeleri. Bu evlenmeleri içinde teşvik edici olur.

  30. mehmet dedi ki:

    aileyi mal uğruna paramparça ediyorlar.. yazık. iyi ki ahiret alemi ve mahkeme-i kübra var yoksa ne yapardık bu zalimlerin elinden, -öyle şartlar oluşturdular ki, aile parçalandıktan sonra özellikler erkekleri bir daha aile kurma derdine katlanamaz hale getirdiler- sonuç mu ya felaket, ya sefalet.. ama o sorumluların yakasındn tutulacağı zamanlar da gelecek..

    • Güngör Akbas dedi ki:

      Selamun aleykum Mehmet kardes
      Bir hocam söyle bir hikmetli söz göndermis bana.
      Hayirli es Allah’in özel ikrami
      Huysuz es en agir imtihandir
      Ancak imtihani agir olanin mükafati da okkali olur.Son sözüne katiliyorum iyiki Allah’in hesap günü var
      Huzurlu breketli izdivaclar temennisi ve duasi ile

  31. ismet badem dedi ki:

    Rabbim bu memleketin evlatlarına maddi manevi bomba atan başta Fetö başı ve sadık beyinsiz elemanları olmak üzere tüm şerefsizleri dünyada ve ahirette azapların-rezilliklerin en dehşetlisine düçar eylesin…

  32. adem dedi ki:

    mağdur erkek kardeş. zaten amaçlanan da o. erkekler yaşamasın yaşyanlarda özgüvensiz olsun. kadınların bize kalsın diyor batılı üst akıl erkekleri. böylece darbede yapabilirler. darbeye karşı çıkacak kimsede çıkmaz karşılarına. tarihte sahada yenemedikleri Türk erkeklerinden kadınları kullanarak intikam alıyorlar. ve bu çok acı ve zor bir imtihan. ama devran dönecek inşallah. acıma boşanacaksan da boşan. Allahtan başkasından korkma. malın giderse gitsin. şerefini kaybetme. erkeğin malına işine parasına değilde şerefine bakan kadın az da olsa var bu ülkede. muhakkak denk gelir. sen imtihanını sakın kaybetme.

  33. tarık dedi ki:

    sema hocam agzınıza saglık bu kadar net anlatıla bılırdı toplumun dıregı kadınları aslında baş tacı etmek degıl ayakların altına serdıler femınıst duşunceler yuvaları yıkdı bende dırekden dondum bu femınıstlerın yüzünden sizin gibi hocalarımızın çoğalması dileğiyle teşekkür ederim

  34. Ahir zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    Sema Hanım, sizin için tek bir cümle söylemek istiyorum: “Allah sizden Razı Olsun”

  35. fırat dedi ki:

    Allah kaleminize güç versin yolunuzu kolaylaşdırsın,ilminizi artırsın…
    islami kesimin kaybettiği bazı değerleri tekrar hatırlatma ve ölçülü yazılarınızdan,kaygılarınızın bize tekrar bazı konu ve bilgileri öğrettiği hatırlattığı için tşk.ederiz,Allah size iyilikler versin…

  36. vuslat dedi ki:

    Kediye nafaka

  37. vuslat dedi ki:

    Selamun Aleykum Sema hanım. Kadına ve çocuğa nafakayı geçtik kızının kedisine bile nafakayı hükmetmişti bayan hakime hanım.Hatırlarsınız basında olay olmuştu. O bayan hakim kesin fetö abisinin emrindedir.

  38. şeyma dedi ki:

    Allah sizden razı olsun

  39. adem dedi ki:

    sema hanım ;Allah sizden ebeden razı olsun. sizin yazılarınızı 2011 den beri takip ediyorum. evet linke koyduğunuız yazıları o zamanda okumuştum. bence de bu fatma şahin yasalarıyla aile kurumu tamamen yıkılmak istendi. kadına taptırılmak istendi. erkekler hiçbirşey olamasın, erkekler kadınların yanında kukla olsun istendi. ve belki de erkekler akp ye düşman olsun istendi.

    taki birgün darbe yapılacak olduğunda erkekler karşı koyamasın istendi. erkeklerin bu özgüveni yok olsun istendi. Ama Allah fatma şahinin karşısına sizin gibi ADAM GİBİ ADAMLAR(*adamlık cinsiyet değil şahsiyet meselesidir) gönderdi. ve ak parti mhp chp hdp, sağcısı solcusu tüm medya ERKEK düşmanı olmuş ike, medya haberler her akşam erkek terörü diye haberle yapmakta iken, erkekler her zaman ve her koşulda şiddetçi, katil, evlerinde karılarına terör estiren yaratıklar gibi gösterilirken ve hükümet %100 her hal ve şartta kadınların arkasındayız diye açıklamalar yaparken ve fatma şahin çıkarttığı kanunlarla (o zaman için bekardım) benim gibi bekarları evlilikten müthiş derecede soğutmuş ve hatta bu kanunlara sırtını dayayan kadınlara kızıp, kendimi mağdur erkeklerin yerine koyduğumda en yakınlarımdan bile tepki görürken, yalnızca sizin yazdıklarınızla teselli oluyordum.

    hak ve hakikati gören kimselerin de olduğunu, düşüncelerimde yalnız olmadığımı sizin sayenizde görüyordum. ve hatta bir yorumumda aile bakanı siz olsanız diye yazmıştım. (keşke hükümet kadınları dinlediği kadar erkekleri de dinlesydi de siz bakan olsaydınız). peki şimdi ne oldu. fatma şahinin beraber kanunları çıkarttığı o kadın derneklerinin hangileri askeri darbe zamanında hükümetin yanında oldu. hala daha Öcalan demiyorlar mı. dediğiniz gibi onlar zaten 4 sene evvel Fatma Şahin komutanlığında AİLE KURUMUNA en büyük DARBEYİ vurmuşlar. kimse paçayı sıyırmaya kalkmasın. sema hanımın yazısından da anlaşılacağı üzere fatma şahin kendi sorumluluk sahası olan AİLE KURUMUNA darbeyi vurmuştur. binlerce ailenin dağılmasına ve yuvaların kararmasına sebeb olmuştur.

    Sema Hanım Allah için sonuna kadar arkanızdayım. Allah kaleminize ve size güç versin. kadınlar güçlü olacaklarsa sizin gibi güçlü olsunlar. biz bu sitenin okuyucuları olarak yaptığınız her çalışmaya katkı sunmaya hazırız.

  40. Feyza dedi ki:

    ..hangi kanunlari dikkate aldigindan ote bizim bireyler olarak en azindam miras hukukunda, nikah ve talak bahsinde birer Musluman olarak azami bilince sahip olup bu hukuk cercevesinde munferiden de olsa hareket etmemiz zaruridir, ustelik imkansiz da degil. Biraz sagduyu ve vicdan biraz ahlak ve iman bunun icin yeterli olacaktir.

    • mehmet dedi ki:

      keşke bu yazdıklarınıza uyulabilse, keşke insanlar dinleri, vicdanları, imanlarının gereğini yapabilseler. ama gördüğümüz manzara hep aynı; işler değiştiğinde herkes değişiyor. ayrılma aşamasına gelince hemen hemen hiç bir eş Allahın hükümlerini, dini, vicdanı, imanı dikkate almıyor. eşler evliya gibi yaşasalar bile ayrılma aşamasına gelince maalesef yukarıda dediğimiz gibi, işler değişince herkes değişiyor… şahsen artık, insanlar beni şaşırtamaz hale geldim, insanlardan ne görürsem göreyim şaşırmıyorum. “insan herşeyi yapar” biliyorum artık.

      • Feyza dedi ki:

        Sadece nafaka bahsi degil ki, miras hukukuna da riayet edilmiyor mehmet bey. Allahu Teala miras bahsini apacik ayeti kerimelerle vuzuha kavusturup, degerli ehli sunnet alimlerimiz bu konulari yedi gobek sulaleye kadar en teferruatli sekilde degerli eserlerinde izah ettikleri halde kardesler birbirine dusuyor, hz. ALLAH’in kanunlarini cigneyip hem akraba iliskilerine halel getiriyor, hem de kendilerinin ve evlatlarinin kursaklariba goz gore gore haram lokma

    • Feyza dedi ki:

      ..yediriyor. Bu ugurda ne aileler parcalaniyor goruyoruz. Dindar kesimin icinde buyudum yetostim ve artik suna eminim ki isin icine mal, mulk kaygisi girince insanlar dinlerini ikinci plana atmakta zorluk cekmiyor. Bu yuzden nafaka bahsinde yasananlara sasirmiyorum artik. Ustelik ulkemizde uygulanan medeni hukukun temeli zaten Batidan devsirme degil mi? Egitim sisteminden tutun butun hukuk sistemimiz ser’i kanunun ziddi istikamette degil mi? Temelleri yuz yil once atilmis bu carpik sistemin icinde Muslumanlar inanclari dogrultusunda en fazla miras, nikah, talak ve nafaka, ticaret gibi ferdi bahislerde mevcudiyetini surdurmeye calissa da toplumsal ahlaki cokuntu ve inanc boslugumuz sayesinde bu umidimiz de berhava..Inanci saglam temeller uzerine oturmus bir Musluman toplum olabilseydik devletin hukuki sistemi hangi ideolojiyi benimserse benimsesin, fertlerin haram mala el surme hassasiyeti cumlesinin onune gecebilirdi. Fakat dedigim gibi, yasadigimiz inanc ve ahlaki erozyonun da temelleri yine icerisinde yetistigimiz carpik ideolojinin yuz yil icerisinde bizden goturdukleri ve yerine getiremedikleridir.

  41. Feyza dedi ki:

    Dinimizde kadinin kocasi vesfat ettiyse veya bosandiysa o kadinin bakimindan babasi, erkek kardesi veya varsa oglu mes’uldur. Yani bosandigi esten nafaka almak dinimizce o kadin uzerine haramdir yalnizca cocuklari bu haktan yararlanabilir fakat, ulkemiz Islami kanunlarla yonetilmedigi icin haram/helal kavramlarini bu sahada kullaak ne kadar uygun bilmiyorum. Ancak devletin

    • Mağdur erkek dedi ki:

      Artık bu ülkede evliliği geçtim, yaşamak bile istemiyorum. (Boşanma aşamasında olan bir erkek).

      • Feyza dedi ki:

        Hz. Allah (c.c.) yardimciniz olsun.

        • Mağdur erkek dedi ki:

          Sabır ve dua ile inşallah. Rabbim herkesin yardımcısı olsun Feyza kardeşim. AMİN. ..

      • yahya dedi ki:

        kadını erkeği PARA ya ÖZGÜRLÜĞE Bolluğa rahata kavuştu NEFİSLER İLAH OLDU

      • mağdur erkek dedi ki:

        selamın aleyküm arkadaslar. terk edıldığim gun butun kalbımle bıtırdığim evlılığiğmi 3 yıl boyunca surdurduğüm hukuk mucadelesınin ardından yakın bır tarıhte bıtırdım.rabbım benım durumumda olan butun erkeklere SABIR dılıyorum .ınanın cok canımı yaktılar hem maddı hem manevıı.buyuk konusmak ıstemıyorum ama bu saatten sonra mezardan dedemin cıkacagını bılsem yınede hakkımı helal etmem . ahırette ıkı elım yakasında olacak.Ayrıca dualarınız ıçın ALLAH razı olsun. dıyeceklerım bu kadar vesselam cumleten hayırlı akşamlar..

        • Gelincik dedi ki:

          Aleykümselam mağdur erkek Allah yardımcın olsun 🙁

        • Feyza dedi ki:

          Aleykum selam. Gecmis olsun sn.magdur erkek. Allahu Teala daha hayirli kapilar acar insaallah. Icerigini bilmiyoruz yasadiklarinizin ama benzer olaylari ve yakarislari cokca duyuyoruz. Magdur insanlarin magduriyetleri giderilir mi bilinmez ama yalniz degilsiniz.
          Adalet herkes icin er ya da gec tecelli edecektir. Gecmisinizi de geleceginizi de Allahu Teala’ya havale edip hayatiniza kaldiginiz yerden devam edin en guzeli. Hayirli aksamlar.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Çocuklarınızla yedi yaşına kadar oynayın, onbeş yaşına kadar onlarla arkadaş olun, on beş yaşından sonra da onlarla istişare edin.” ( Hz.Ali)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku