Peki Erkeklerin Hakları Ne Olacak?

12 Ocak 2012Sema Maraşlı64 Yorum »

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Fatma Şahin Hanımefendiye,

Sayın bakanım, çalışmalarınızı basından takip ediyorum. Büyük sorumluluğu olan bir görevdesiniz. Aile toplumu ayakta tutan en önemli kurumdur. Devletlerin bekası aileler ile mümkündür. Eli kalem tutan ve aile konusu ile yakından ilgilenen biri olarak gördüğüm eksiklikleri yazma mecburiyetinde hissettim kendimi.

Yaptığınız çalışmaları basından takip ediyorum. Daha çok “Kadın Hakları” ile ilgili çalışmalarınız var. Peki “Erkeklerin Hakları Ne Olacak?” Siz “Kadın Bakanı” değilsiniz, “Aile Bakanısınız” ve erkeklerin de haklarını korumak zorundasınız. “Yaşama hakkının korunduğu, eşit fırsat sağlanan bir dünya için yola çıktık.” demişsiniz. “Kadınlar, erkeklerle eşit olsunlar.” diye kadınlara haklar veriyorsanız, erkeklerin taşıdıkları sorumlulukları da vermek zorundasınız. Kadınları erkeklerle eşit yapmak istiyorsanız, düzenleme yapılması gereken üç önemli konu var. Yoksa eşitlikten bahsedilemez.

Birincisi: Askerlik. Madem ki eşitiz, niye erkekler vatan hizmeti yaparken; cephede ölürken, öldürülürken biz kadınlar evde oturuyoruz? Neden? “Kadınlar da erkekler kadar güçlüdür.” deniyor. Madem ki onlar kadar güçlüyüz, o halde niye askerlik yapmıyoruz? Devletimiz kadınların güçsüz ve zayıf olduğuna mı inanıyor da biz kadınlar askerlik hizmetinden muaf tutuluyoruz?

Madem ki yaratılıştan gelen kadın erkek farklılıkları kabul edilmiyor; eşitlik isteniyor, o zaman kadınlarda cepheye gitsinler. Kadın erkek eşitliğini savunup da kadınların vatan hizmeti yapmaları ve cepheye gitmeleri konusu olduğunda sesi çıkmayan, kadın hakları savunucularını, asla samimi bulmuyorum.

Neden gencecik delikanlılar, yiğitler, karda kışta dağların başında hayatlarını ortaya koyarken, genç kızlar bilgisayar başında twit atarak eşitlik mücadelesini kazansınlar ki? Eğer gerçekten eşitliği savunuyorsanız, erkeklerin askerlik sürelerinin yarıya indirilmesi, kadınlar da askerlik yapması konusunda çalışmaları başlatmanız gerekir.

Yanlış anlaşılmasın ben kadınların askere gitmesi gerektiğini savunmuyorum. Çünkü ben kadın ve erkek eşitliğine inanmıyorum ve “evin reisi erkektir” bunu gönülden kabul ediyorum. Erkekler gibi cesur da değilim, askere gitmek istemem, dağlardan ve karanlıklardan da korkarım. Fakat eşitliği savunan kadınların, askere gitmesi gerektiğine inanıyorum.

İkincisi: Erkeklerin boşandıkları eşlere nafaka vermesi konusu. Anayasadan “Erkek evin reisidir.” maddesi kaldırılmışken, erkeğin geleneksel rolleri kabul edilmezken, erkeğin üzerindeki geleneksel yükleri neden almıyorsunuz? Hakların alınıp, yüklerin bırakılması adil midir? Neden evliliğin ve boşanmanın bütün yükünü erkekler çekmektedirler?

“Erkek evin reisi değilse” neden ailenin masraflarını üstlenmek zorunda olsun? Erkek kira ödemekte zorlansa hanıma “annemlerle oturalım” dese bu kadın için haklı boşanma sebebi oluyor. Çünkü erkek eşine ayrı ev açmak zorunda kanunlarımıza göre. Evin reisi sayılmayan adamın, neden böyle bir sorumluluğu olsun ki? Eşitlik varsa erkek ev işlerine yardım etsin, kadın ayrı ev açsın kocasına.

Boşanma durumunda da yük yine erkeğin üzerinde. “Erkek aile reisi değilse” boşandığı kadına nafaka vermesi anayasaya aykırı değil midir? Üstelik boşanmayı kadın istemişken. Boşanma durumunda çocuk varsa ve çocuk annede kalacaksa, çocuğu için baba elbette nafaka verecek; fakat pek çok erkek çocukları için ayrı, boşandığı eşi için ayrı nafaka ödemek zorunda kalıyor. Neden?

Bir kadın, iki ay gibi kısa zaman bile evli kalmış olsa boşandığında, başka biriyle resmi bir evlilik yapmadığı sürece eski kocasından ömür boyu nafaka alabiliyor. Nerde eşitlik? Erkek işsiz olsa bile nafaka ödemekten kurtulamıyor ve hapis cezası alıyor. Kadınlar ise çalışıyorsa bile kocalarından nafaka alabiliyor ve boşandıklarında kocalarına nafaka ödemek zorunda bırakılmıyorlar. Eşitlik ilkesine göre burada büyük bir haksızlık ve adaletsizlik yok mu? Cezaevlerinde nafaka ödeyemediği için yatan kaç erkek var? Bunlar bir açıklansın.

Evlenirken ev kurmanın bütün yükü erkeklerin üzerinde. Ev kuracak, eşya alacak, nişan, düğün masrafı, geline takılacak takılar…Bunları erkek karşılıyor. Sonra gelin hanım üç beş ay sonra kocadan memnun kalmıyor ve ayrılmak istiyor. “Romantik değildi, annesine çok gidiyordu, falan filan…” Önemli sebeplerle boşanan kadınlar da var tabii ki fakat böyle ıvır zıvır sebeplerle boşanan kadın da çok.

Boşanmanın bütün yükü de erkeğin üzerinde. Belki de bir gün bile ona mutluluk vermemiş bir kadına, ömür boyu nafaka ödeyecek, kazancını paylaşacak. Kanun yolu ile kölelikten başka nedir ki bu? Belki düğün masraflarının bile kadından tahsil edilmesi gerekirken, bir de erkeği ömür boyu o kadına bakmak zorunda bırakmanın neresi eşitlik?

Boşanan kadının durumu ise daha iyi. Büyük ihtimalle ailesinin yanına gidecek, o zaman babası ya da erkek kardeşleri bakacak. Veya yeniden evlenecek kocası bakacak. Eski kocadan nafaka almaya devam etmek için nikahsız bir beraberlik ya da dini nikahla evlenerek masraflarını karşılayacak başka bir erkek bulan kadın sayısı da az değil bu arada.

Erkek ise yeniden evlenmek için bir kez daha masrafa girecek, bir yandan da eski karısına para gönderecek. Yani iki kadına birden bakmak zorunda kalacak. İlk karısına nafaka ödediği için, belki ikinci eşi ile maddi sorunlar yaşayacak. Bu arada anne babasının durumu iyi değilse onlar da yardım bekleyecekler, erkek ya. Erkeğin ikinci evliliği de iyi gitmedi ondan da ayrılmak zorunda kaldı ne olacak? İki kadına nafaka ödeyecek, varsa çocuklarına nafaka ödeyecek derken bitti bu adam. Bir daha evlenemez. Günümüzde erkekler evlilikten kaçınıyorlar, bu sebeplerden olabilir mi?

Ülkemizde her yıl yüz bine yakın çiftin boşandığı gerçeği var olduğuna göre, boşanmalarda erkeklerin de zarar görmemesi için çalışmalar yapılmalı ki bu erkekler tekrar evlenebilsinler. Ayrıca boşandığı belki de nefret ettiği kadına her ay para göndermek zorunda kalacak bu erkeklerin akıl sağlığını korumaları, eski eşleri ve toplum için potansiyel tehlike olmamaları için, boşanılan eşe verilen nafaka konusunda mutlaka bir şeyler yapılmalı. Her yıl boşanmalarla yüzbin, yüzbin, artan bir erkek sayısı var burada. Bu konu aileler ve toplum sağlığı için çok önemli.

Üçüncüsü: Anne ya da babadan kalan maaşlar konusu. Anne-baba öldüğünde bekar ya da dul kızları onların maaşını ömür boyu alırken, erkek evladı işsiz de olsa anne baba maaşından faydalanamıyor. Bunun neresinde eşitlik var? Pek çok evli kadın resmen boşanarak eşleri ile yaşamaya devam ediyorlar, anne- babanın maaşını almak için. Öte yandan erkek kardeşleri evinin kirasını, karısının ve çocuklarının masraflarını karşılayamıyor. İşsiz olabiliyor ya da çalışsa bile maaşı yetmeyebiliyor; fakat anne-babanın maaşından faydalanamıyor. Neden? Suçu ne? Erkek olmak mı? O da onların evladı değil mi? Hani eşitlik?

Devlet pozitif ayrımcılık yaparak kadınlara iş imkanını artırdı. İşsiz aile reislerinin sayısı 1 milyon 649 bine yakınmış. İşsiz aile reislerinin yüzde 89’u erkeklerden, yüzde 10’u kadınlardan oluşuyormuş. Bir milyona yakın erkek işsiz, evine ekmek götüremezken, karısına ve çocuklarına bakmak, varsa eski karısına nafaka ödemek zorunda iken; babası, kocası ya da eski kocası tarafından masrafları üstlenilmiş pek çok kadın eşitlik adına işe alınarak erkeklerin işsiz kalmalarına sebep olunuyor. Adalet bunun neresinde?

Bu yapılanlara bakıldığında eşit fırsat falan görünmüyor, kanun yoluyla erkeklerden alıp kadınlara verme gibi bir durum var. Kadın gerçekten ihtiyaç sahibi ise onun yükünü eski kocası değil, devlet çekmeli. Biliyorum, yazdığım bazı sorunların direk muhatabı siz değilsiniz; fakat aile bakanı olarak erkeklerin sorunları ile de ilgilenmek zorunda olduğunuz ve eşitliği savunduğunuz için bağlı olduğunuz bakanlar kuruluna teklif götürebilirsiniz.

Madem ki eşit bir dünya isteniyor, o zaman gerçekten eşitlik sağlansın. Batı ülkelerine, yüksek sayıda çalışan kadın rakamı verelim, modern görülelim derken erkeklere haksızlık yapılmasın. Pek çok kanun batıya bakarak yapılıyor. Batının iki yüzlü kanunları da politikaları da bizi ilgilendirmez. Zaten batının aile konusunda geldiği noktaya bakarak onları bu konularda kesinlikle model almamamız gerekir.

Kadına şiddet konusunda çalışmalarınız var. Şiddete uğrayan kadınlara elbette yardım edilmeli. Fakat konu öyle abartılıyor ki basın tarafından neredeyse bütün erkekler, şiddet yanlısıymış gibi gösteriliyor. Bu da işinde gücünde, ailesinin geçimi için canla başla çalışan pek çok erkeği zan altında bırakıyor. Neden yüz erkeğin hatasını yüz bin erkek çeksin ki? Şiddet konusundaki çalışmalar erkekleri zan altında bırakmadan yapılmalı.

Ayrıca şiddeti önlemek şiddetten sonra yapılacaklarla olmaz. Şiddetten sonra karakola gitmek ya da polis çağırmak bir çözüm değildir.

Öncelikle şiddetin tanımı iyi yapılmalıdır. Fiziki şiddet üzerinde durulurken, psikolojik şiddet hiç konuşulmuyor. Psikolojik şiddet, fiziki şiddetten daha hafif değildir. Kadınların erkeklere uyguladığı psikolojik şiddet önemsenmezken, erkeklerin kadınlara uyguladığı fiziki şiddet görülüyor sadece.

Kadın erkeğe sokak ortasında “şerefsiz, namussuz” gibi her türlü hakareti yapıyor, bu suç olmuyor, erkek kadına bir tokat atsa suç oluyor. Erkek attığı tokadın bedelini ödeyecekse, kadın da yaptığı hakaretlerin bedelini ödemeli; madem eşitlikten haktan hukuktan bahsediliyor. Karakollarda “psikolog polisler” olmalı. Kadın fiziki şiddette nasıl polisi arayabiliyorsa, erkek de “psikolog polisi” arayabilmeli. “Karım bana şu hakaretleri yaptı, ruh sağlığımı bozuyor, şikayetçiyim diyebilmeli.”

Şiddetini önlemek için işe yarayacak bir kaç önerim var:

Kadınlar, erkeklere hakaret etmeden konuşmayı öğrenirlerse şiddet önemli oranda azalacaktır. Kadına şiddet durumunda polis çağırmayı öğretmeden önce, erkekle nasıl konuşulur onu öğretmek lâzım. “Kadın hakaret ederse, erkek vurabilir.” demiyorum yanlış anlaşılmasın.

Kadının önce kendini korumayı öğrenmesi lâzım, yoksa polis gelene kadar canından olur. Kadının haklı ya da haksız olması önemli değildir. Mesela adam içmiş gelmiş, çocukların ekmek parasını içkiye vermiş, kadın haklı olarak şöyle diyor: “Allah belanı versin, yine zıkkımlanmışsın, ekmek paramızı içkiye yatırmışsın, pis sarhoş” Bu adamın, zil zurna kafayla bu sözlere karşı şiddet uygulaması hiç şaşılacak bir şey olmaz.

Kadın canın seviyorsa, haklı da olsa adama hakaret etmesin, madem fiziki güç erkeklerde, madem ona gücü yetmiyor. Kadın, devlete polise güvenip ağzına gelen hakareti erkeğe yaparsa, polis gelene kadar kadın canından olabilir. Bu yüzden kadınlara önce kendini korumayı öğretmek lâzım. Bu da ne eline silah vererek ne de savunma sporu öğreterek olur. Kadının en büyük silahı dilidir. Kadın dilini düzgün kullanırsa kendini koruyabilir.

Kadın cinayetlerinin çoğu ya erkek içkili iken ya da boşanma aşamasında gerçekleşiyor. Boşanma aşamasında kadın “nasıl olsa ayrılıyorum, babam abim yanımda” diye güvenerek erkeğe ağzına geleni sayıyor. Ayrıca pek çok boşanmada çocukların velayeti için ya da erkekten nafaka almak için dava dilekçelerine erkeğe yazılmayan iftira kalmıyor. Erkeğin sapıklığından tutun, aklınıza gelebilecek her türlü iftira atılıyor. Bir kaç yalancı şahit bulmak da pek zor olmuyor.

Elbette boşanan erkeklerin içinde kötüsü de, sapığı da, akıl hastası da vardır ve bunlar yazılmalıdır; ama bu kadar boşanan erkeklerin hepsinin kötü, kadınların da çoğunun iyi olması pek gerçekçi değil. Kadın erkeği cezalandırmak için çocukları babalarından kaçırıyor, çocuklarının yanında ya da sokak ortasında hakaretler ediyor, üstüne dava dilekçesinde iftira atıyor. Yine de bunlar, sebep ne olursa olsun, erkeğin cinayet işlemesinin asla haklı sebepleri değil tabii ki.

O zaman “Türk erkeği kadını kendi malı gibi görüyor, boşanmak istemiyor” gibi meselenin özüne inmeyen tespitler de bulunmak yerine “neden boşanma aşamasında bu kadar cinayetler işleniyor” onun araştırmasını yapıp, ailelere boşanırken yardımcı olunmalı.

Şiddeti önlemenin ikinci yolu cinsel eğitimdir. Evlilikte muhabbeti sağlayan en önemli şey “cinsel hayattır.” Toplumumuzda namus kavramından dolayı kızlar cinsellikten korkutularak büyütülüyor. Kadınların çoğu evlendikleri zaman cinsel isteksizlik yaşıyorlar ve eşleri ile birlikte olmak istemiyorlar. Erkekler de bu konuda eğitim almadıkları için eşlerine nasıl yardımcı olacaklarını, sorunu nasıl çözeceklerini bilemiyorlar. Cinsel sorunlar evlilikte öfkenin ve boşanmaların en önemli sebeplerinden biridir. Bu yüzden hem evlenecek olanlara, hem de evlilere mutlaka cinsel eğitim verilmelidir.

Aileyi çok ilgilendiren “feminizm” konusunda da bir kaç şey söyleyerek bitirmek istiyorum.

Kadınları kurban, erkekleri ise saldırgan ilan eden günümüz “feminist” yaklaşımı yanlış yönlendirici oluyor ve sorunları daha kötü hale getiriyor. Kadınların “iyi”, erkeklerin ise “kötü” olduğu yolundaki sosyal algılama, gerçekleri görmemizi engelliyor.

Aile bakanı olarak kadınlara eşitlik sağlama çalışmalarından ziyade iki tarafa da eşit bakar ve günümüz dünyasında sürekli ezilmeye ve aşağılanmaya çalışılan erkeklerin haklarını da korursanız çalışmalarınızla aileye gerçekten katkı da bulunacaksınızdır.

Son olarak bir kaç ay önce sitemize gelen Gaziantepli sizin hemşehriniz olan ve mailinde size de yardım için seslenen boşanma aşamasındaki bir erkekten gelen mektubun linkini vererek bitirmek istiyorum. Bu vesile ile onun sesini de size duyurmak isterim.

https://www.cocukaile.net/bosanan-erkekler-neler-cekiyor/

Saygılarımla…

www.cocukaile.net

semamarasli@gmail.com

 

 

Okunma Sayısı : 15.475

Dumani için yorum yapın

“Peki Erkeklerin Hakları Ne Olacak?” için 64 Yorum

  1. Abdullah Bir dedi ki:

    BOŞANMAYI DÜŞÜNEN, BOŞANMAK İSTEYEN ve BOŞANMAK ÜZERE OLAN KADIN ve ERKEKLERE TAVSİYELER…

    Öncelikle kendisini MÜSLÜMAN olarak tanımlayan her iki tarafında öncelikle ve sadece Allah ve Resulullah’ın bu konuda ki emir, yasak, tavsiyelerinin ayet ve hadisler ışığında neler olduğunu bilmeleri ve sahip oldukları Müslüman kimlikleri dolayısıyla (aleyhlerine de olsa) en baştan bu konuda ki hükümlere (emir ve yasaklara) uymaları gerektiğini akıllarından çıkartmamaları gerekiyor.

    Akabinde de taraflar enerjılerini kin, nefret, intikam duygularıyla ve agresif bir şekilde karşısındaki insanı maddi ve manevi olarak yıkmak, yok etmek, hayatını mavf etmek için değil; boşanma eylemini sukunet ile, en kısa sürede ve en az zararla sonuçlandırmak için kullanmalıdır.

    Kendiisini Müslüman veya dindar olarak tanımlayan insanların birinci hedefi Bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olmalıdır.

    Çünkü;

    “DİN” ve “DİNDAR MÜSLÜMAN-MÜMİN” kavramlarının Kuran da ki anlamı bizlerin zannettiğinden çok farklıdır. İyi derecede Arapça bilenler bu konuda bilgi sahibidirler ama Arapca bilmeyen sıradan insanlar bu kavramların gerçek anlamlarını bilmezler. Bu nedenle bu kavramları açıklayarak konuya girmenin daha doğru olacağını düşünüyorum.

    DİN, çoğumuzun düşündüğü gibi İNANÇ ve İBADET değildir.

    DİN= Kaynağı Allah olan YASALAR’dan (emir ve yasaklar) oluşmuş YARGI SİSTEMİ’dir.

    DİNDAR, ise “çokca inanan, ibadet eden insan” demek değildir.

    DİNDAR= Hayatının her alanında ve her zaman Allah’ın koyduğu yasaları ve Hükümleri “olmazsa olmaz” kabul eden ve hayatını bu yasa ve hukuk sistemine göre düzenleyen ve yaşayan kişi demektir.

    Boşanma konusu da AHKAM AYETLER (açık-net-anlaşılır ve yoruma kapalı ayetler) ile Kuran’da net ve anlaşılır bir şekilde düzenlenmiş bir konu olmasına rağmen Allah’ın yasalarını ve hükümlerini kabul etmeyen ŞEYTAN’ın en sevdiği ve en başarılı olduğu MUAMELAT (insanlar arası ilişki) alanlarından birisidir.

    Bu nedenle;

    Boşanma sürecinde şeytanın, konu ve taraflar üzerinde ki etkisini minimize etmek için karı-koca ve akrabaların Müslümanca ve dini hükümlere göre hareket etmeleri kaçınılmaz bir zorunluluktur.

    Akabinde de boşanmak isteyen karı-kocanın,

    Sakin olduğunuz bir zaman(lar)da, mantıklı bir şekilde ve tabiri caiz ise ortalığı ayağa kaldırmadan, uygun ortamlarda süreç ve sonrası hakkında konuşması,

    Bunun öncesinde ve bu süreçte boşanma aşamasına gelen evliklerin de (nerede-ne zaman ve ne türde) hangi hataları yaptıklarını analiz etmeleri,

    Kendilerine destek kuvveti olacakları düşüncesiyle ailelerini ve çevrelerinde ki diğer insanları (akraba, dost ve arkadaşlar) tek taraflı anlatımlarla bu sürece dahil etmemeleri, kocasını-karısını onlara şikayet etmemeleri, dört duvar arasında yaşanmış mahremiyetleri kimseyle paylaşmamalı,

    Ne olursa olsun insafı ve dürüst olmayı, hakaniyetli ve adaletli davranmayı elden bırakmamaları,

    Karşısında ki insana maddi ve manevi zarar vermenin kısa vadede insanın “yüreğini soğutsa da” orta ve uzun vadede asıl zarar görenin kendisi olacağını unutmaması,

    Boşanma sonrasında tarafların birbirine düşman olmalarının kaçınılmaz bir sonuç olmadığı; ortak çocuklar veya sonradan ortaya çıkacak zorunluluklar nedeniyle ileri ki zamanlarda yüz yüze bakmaları, bir araya gelmeleri, görüşmek mecburiyetinde kalınabileceği hesaba katılmalıdır.

    İşin FIKIH ( mihir-nafaka-çocukların ne şartlar altında ve kiminle kalacağı vb konular) tarafı ise başta da söylediğimiz üzere zaten Kuran da net ve anlaşılır biçimde ifade edilmiştir.

    Kendini DİNDAR MÜSLÜMAN olarak tanımlayan kişi Dindar Müslüman olduğu iddiasında samimi ise evlenirken ŞERİAT hukukuna göre; boşanırken ise daha çok işine yaradığı için MEDENİ HUKUKA göre boşanmayı talep edemez. Talep ederse de belki insan ürünü yasaların geçerli olduğu dünya mahkemelerinde kazanımlar elde edebilir ama, sonsuz alemde ki MAHKEME-İ KÜBRA da (sahip olduğunu düşündüğü İMAN da dahil olmak üzere) HER ŞEYİNİ EBEDİ KAYBEDEN’ler den olur.

  2. anıl dedi ki:

    erkek arkadşalara seslenmek istiyorum kadın boşanmayı dile getirir ise devamı gelir kimse buna engel olamazzzz.kadın boşanmayı ilk etapta KURTULUŞ VE ÖZGÜRLÜK olarak görür. sonuçta kadının başına gelen ve gelecek olanlar…ve abdullah beyin bir yazı sı var kendisine teşekkürler.
    1-“Kadınlar boşanırken agızlarından çıkan sözler, kocalarıyla bu aşamada yaptıkları kavgalar, attıkları İFTİRALAR” ilk zamanlarda kendilerini iyi hissetmelerine neden olsa da orta ve uzun vade de kadınların aleyhine olmaktadır.

    2-Kadınların boşanma sürecinde çocuklarına, eski kocasına ve çevresine yaşattığı zorluklar boşanma gerçekleştikten sonra “yol, su, elektrık faturası” olarak kendisine dönecektir. Ve bu fatura her zaman tahmin edilenden çok fazla olur.

    3- Hırsız misali evden ayrılırken kocadan habersiz alınan eşya, mal ve ziynet eşyalarının tamamı haram ve bereketsiz olacağı için kısa sürede bitecek; bu nedenle de boşanan kadın kısa süre sonra maddi sıkıntılar yaşamaya başlayacaktır.

    4- Bu süreçte ilk soku atlatan koca kısa sürede kendisini toplayacak ve başka bir kadın ile yeni bir hayat ve aile kuracaktır. Bunu öğrenen eski eşin kısaknçlığı ve pişmanlığı daha da artacaktır. Bu durum eşki eşin çocuklarına ve çevresine karşı daha fazla agresifleşmesine sebep olacaktır.

    5- Eski kocasının yeni bir kadın ile yeni bir evlilik yaptığını öğrenen kadın eski kocanını kıskandırmak ve çevresine “ben de yeni bir koca bulur ve evlenir mutlu olurum” mesajı vermek için alelacele başka bir adam ile evlenir. Ama bu evlilik çogu zaman kadın için bekleneni vermez. Çünkü kadınların ilk kocalarından ayrıldıktan sonra başka bir erkek ile yaptıkları 2. evilikler sakin kafayla, iyi niyetli, mantık ve akıl ile değilde “kin, nefret ve eski kocayı kıskandırma amaçlı” yapıldığından dolayı kadın için sonuç çok kötü, hatta bir felaket olur.

    Son sözü Anıl kardeşimize bırakalım.

    “AH” İLE GİDEN KADIN’ın ELİNE SADECE KOCA BİR “VAH” KALIR.

    • şeyma dedi ki:

      Ne kadar bencilce bir yorum.Bütün kadınlar inat olsun diye evleniyor zaten.Hazımsızlık yapmış anlaşılan.Evlilik nasip işidir.Karısının ikinci kez evlenmesini sindiremeyen bir erkek belli ki.Kadınlar canlarına tak etmediği sürece boşanmazlar.Allah nasıl erkeğe evlenmeyi nasip ediyorsa kadına da etmiş bu saatten sonra yok sizi bıraktı ama nasıl pişman bilseniz mesajları kendini rahatlatmaya çalışmaktan başka bir şey değil.Sanki gidip kadının ailesiyle yaşamış zandan ibaret yazdıklarınız.

      • Aslı dedi ki:

        Feminist rüzgarın etkisiyle kimsenin söylemeye cesaret edemediği şeyleri söylemiş Sema hanım tebrikler

  3. serkan demirdağ dedi ki:

    Vallahi tebrik ederim bu kadar akıl ve mantık ölçüsünde ve ispatlı,izahlı ve tarafsız objektif ve subjektif dobra dobra samimi ve bilgilendirici bir yazı yazdığınız için sadece teşekkür etmek ve tebrik etmek için yazdım.saygılarımla

  4. S.... dedi ki:

    harikasınız sema hanım

  5. temaşâ dedi ki:

    Kanunen kadın erkek eşittir TCeza kanunlarına göre.ama gel gör ki olan her zaman erkeğe oluyor.kadın art niyetliyse kanunen bittiniz.eliniz kolunjz bağlı.Boşuna deniyorlar Allah iyilerle karşılaştırsın diye.10 defa ölç 1 defa biç derler eskiler.sakın yanılma yoksa yanarsın sende

  6. seagal dedi ki:

    bu olay şudur: gerçekten ihtiyacı olanlar biryana ; diğer kısımın olayı şöyle : salya sümük ağla binbir yalan ve duygu sömürüsüyle adamdan her ay haraç al; mesela neden bunlar vergiye tabi değil? neden denetlenmiyor ? gerçekten çocuğa kullanılmışmı ? kullanılmadıysa koy bakalım yaptırımı nasılki ödenmeyince hapise kadar cezası var usulsuz kullanıma da koyun bakalım hapsi göreyim bunları .

    • SELDA dedi ki:

      çok güzel yazmışsınız herşeyi …eşim 1600 tl 3 aylık nafaka yatırıyor bir ay sonra çocuk yanımıza geliyor ayakkabı istiyor nereye gitti bu kadar para diye gelde sorma ,sinirlenme..

      • .:. dedi ki:

        Anlattıklarınız ne kadar adaletsiz değil mi? dediğiniz gibi 3 ayda bir 1600.TL nafaka ödüyor sürekli, birde çocuğunu göremedi mi ayrıca her görüş için 300.TL ödeniyormuş devlete. (Bu sistem dünyanin hiçcir ülkesinde yoktur.) Diğer taraf da anlattiginiz gibi ise Bu paranın nereye harcandiği dahi belli değildir. Bunu kontrol eden bir sistem zaten yok. Eğer karşı taraf erkek veya kadın ise, Evlense yeni eşi ile evlenmese, birlikte yasadigi kişi ile bu paralari harcayabilir. kimse bunu sorgulayamaz. hic de adilce değil.

        Oysa Ortak velayet olsa ve cocuklar devlet kontrolu altinda olsa ve cocuklari görmek icin her iki kisiden, Anne ve babadan bu masraflar eşit alınsa daha adaletli olur değil mi… Çocuk da devlette kalsin. cocukları görmek icin anne ve baba devlete para odesin, Anne de ne kadar kalıyorsa, baba da da o kadar kalsın, yıllık izinleri de eşit düzenlensin. ADALET denilen mekanizma böyle birşey değilmidir.

        Yoksa, Bir ülkede, aile bakanlığı KADIN tarafında çalışmaları hep kadın temalı, Dernekler hep kadin dernekleri, gelirleri, yurd dışı yardım fonlarından, Avukat ve baro yardımları keza oyle, yasalar da tek taraflı, Sistemi kuranlar suclu üzerinden mekanizmayı çalıştırıyorlar. Böyle olunca herkez suclu yaratmaya, suç yaratmaya üretmeye basliyor. Bu sistemde adalet nasıl arayacaksınız. Kusuru bir tarafa yıkıp bedeli de ona yükletiliyor. Böyle olunca kim çalışır ki, yasalari kendi çıkarlarına kullanan zalimliklerini her alanda sürdürüyor. Çocukları eline geçiren taraflar çocukların karşı tarafta veya devlet kontrolunde oldugunu farz ederek empati yapsinlar bakalim nasil olmaktadir. Herhalda bu yapılanların, bir bedeli öbür dünyada da verilir. İmtihan olarak nitelediğimiz bazı yaşanılanlarin da, bu ve benzer konuların dünyada yaşarken karşılaştıklarımız olduğunu hususlar oldugunu dusunmekte fayda vardir.

        • Hatun dedi ki:

          Kendi adaletini ararken evladının sevgisini şefkatını unutan kardeş en kötü ana bile devlette onun bunun bakacağından bin kat iyi bakar… Devlette kalanların halini görüyoruz el elin yavrusuna ne kadar acır ne kadar merhamet eder anneler babalar sahip cıkmaz iken devlete vermeye devletin baktığına razımı olacaksınız ? o zaman siz alasaydınız baba olarak cocuğu vermedilerse almak için uğraşsaydınız şartlarınızı güzelleştirmek için uğraşsaydınz. Anasın da babasın da olmasın da devlette kim bakarsa baksın insaff yahuuu…
          Ayda 5 gün inşatta amelelik ederim nafakamı 500 aylık veririm lafınıda etmem erkeklerimiz de de onur gurur şeref azaldıkça kadınlarımızda delirip delirip cıkıyor

          • .:. dedi ki:

            Hanımefendi cevabınız için teşekkür ederim.

            Yukarıdaki yazı bir bütündür. Bütün olarak değerlendirmeniz daha anlamlı olur. Belki yeteri kadar izah edememiş olarbilirim. Buna açıklık getirmek isterim.

            Vurdulanmak istenilen var olan sistemde bir tarafa fazla ca eziyet ve adaletsizlik yapılmaktadır. Bu sistem Türkiyenin aile yapısına göre yapılmış olan bir sistem değildir, Türkiyenin taraf olduğu ve uluslar arası anlaşmalar gereği kabul ettiği dışarıdan getirilen ve ülkemizde kabul gören sistemdir.

            Bu sistemde, çocukların velayeti olmayan kişiye adaletsiz uygulamalar yapılmaktadır. Bundan da genelde babalar zarar görmektedir ve kendi öz evladını görememektedir. Yasalar ülkemizde daha da adaletsiz olduğundan çok ilkel bir davranış biçimi ile birde bizim ülkemize özel haciz yöntemi ile çocuk görülmektedir. Bu olayların bu kısmını hiç bilmeyenler ve bu konularla muhatap olmayanlar bunları hiç mi hiç anlamazlar. Sadece babalar değil, baba tarafından kimse çocukları pek göremez ve onlara ulaşamaz. Bu husus anneler için de geçerlidir. Benim izah ettiklerim adaletsiz kim davranırsa onadır. Bu adaletsizliği ortadan kaldıracak olan devlettir. Koyduğu yasalarla, uygulamaları ile çalışmaları ile. (Şuna da açıklık getireyim, sizde rahatlayın , tekrar cevap yazacak olursanız aklınızın bir köşesinde bulunsun. Ben bir babayım ve yazınızdaki zennettiğinize inandığınız kısıma da bir açıklık getireyim, Çocuğumun velayeti bendedir. Yalnız herkezin farklı farklı hikayeleri vardır.)

            Yukarıda ilk yazımda belirtmek istediğim konu. Boşanmalarda sebebleri ne olursa olsun, çok özel ve sakıncalı durumlar hariç. Çocukların velayet sorunu ve bakımları ile ilgili çözümde adaletli olunmasıdır. Türkiye için bilinmeyen bu yöntemin çözümü olarak önerim yukarıdaki izah ettiğim gibidir.

            —- O R T A K V E L A Y E T —-

            Çocuklar tek başına kadına ait değildir veya erkeğe.

            Aslında burada amac evliliklerin daha sağlıklı, daha bilinçli ve düşünülerek yapılması, devamlılığı sağlamak amaçlıdır. Ve en önemlisi her zaman bu durumlardan en fazla etkilenen çocukların daha az zarar görmesi ve daha sağlıklı bireylerin yetiştirilmesidir.

            Bütün bunların yapılırken

            —- A D A L E T L İ —-

            Olunmasıdır. İnsan onuruna yakışır şekilde.

            Bunlar başarılamıyorsa Çocuğun devlet kontrolünde olmasıdır. Yukarıda anlatmış olduklarım bu şekilde algılanmalıdır. Şuanki sistemde tamda sizin izah ettikleriniz yaşanmaktadır. Aile bakanlığının sayfalarına girip baktığınızda, aile bakanlarımızın, geçmişteki bakanlar dahil, Bu bakanlık içerisindeki çalışmalarının hemen hemen bütün ağırlığı kadınlar üzerine pozitif ayrımcılıklar içindir. Bu okadar net ve aleni ki, dün sayın bakan bir açıklama yaptı ve ben dünki bir yazımda bunu izah ettim. Daha önceleri de defaatle yazdım.

            http://www.cocukaile.net/peki-erkeklerin-haklari-ne-olacak/#comment-128864

            Genelde Batı avrupa ve Hollanda önderliğinde görevlendirilen bir yapı ile takibi yapılan bu yöntemlerde erkekler yok sayılmaktadır. Çok ciddi miktarlarda bu derneklere ve bakanlığa hibe yardımları yapılmakdadır. Amaç aile yapısını bozmaktır. Bunu çok önceleri de dile getirmiştim, yine izah edeyim, Günümüzdeki yaşanılan siyasi olayklar bu konularla çok yakından ilintilidir. Hedef Aile dir.

            Yukarıda da izah ettiğim gibi bütün bunları yapamıyorsanız Çocuk devlet kontrulü altında olsun…

            Sizi anlayabiliyorum, pozitif ayrımcılık yapılan ülkemizde bu durumlardan cesaret alıp neler neler yapıldığını da çok iyi görüyoruz. Mağdur tarafı anlayamadığınızı düşünüyorum..

            “Devlette kalanların halini görüyoruz…” derken çok güzel tespitte bulundunuz. Ama bunun için ne yaptınız? Devlet bu sistemi düzeltmesi için ne yaptınız? Neler yapacaksınız? işte gidin kadın derneklerine söyleyin, bizim en öncelikli meselemiz bu deyin, Bakanlığa yazılar yazın sokaklarda gösteriler yapın, Bizim önceliğimiz Çocuklarımız, yaşlılarımız, engelllilerimiz, yardıma asıl muhtac olanlar deyin,

            ” Ayda 5 gün inşatta amelelik ederim nafakamı 500 aylık veririm lafınıda etmem…” deyin, Reklamları işte bu aslen ihtiyacı olanlar için yapın deyin…. Ben zaten yukarıdaki yazımdan da anlaşılacağı üzere bu kişilerin yanındayım. ŞİDDET kötü birşeydir. Kime yapılırsa yapılsın, canlılara sistematik yapılan her baskı ve zulm bir şiddettir. Bazen psikolojik, bazen ekonomik, sosyal, davranışla, sözle v.s.

            Asıl önemli olan konu AİLE dir. Aile de Baba da vardır. Baba olmadan veya erkek olmadan çocuk tek başına olmuyor.

            Önce adaletli adam gibi ülkemize ve ülke insanımıza yakışan yasalar olmalı. sonra adam gibi evlenilmeli ve yaşanmalı, bu olmuyorsa adam gibi de ayrınılmalı. Çocuklar bizlerin geleceğidir. Tek başına sadece kadınlara emanet edilmeyecek kadar da çok mühimdir. Yılda 130 bin boşanma rakamlarının geçildiği ülkemizde, çocukların durumları ve adli kurumlardaki bu konularla ilgili rakamların durumları ortadadır.

            Burada bana çatacağınıza size tavsiyem yukarıdaki izah ettiğiniz “Devlette kalanların durumun…” düzeltilmesi için bir an önce birşeyler yapın biz de yanınızda olalım. Diğer meselelerin yarısı zaten kendiliğinden düzelir.

            Hele ortak velayet gibi bir sistem olsun bakalım nasıl oluyor hep bereber görürüz.

            Bazı kimseler yasalar lehlerine oldumu kendi çıkarlarına ve menfaatlerine göre rahatlıkla konuşur. Bir ana Devlet ten bin kat daha iyi bakabilirse bir baba da rahatlıkla bakar. Hatta çok daha iyi. Bir daha düşünmek gerekir.

            ORTAK VELAYET Şuanki sistemden daha iyidir. Beceremezlerse devlette kalsın (düzeltilecek birşey varsa önce devletin eksiklikleri düzeltilsin, devletin verdiğine razı olmayın, veremediğini aslen vermesi gereken yere getirtin, birşeylere başlayacaksanız buradan başlayın, Kadına şiddet üzerinden harcanılanları bu kanallara öncelikli aktartın. Öcelik buralarda olsun. Bilin ki babalar sadece evlatları ile mutlu olmak istiyorlar. Bunca yaşanılanlar batıdan kabul edilen yasalarla olmuştur ve her yenisinde daha fazla olmaktadır. Rakamlar her alanda açık ve net ortadadır.) Ülkenin durumu şuanki mevcut sisteme paralel gitmektedir. Bu bir gerçektir.

            Yukarıdaki yazılarımın özeti bu şekildedir. Düşüncelerim pozitif ve yapıcıdır. Mağdur olan tarafından empati yapılması gerekir.

            – ORTAK VELAYET
            – ADALET
            – AİLE

          • Hatun dedi ki:

            Kardeşim Kadınların boşanmalarda çocuklarını babalarına karşı kullanmaları cocuklarının psikolojik ve ruhsal dünyalarını kendi elleriyle nasıl zarar verdiklerini düşünmeden bencilce davranmaları nasıl yanlışsa sanki bu düşüncede bir o kadar yanlış geldi cocukların velayette annede babada değil de devlet kontrolünde olması…
            Devlet temel basit vazifelerini bille yapamazken yaptıkalarınıda hoyratca elalade yapar iken cocuk yetiştirmek…(karınlarını doyurur giydirir ama …) bilmiyorum ama biraz ütopik var olan sorunlar yumağını dahada büyütmek olur sanki, aslında şöyle bir düşündüğümüzde anne kendi aleminde evlenir diğer cocukları yanında baba kendi aleminde tabi oda evlenir onunda diğer cocukları yanında cocuk devlette merhametten vicdanda sevgiden yoksun bir gece bişle yatağında anneye babaya sarılarak uyumanın nedemek olduğunu bilmeden yok yok yok yazarken vicdanım sızladı en azında biri bari olsun cocuğun yanında.
            Velayetin devlette olması anne ve babalar için iyi olabilir karşılıklı mağduriyetler giderilir doğru ama ya cocuklar onlar faturayı daha ağır öder gibi sanki daha doğrusu devletin cocuk yetiştirmek gibi bir görevi üslenebileceğini ve en önemlisi denetleyebilecek mekanızmalarının işlediğini pek inanmıyorum galiba (Gönül ister ki olsun)…
            Sizin fikriniz öneriniz yanlış demiyorum bana tatmin edici gelmedi cocukların daha cok zarar görücene inanıyorum inandığım bir düşünceyide söylemek savunmak en doğal hakkım.
            Amacım ne size sataşmak nede bir başkasına tabiri caizse de tuzum kuru (ama boşanmış bir ailenin cocuğuyum yani bu olayı anne veya baba penceresinden değil bilakis en önemlisi olan cocuğun penceresinden bakıyorum) iş cocuksa vicdanı susmuyor insanın susmaması da gerektiğini inanıyorum ve sorunları analiz ederken çözüm arayışına giderken günü kurtarmak elallade kararlar fikirler (sizin fikriniz elallade demiyorum) veya kendi penceremizden bakarak çözüm bulmak yerine sebep ve sonuç odaklı birtek bile cocuk zarar veya magdur olmayacak şekilde düşünmeliyiz. (bir tek cocuk mağdur olucana 1000 tane yetişkin mağdur olabilir bence) selametle

          • Yasin dedi ki:

            “En kötü anne bile Devletten iyi bakar” denmiş ya…
            Maalesef öyle değil. Buyrun her seferinde tekrar yüreğine dokunan haber :'(
            ——-
            “Antalya’nın Elmalı İlçesinde, annesi tarafından darp edilerek komaya sokulduğu iddia edilen, kaldırıldığı hastanede 11 gün sonra hayatını kaybeden 5 yaşındaki Mehmet’in baba evinden avukat marifetiyle anneye teslim edilmesinin görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde küçük Mehmet, gitmemek için dedesinin ve babaannesinin eteklerine yapışıp hıçkırarak ağlıyor. Ancak Mehmet sonunda anne tarafından kucaklanarak araca bindirilip götürülüyor. Küçük Mehmet’in ölümünün ardından anne R.S, gözaltına alınıp çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine konulmuştu.”
            ———-
            Bir baba işini gücünü aksatıp, her türlü riske ve sıkıntıya rağmen yıllarca velayet için uğraşıyorsa boşuna değildir.

            Toplumun, Yargıtayın ve Hukuk sistemimizin bu konudaki önYargılarından sıyrılarak daha geniş bakması lazım.

          • .:. dedi ki:

            Hatun hanım demişki;

            “……. nasıl yanlışsa sanki bu düşüncede bir o kadar yanlış geldi cocukların velayette annede babada değil de devlet kontrolünde olması…
            Devlet temel basit vazifelerini bille yapamazken yaptıkalarınıda hoyratca elalade yapar iken cocuk yetiştirmek…(karınlarını doyurur giydirir ama …) bilmiyorum ama biraz ütopik var olan sorunlar yumağını dahada büyütmek olur sanki, aslında şöyle bir düşündüğümüzde anne kendi aleminde evlenir diğer cocukları yanında baba kendi aleminde tabi oda evlenir onunda diğer cocukları yanında cocuk devlette merhametten vicdanda sevgiden yoksun bir gece bişle yatağında anneye babaya sarılarak uyumanın nedemek olduğunu bilmeden yok yok yok yazarken vicdanım sızladı en azında biri bari olsun cocuğun yanında…….”

            Sayın Hatun,

            En az 1500 sene islam gerceği, öncesinde dinler ve sonrasında insanlar için din eksenli veya din dışında hatta günümüs koşullarını oluşturan yasaların tamama yakını islam dininin dışında, Başka dinlerin veya dinsizlerin kontrolünde oluşturulmuştur. Bu bilinen bir gerçektir.

            Şu anki şart ve koşullarda, Sizce Çocuk(lar) hangi yaşlarda kime verilmelidir. Hangi şartlar sağlanmalıdır? Bir anne iseniz anne olarak ve de yapabiliyorsanız baba yerine empati yaparak veya başka paradigmadan değerlendirerek en az 5-6 madde de bunları lütfen izah ediniz. (Seçenekleri bütün olarak değerlendirdiğinizde, Adaletli ve mantıklı düşünmeye çalışırken, O kadar zorlanacaksınızki, işin içinden çıkamayacaksınız.. Son açıklamalarınızda da çıkamadığınız ifadelerinizden anlaşılmaktadır..)

            (Anne de mi, Baba da mı, kayyum mu atansın, devlet kontrolünde mi olsun.. veya başka varsa izah ediniz.)

            Veya ne olsun? Bu durumlardan önce neler yapılması gerekir, Devlete, Anne ve babalara, topluma düşen asıl görevler nelerdir?

          • .:. dedi ki:

            Yukarıda sormuş olduğum soruyu bu yazıları okuyan herkeze sormak isterim….

            Çocuk (lar) ın boşanmalarda velayetleri hangi yaşlarda kime verilmelidir? Bu sistem sizce nasıl düzenlenmelidir?

            Mevcut yapı ile farklı düşünceler varsa çelişkileri paylaşırsak daha anlamlı olur.

            Selam ve dua ile…

          • gulpembe dedi ki:

            ben soyle anladim,bosanan erkekler ve onlarin yeni hanimlari insan olmanin bir cilvesi olarak ,eski hanima ortak cocuklari icin odenen nafaka parasini kiskaniyorlar. . yukarida hanfendi 3 ayda 1600 lira demis, bir kres yada cocuk bakim parasi icin bile siradan ucretler bundan daha fazla. bu annenin hakkidir. kim bilir nasil ve kiminle paralari yiyor gibi bir vesvese ve hazimsizlik yapmak erkek icin faydasiz ,kendini yipratmaktan baska birsey degil, ahlakli da degil.

            anne cocuklari babadan kacirirsa bu hem hapis cezasi almasina, hem velayeti kaybetmesine sebep verir,sucdur, kanun boyledir.
            ama kanunlar neden dogru uygulanmiyor, neden isler surumcemede kaliyor, bu hantal hukuksal carktan kimler nemalaniyor rantlaniyor o sorulmasi gereken bir soru.

          • NAZLI dedi ki:

            öncelikle bu düşünceden dolayı tebrik ederim.yalnız bunu düşünen o kadar az kişi varki.h,ç bir zaman k,mse yuvasını yıkmak istemez.insanlar biraz daha sakin ve olgun olsalar.ama bazen kalmıyor.hıı adalet kanunda hakkıyla kadına bişey vermiyor.o konudada rahat olun

          • .:. dedi ki:

            gülpembe hanım demişki;

            “ben soyle anladim,bosanan erkekler ve onlarin yeni hanimlari insan olmanin bir cilvesi olarak ,eski hanima ortak cocuklari icin odenen nafaka parasini kiskaniyorlar. . yukarida hanfendi 3 ayda 1600 lira demis, bir kres yada cocuk bakim parasi icin bile siradan ucretler bundan daha fazla. bu annenin hakkidir……”

            yukarıda sözü edilenlere ” kıskanıyorlar” yakıştırması sanırım size ait bir ekleme, yazılanlardan böyle birşey anlaşılmaması gerekir. Benim ifadelerimde böyle birşey yoktur.

            Bizim ülkemiz gerçeklerinde daha yeni asgari ücret 1300.TL olmuş iken bile bu miktar çok fazladır. Ayrıca bu annenin hakkı değildir. Hak ise çocuğun hakkıdır. Bu hakkı da anne ve baba ortak karşılamalıdır. Çocuğun iaşesini hak deyip yemek haramdır. adaletli belirlenmeyen bir bedel de haramdır, hem aan hem de veren için hak söz konusu olur, bu kısımlara hiç kimse değinmez, zaten değinilmiyor.

            Zeten benim izah ettiklerimin hepsi, bu yöndedir. adalet ve hak.

            Ayrıca gülpembe hanım demiş ki;

            “..kim bilir nasil ve kiminle paralari yiyor gibi bir vesvese ve hazimsizlik yapmak erkek icin faydasiz ,kendini yipratmaktan baska birsey degil, ahlakli da degil.”

            Buradaki ifade ettikleriniz de hem bana ait değil hem de yazılar içerisinden böyle anlamlar çıkmıyor, ama nasıl yapıyorsanız, zorlama böyle şeyler ifade etmişsiniz. Buna gerek yok iken nasıl böyle yapıyorsunuz anlamıyorum…

            Selda hanım da sizler gibi bir bayan olarak yaşadığı durumu yazmış ve bundan zarar gördüğünü ifade etmiş. Burada bir hazımsızlık varsa bu erkeğe ait değildir. Bunu erkek veya kadın diye ayırıp da bu şekilde ifade etmeye gerek olmadığını düşünüyorum.

            Burada adaletli bir yaklaşım sergilenmesi gerekir. Zaten mağdur olan çocuğundan kopartılarak ayrı bırakılmış, burada bir adaletsizlik var, Bir de maddi olarak adaletsizlik olmaktadır.

            Aslında bir bütün olarak boşanma davalarında yaptırımlar dikkate alındığı zaman, gözlerden ve dikkatlerden kaçan hususlar da vardır, bunlar pek göz önüne gelmez. Onlar da şudur, Yaptırım kararları verilirken, batı da çocuklara bir nafaka baglandığı zaman, bu ödeme yapanın ekonomik durumuna da bağlıdır. Dengeli yapılıyor. bunların dışında, okul için veya özel durumlar için gerekli olan masrafların da ORTAK karşılanması belirtiliyor. İşte çarpıklıklar burada da ortaya çıkıyor. Bir kısmı ortak karşılanırken, bir kısmı bir tarafa yükleniyor. Bunun boyutları ve süresi de ayrı bir konu.

            “anne cocuklari babadan kacirirsa bu hem hapis cezasi almasina, hem velayeti kaybetmesine sebep verir,sucdur, kanun boyledir.
            ama kanunlar neden dogru uygulanmiyor, neden isler surumcemede kaliyor, bu hantal hukuksal carktan kimler nemalaniyor rantlaniyor o sorulmasi gereken bir soru.”

            Bu kısımda izah ettikklerinize bende katılıyorum, Bu durum ülkemizde pek bilinmiyor. Mağdur olanların bunu yargıya bildirmesi gerekiyor.

            Bu hukuksal carktan nemalanların en başında gelenler, bu yasaları nerelerden kopya alıp ulkemize getirmis isek oralarıdır. Onların yasalarını kabul etmediğiniz , hatta daha fazla benimsemediğiniz zaman uluslar arası oluşumlara giremiyorsunuz.

            Ulkemizde sistemsizlikten nemalanan birçok kesim var malesef. Bu sadece boşanmalarla ve ailele ilişkileri ile sınırlı değildir. Burada var olan sistemler, sürekli olarak, dava üretiyor, kaos üretiyor, karmaşa üretiyor. bunlar da pek kolay kolay bitmiyor. Çok sefer izah ettiğim gibi bu bir sektör ve ekonomik boyutu çok büyük. Herkezin gözü Para da.

            Sizce ;

            “Çocuk (lar) ın boşanmalarda velayetleri hangi yaşlarda kime verilmelidir? Bu sistem sizce nasıl düzenlenmelidir?”

          • Gulpembe dedi ki:

            Aslolan cocugun iyilik ve menfaatidir.Varolan uygulamaya gore annenin ruhsal ve fiziki sartlarinda istisna ve olumsuzluk yoksa velayet anneye verilir. baba da cocugun giderlerine gucu olcusunde destek olur.farkli durumlarda velayet babaya verildigi gibi anne nafakayla sorumlu tutulur. Ayrica annenin velayeti almasi herzaman yararina olmuyor. Bazi babalar sorumluluklarini yerine getirmiyor, cocuguyla iliskilerini kopartiyor. Bu durumda bosanmis annelerin yuku arttigi gibi, bu kadinlar tukenmislik sendromlari yasayabiliyorlar.

            Gonul ister ki, esler anlasmali bosanabilse, velayeti de ortak alabilse. Fakat ulkede davalarin cogu cekismeli bosanma ile oluyor. Iki gecimsiz ( belki de dusman)insanin da ortak velayeti dogru kullanabilme ihtimali dusuk. Hem ortak velayet, eski eslerin cocuklari icin iletisimde kalmalari gibi gayet insani ve dogal bir durumu beraberinde getiriyor, toplumun kultur ve egitim seviyesi henuz bu olgunlukta degil, ozellikle yeniden yuva kuranlar acisindan.
            Avrupa ve amerikada yaygin olan ” ortak velayet” tir. Turkiyede halen tartisilan bir durum.

            Yani velayet kimde ne zamana kadar olsun sorusunun tek ve kolay bir cevabi yok, pekcok cesit ebeveyn pekcok cesit bosanma var, Aslolan ise yine cocugun menfaatinin onde tutulmasidir.

  7. tamer dedi ki:

    çok dogru yazmışsınız hanımefendi hukuksal anlamdada eşitlik ilkesine çok ters yargı kararları var bunların aile birligi için yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor çok yuvalar dagılırdaha

  8. balrok dedi ki:

    çok haklısınız sema hanım avrupada bile nafaka süreli iken ömür boyu nafaka haramdır,bunun altına imzasını koyan harama girmiştir.çalışacak bi durumu olan kadına nafaka vermek saçmalık ötesidir.mesela benim eşimin 2 abisi fabrikatör,annesine ait evde kalıyor yetim maaşı alan annesi var.Allahta biliyor ya kusur kendisinde idi.böle olduğu haldetedbir nafakası ödüyorum bu adalet olamaz.Kimin bu kanunlarda emeği varsa ve hangi mümin de bunu savunuyorsa Allah huzuurunda hepsinden davacıyım Allah 2 cihanda bunu savunanları rezil rüsvay etsin inşallah…

  9. FATMA ŞAHİNE İSYAAAANNNN dedi ki:

    Ben farketmeden karım planlarını yapmış. Beni kanunlarla evden uzaklaştırmak. Bende sinirli, gergin diye önemsemiyordum. Çünkü durduk yere kavga çıkarıyordu. Bir gün Ağza alınmayacak tüm çirkin ifadelerle bana Bir saat boyunca saldırdı. Seni evden uzaklaştıracağım diye 10 kere söyledi. bende uzaklaştırmazsan ne oldiye küfür ettim. Oda eşyalarını topladı gitmek için kapının girişine yığıyordu. bende öldürmek için silah çektim ama çocuklarımın hatırına vazgeçtim. Hemen polis karakoluna gitmiş ve tek söylediği bana silah çekti canım tehlikede diye söylemiş.Ordan sığınma evine gitti. 12 gün kaldı. benim telefonla çabalarım sayesinde ve onunla gitmeyen oğlum sayesinde devamlı onu arayarak gelmesini söyledim. oda ne; gelirim ama benim üzerime babandan miras kalan evi verirsen diye söyledi. bende kabul etmedim. Baktım dönmüyor mesaj attım tamam vereceğim dön diye. Sıkı yeminli bir anlaşma ile döndü. Döndükten sonra da aileme iftiralar attığı için kavgamız devam ediyordu ki birde baktım cep telefonuma mesaj geldi. hakkınızda dava var diye. adliyeye gittim 6 ay evimden ve çocuklarımdan eşimden uzaklaştırılmışım. Dondum kaldım. Eşime bu bizim evliliğimizi yıkar hadı gitde bir sinirle gittim vazgeçiyorum diye söyle desemde ikna edemedim. Evden ayrıldım ayrı bir ev tuttum.20 000 tl masraf ettim. kira – eşya – birde 2 ay sonra arkamdan boşanma davası açmış. onun içinde avukat tuttum 5000 tl de avukata. Maddi manevi ailem paramparça oldu. ben boşanmak istemiyorum fakat eşim kesin kararlı gözüküyor. Ona yüksek miktarda nafaka ödememek için 18 yıllık mesleğimden de istifa ediyorum. Alimei yıktı, işimi bitirdi, yakında nafa yüzünden kanun kaçağıda olacağım. Bir anda kendimi yerde buldum. 2 tane çocuğumun hatırına barışmak için 10 larca mesaj atmama rağmen olmadı. BU MU AİLEYİ KORUMAK SAYIN BAŞBAKAN, BİR KADINI BAKAN YAPMIŞSIN TÜM AİLELERİ BATIRACAK. bize ancak ALLAH yardım eder. Yetiş imdadımıza Allahım.

    • .:. dedi ki:

      İsyan ettiğinizden buyana aile bakanliğinda bakanlar ve kadrolar çok hızlı şekilde değişmektedir. Ancak Aile adına olumlu bir gelişme olduğunu ulkemiz adına göremedik. Ancak olumsuzlukların artan şekilde devam ettiği bilinen bir gerçektir.

      En son olarak bugün yeni aile bakanımız, bir açıklama yaptı. Değişen birşey yok.

      “Kadına şiddet, çocuğa şiddet, yaşlıya şiddet, evin içinde şiddet bu konuda sıfır toleranslıyız. Şiddetin iyimser bakılacak hiçbir şeyi olamaz ve bunun yasal düzenlemeleri bağlamında Türkiye gerçekten çok önemli adımlar attı. Kamuoyunda ‘Özgecan yasası’ diye bilinen yasayı da çıkarmak üzereyiz. Şiddet ile mücadele de elbirliği ile beraber hareket etmemiz lazım”

      Görüldüğü gibi KADINA şiddet adı altında pozitif ayrımcılık bütün hızı ile devam etmektedir. AİLE olarak kimse değerlendirmiyor. Sayın bakanımız da Şiddet in aslında bir cinsiyetinin olmadığını söylemleri ile ifade etmesi gerekirdi. Yani Aile de, yaşlı derken cinsiyet ayrımcılı yapmamıştır, Çocuk derken cinsiyet ayrımcılığı yapmamıştır ama, İş aile de Anne ve Baba ya geldiğinde. KADIN adına ayrımcılık yapmıştır. Aslınta bu durum insan en temel hak ve hürriyetlerine yapılan en büyük ayrımcılıktır.

      Yakın zamanlarda Ülkemizde yaşanılan bir vahşet olayından haberdar olmuştuk, (benzer haberleri oldukça fazla görmemize rağmen, bakanlık in gündem konuları hep farklı olmaktadır. Ülkemizdeki Aile yapılarının ne hallere geldiğine örnek bir durumdur.) Bir kadın iki küçük çocuğa yapmış olduğu vahşet görüntüleri ülke gündemine oturdu. Malesef Bu tür davranışlar bir cinse cesaret vermektedir. Şiddet olaylarında cinsiyet ayrımcılığı yapılmamalı ve bu bağlamda özel yasalar çıkarılmamalıdır. Pozitif ayrımcılık yapılmamalıdır.

      İşinizin çok zor olduğunu tahmin edebiliyorum..
      Süreciniz ne şekilde gelişmiştir? Durmunuz ile ilgili gelişmeleri bizlerle paylaşabilirmisiniz.

  10. riza dedi ki:

    Ozellikle bazi kadinlarin cikar elde etmek icin beni sozle taciz etti diye iftira atmalarina ne demeli? Bu kadar alcalan kadinlarda var ve bunlarin yuzunden gercekten ezilen kadinlara olan oluyor. Intikam almak icin taciz yalanlari uyduran bu ahlaksiz kadinlarin serrinden Allah tum erkekleri korusun.

  11. salim uzun dedi ki:

    amerikan ordusunda bayanlarda askerlik yapıyorlar hatta pekcok avrupa ülkesi dahil israil dahil hatta iran bile buna dahil.. işte gercek eşitlik onlarda . bizim bayanlarda askerlik yapsınlar ondan sonra eşitlik desinler kabulleneyim. bizimkiler bolca yemek yemeyi bilirler

  12. nasuh yarar dedi ki:

    ben bir erkek olarak kadınlarla erkeklerin eşitligini istiyorum. çünkü kadınlar erkekleri eziyor. eziliyoruz. eşitlik ilkesine aykırı bir durum buu. kadınlara birçok fırsat aynı fırsatlardan bende faydalanmak istiyorum. kadınları her türlü garanti altına alıyorsunuz ya erkeklerin garantisi ne. kadınlara hammallık mı yapmak görevimiz. sema hanıma bu konuda çok teşekkür ediyorum. bizim dile getiremedigimizi o söyledi.

  13. Ali dedi ki:

    Askerlik konusundan bahsedince bir arkadaş hatırladığım kadarıyla Tuğba hanım burada SAS komandosu olsunlar falan yazmıştı.SAS olmayı falan bırakın piyade olsunlar en başta.Sabah uykunuzun en güzel zamanlarında 3-5 nöbetine gitsinlerde göreyim.2 saat çelik yelek olmasa bile çapraz tutuşta bilmem kaç kilo+kaç gramlık silahla ayakta duracaksın.Sürekli komutan gelip devriye atar mı diye bekleyeceksin.Devriye atarken seni uyurken,otururken,sigara içerken ya da birşeyler yerken yakalarsa vukuat defterine de yazarsa ayvayı yeme ihtimalin var.O saatte kalkıp uyanık olacaksın.Birde nöbet takılma olayı var tabi.10 dakka-15 dakka bazen daha da fazla takılabilir.Hiç unutmam bir defasında sabah içtimasına kadar(sabah içtimaları genelde 8’de olur.) takılmıştı.Sinir olarak devriye arkadaşımla beraber bitmiştik.

    Yani nöbet kutsaldır diyorlar da o kutsallığın nasıl da bir zorluğu var biliyor musunuz?SAS komandosu olmak içinde önce subay,astsubay,uzman olmak gerek.Sonra Ranger kursları var.Bir askerin Ranger olabilmesi için en azından 3 dövüş stilinde 2.dan da olması gerek.Ondan sonra insanın psikolojisini bozan bir dünya iş yaptırırlar(böcek,yılan yemek falan hiçbirşey).Kadınlardan en başta keskin nişancı yapılabilir muhtemelen.Onların elleri duyduğuma göre daha az kaslı olduğu için tetik düşürüken erkeklere göre daha az silahın tepmesine yol açıyorlarmış.Dolayısıyla nişancılıkları daha iyiymiş.Belki en başta ondan yapılabilirler.Ötekiler içinde bol bol testesteron pompalanması lazım.Ancak bu hormon pompalanmasından ötürü bir operasyonun en olmadık yerinde duygu karmaşası yaşayıp su koyuverme tehlikeleri ne olacak?Yani kısacası herşey dönüp dolaşıp doğaya geliyor.

    SAS olan bir tanıdığım anlatmıştı.Bunlar sürekli eğitimlerini güncelliyorlar.Adamların üstüne Türkiye’de lağım dolu boruları boşaltıyorlarmış.Yurt dışına oryantasyon eğitimlerine gidiyorlar.Orada adamların üstüne çamur döküyorlar bizimkiler şükrediyor.Niye böyle birşey yaptıklarını sorunca da:”Üstüne mermiler yağıyor.Ortada lağım dolu seni koruyabilecek(siper olacak) bir çukur var.Yatmayacak mısın?” diye sordu.”Haklısın dedim.” Bu anlattığımda kim bilir kaç sene önceki eğitimleridir.Şuanda ne yaptıklarını Allah’tan başka kimse bilemez?

  14. e' dedi ki:

    Bir kadının namus ve iffeti olduğu gibi bir erkeğinde namus ve iffeti vardır. Boşanma mahkemesinde sırf tazminat ve nafakayı garantileyip gelir elde etmek için, ben anneyim maskesi üzerinden ağlamaklı gözlerle, zavallı biçare, korunmaya ve yardıma muhtacı bir mağduru oynayanlar, namus ve ifffetinize yalan beyanlar yanında çirkin iftiralar savuruyor, ama hiç biri incelemeye luzum görülmeksizin hakim takdiri sizi boşuyor. Hiç adil yargı ve söz hakkınız yok, çünkü hakim siz erkeksiniz diyor.

    Kızımın ayakta olduğu zamanlar annesi uyuyor oluyor, çünkü gün doğuncaya kadar gayri ahlaki siteler de kendisi gibi namuslu ve iffetli bir insan arıyor. Aradığını kolayca bulabilmek için fotoğraflarını yabancı erkeklere sergilemekten utanmıyor. ilaç bağımlısı, intihar teşebbüsü üzere raporu olan klinik gözlem atında tedavi edimesi Psikiyatrı dalında uzmanlık yapmış Tıp doktorlarının kararı görmezden gelinip araştırlmadan, sosyal hizmtler uzmanı olup tıp doktoru olamayan pedagog ve psikoloğun raporu dahilinde, anneye velayet tayin ediyorsunuz.

    Devletin adaletin teminatı için yetki verdiği hukuk insanlarına maduretimi dile getirince susuturuluyorum. Şuan sadece beni yaratan Allahımın merhmetine sığındım. Kızımın özlemi ile sabahlara kadar gözyaşları içinde Allaha ” kızımı bana bağışlaması ve kurtarması ” dua ediyorum. Birgün belki Devletim ve devlet büyüklerim sesimi duyar. Kızıma bir şey olduğu vakit ” pardon ” hata olmuş ” diyecek birilerini şimdiden Allaha havale ediyorum. Allah iyiliktede kötülüktede kafidir. Beni kızmdan haksız yere ayıran, buna sebep ve vesile olan herkese kul hakkımı, babalık hakkımı, insanlık hakkımı helal etmiyeceğim.

  15. e' dedi ki:

    Müslüman Türk Toplumunun Emniyet Kemeri ” AİLE BİRLİĞİ ” temelinden sarsılıyor. Aile birliğini korumakla yükümlü Aile Mahkemeleri asli görevinden uzaklaşıp ” BOŞANMA MAHKEMESİ ” olarak ad ve işlev değiştiriyor. Medyada kadına şiddet pompalandıkça, boşanma mahkemelrinde kadına yapılan pozitif ayrımcılığı fırsat bilip suistimal ederek sırf özgür ve sorumsuz bir hayat yaşamak adına Aile Birliğini bilinçli olarak yıkmak üzere boşanma yoluna giden ard niyetli bayanların sayısı gün geçtikçe artarken, erkeklerin, babaların maduriyetide misli ile artmaktadır.

    Kadın denip, anne denip kalıtsal ruh hastalığı olan bayanlara bile çocukların velayeti teslim ediliyor. Çocukların ruhsal ve bedensel sağlıklarını tehlike altına atan bu uygulama, çocukların korunması devlet güvencesi altındadır Anayasa maddesi ile bağdaşmıyor.

    Boşanma mahkemelerinde hakemlik yapan bayan hakimler ” erkek değilmisiniz, elbet bir haltlar işlemişsinizdir ” tarz ve tavrı ile savunma söz hakları kesilip aşağılayarak insanlık onurunu, temeli insana dayanan Temel hak ve özgürlüklerin eşitliği ilkesini çiğniyor. “ADALET HERKES İÇİN EŞİTSE ADALETTİR ” Babanesi dedesi ve babası akşam yatmadan önce ninni ile uyutmak yerine, dua ederek, namaz suresi öğreterek Yaradan Allahını bilmeyi öğretirken; Allah kitap tanımayan anne ve annanesinin yanında, Allah ismi ilahisini ” Allah belanı, cezanı versin ” cümleleri içinde tanıyor.

    Erkek, baba madur Kızı Allaha emanet, selametle.. Kızınızı göreceğiniz günü özlemle beklerken, kızınızda dört gözle yolunuzu beklerken, birden tek irtibat annesinin telefonları kapanıyor, görüş günü yok oluyorsunuz… Kızınızın ağzından şunu duyuyorsunuz görebildiğinizde ” kızım bak baban seni istemiyor,sevmiyor,,, seni gerçekten sevse ve isteseydi gelip seni alırdı ”

    Annelik ruhuna sahip hangi anne kız evladına bu eziyeti yapıp psikolojisini bozar… Amaç babayı kötülemek kalplere şüphe ve korku düşürüp akılları karıştırmak… Bipolar hasta insanlar manik zeka ile kendi öz evlatlarının zihinlerini zehirleyip evlatlarınında ruhsal ve beden sağlıklarını tehlikeye etıyorlar, ne için…..? Şimdi sorarım size Babalar İnsan değil mi de, sırf erkek diye madur diliyor…. ????

    • ERTUĞRUL dedi ki:

      TÜRKİYEDE,HIZLI BİR OPERASYON VAR,AİLE YAPISINI BİTİRMEK,HANIMLARIN İFFETİNİ,ERKEKLERİN ONURUNU,GÜNAHSIZ ÇOCUKLARIN İSE AHLAKLARINI VE GELECEKLERİNİ BİTİRMEYE YÖNELİK
      BÜYÜK BİR OPERASYON.BİZİ AVRUPANIN VE BATININ BU ZALİM,KOKUŞMUŞ,İFLAS ETMİŞ VE AHLAKSIZ YASALARINA, BU GÜZEL MEMLEKETİMİZİ VE İNSANIMIZI FEDA EDENLERE SORUYORUM,NASIL HESAP VERECEKSİNİZ.(BUNLAR BU YASALARI ÇIKARAN VE UYGULAYANLARDIR) MUTLAK HÜKÜM SAHİBİ ANCAK ALLAH CC. DIR.
      KENDİNİZE GELİN…

      BU ZULÜMLERE MARUZ KALANLARIN ALLAH CC. ELBETTE YARDIMCISIDIR.BUNDAN KİMSENİN ŞÜPHESİ OLMASIN.

      AYRICA KIZINDAN KOPARILAN ARKADAŞIMA RABBİM SABIR VERSİN.

      UNUTMASIN EVLAT ACISI ÇEKENE, RABBİMİN MÜKAFATI ÇOK BÜYÜK OLACAĞINI BİLMESİNİ İSTERİM.

  16. Deniz dedi ki:

    Zeynep hanim insallah orta yolu bulursunuz. Simdi burada degerli yorumcular ya da her birimiz bu serzenisi kendimize gore anliyoruz belki de nasil anlamak nasil bilmek istiyorsak oyle. ben de Zeynep hanimin sozlerini satir aralarini okumadan esinin Sema Hanimin yazilarini okudugundan beri kendine olan soguk ve ilgisiz tavrina karsilik bir tepki yazisi olarak algiladim.

    Sema Hanimin insanimizin, toplumun, ailenin kadin erkegin dertleriyle ilgilenmesi takdire sayan lakin bu kadar antifeminist olmaya ne gerek var. Itidal istiyoruz…

  17. zeynep müderrisoğlu dedi ki:

    Yazılarınız çok itici. İslami çerçevede bazı yazılarınıza katılıyorum. ama onca evli bayanın bu kadar hakkına girilmez. Eşim sizin yazılarınızı okuduğundan beri bana çok aşırı soguk ve ilgisiz davranıyor. Sadece Anne baba hakkının onu cennete götüreceğini sanıyor. Eş hakkı yok! Eğer gündemde kalmak ve ses getirmek için bu kadar ağır ve insafsızca yazıyorsanız size hakkım haram olsun. yok farkında değilseniz bu kadar itici olduğunuzun biran önce düzelmeniz dilerim Rabbimden
    ”Onlarda benim o dönemde yaptığım gibi evlilikte mutluluğun sorumluluğunu erkeklerin üzerine yıktıkları, feminizmin “masum kadın-suçlu erkek ”dayatmasıyla hayata baktıkları için ortak noktada buluşmamız pek de zor olmuyordu.” sözünüz inanın herkes için geçerli değil. İçinizdeki hırs yüzünüze yansımış önceden dahada bi güzeldiniz. Size karşı içimde tarif edilmez bi öfke var bundandır bu kadar sitemim. Yinede sizi sevmeye çalışacağım güzel olan yazılarınızdan dolayı. selametle kalın

    • eymen dedi ki:

      Anne-Baba ‘nın hakkı olduğu gibi eşinde hakları vardır mutlaka. Yanlız eşler işi ya annen-baban ya ben noktasına getirirlerse zararlı çıkabilirler. Bir erkek eşi ve çocukları mutluysa mutlu olur. Ama uğraşıp didindiği halde mutlu edemiyorsa, veya bu kendisine hissettirilemiyorsa vazgeçebilir uğraşmaktan. Eşlerin ellerinden geldiğince birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaları gerekir. Eş hakkı bunu gerektirir.

      Prof.Dr Nevzat Tarhan

      “Kadınlarda önceliği olan psikolojik ihtiyaçlar;

      Sevgi ve şefkat ihtiyacı
      İlgi ve destek ihtiyacı
      İstendiğini hissetme ihtiyacı
      Terk edilmeyeceğine inanma ihtiyacı
      Çocuklarını büyütme sorumluluğunu paylaşma ihtiyacı
      Açık iletişim ve danışma ihtiyacı
      Güvenlik ve korunma ihtiyacı
      Takdir edilme ve onay ihtiyacı
      Evde eğlenme ihtiyacı
      Parasal güven ihtiyacı”

    • zeynep liva dedi ki:

      zeynep hanım, eminim ki sema hanımın hiçbir yazısında “eş hakkı yok” yazısını okumamışsınızdır veya duymamışsınızdır,ne yaşıyorsunuz bilemem fakat yaşadığınız durumdan dolayı sema hanımı suçluyorsunuz,sakince ve sessizce oturup düşünün hata diye görmediğiniz birçok şey vardır, hepimiz bazen hatalar yapıyoruz fakat onu hata diye görmekten kaçıyoruz.

      **Eşim sizin yazılarınızı okuduğundan beri bana çok aşırı soguk ve ilgisiz davranıyor demişsiniz belki bir yerlerde hatanız vardır bilemem belki de yoktur biraz düşünün, hemen hak hukuk olayına girmeyin.Bu insan hiçbir evliliğin bitmesini ister mi ?Bu insan evliliklerin bitmemesi için uğraşıyor..Eşinize sorun bende hata gördüklerin nelerdir diye?sonra onu birlikte düzeltmeye gidin.Farkında olmadan hatalar yapılıyor iki taraf içinde geçerli..Hemen suçu sema hanımın yazdıklarının üzerine atmayın..O gerçekten hiçbir yuvanın dağılmaması için mücadele ediyor..düşünün kendi yavrucağı hasta, ama bu sitede ki insanları da unutmuyor, onlara elinden geldiğince yardım ediyor, vaktini harcıyor bizler için.

      ***Eğer gündemde kalmak ve ses getirmek için bu kadar ağır ve insafsızca yazıyorsanız size hakkım haram olsun.YAZILARI OKUDUYSANIZ İNANIN Kİ SEMA HANIMIN BÖYLE BİR NİYETİNİN OLMADIĞINI ANLAYACAKSINIZDIR.
      sevgi ve dua ile kalın 🙂

    • bir erkek dedi ki:

      Aynen eski karim gibi hep suclu baskasi oluyor 🙂

      demekki Sema hanimin yazisi ise yarmis; umarim evliliginiz bitmeden kendinize ceki düzen verirsiniz;

      Unutmayinki bir erkek icin Anne ve Babanin yeri cok baskadir, haniminin yeri de cok baskadir; Her ikiside cok degerlidir.

      Sakin unutma bir erkek asla (bircok kadinin düsüncesinin aksine) anne-babasini hanimina rakip olarak görmez; Benden size erkek tavsiyesi, kocanizin size daha cok baglanmasini istiyorsan Anne-Babasini kendine rakip görme sevmesende mutlaka saygili ol; Inanmiyorsanin bir deneyiniz…

      Umarim evliliginiz bozulmadan, hatayi baskasinda aramaktansa kendinize bir aynada bakiniz….

  18. kazım dedi ki:

    gerçekten ağzınıza sağlık ALLAH razı olsun çok güzel yorumlamışsınız ALLAH yar ve yardımcınız olsun

  19. Deniz dedi ki:

    Sema Hanim iyi yaziyorsunuz guzel yaziyorsunuz hos yaziyorsunuz da hep bir taraf eksik kaliyor. Kusura bakmayin ama bu yazinizi fazla tepkisel buldum. Elbette yazinizda belirttiginiz zorluklari yasayan binlerce ademoglu mevcuttur. Bizzat cok yakindan tanigim var, biliyorum. Allah yardimcilari olsun. yasadiklarinin adaletsiz oldugu kesin. Ozellikle nafaka konusunda pek cok kardesimizin belleri bukuluyor. Fakat her halukarda ” magdur” ve ” magduriyet” durumunu istismar eden veya yasalari begenmesek de bunlari kullanip menfaat elde eden insanlarla karsilasabiliriz. Bunlari erkek ya da kadin diye ayiramayiz. Cunku istismari yapan kadin bile olsa destekcisi erkektir belki de . Toplumun butununu kapsayan bir curumusluk var. Meselelere cok yonlu bakarsak yahut bunlardan bahsedersek daha faydali olur kanatindeyim.

  20. salih dedi ki:

    allah razı olsun…

  21. Ozgur dedi ki:

    S.a

    Bence gunumuz problemleri tamamen nesiller arasi kayan kultur degisikliginden geliyor.Kadin erkek olayida boyle.Can dundar in bir belgeseli vardi “4. nesil ask” diye olayi tam onikiden vurmustu nesiller arasi hizla degisen kadin erkek iliskilerini donen oyunlari anlatmaya calisiyordu.Kadinin bugun daha ozgur yasama isteginin kokeninde kimlerin payi yokki.Bizden bir onceki nesildeki dini egitimsiz yetisen veya kotu meziyetleri bulunan erkeklerin hanimlarina kotu davanmasi mi dersiniz,bugun yahudi medyasinin ilk hedefi olan ahlaki ve aile kavraminin icini bosaltma cabalarimi dersiniz,bilincsiz dini egitimsiz yetisen bugunku genclik mi dersiniz.Bunun sonucunda ortaya erkek rolunu isteyen kadin tipleri cikti ve giderekte artiyor.Size soylim biz kendimize yapiyoruz toplum olarak kimseyi suclamaya hakkimiz yok.Fakir,durust edebiyati yapariz kacak elektrik su kullaniriz,bizden iyi musluman yoktur ama icimiz koftur,bizden iyi millet yoktur ama gecmizi bile bilmeyiz vs…Sonuc olarak diyorumki ya inandigimiz gibi yasiyacagiz ya da yasadigimiz gibi inanacagiz.

  22. Süheyla dedi ki:

    Pek çok kez dikkatimi çekmiştir,bazı kızlarımız nişanlandıktan sonra arkadaşları arasında nişanlısından af buyurun “mal,öküz,salak,aptal”gibi çirkin kelimelerle bahsederler.Oysa insan hayatını paylaşacağı birinden bu şekilde çirkin kelimelerle bahseder mi?

    Sema Hanım,yazılarınız güzel ama yine de bir taraf eksik.Gerçekten beylerinde biraz nasihate ihtiyacı var ve siz bu nasihatleri çok az yapıyorsunuz.Mesela beni çok rahatsız eden bir konu var, muhafazakar diyebileceğimiz erkeklerin bile bugün net ortamlarında girdikleri ahlaksız siteler var.Evli barklı olmaları da hiç bir şeyi değiştirmiyor.Bu erkeklerin sayısı da maalesef ki hiç az değil.Belki gerçekte gidip bir kadınla zina yapmıyorlar ama net ortamında zina yapanları seyretmekten de geri durmuyorlar.Sırf bu sitelere girip nefislerini tatmin ettikten sonra kendi hanımına yaklaşmak istemeyen yada orada izlediklerini kendi hanımının üzerinde uygulamaya çalışan pek çok kişiyi duyduk.Lütfen bu konuya da bir el atın.

    • bir erkek dedi ki:

      malesef kizlarimizin burunlari gercekten bayagi havalarda ucuyor, tabiri caizse erkegi köle olarak görüyorlar.

      Peki erkegin bu hos olmayan sitelere girmesinin (ben sahasen tasvip etmiyorum ama) nedeninide arastirmak lazim? mutlu bir evlilik sürdüren bir erkek nicin baska yerlerde nefislerini tatmin etmek durumunda kaliyorlar?

      • gulbeyaz dedi ki:

        ayyyy inanmıyorum nasıl bir erkek savunmasıdır bu..Allah ıslah etsin!

        “Peki erkegin bu hos olmayan sitelere girmesinin (ben sahasen tasvip etmiyorum ama) nedeninide arastirmak lazim? mutlu bir evlilik sürdüren bir erkek nicin baska yerlerde nefislerini tatmin etmek durumunda kaliyorlar?”

        • gulbeyaz dedi ki:

          tasvip etmiyorsanız,savunmayın da..gunahı baska bir gunahla ortmeye calısana baska ne denir?

      • Süheyla dedi ki:

        Peki erkegin bu hos olmayan sitelere girmesinin (ben sahasen tasvip etmiyorum ama) nedeninide arastirmak lazim? mutlu bir evlilik sürdüren bir erkek nicin baska yerlerde nefislerini tatmin etmek durumunda kaliyorlar?

        ***

        Bir erkek hem mutlu hem de o sitelerde nefsini tatmin ediyor,bu nasıl bir mantık Allah aşkına!Tek bir açıklaması var,eğer erkek mutlu olduğu halde o sitelere ihtiyaç duyuyorsa ben bunu maymun iştahlılığa,yediğine içtiğine haram karışmasına bağlarım ancak.Çünkü başka mantıklı bir izahatı yok.
        Gülbeyaz hanımında dediği gibi “tasvip etmiyorsanız,savunmayın da..gunahı baska bir gunahla ortmeye calısana baska ne denir?”

  23. selim yıldırım dedi ki:

    Kesinlikle cinsel eğitimin gerekli olduğu paragrafına katılıyorum. Nasıl olacak bilmiyorum ama verilmeli. Zira bir kaç bayan doktor ve psikologdan okudumda dinledimde. Eşler arasında normalinin ayda 8-10 birlikteliği söyleniyor. Ama benim eşim 2 hatta bir yeter diyor. Gerçekten eğer dediği gibi olursa evde hiç bir sorun yok. Gayet iyi bende problem etmezsem.Ama normal değil bu gibi. Bu eğitimsiz nasıl çözülür şimdi.

  24. zeynep liva dedi ki:

    Sema hanım ya müthişsiniz:):),düşüncelerime tercüman oldunuz rabbim razı olsun sizden.Geçenlerde arkadaşlarla kadın ve erkek eşit mi diye konuşurken herkes beni kınadı. Sen kimin tarafındansın , kadınların mı erkeklerin mi?,Ben aile bütünlüğünün bozulmamasından yanayım dedim.Evlen de görürüz, bekar olunca öyle konuşmak kolay işte diyorlar.Herşey çok açık..sağolun :))))

  25. hakkı dedi ki:

    tabii ki doğru söyleyeceksin.ama yorumu karşılaması da tabii ki farklı çünkü zemin farklı aynanın saflığı temizliği farklı onun için farklı da görecek yorumu da farklı yapacak.ama şunu unutmayın cinayetin hapis cezasını bilmeyebilirsin ama adam öldüdüğünde cezasını biliyorsun diye kimse sormaz hakettiğin cezayı itemesen de alacaksın.ortada bir vakıa var.ister gör istersen görme. dünyada cennetimiz hanelerimiz evlerimiz savaş alanı boğuşmalar harplar aralıksız devam ediyor.dünya savası bitiyor barış oluyor ama karı-koca arasında erkek kadın arasında bir türlü bitmiyor.kimse de nedenini bilmiyor.biri ben biliyorum de aile bakanı ama dinamitliyor.olan ateşe bir tamper kömür bierde o atıyor.sen kocaya kelepçeyi taktın daha o koca o eve olmaz.itiat nasıl sağlanmalı haklar nelerdir. Allahın talebi nedir.kim nerde duracak ne kadar katkı sağlayacak,yuvayı sarsan dinamitler nelerdir bunlar araştırılmadan zararlar bertaraf edilmeden yapılacak herşey boştursorunu çözmez birileri yine bundan nemalanır.kadını yuvasından koparıl perişan eder kötü niyetlilere bedavadan meze olur malzeme olur.

  26. Sultan (26- kadın) dedi ki:

    erkekler kendi haklarını çok güzel koruyolar valla bakanlık tarafından yapılan bi yardıma gerek yok bence:) yardım dediğin güçsüz tarafa yapılır, her zaman güçsüzün yanında olmak lazım diye düşünürüm ben nacisane

    • Dumani dedi ki:

      erkek fiziki anlamda (istisnalar hariç) güçlüdür.Ya PSİKOLOJİK ANLAMDA kim güçlü ??? bence Sema Hanım Abla nında dedigi gibi kadınlar bu konuda Dilleri ile (istisnalar hariç) güçlüdür. HEM YAPICI HEM YIKICI OLARAK dilleri erkekleri geride bırakır. Esas güç “duvarı nem insanı gam yıkar”dan yola cıkarsak fiziki degil psikolojik güçtür. Bu halde güçsüz olan daha çok erkektir… vesselam…

    • Dumani dedi ki:

      EVET…Erkek fiziki anlamda güçlüdür(istisnalar hariç).Lakin Kullanılmayan güç güç degildir.Bize gücümüz iş yapmak çalışmak para temini icin yeri geldiginde yuvayı KADINI korumak icin yeri geldiginde yurdu korumak icin düşmanlarla savaşmak için vs. vs.için verilmiştir Rabbimiz tarafından. Ama aile icinde esas güç PSİKOLOJİK güçtür. BU güçte kadında dili sayesinde erkekten fazladır.(istisnalar hariç) .Yani esas güç Kadındadır. “Duvarı nem İnsanı GAM yıkar” dan yola cıkarak diyorum ki esas güç Psikolijik güç ise GÜÇSÜZ OLAN ERKEKLERDİR.. Vesselam 😉

      • Sultan (26- kadın) dedi ki:

        yazılarınıza bakılırsa dil gücü konusunda da Maşallahınız var:)

        • Dumani dedi ki:

          Dil gücü, size yazdığım gibi “YAPICI VE YIKICI” olarak 2 türlüdür.Dil insanlar için verilmiş bir ikramdır.BU güzel ikramı tabiki kullanmak gerekiyor fakat YAPICI ONARICI olarak kullanmayı nasip etsin Rabbimiz.. inşaAllah dediginiz gibi maşaAllahım vardır ama YAPICI ONARICI anlamda.. 🙂 selam ve dua ile.

  27. zeliha dedi ki:

    Kadınlar, erkeklere hakaret etmeden konuşmayı öğrenirlerse şiddet önemli oranda azalacaktır. Kadına şiddet durumunda polis çağırmayı öğretmeden önce, erkekle nasıl konuşulur onu öğretmek lâzım. “Kadın hakaret ederse, erkek vurabilir.” demiyorum yanlış anlaşılmasın.
    kesinlike.. focuss..
    tebrikler..
    kadınlar diliyle bıçaklar insanı.. yoda gördüğümüz erkekler..binlerce bıçak yarasıyşa dolaşırken.. güüçlü gözükmeye çalşırlar ama bi yere kadar..
    gerçekten psikopat olan erkekler için söylemiyorum tabii..

  28. vahdet hoca dedi ki:

    s.aleyküm sema hanimefendi eger kalemim hizli olsaydi coook seyler yazardim .sadece bir cümle yazmak isterimki ………ALLAH SIZDEN EBEDEN RAZI OLSUNNNNNN.

  29. zeynep dedi ki:

    neden bu kadar erkekleri savunuyorsunuz? tabıı savunursunuz 2.evlılıkte hata yapma riski azdır. ama herkes sızın gibi sanslı degil ilkinden ayrılıp 2.cıyı hemen bulamıyor ya da hıc ayrılamıyor.amacınız sadece erkeklere hıtap etmek.yazılarınız hıc ınandırıcı gelmemeye basladı.

    *yorumunuzun son cümlesini yayınlamadım.çünkü bir hanımın diğer bir hanıma böyle bir cümle sarfetmesini anlayamaıyorum.dilerim ayıp etmeden eleştirmeyi öğrenirsiniz bir gün…tugbakbeyinan

    • dilara dedi ki:

      kadın erkek meselesini hiç bir yazar eşit olarak ele alamıyor.maksat sanki sadece yazmak ve para kazanmak,hep meselelere tek taraflı yorumlar yapılıyor.herkes kendi yaşadıklarından yola çıkıyor ve öyle yorumlar yapıyor.yazılarınız insanı tatmin etmiyor hep bir tarafta eksikler var.

      • bir erkek dedi ki:

        bu köse yazarlari konusunda size kesinlikle hak veriyorum;

        Malesef bircogu sadece o gün gazetede yazi yazmis olmak icin yaziyorlar….
        napsin yazi yoksa maas da yok… gecim kaynagi köselerde yazmak

        Ama Avrupanin hicbir ülkesinde “köse yazisi yazari” yoktur;
        Avrupda uzmanlar kendi uzmanlik alaniyla ilgili konularda makale yayinlarlar, ama bu onlarin ana gecim kaynagi degildir ve hergün degil…

    • eymen dedi ki:

      Yazının neresini beğenmediniz, neresine ve neden karşısınız, sizin fikriniz argümanlarınız neler. Bunları yazmanız gerekirken işi şahsileştirmekte ne oluyor. Bir kadın neden kadın düşmanı olsun, hele de iki kız annesiyken. Onun derdi kadınların mutluluğu, doktorunuza düşman olmayın. Sizin için şer görünende hayır, hayır görünende şer olabilir.

      • zeliha dedi ki:

        zeynep kardeşim.. sende şu anki evlilğini ikinci evliliinmiş gibi düşün bak nasılherşey yoluna girecek.. illa birinciyi kaybetmek mi gerek.. Allah korusun.. Kimse burda erkeklere yalakalık yapımıyor. GERÇEĞİ KABULLENMEK ZORDUR.

    • bir erkek dedi ki:

      Zeynep hanim,

      anlasildina göre siz bir hata yapmissiniz ve hatanizi kabul etmissinz; keske hata yapmasaydiniz telafisini ikinci evlilige birakmasaydiniz.

      Fakat belki bu yazilari okuyan baskalari okurda sizin yaptiginiz hataya düsmezde; telafisini ikinci elilikte aramazdi.

      Keske size bu yazilari daha önce yazan olsaydida sizde hataya düsmeseydiniz.

  30. dursun dedi ki:

    elinize sağlık, yüreğinize sağlık. olaya hakkaniyet çerçevesinde yaklaştınız. kadın hakları adı altında kadın isyanlarının ve itaatsizliğin körüklendiği ve bu nedenle yıkılan (benim yuvam dahil) yuvaların çoğaldığı bu dönemde isabetli bir yazı olmuş.

    • bir erkek dedi ki:

      hocam eger senin bir yanlisin yoksa,

      senin eski karinda akli basina geldiginde sana, tekrar birlesmek icin haber gönderiyordur; 🙂

      Keskey önceden aldanmasalar bu zirzop ahlaksiz seviyesiz dizilere…

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ En eğitimli kişi yaşadığı, yaşadığı hayatı en iyi anlayandır. “ ( Hellen Keller)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku