PKK lı Kadınlarla Aile Bakanlığı Doğuruyor: 6284

03 Mart 2012Sema Maraşlı42 Yorum »

7_bAile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından hazırlanan, İstanbul Sözleşmesini uygulamak için mecliste onay bekleyen aileyi dolayısıyla hepimizi ilgilendiren bir kanun var:6284

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız bu kanunun hazırlığını feminist kadın dernekleri ile yapıyor. Bu çok ilginç.

Neden kadın dernekleri?

Hakim savcılar ve emniyet güçleri gibi konunun uygulayıcıları değil de kadın dernekleri ile oturuluyor masaya?

236 feminist kadın derneği, bakanlık ile çalışmaları yürütsün diye “Şiddete Son Platformu” kuruyorlar ve bunlar 236 kadın derneğini temsilen yeni çıkacak kanunu bakanlıkla birlikte hazırlıyorlar.

Kimdir bu 236 kadın derneği? En önde olan ve çok tanınanların internet sitelerini inceledim. Ortak noktaları aile düşmanlığı, serbest yaşamı savunmaları, eşcinselliği normal kabul edip toplumu yönlendirmeleri, hükümet ve polis düşmanı olmaları ve pkk yandaşlığı. 

Aile Bakanı Fatma Şahin, PKK lı kadın dernekleri ile oturup hepimizi ilgilendirecek kanun çıkarmaya çalışıyor. Hayret ki ne hayret.

Aile bakanlığının, başbakana ve ailesine seçim zamanı olmadık hakaretleri sanal ortamda paylaşan ve yayan kadın derneklerinin gönlünü hoş tutma çabası ilginç değil mi? Sebebini yetkililer bizlere de açıklarlarsa seviniriz. Ayrıca bu memlekette aile kurumuna değer veren yüzlerce dernek var. Neden masaya onlarla değil de aile düşmanları ile oturuluyor?

Tasarı 8 Marta yetişsin kadınlar gününde kadınlara hediye olsun diye çarşamba günü mecliste görüşülecek.

Kadın dernekleri dün her biri bir yerden basın açıklaması yaptılar, yürüyüşler organize ettiler, bakanla görüşme ayarladılar, kendi istedikleri gibi çıksın diye uğraşmaya devam ediyorlar.

İlk itirazları yasanın adına. “Aileyi koruma kanunu” adı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı şiddetin Önlenmesi” olarak değiştirildi taslakta. Onların istediği isim “Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair” Yani kanunun adında aile kelimesine itirazları var. Aile kavramını kabul etmiyorlar. Dün internet sitelerinde ”

“AKP kadın örgütlerini kandırdı.”

“Yine Kadın Değil Aile Korundu.” başlıkları atıldı.

“Aileyi değil kadını koruyan yasa istiyoruz.” diye yürüyüş yaptılar.

İkinci itirazları yasada “yakın ilişki içinde yaşayan “ifadesinin çıkarılması. Bu konu daha öncede problem olmuştu tasarıya zorla ekletmişlerdi şimdi çıkarılma durumu konuşuluyor. Dernekler evlilik ya da nişanlılık bağı olmayan kadınlar için bu durumun tehlike arz ettiği belirtiliyorlar.

Aslında kadın derneklerinin amacı evlilik dışı ilişkilerde kadınlara hak kazandırmak ve metres yaşamlarını garanti altına almak. Kendi gayri ahlaki ilişkilerinde evli kadınların sahip olduğu bütün haklara sahip olmak istiyorlar.

Bir itirazları da şimdi ki mevcut kanunda “Şiddetin yazılı olarak belgelenmesini aramaksızın” ifadesi kaldırılarak, “Hâkim tedbir kararını, duruşma yapmaksızın ve gerektiğinde şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aramaksızın verir” maddesine yapıyorlar.

Mevcut kanunda erkeğe ceza vermek için delil aranması gerekmiyor, hazırlanan taslakta delil isteyip istememek hakime bırakılmış. Yani hakim istemezse erkeğe şiddet uygulayıp uygulamadığı gibi bir delil aramadan ceza verebilecek. Bu kadın derneklerini mutlu etmemiş. Erkek gibi bir canavara delilsiz belgesiz ceza verilmeliymiş.

Ayrıca polise verilen yetkilere itirazları var; çünkü polise güvenmiyorlar ya mahkemeye sevk etmezse diye.

Memnun kaldıkları noktalar da var. “Kadın örgütlerinin içine tamamen sinmese de, eski haline göre daha etkili bir yasa taslağı oluşturuldu. Bakanlığın her düzeydeki yetkilileri ise, kalan eksikliklerin, TBMM’deki komisyonlarda tamamlanacağı sözü verdi.” deniyordu bir haberde de. Sözler yerine gelsin diye baskı yapıyorlar.

Kadın dernekleri kanun taslağı için “Türkiye’de inanılmaz boyutlara varan kadına yönelik şiddeti engellemekte yetersiz kalacağı ortadadır.” diyorlar.

Kadına şiddet dedikleri dayak ve cinayet değil sadece çünkü onlarda bir artış yok. Şiddet dedikleri: “Erkeğin kadına sesini yükseltmesi, istediği kadar para vermemesi, gittiği yere karışması, özellikle özgürlük kelimesi üzerinde duruyorlar, istemediğinde karısı ile birlikte olması (bu arada kadınlara da bedenin senin istemezsen kocana dokundurtma diye kışkırtıyorlar)…”

Bunlar hep şiddet sayılıyor fakat kadın erkeğe yapınca şiddet sayılmıyor. Bundan daha büyük bir ikiyüzlülük olabilir mi? “Bir de eşitlik istiyoruz” diyorlar utanmadan.

Erkekler insan değil mi ? Kadının erkeğe yaptığı psikolojik şiddet (asık yüz, bağırmak, hakaret…) niye cezalandırılmıyor. Ve sığınma evlerinin çoğu bu derneklerin elinde. Orada kalan kadınları “erkek düşmanlığı” konusunda eğitiyorlar. Ayrıca derneklerine evli kadınları davet edip eğitim veriyorlar. Eğitimlerine katılan bir kadının sözlerini okumuştum resmi bir araştırmada. “Bu eğitime katılana kadar eşimin bana şiddet uyguladığının farkında değildim.” demiş. Ailenin ve kadınların en büyük düşmanı bu kadın dernekleri aslında.

“Şiddete Son Platformu” kurucularından Avukat Hülya Gülbahar, TBMM’ne sevk edilen Şiddetle Mücadele Yasa Tasarısı’nı değerlendirdiği açıklamasında hayalet adamlardan bahsediyor. Avukat hanım şöyle diyor:

“Kadın örgütleri şiddet yasa taslağı konusunda her zamanki aynı süreci yaşadı. Taslaktaki bir madde konusunda gündüzleyin bizzat bakanın kendisiyle bile anlaşmanın herhangi bir önemi yok. Gece, devlet denen mekanizmanın, devlete ait en derin mekanlarındaki odaların dolaplarında, masaların çekmecelerinde yaşayan “küçük lacivert elbiseli adamlar” veriyor asıl kararları…

Bu “küçük lacivert elbiseli adamlar” bazen canları sıkılmasın diye aralarına, yine “Küçük lacivert tayyörlü birkaç kadın” alıyor. Hem canları sıkılmıyor o dolaplarda/çekmecelerde; hem de başları sıkışınca, “biz değil, işte bu kadınlar yaptı; biz değil, kadınlar istedi!” deme şansını buluyorlar…

Tasarıyı hazırlayan platformdaki en yetkili kişilerden biri olan Avukat hanım resmen bakanlık yetkilileri ile “Küçük lacivert elbiseli adamlar” diye dalga geçiyor. “Küçük lacivert tayyörlü birkaç kadın” Bakanlıktaki kadınları da erkeklerin canı sıkılmasın diye orada bulunan yetkisiz kişiliksiz kadınlar olarak tanımlıyor. Kadınlara en büyük hakareti kendiler yapıyorlar. Kendilerini aşağılyanlarla oturup kanun çıkarmaya çalışıyorlar.

Avukat hanım “Bu kavga burada bitmez” demiş.

Devlet” denen bu “örgütlü erkekler topluluğu”nu Türkiye’de geriletmek çok zor! diye de eklemiş. Sözlerini şöyle devam etmiş:

“Biz, kadın cinayetlerinde “namus/töre gerekçesinin kaldırılması”, “haksız tahrik indiriminin” sınırlanması, “çocukların cinsel istismarının engellenmesi”, kadınların kıyafetlerine “genel ahlak ya da hayasızca hareket” sınırlaması getirilmemesi, kadın-erkek eşitliğinin yasalardan ve toplumsal algıdan silinmesi ve benzeri her girişime karşı mücadele edeceğiz. Onlar da, her seferinde olduğu gibi, bizim bu mücadelemizden de, işlerine gelenleri cımbızlayıp, geriye kalanları, Türkiye ve dünya kamuoyuna kendi siyasi “lütfu” olarak yansıtmaya devam edecek.”

Ne mutlu ki, şiddetle ilgili bu yasa taslağının her kelimesinde, hala (ne kadar budanmış olursa olsun) Türkiye ve dünya kadın hareketinin kanı/canı/emeği ve taslaktan çıkartılan her bir kelimenin hesabını soracak bir kadın hareketi var.”

Böyle söylüyor Avukat hanım. Dün bu kadın dernekleri Meclis Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ve yasa tasarısını görüşecek komisyon üyelerini mail, faks ve telefon yağmuruna tutması için yüz bin üyesine talimat verdi.

Baskıyla hükumete istediklerini kabul ettirmeye çalışıyorlar. Biz aileye değer veren insanlar ise sadece seyrediyoruz. Bunca vakfımız, derneğimiz, yazarlarımız, Filistin deyince aslan kesilenlerimiz susuyor. Onların durumu bizden daha iyi merak etmeyin, hiç olmazsa maneviyatları kuvvetli. Bizim ailelerimiz elden gidiyor. Daha ne zamana kadar susacaksınız!

www.cocukaile.net Sema Maraşlı

“Aileyi koruma kanununun mevcut halinin iyileştirilmesini, erkek aleyhine olan bölümlerin

düzenlenerek adalete uygun olmasını istiyoruz, yeni taslağı bu haliyle kabul etmiyoruz.” diye şu adreslere mail atalım.

www.cimer.gov.tr  şikayette bulunalım.

Ayrıca tanıdığınız politikacılara, takip ettiğiniz köşe yazarlarına, milletvekillerine yazıyı mail atabilirsiniz. Biz de sesimizi duyuralım.

Okunma Sayısı : 10.976

Yorum yapın

“PKK lı Kadınlarla Aile Bakanlığı Doğuruyor: 6284” için 42 Yorum

  1. nermin dedi ki:

    ben 21 senedir çalışan biriyim. eşimle birlikte çalışıyoruz.48 yaşındayım ben şimdikileri anlamıyorum bir maddi özgürlük tuturmuşlar işin topuzunu kaçırdılar.kadın kadınlığını erkekte üzerine düşeni yaparsa her şey yolunda gider

  2. kadına şidetmiş dedi ki:

    çok merak ediyorum bu işin sonu ne olacak .bende bir kadınım fakat hem cinslerime çok kızıyorum .komşusuna, arkadaşına gösterdiği özeni eşlerine göstermiyorlar ,ikram da olsun üst başta olsun yüzlerce neden yazabilirim.daha önemlisi bu fırsat bilip bu yasayı koz olarak kullanacak insanlar bire bir şahidim eşi bir kere şiddet uygulamış mahkemelik olmuşlar şimdi her fırsatta onu öne sürüp bağırmalar .hakaret etmeler ,küfür v.s …eee burada kim suçlu tahrik eden mi tahrik edilen mi her zamanki gibi tek taraflı çözüm sonuç çözümsüzlük ve aile yapısını yıpratmak. AYRI BİR KONU FAKAT SORMAK İSTİYORUM kadın kadına şiddet uygularsa ne oluyor.bazı kadınlar varki erkeklerden daha çok ağzı bozuk ve daha çok şiddete baş vuruyorlar. ne yasalarda nede internette bu konu üzerine bir açıklama bulabildim. bu konudan mağdur biri olarak. bu konu hakkında bilgisi olan bilgi verirse sevinirim .şimdiden herkese teşekürler. …………iyilikler iyligi hak edenlerin olsun……….

    • Ali dedi ki:

      Vallahi o konuda bir koruma yok bildiğim kadarıyla.En iyi dövüşen galip gelir:)

    • PASLI MIZRAK dedi ki:

      Ne zaman yaşamış bilinmez.Yaşanmışmı yaşanmamış mı, bilinmez. Bize düşen ders almaktır.

      Vakti zamanında, pos bıyıklı, heybetli, boylu, poslu bir efe varmış.Efe bir gün bir çeşme başında gördüğü bir rum dilberine vurulmuş.Rum dilberide güzelliği dillere destanmış hani.Efe önceleri sabretmiş belki geçer diye.Zaman geçtikçe efenin içindeki aşk ateşi yangına dönüşmüş.Efe aşk ateşiyle cayır cayır yanmaya başlamış. Nihayet sabrı tükenmiş ve rum dilberini çeşme başında bulmuş bir gün. Aşkını ilan etmiş.
      Rum dilberi: benimle evlenmek istiyorsan, pos bıyıklarını keseceksin önce demiş.
      Efe içi sızlaya sızlaya pos bıyıklarını kesmiş.
      Bu arada efeyle rum dilberi belli aralıklarla görüşmeye devam ediyormuş.
      Rum dilberi ikinci şartını da söylemiş: Zünnar takacaksın.
      Efe ne kadar dirensede bu şartada boyun eğmiş ve zünnarı takmış.
      ZÜNNAR: Papazların veya puta tapanların, bellerine bağladıkları örme kuşak. (Rükûa mâni olduğu için kuşanılması islâmiyette küfür alâmeti sayılmıştır.).
      Bir süre sonra rum dilberi domuzlarımıza çoban olacaksın demiş… Zavallı efenin basirite bağlanmış adeta, bu şartıda kabul etmiş.

      Rum dilberi demiş ki, artık bütün şartlar hazır. Felan gün evimize gel, babam beni sana verdiğini dostları huzurunda ilan edecek.

      Eve denilen günde rum dilberinin evine varmış.Kızın babası bütün dostlarını çağırmış.Hepside pür dikkat efeyi süzüyorlarmış.

      Kızın babası ayağa kalkarak efeyi topluluğa tanıtmış:
      -Bu gördüğünüz boylu poslu ve yakışıklı genç bir efeydi.Pos bıyıkları vardı.Kızıma olan aşkından bıyıklarını kesti.Sonra zünnar takmayı kabul etti.En son da domuzlarımıza çoban olmayı kabul etti. Şimdi bakınız, bu gençte efelikten bir alamet kalmış mı? Neye dönmüş gördünüz mü?
      …dönmüş.Ben … kız vermem!

      KISSADAN HİSSE:

      “Dönemeyeceğin sahilden fazla uzaklaşma.” Epiktetos.

  3. eymen dedi ki:

    ”Tüm kadınlar masum mu” sorusu ile başlanmalı bu konuya. Veya erkeklerin eşsel sıkıntıları hangi kanunla tertip edilecek bu sorulmalı. Eşlerine zerre kadar saygı göstermeyen, ilgisiz, bakımsız, onore etmeyen, dışarıda erkeği temsil ettiğini bilmeyen, güne giderken grand tuvalet giyinip eve geldiği anda çamaşır suyu bulaşmış pijamalarını üstüne çeken, eşlerinin ailelerini görmek istemeyen, ağırlamak istemeyen, güler yüzden tatlı dilden muaf, eşi için ufacık bir şey yapmaktan mutlu olmayan, izin almayı gururdan sayan, çalışan, kazanan ve paranın güveninde yaşayan, çocukları üzerinden eşine prim yapan ve yine onların hayatlarına oynamak pahasına babayı terbiyeye çalışan, eşiyle eviyle ilgilenmekten mutlu olmayan kadınlar üzerindeki, erkeklerin hakları üzerinde de duracak bir yasa çıkacak mı ?
    Betül Kurşun
    ***
    eymen bey sizin yorumunuz üzerinden şu hatırlatmayı yapayım…link verilen yorumları yayınlamıyoruz genelde…onun yerinde sitede konuk yazarlar bölümüne alınabileceğiniz yazıları bize gönderirseniz seviniriz.(tuğba)

  4. ali24 dedi ki:

    Sema hanımı tebrik ediyorum. Tam da karamsarlığa düştüğüm bir anda Ülkemizde de bu kadar duyarlı, gerçekçi, objektif kadınların olduğunu görmek yeni bir ümit ışığı doğmasına neden oldu. Zira 17 yıllık evliliğimin son yılları sadece kendimi ve çocuklarımı yazılarda bahsi geçen kadın derneklerinin doğrudan ya da dolaylı şişirmeleri, ahlaken dejenere olmuş arkadaş çevresinin düzgün bir aile dahi görmeyi hazmedemez tavırları sonrası nasıl kazasız belasız kurtarırım diye düşünmek oldu. Çok iyi bir işim ve kariyerim var, iki çocuk babasıyım. Yoğun bir iş temposu altında çalışıyorum ancak eve gidince kim kadın, kim erkek anlamıyorum. Her türlü çirkeflik, hakaret, küfür etmekten (çocuklar da dahil) haya etmeyen, her defasında savcıya, polise, patronuma şikayet edip hayatı zehir etmekle tehdit eden bir canavar yaratan dernekler, bakanlık, kuruluşlar, az kaldı, başarıyorsunuz.. Tek ben değilim. El birliğiyle tek sağlam tutarımız olan aile birliğini önce yozlaştırdınız, şimdi yıkmaya ramak kaldı… Meyvelerini 3-5 yıl, bilemediniz 8-10 yıl sonra toplamaya başlarsınız.. Vebali boynunuza…

  5. sessizleştik erkekler dedi ki:

    diyecek çok söz var ama tıkanıp kalıyor boğazda bu kadar haysiyetsizlik olmaz diyorum.dinimizi bu kadar yobazlaştırıyorlar ve bunuda biz müslümanız diyen bi hükümet bakanı veriyosa yazıklar olsun…Sema ablamız bizim sesimiz olurmusun????Allah yardımızın olsun…..

  6. Bu kanunun önlenmesi için son ve tek çaremiz Cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL. BİMER yada cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr email adresinden Cumhurbaşkanımızı kanun cddiyetini, tehlikesini anlatarak onaylamasını engelleyebiriz. Her yolu deneyerek bu kanunu engelleyelim, çocuklarımızın geleceği için çok önemli.

  7. semamarasli dedi ki:

    Tasarıyı görüşen komisyon “başkalarının şikayeti ile işlem yapılıp ceza verilmesi maddesini ” son dakika tasarıdan çıkardı. Şimdi kadın derneklerinin en kızdıkları bu konu. Tasarıya yeniden ekletmeye çalışıyorlar, üyeleriyle mail ve basın desteğiyle. En berbat maddelerden biri buydu. Karı koca kavga ettiğinde komşu ya da akrabadan biri şikayet ederse kadın “ben kocamdan şikayetçi değilim” dese bile erkek ceza alacaktı. Ki ağır şiddete bile gerek yok. Hoşlanmadığın komşunu şikayet et, adam kadına bağırıyor diye. Sonra onlar uğraşsın dursunlar. Karı koca birbirlerine düşsünler, senin yüzünden ne bağırdın diye…Ayrıca ses yükselmeyen kavga edilmeyen kaç tane ev çıkar. Şimdi bu maddeyi çıkardılar, çok şükür. İtirazlarımızın faydası oluyor, devam edelim. Tekrar eklenmez inş.

    Dünkü gazetelerin kadın köşe yazarlarının çoğu hükmete baskı kurmak için bu konuyu yazdılar. Yok her dakika kadınlar kıtır kıtır kesiliyorlarmış da hükümet nasıl olurda kadın derneklerine verilmiş sözleri yerine getirmez son dakika bazı maddeleri değiştirirmiş de…Şer güçleri durmuyor şurda bir kaç gün kaldı biz de hak olanı söylemeye devam edip yetkililere ulaşalım.

    • ŞİRPENÇE dedi ki:

      Bir yazarın köşesinde okumuştum.

      “Demokrasi fakirler ve güçsüzler için çalışılması gereken bir ödev,
      zenginler ve zorbalar için yaşanılması gereken bir haktır” Yazarın kulakları çınlasın.

      Bazı Kadınların pek çok sevdiği ve çokda yakışıklı buluğu bir sinema aktörü kendisini eleştiren kadınlara şöyle diyor:

      “Üç yüz sene bir adada yalnız başıma kalsam o kadınları asla yanıma yaklaştırmam.
      Fazlasıyla çirkinler.
      Ayrıca resmime bakarak iç geçirdiklerinden de eminim…”

      Yine bazı kadınların sesini dinlerken trans haline girdikleri bir ses sanatcısı sahnede lehinde tezahurat yapan küçük bir kız çocuğuna ” k…..o…..” diye hakaret etti.Bu sözü söylerken dinleyenler içinde kültür bakanı da vardı.
      Sanatcının küfrü gaf olur. Ama güçsüzlerin sert bir sözü yada bakışı şiddet olur.
      Böyle şiddet anlayışına LANET OLSUN!

      Bir tv proğramında manken bir kadın şöyle diyordu:
      ” Evet sevgilim gözdümün altına yumruk vurdu. Ama sonradan pişman oldu ve hatasını telafi etmek için bana son model bir jeep aldı, keşke her ay bir yumruk vursada telafi için bir jeep alsa…”

      Örnekleri çoğaltmak mümkün.

      Bugün çığırtkanlık yapan o kadın dernekleri bu iki sanatcıya gıklarını çıkaramadılar.Çünkü güç meselesi.Suç duyusurusnda bulunsalardı ya…Sokaklara dökülselerdi ya…Kadına şiddetten dem vursalardı ya…

      Demek ki neymiş?
      Garipsen iltifatın bile şiddetmiş.
      Ama zenginsen, güçlüysen, meşhursan, hakaretin, en galiz küfürlerin en fazla “gaf” mış.
      Patron emrederse hizmet ve vazife, koca emrederse şiddet,
      Patron emrinde çalışmak kariYER,
      İşyerinde patronuna çay sunmak, yemek yapmak, statü,
      evde kocasına hizmet etmek angarya mecburiyet miş!

      Bir bilgenin şöyle bir sözünü okumuştum:İneğin yalakası kasabın bıçağını yalarmış.Ne kadar hikmetli bir söz.

      • Rodrigo dedi ki:

        sözün bittiği,anlamak isteyenler anlayabileceği güzel bir yazı,Teşekkürler

    • PASLI MIZRAK dedi ki:

      “Batıda ıslah korumak içindir, bizde yok etmek için.

      Batı perestişkârları, kitapta gördükleri her hastalığın kendilerinde de olduğunu vehmeden, TOY TIP ÖĞRENCİLERİNE benzerler.

      Kucağında yaşadıkları toplumu sıhhate kavuşturmak için kitaba sarılır, onu hayali hastalıklarla donatır.”

      CEMİL MERİÇ

    • PASLI MIZRAK dedi ki:

      Bir zamanlar Afrika’da balta girmemiş ormanlar varmış.Bu ormanlarda yüz yıllık ulu çınarlar yaşarmış.Bu ulu çınarlar;

      F ırtınalara dayanmışlar, yıkılmamışlar,
      E sen sert rüzgarlara dayanmışlar, yıkılmamışlar,
      M üthiş şekilde çakan şimşeklere dayanmışlar yıkılmamışlar,
      İ nadına yaşama tutunmuşlar yıkılmamışlar.
      S ellere çok güçlü yağmurlara dayanmışlar yıkılmamışlar,
      T am yüzyıl ayakta kalmayı başarmışlar, yıkılmamışlar,
      L akin bir gün gelmiş dayanacak güçleri kalmamış,
      E ğilmeye, yıkılmaya, kırılmaya başlamışlar,
      R üzgarların şimşeklerin tayfunların yıkamadığı “ULU ÇINARLAR” nasıl oldu da yıkıldı diye yerliler araştırmaya koyulmuşlar.

      Görmüşler ki,
      uzun bir süredir ulu çınarların
      “KÖKLERİNE”,
      küçük küçük ağaç kurdları musallat olmuş ve ulu çınarları uzun bir süredir kemiriyorlarmış.
      “ULU ÇINARLAR” köklerine musallat olan bu küçük, küçük ağaç kurtlarına yenik düşmüşler ve yıkılmışlar.

      EY ULU ÇINAR! KÖKLERİNE MUSALLAT OLAN “AĞAÇ KURTLARINDAN” KENDİNİ KORU.
      KART VE KURT FEMİNİSTLERİN ŞERRİNDEN KENDİNİ KORU.

      “Ne harabiyim, ne harabatiyim.
      KÖKÜ mazide olan âtiyim.” Yahya KEMAL.

      • ŞİRPENÇE dedi ki:

        Bendende bir katkı olsun.

        Söz bana ait değil. Bir yerde okumuşum.

        Uçak sallanınca ATEİZİM,
        Sermaye cebe girince KOMİNİZİM,
        iyi bir koca bulunca FEMİNİZİM,

        bi-ter-miş:-)

        • Ali dedi ki:

          Olguların tek tek kişiler üstünde bitmesi yeter mi?Birde şöyle bir durumda var tabii ki.Feminizmi çıkaranlar,yarın öbür gün bu ateşin dinmemesini sağlamak için erkekçilik(buna da minizm derler herhalde) çıkartırlarsa ne olacak?Biz birbirimize bu forumda iyi güzel gül atıyoruz da Türkiye sadece bu forumdan oluşmuyor ki.Ben diyorum ki erkekler potansiyel suçlu olarak tanımlanıyor bir kardeşimiz sizi suçlu görmüyoruz diyor.Siz görmüyor olsanız da kadınların %99’u görmüyor olsa da bu algı oluşturulmaya çalışılıyor.Oluşturulma da da başarılı olunuyor.Esas soru şudur:Kim bu işin arkasında,ne yapmak,nereye varmak istiyor?Erkeklerin dayanamayıp katliam mı başlatmasını bekliyor?Ekonomik-siyasi-askeri erklerin kadınların eline geçmesinden ne fayda umuyor?Bu soruların cevapları tek tek kadınlar-erkekler değil tüm toplumumuzu ilgilendiriyor.Dünyada bir akım var ve bu akım çok güçlü kimse bir şey demeye cesaret edemiyor.Bu işte bir gariplik yok mu?Bu rüzgarın arkasında kim var?Bir saçmalığı bir kişiye-topluma kabul ettirirseniz tüm saçmalıkları kabul ettirirsiniz.Bu yapılanın haklı ya da haksız olduğuyla da ilgilenmiyorum aslında.Çünkü bunu çıkartanlar zaten bunun gerçek olmadığını en başta biliyorlar.Demek ki mesele haklı olup olmama meselesi değil.İşin altında kadın-erkek meselesinden de öte şeyler var.

          • bilmemne dedi ki:

            ali bey erkekçilik diye bir akım var ve ismi MASKÜLÜNİZM

  8. Ali dedi ki:

    Vallahi şu şartlar altında evlenmek gerçektende manasız.Aramızda hiç mi bir anlaşmazlık olmayacak yani?Böyle saçma şey olur mu?Eğer böyleyse ben hapse girmemek için evlenmem kardeşim bana ne ya Allah Allah.Canımı sokakta bulmadım ben.

    • Yasin dedi ki:

      Aynen öyle,
      Bu şartlarda evlenmek enayiliktir.

      Kölelilği kabullenmektir.

      Üstelik bu yasa ile korunacağı ileri sürülen kadınları bile evlenecek erkek bulamayacaklarından mağdur edecektir.

  9. HALASKAR dedi ki:

    Sema Hanım, Bu yasanın çıktıktan sonra oluşturacağı sıkıntıları gayet güzel anlatmış zaten.Allah kendilerinden razı olsun. Her şerde bir hayır vardır denir ya. Belki de Türk Erkeği evlenmek için yurd dışına gidecek, değişik yollar arayacak. Bazı ülkelerin kadınları Türk Erkeğini çok şefkatli ve romantik buluyor. Rakamını tam olarak kesin bilmiyorum ama Ülkemizde yabancı gelin sayısı hayli var.
    Duyduklarım kadarıyla Türk Erkeğini; ”
    evine poşetlerle dönen romantik erkek, şefkatli ve müşfik erkek” olarak nitelendiriyorlar.

    Kadın erkeğin kalbinin rızgıdır ve Erkek bu rızgı belkide Allah’ın başka mülkünde bulacaktır.Bu yasa vesilesiyle değişik arayışlar artabilir diye düşünüyorum.Saygılarımla.

    • HALASKAR dedi ki:

      Yasa yüzde doksan çıkacaktır diye düşünüyorum.Bizler bin parçaya bölünsekde yasanın çıkmasını engelleyemeyiz.Bu kararın çok önceden alındığını düşünüyorum.Çünkü bu proje için uzun süredir çeşitli isimler altında çalışmalar yapılıyordu zaten.Şimdiden yasayı geçmiş sayalım ve hepimize geçmiş olsun!

      • fatma sevim çeviker dedi ki:

        Halaskara katılıyorum gerçekten geçmiş olsun .Yanlız kadınlara anne olduklarını hatırlatırım,üç beş kadını kurtarmak adına erkeklerimizi (oğlumuzu) kurban etmeyelim. tabiki olmaması gereken hareketler var.Ancak bunları cezalarla düzeltemeyiz eğitimle düzeltme imkanları üzerindedurmalıyız inanmasamda aileden sorumlu şahıslara duyrulur.

  10. ZÜLFİKAR dedi ki:

    AHİR ZAMANIN AMAZONLARI

    «Âhirzamanın fitnesinde en dehşetli rolü oynayan taife-i nisaiye ve onların fitnesi olduğu, hadîsin rivayetlerinden anlaşılıyor. Evet nasıl ki tarihlerde eski zamanlarda “Amazonlar” namında gayet silahşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.

    Aynen öyle de: Bu zamanda zendeka dalaleti, İslâmiyete karşı muharebesinde nefs-i emmarenin plâniyle, şeytan kumandasına verilen fırkalardan en dehşetlisi, yarım çıplak hanımlardır ki; açık bacağıyla, dehşetli bıçaklarla ehl-i imana taarruz edip saldırıyorlar.

    Nikah yolunu kapamağa, fuhuşhane yolunu genişlettirmeğe çalışarak, çokların nefislerini birden esir edip, kalb ve ruhlarını kebair ile yaralıyorlar. Belki o kalblerden bir kısmını öldürüyorlar. Bir kaç sene namahrem hevesatına göstermenin tam cezası olarak;

    o bıçaklı bacaklar Cehennem’in odunları olup, en evvel o bacaklar yanacaklarını ve dünyada emniyet ve sadakatı kaybettiği için, hilkaten çok istediği ve fıtraten çok muhtaç olduğu münasib kocayı daha bulamaz.

    Bulsa da başına belâ bulur. Hattâ bu halin neticesi olarak, o âhirzamanda, bazı yerlerde nikaha rağbetsizlik ve riayetsizlik yüzünden, kırk kadına bir erkek nezaret edecek derecede ehemmiyetsiz, sahipsiz, kıymetsiz bir surete gireceği, hadîsin rivayetinden anlaşılıyor.» (Gençlik Rehberi sh: 23)

    • Ahir Zamanda Erkek Olmak dedi ki:

      üstad ne güzel söylüyor,ama okuyan,dinleyen,anlayan,uygulayan nerdee…

      Feminizmi bu ümmetin kadınlarına bela edenler için YAŞASIN CEHENNEM!!!

  11. ZÜLFİKAR dedi ki:

    Gençlik Rehberi’nde: “O fitnenin en dehşetlisi ve cazibedarı kadınların yüzsüz yüzünden çıkıyor.” deniyor. Bu ifadeyi nasıl anlamalıyız?

    Yazar: Sorularla Risale, 22-9-2010

    “Fitne-i âhirzamanın mahiyeti bana göründü ki, o fitnenin en dehşetlisi ve cazibedarı, kadınların yüzsüz yüzünden çıkıyor. İhtiyarı selbedip, pervane gibi sefahet ateşine atıyor. Ve bir dakika hayat-ı dünyeviyeyi, senelerle hayat-ı bâkiyeye tercih ettiriyor.”(1)

    Burada, gayri meşru hayatı kendine yaşam biçimi haline getiren ve haramlara giren hayasız ve edepsiz kadınlara işaret ediliyor.
    Kadınların “yüzsüz yüzünden çıkıyor” ibaresi, kadınların günahlara davetkar açıklık saçıklıklarına kinayedir. Yani Allah’ın tesettürüne riayet etmemeleri ve haramlara rahatça girmeleri umumi ahlakın bozulmasında önemli bir faktördür. Yoksa -haşa- genel bir ifade değildir.

    Bediüzzaman kadınları şefkat kahramanı olarak isimlendirmektedir.

    (1) bk. Gençlik Rehberi

  12. ben siz bu yazınızda çok celişkilide kalmışsınız bir metninizde bir başka şey diyerinde bir başkaşey sanki konuyu analiz etmekten çok kişisel psikolojinizi etkileyen .günlük siyasi gelişmelri bu çok önemli oılan uzun vadede bir çozüm ihtiyacı duyan konuyla karış tırmışşsınız….

  13. Yasin dedi ki:

    Tüm feministlere,

    Sadece Kadına yönelik şiddete odaklanmışsınız, oysa art niyetli kadınların kanunlar yoluyla erkeklere uyguladığı şiddet, istisna düzeydeki erkeklerin uyguladığı şiddetten kat be kat fazladır.

    Ayette : Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevketmesin buyruluyor.
    Bir cinsiyete olan kininiz de sizleri adaletsizliğe sevketmesin.

    Kadınlardan da Erkeklerden de zalim olanlar daima olacaktır. Hukuk peşinen taraf olmamalıdır.
    Hukuk daima kadının yanında olunca bu anlatılan vakalara benzer çok vaka yaşanacak, belki sizin de oğlunuz kardeşiniz bir gün bu durumları yaşayacak.

    Allah kimseyi zalimlerin eline düşürmesin.

    Yaşayan bilir, dışardan gazel okumak; mağdur olanlara fazladan eziyettir.

  14. ahmet tombul dedi ki:

    Kadın dernekleri gerçekten eşitlikten yanaysa,samimiyse önce mevcut yasalarda ki eşitsizlikleri kaldırmaya çalışsınlar.Cuma günü Sabah Gazetesinin Güney ekinin manşeinde bir haber vardı.Adana’da yaşayan Aşık İmami lakaplı
    Halk Ozanı hanımından yıllar önce ayrılmış,yeni bir evlilik yapmış eski eşi ve çocuklarına yıllardan beri nafaka ödüyor
    işleri bozuluyor bir kaç aydan bu yana borç alıp nafakasını ödüyor ödemediği takdirde cezaevine girecek adam para da
    bulamadığı için intihar ediyor.Bence bu nafaka işinin de artık adaletli bir şekilde halledilmesi gerektiğini düşünüyorum.

  15. ahmet tombul dedi ki:

    Bu tür yasalarla hiç birşey halledilemez.Ailede geçimsizlik veya sorun varsa çözümü zorlamak yeni sorunlar ortaya çıkarıyor ve bu sorunların en büyük mağduru çocuklar oluyor.Boşanmayı kolaylaştırıp evliliği en az hasarla sona erdirmek tüm aile bireylerinin lehine olur.Fakat yeni çıkan yasalar erkeğin aleyhine işlediği için kadın sözde ayrılmak istemiyor,yasaların kendisine verdiği haklar bir ömür boyu erkeğin hayatını kararttığı için erkeğin cinnet geçirmesine ve kendisini kaybetmesine sebep oluyor…..

  16. erol yılmaz dedi ki:

    türkiyede kadın derlekleri ? amaç ne ? problem ne ? hükümet neye tetbir alıyor ? bir çok soru cevap kaypakca kaçamak cevaplar ilk önce aile birliğinin korunması ortalığa böyle polimikler çıkararak ailenerin dağılmasına sebep oluyorlar sonuç ları cinayetlere kadar gidiyor bu hükümet amacı ne kadını korumak nede aile de birilerini korumak sadece ve sadece millete yargısız infaz ederek ceza kesmek ve hiç bir insani hakkı tanımadan ve kendini savunmadan temhiz hakkı kapalı olarak ver cezayı yani 1100 tl yi kurtur yoksa hapis gir içeri yat peki hiç bu ailenin maddi durumuna bakıyor mu parası var mı bu aile nasıl geçiniyor içeri girer se bu aileye kim bakacak evet gine bir soru yanızca ve yanız ca ver parayı kime kıyak emekliye 15000/20000 bin tl maaş alan lara.bir de bunlar yet miyormuş gibi yandaşlara rant kapısı ney miş kadın dernekleri san ki babasının hayırına yapıyor muş gibi de bir de ortam yarat mazlarmı pes doğrusu bunlar geçim sıkın tısı çeken hangi bir kadına yar dım etmişler? adı ‘mı kadın derneği ver aidat yesin uyanık lar uyuma türkiyenin kadını anamız bacımız ailelerimiz bunlar FIRILDAK

  17. Levent Yener dedi ki:

    Sema Hanım yapılacakları özetlemiş zaten, hatırlatma babında.

    1- Lütfen yazıyı paylaşın, tanıdığınız politikacı, takip ettiğiniz köşe yazarı, milletvekili varsa ulaştırın. Konu çok önemli. Tasarı onaylanmadan biz de sesimizi duyuralım.

    2- “Aileyi koruma kanununun mevcut halinin iyileştirilmesini, erkek aleyhine olan bölümlerin düzenlenerek adalete uygun olmasını istiyoruz, yeni taslağı bu haliyle kabul etmiyoruz.” diye şu adreslere mail atalım.

    Başbakanlığa şikayet için mail adresi: bimer@basbakanlik.gov.tr

    Aile Bakın Fatma Şahin’ in mail adresi: fsahintbmm@gmail.com

    Bakanın Facebook adresi: http://www.facebook.com/FatmaSahinPage

    Ayrıca tanıdığınız politikacılara, takip ettiğiniz köşe yazarlarına, milletvekillerine yazıyı mail atabilirsiniz. Biz de sesimizi duyuralım.

    • mete dedi ki:

      Bu iş maille ya da telefonla falan halloacak gibi durmuyor maalesef. Feminist dernekler şimdiye kadar epey çaba gösterdiler savlarını kabul ettirebilmek adına. Bence biz de bir şekilde medya kanalı ile sesimizi duyurmalıyız. Meydanın boş olmadığını anlamalı birileri. Aile ve toplum düşmanlarına hadlerini bildirmek lazım.

  18. Rodrigo dedi ki:

    bu derneklerin tamamına yakını 68 kökenli sol hareketlerin,sol düşüncenin yaygın olduğu,evlilk aile gibi kurumların gereksizliğini her defasında belirten Marksist-Leninist çizgideki derneklerdir.

    İçlerinde radikal feminist/Marksist Feminist v.b. ayrımlar yaşasalarda en nihayetinde ”aile kurtarmak için akıl danışılacak en son kişiler” bile olmadıkları gün gibi ortadadır..

    Ama bakanımızda feminist.Belki diğer yönleriyle uyuşmuyorlar ama ”ortak düşman” hepsini buluşturuyor.Onun için bu yapılan gayet normal(!),neyini yadırgadınız Sema hanım?

    Asıl yadırganacak,2 ay önce gerçek bir evhanımı bir anne olan Tenzile hanımı kaybeden başbakanın bu işe onay verip/vermeyeceğidir… Başka çocukların,”anne” hakkını gasp edecek bu yasayı bakalım nasıl değerlendireck/savunacak?

    • Ahir Zamanda Erkek Olmak dedi ki:

      başbakan aşırı duygusal biri onaylarsa merhametinden onaylar.

      ama bunu engellemenin en isabetli yoluda bence kanaat önderleri ve cemaat liderlerinin bilgilendirilmesi olacaktır zira onların nüfuzu genişir eğer yaparlarsa onlar yaparlar.ve islami cemaatlerin ayaklanması demek Başbakanında one minute diyerek durun bakalım neler oluyor burada diye hareketlenmesi demektir.

      yoksa m.vekilerine,bakanlara filan istediğiniz kadar mail çekin boştur onlar tek agıza bakarlar oda Başbakandır.

  19. yusuf temiz dedi ki:

    Sema Hanım sizi yürekten tebrik ediyorum .Yazılarınızı okuyunca
    Allah’a şükür hala Türkiye’de aklı başında örnek kadınlar var diyorum.Bence bizzat siz yada yönlendirdiğiniz aklı başında kadınlar sayesinde de kadınlar örgütlenip aileye sahip çıkmalı,meydan, onların sayesinde aile,erkekler,çocuklar Ve kadınların zarar gördüğü hılkat garibelerine bırakılmamalı.

  20. mete dedi ki:

    Sema Hanım ne yapmamızı önerirsiniz?

    • eymen dedi ki:

      Bir miting mi düzenlesek ne?

      • Yasin dedi ki:

        Ben varım 🙂

      • zeliha dedi ki:

        twitterda sema hnaımala yazıştık.. dedim ki sesimiz duyuralım gerekirse taksimde yürüme ye hepimiz erkeğiz demeye hazırım
        sema hanım: kadınların sokakta yürüyüş yapmalarından hoşlanmadığın ifade etti. bir yerde toplanabilriz dedi.
        ben dededim ki maille olacak gibi değil
        evet gerekirse bir yerde toplanalım. siz de ifikir verin. basın da çağıralım imza da toplayalım. istemiyoruz diye.. lüften. 8 marattan önce elimiz çabuk tutmammız lazım. kendimizi korusak da evlatlarımız koruyamayabiliriz kanun kabul edilirse..
        ilerde olur da gelinim olursa.. gelinimin oğlumu hapse attırdığı düşünmek bile istemiyorum oğluma mı yanayım torunu ma mı..
        LÜTFEN BASINYOLUYLA TÜM HALKI UYANDIRMALIYIZ İNANIN SEMA HANIMI TAKİP EDENLERİN DIŞINDA KİMSE FARKINDA DEĞİL. BÖYLE BİR YASANIN HAZIRLANDIĞINDAN BİLE HABERİ OLMAYANLAR VAR 🙁

        • ZÜLFİKAR dedi ki:

          BU GİZLİ KOMİTELER KİM ACABA?!

          Üstad Bediüzzaman Hazretleri buyuruyorlar ki:

          “Nasıl, İslâmiyyetin hayât-ı ictimâıyyesine ve dolayısıyla dîn-i İslâm’a zarâr vermek için gençleri yoldan çıkarmak ve gençlik hevesâtıyla sefâhete sevk etmek için bir iki komite çalışıyormuş.
          Aynen öyle de; bîçâre nisâ tâifesinin gáfil kısmını dahi yanlış yollara sevk etmek için bir iki komitenin te’sîrli bir sûrette perde altında çalıştığını hissettim. Ve bildim ki: Bu millet-i İslâma bir dehşetli darbe, o cihetten geliyor.”(Lem’alar)

          • aydemir dedi ki:

            Üstad görmüş ve demiş. Daha bir şey söylemeye gerek yoktur. Görmeyenlerin görmesi dileğiyle…

          • Ahir Zamanda Erkek Olmak dedi ki:

            ah keşke üstadın gördüklerini bizim devlet ricalide görebilse.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Güzel ahlak; cömertlik, bağışlayıcılık, sabır ve tahammüldür. “ Hasan-ı Basri

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku