Rahim

14 Ocak 2013Sema Maraşlı77 Yorum »

“Kadın Olmasaydı Dünyada Yaşamanın Neşesi Kalmazdı.” Mevlana

RAHİM

Oy oy oy, yorgunluktan ölüyorum. Ne gündü ya… İş yerinde canım çıktı bütün gün. Çok şükür evime geldim ama evde de işler beni bekliyor. Akşama yemek yok… Benim dizlerimde de derman yok. Önce şu kanepeye uzanıp biraz dinleneyim sonra basit bir şeyler hazırlarım.

Ah annem ah, kulakların çınlasın. “Oku kızım oku kızım, iş güç sahibi ol, ayaklarının üzerinde dur.” demiştin. Ayaklarımın üzerinde duruyorum anne ama nasıl durduğumu bir de gel sen bana sor. Gündüz işte, akşam evde koşturmaktan ayaklarımın altı şişiyor anne. Ben ayaklarımın üstünde durmaktan yoruldum, biraz da popomun üstünde oturmak istiyorum. Yorulduğum zaman şöyle uzanıp rahat rahat dinlenmek istiyorum.

Bardak! Bardak sehpanın üzerinde duruyor, inanmıyorum ya. Dün sevgili kocam su içip bardağı da sehpanın üzerine koymuştu ve hâlâ kaldırmamış. Akşam gördüm bardağı sehpanın üzerinde ama kaldırmadım, onun kaldırmasını bekledim. Hani hayat ortaktı, hani ikimizde çalışıyorduk, hani bana ev işlerinde yardım edecekti, hani nerde? Adam su içtiği bardağı bile kaldırmamış. Sabah ben ondan önce çıkıyorum. Çıkmadan evi biraz toplar, bardağı kaldırır diye ümit etmiştim ama belli ki zahmet edip evi toplamamış.

Altı ay oldu evleneli. Hiç böyle hayal etmemiştim evliliği. Aşk evliliği bizim ki ama altı ayda kendime de biricik aşkıma gıcık olmaya başladım. Kocama sinir oluyorum, bana ev işlerinde yeterince yardım etmediği için. Kendime kızıyorum, zerre kadar ev işlerinden anlamayan biri olarak evlendiğim için. Çok zorlanıyorum.

Ah anne ah! Sitemim sana. Önce okuyorum diye sonra çalışıyorum yorulmayayım, diye hiç bir iş yaptırmadın. Dahası meyveyi bile soyup dilimleyip yanıma getirdin. Biliyorum sen yiyince benim mideme gideceğini bilsen benim için onları da yerdin. Ama olmuyor annem böyle. Eller böyle yapmıyor annem. El oğlu su içtiği bardağı bile kaldırmıyor annem.

Ah aptal kafam ah! Hadi annem bana kıyamadı yaptırmadı; ben niye düşünmedim. Ben gelin olacağım, yemek, çamaşır, ütü, bir el atayım bir öğreneyim demedim. Anamı yanımda götürecek halim yok, bilmiyor muydum bunu? Bir ev nasıl döner; niye demedim, bir öğreneyim niye demedim? Bekarken biraz iş yapıp pratiklik kazansaydım, şimdi işler bu kadar zoruma gitmezdi. Şu bardakla şurada bakışıp oturmazdık. Şu bardağı kaldırmak bu kadar zoruma gitmezdi.

Haftada bir yardımcı kadın geliyor, evi baştan aşağı bir temizliyor ama yetmiyor. Her gün ortalığı bir toparlamak gerekiyor. Hadi sabah kahvaltıdan vazgeçtik ama akşam yemek yemeden olmuyor. Sevgili midem! Sen de hiç durumdan anlamıyorsun; bu kadın yoruluyor demiyorsun. Ne aç gözlü bir şeysin sen ya…Ne yollasak öğütüyor, bir daha istiyorsun. İnsan bir şu bacaklara acır, şu bedene acır değil mi? Ne olur bir gün yiyip üç gün idare etsen? Ne olur yani? Hayat sanki bir avuç midenin etrafında dönüyor, hep senin için çalışıyoruz. Of of.

Ben de sanki laftan anlayacakmışsın gibi seninle konuşuyorum.

Ben kocama laf anlatamıyorum. Güya yemekleri Hakan’la birlikte yapacaktık ama beyefendi sadece bir salata yapıp kaçıyor mutfaktan. Evlendim evleneli dengem bozuldu. Kendimi bile tahlil edemiyorum. Yemek yapmayı sevip sevmediğimi anlayamadım. Bir oluyor yemek yapmaktan keyif alıyorum, bir oluyor bana büyük bir eziyet gibi geliyor.

Hele bir çay meselesi var ki evlere şenlik. Geçen hafta elimde çay tepsisi Hakan’ın çayını götürürken birden kendimi hizmetçi gibi hissettim. Niye kalkıp çayını kendi almıyordu ki? Ben onun hizmetçisi miyim? Bir eziklik psikolojisine girdim. Çay tepsisi götürüp salondaki masanın üzerine koydum, kendi çayımı alıp oturdum.

Hakan çok şaşırdı. “Canım, benim çayımı niye vermedin?” diye sordu. “Kalk kendin al, ben senin hizmetçin miyim? Bundan sonra akşamları çay işi senin, çayı sen demle, benim çayımı da sen getir.” dedim. Epey tartıştık. Yok çay içmenin keyfi sevdiğinin elinden olmasıymış, yok çay getirmek kadına yakışırmış da onun eline yakışmazmış. O günden beri inatlaştık evde çay içmiyoruz. Canım çok çay isterse sallama çay yapıyorum kendime.

Ya ne olacak bu evliliğin sonu bilmiyorum. Henüz ortada çocuk yok. Bir de çocuk olursa ben hem çalışıp hem nasıl çocuk bakıp bir de bu işlerin altından kalkarım. Yok yok gitmez bu evlilik böyle. Hakan’ın kendine bir çeki düzen vermesi lazım.

Zil çalıyor. İnanmıyorum ya. Beyefendi anahtarla kapı açmayı da mı bıraktı? Kapıyı da mı ben açmalıyım? Of of.

“Niye zile basıyorsun?” diyerek kapıyı bir açtım karşımda ebe annem. Doğumumu yaptıran kadın. Annemin arkadaşı olduğu için hep görüşürüz. Düğünden beri görmemiştim. Dünyaya gelmeme yardım eden kadının tam dünyadan bıktığım bir anda bana gelmesinde bir hikmet olabilir mi? Sıkıca kucakladım onu. Dünyadan geri dönüş bileti falan getirmiş olabilir miydi acaba bana?

Ebe annemin getirdiği paketin içinden geri dönüş bileti çıkmadı. Çok sevdiğimi bildiği için bana sarma yapıp getirmiş. Asma yapraklarından kendi elleri ile minik minik sarmış. Pişirmiş, taze taze almış gelmiş. Hemen ayak üstü bir kaç tane atıştırdım. Hakan da sever sarmayı, akşam yemek işini kurtardım demektir.

O kadar bunalmışım ki daha oturur oturmaz ebe anneme ne kadar derdim varsa anlattım. Dikkatle dinledi beni:

“Kadın için hem tam gün dışarıda çalışıp hem ev işlerini yapmak çok yorucu yıpratıcı kızım. İhtiyacın yoksa çalışmayı bırak, ihtiyacın varsa yarım gün çalışacak bir iş bul kendine, böyle olmaz. Yuvandan, kocandan vazgeçene kadar işinden vazgeç. Para sana mutluluk vermez.” dedi.

Evet ya. Ben aslında iş yüzünden yuvamdan vazgeçmek üzereyim ama bunu görmezden geliyorum. Ebe annem çok net bir tablo çizdi. Bu iş konusunu Hakan’la konuşmalıyım. Fakat bir de ev işleri ve yemek yapma meselesi var.

“İyi de ebe anne ben evde otursam da yemek yapmayı sevmiyorum, o ne olacak?”

“Seversin güzel kızım seversin; kadın olduğuna göre mutfağı seversin. Kadınlığın hamurunda var beslemek. Yaradan’ımız biz kadınlara rahim vermiş. Kendi adından Rahîm isminden, merhametinden. Bizim rahmimiz ne yapar? Bebeği besler, büyütür. Kadın için mutluluktur bu. Rahmin kadına etkisidir olarak her kadın üretmeyi, beslemeyi sever. Erkeklerden en önemli farkımızdır bu aynı zamanda. Erkeklerde rahim olmadığı için yedirme, besleme güdüleri gelişmemiştir.”

“Fakat en iyi aşçılar erkeklerden çıkıyor.”

“Erkekler yemek yapamaz demedim kızım. Yaparlar, isterlerse çok da güzel yaparlar fakat yedirme bölümü ile pek ilgilenmezler. Elinde mama, çocuğunun peşinde koşan kaç baba gördün sen? Ya da sofrada ev halkının ya da misafirlerin ne kadar yemek yediğini takip eden erkek sayısı kaç tanedir?”

“Fazla değildir herhalde.”

“Erkek kendi oturur yer, etrafını pek takip etmez. Kadın sürekli kim ne kadar yer ona bakar. Yaptığı yemekler yendikçe mutlu olur. Yenmezse üzülür. Daha fazla yemeleri için çocuklarına, eşine ya da misafirlerini ‘Biraz daha yeseydiniz’ diye teklif eder. Sen sofrada bir birlerine ‘Allah aşkına biraz daha ye.’ diye ısrar eden kaç erkek gördün?”

Ya bu ebe annem de çok komik. Güldürdü beni şimdi.

“Fakat kadınlar bunu çok yaparlar kızım. Mutfak kadınındır; terapi yeridir, besleme yeridir, büyütme yeridir, üretme yeridir. Rahmini yaşatma yeridir. Erkek kazanır; kadın üretir. Ev kadınlığı aşağılanıyor. Dışarıda ücret karşılığı çalışan kadın üretiyor da evdeki kadın üretmiyormuş gibi. Kadının işi para kazanmak değildir. Kadın toplumu doğurur, besler, yetiştirir ve büyütür. Bundan daha önemli bir iş var mıdır?”

“Öyle olunca da kadınlar her şeyden geri kalıyorlar ama. Arka planda yaptıklarının kıymeti bilinmiyor. Bilim insanları hep erkek, sonra da kadınlar bir şey icat etmiyor, diye kadınları hor görüyorlar.”

“Bu sözler kadınları ve erkekleri birbirine düşman etmek, birbirlerine karşı yarışa sokabilmek için söylenen kötü niyetli, yanıltıcı sözlerdir. Kadın ve erkek birbirinin tamamlayıcısıdır. Erkek kazanır, kadın onu çoğaltır, büyütür, yayar. Her konuda bu böyledir. Alimlerin çoğu erkektir fakat onların tahsil ettiği ilmi çoğaltan, yayan ve yaşatan kadınlardır. Yayılmayan ve kullanılmayan ilmin kimseye bir faydası yoktur. Bu yüzden birinden biri eksik olursa hiç bir şey olmaz. Kadın ve erkeğin rakipmiş gibi birbirleri ile yarışmaları ailelere ve toplumlara zarardan başka bir şey getirmez.”

“Haklısın galiba ebe anne. Ben de Hakan’la yarışa girdiğimi fark ediyorum bu da beni yoruyor ve kızgınlaştırıyor. Ama Hakan da birazcık yardım etsin değil mi? Çayı bari demlesin. Çay demlemek de rahimle ilgili mi yoksa?”

Ebe annemi güldürdüm.

“O kadar da değil. Tabii ki erkek çay demler ama sunumunu sen yapmalısın. Sunum da kadınca bir şeydir. Tepsiye çayı koy, yavaş yavaş yürüyerek, salınarak getir kocana, sevgiyle ikram et.”

“Hımmm, öyle diyorsun yani.”

“Evet kızım aynen öyle diyorum. Evde herkes yaratılışına uygun işleri yaparsa evlilikte dengeler bozulmaz. Erkek ev işlerinde hanıma yardımcı olsun, bu güzel bir şeydir ama hanımından daha çok ev işi yapıyorsa orada bir aksaklık var demektir. Çok fazla ev işi yapan erkeklerde detaycılık gibi kadın huyları görülmeye başlıyor. ”

“Yapay rahim üretiyorlardır içlerinde belki. Bakmak lazım.”

“Allah iyiliğini versin kızım. Olabilir. Rabbimiz vücudumuzu çok muhteşem yaratmış. Bir şeye ihtiyacı olduğunda vücut onu üretir. Sürekli ev işleri yapan erkek beyni de kendine ihtiyacı olan rahmi bir köşesinde üretiyordur belki de.

“Kadın mutfaktan uzak kalınca ne oluyor ebe anne? Bana kalsa evde bir şey pişirmem, hep dışarıdan hazır yemek getirtirim.”

“Kadın da mutfaktan uzak kaldıkça kadınlığından uzaklaşıyor, erkekleşiyor, kızım. Sen mutfağında ürettikçe, besledikçe aslında kadınlığını beslemiş oluyorsun.”

Ebe annemle biraz daha sohbet ettik, sonra gitti. Canım ya. İyi ki geldi. Sıkıntı mıkıntı kalmadı bende. O gidince önce bardağı yerinden kaldırdım. Ağır suçlu gibi orda durup duruyordu. Ebe annem gelmeden önce bardak sebebi ile akşama iyi bir çınğar çıkarmayı düşünüyordum, vazgeçtim, değmez bir bardak için.

Mutfağa girdim. Sevgiyle baktım mutfağıma, terapi odama. Bir çorba koydum ocağa. Sarmanın yanına güzel bir salata yaptım. Mutfaktaki her şey gözüme bir başka güzel görünmeye başladı. Maydanoz, kıvırcık, soğan, domates, limon ve zeytinyağı. Allah’ım ne kadar güzel yaratmışsın hepsini. Çok teşekkür ederim sana. Hayatımda ilk defa bu kadar sevgiyle yemek yaptım. Mutfakla barıştım artık ya… Sanki üzerimden büyük bir yük kalktı.

“Rahim” hikayesi “Eşim Aşkım Olsun’ kitabımdan

Evlliik kitaplarımın kapakları değişti. Onları sizlerle paylaşmak istiyorum. Yeni kapakları ben beğendim. Umarım sizler de beğenirsiniz.

 

 

 

 

Okunma Sayısı : 10.456

Yorum yapın

“Rahim” için 77 Yorum

  1. Sedagül dedi ki:

    Dışarda çalışıyorum, evde çalışıyorum, eşim asla ev işine yardım etmez. Bir de maaş kartımı eline veriyorum. Üstüm başım paspal. Ben hangi ara bu hale gelmişim çok şaşırıyorum.
    Bir de ağzımı açınca dayak yiyorum. Kocam söylesene söylene harçlık veriyor bir de. Ne kötü durumdayım değil mi.
    İşi bırakmayı öyle çok istiyorum ki, beni daha da köleleştiriyor bu para almadığım ve yorulduğum meslek. Üstüne bir de bir tane ütüsü eksik olsun “sen ne biçim kadınsın” der.
    Her akşam dışarda gezer, eve gelince beni beğenmez. Dışarda gördüğün o kadınlar alışverişle kuaförle o hale geliyorlsr diyorum, ben de yapayım diyorum, ne alaka diyor. Benim sivilcem varmış o yüzden beğenmiyormuş beyfendi.
    Ne bileyim işte. Sahipsizlik kötü bir şey. Ailem arkamda olsa hemen boşanırdım belki. Ya da karşı çıkabilirdim duruma.
    Bekarken bir giydiğimi bir daha giymezdim, bütün maaşımı kendime harcardım. O günleri özlüyorum

    • gulbeyaz dedi ki:

      canim kardesim durumuna cok iclendim ,rabbim yardimcin olsun amin
      iste bir ornek daha..kadin calismiyor,calistiriliyor…kadin su ,erkek sise gibidir.kocaya gore hal alir.suyu akitmak kolay,siseyi imal edin bakalim.shu erkeklere sorumluluk,aileyi evi benimseme ,harama bakmama, merhameti ogretin …

      kadina yuklenmek kolay ,cunku hep oyle ogrendik..hz.omerle evde misafir old halde sabahlara kadar tartisan karisi terkedilmeyi ,dovulmeyi haketmiyordu da bizim kizlar utu yapmadigi icin kadinlik diye biseyleri kalmiyor,kalpleri kiriliyor kisilikleri parcalaniyor .yaziklar olsun..

      Rabbim hayirli kocalarimizin omrune bereket versin,ogullarimizi yetistirmede muvaffak kilsin amin…

  2. Kara dedi ki:

    Ana Fikir: “don’t’ rock the boat”. Kaderine razi ol. Boyle gelmis boyle gitsin. Disarda calis para kazan, evinin butun islerini yap, yorulsan da hic sikayet etme,esinden yardim da isteme bekleme cunku O yapamaz . Yaparsa DNA i bozulur.

    Hikaye erkegi ev islerini paylasmaya tesvik yerine, yorgun bikkin hanimlara oh olsun, evin disinda calismak ne haddine dizini kirip evinde otursaydin. Sana, Farz-i Ayn (!) olan ev islerini de ihmal edemezsin diyor.

    Sonunu da “As long as it’s inevitable, you might as well lie back and enjoy it.” Amerikan deyimine uygun bagliyor.

  3. ibrahim Kaya dedi ki:

    Esselamün aleyküm sema hanım. Bir kaç gündür yazılarınızı takip ediyorum.Yaptığınız tespitler çok güzel, inşaAllah Rabb’im sizden ve ailenizden razı olur. Size ulaşabileceğim bir e-mail adresi verebilirmisiniz? Yardımınıza ihtiyacım var.

  4. şevval dedi ki:

    erkek erkek gibi davranıp kadın kadınlığını bilirse işler de yetişir kimse çıldırma aşamasına gelmez.daha iyi ev daha iyi araba uğrun hanımının çalışmasını isteyen erkek aynı zamanda da evde hiçbirşeyin aksamasını istemiyor.tabi ki her erkek çayını hanımının elinden içmek ister.bu normal.normal olmayan dışarıda erkeğin işini yapan kadının eve gelip hanımlaşmasını beklemek.gerçi bu konuda yalnızca erkeklere yüklenmemek lazım.bunca sene boşa mı okudum deyip kendini dışarı atan bayanları da unutmayalım.bana göre kendi eşyalarını tertipli çıkarmak dışında (kaldıki bu hanımına saygının gereğidir) ev işi erkeğin görevi falan değildir.ev işi bayanın görevidir.ama kadıncağız hem dışarıda heder olsun hem evde işler aksamasın derseniz bu köleliktir.erkek eşinin çalışmasını istiyorsa yemek de yapacak ütü de temizlik de.bu feministlik falan değil kusura bakmayın.herşeyin bir bedeli var.ama kadın kadın olup yalnızca üstüne düşeni yapsa ne yorulur ne de işler aksar.tabi ki burada çalışmaya mecbur olanları ayrı tutuyorum.bir ev hanımının işi yetiştiremediği günler nadirdir.kadın çalışsa bile ev işlerine mani olmayacak şekilde ve onu yıpratmayacak şekilde olabilir.bu durumda kadın ev işlerinde eşim yardım etsin diye sızlanmaz.bir de bu olayın şu yönü var.erkek hanımına ve tabi ki insana saygısından en azından üstünden çıkardıklarını yerine koymayı bilmelidir.mesela eve hergün hizmetçi gelse ortalıkta pijamaları etrafa saçılmış çoraplar güzel bir görüntü olur mu.o kadına saygı açısından.aynı şeklde hanımına da saygının gereği dikkat etmelidir.

  5. mehmet yetim dedi ki:

    Erkeği doğuran ve onu yoğuracak olan kadındır.Erkeklerin anlaşılması,olumlu yönde geliştirilmesi ,eksikliklerinin giderilmesi son derece basittir.Kadınlara erkekleri diz çöktürmeye çalışmaktan vazgeçmelerini öneririm.Erkiliğinden vazgeçmiş ve yaradıdılışına aykırı yaşamayı kabul etmiş “bir erkeğin ( !)” hayatınıza katacağı şey nedir ?.Amaç yaşamaksa ve her iki dünyada mesut olmaksa çözüm basittir.Bırakın erkekler erkek olarak kalsınlar.Onların genetik kodlarıyla oynamayın.

    • Gulbeyaz dedi ki:

      “erkeklik nedir?”icini doldurun o zaman.bugun ist,kocaeli,konya,diyarbakirda karisindan kundaktaki bebegine Kadar dograyan adamlar,bu katliamlari “erkeklik meselesi”yaptiklari icin isliyor.
      Asri saadetteki Peyg sav i ornek alalim,kurtlar vadisinin polat ini degil.
      Erkeklik baska insanlik baska bisey old dusunuyrsk bunu kendimize saklayalim.hanimiyla arasi acik,yahut hanimi calisan (mesru sekilde)adamlari burdan erkeklik efsaneleriyle doldurusa getirmeyin!

      • Yasin dedi ki:

        Toptancı bakış açısından vazgeçerek konuşmayı öğrenebilirsek ne de güzel olur.

        Erkeklik meselesi yüzünden “Erkekler kadın ve çocuk doğruyor” http://www.internethaber.com/cinnet-getiren-anne-bebeklerine-kiydi-490094h.htm – bu Haberde çocukları doğrayan bir kadın.

        Şimdi biz bu haberi alıp bütün kadınların çocuklarını doğrama potansiyeli var diye mi lanse edecez? Çocuklara panik butonu mu dağıtacaz. Annesini şikayet eden çocukların her sözünü doğru kabul edip annelere evden uzaklaştırma cezası mı verecez?

        Mantıklı gelmiyor değil mi?

        • gdr dedi ki:

          yoo hayır gayet mantıklı!

          Çocuklara panik butonu verilsin şöyle bastımı 7 mahalle ötedeki karakolun sireni patlasın,annelerede – nede olsa hepsi birer psikopat yada adayıdır- elektronik kelepçe(biraz yaklaştımıydı azbuçuk elektor şok verecek) takılsın.Durum vahimse ayağına prangada olabilir.

          Çocuk şikayetçi olur anne evden uzaklaştıma alırsa dahi uslanmazsa çocukla ”ayrılsınlar”.Velayeti devlet alsın,kadın çalışıyorsa maaşın yarısındn fazlasına devlet el koysun.Anne çocuğunu görmek istedimide devlet çocuğu kaçırsın,göstermesin,Hatta Şantaj yapsın. Anne kendi imkanlarıyla adam kiralayıp çocuğunu arattırsın bulduğundada 2-3 saat silah zoruyla görüştürülsün. Ayrıca Devlet çocuk kendisindeyken sürekli kulağına,annesinin melanetlerini fısıldasın onu doldursun.

          Dur biraz daha düşüneyim bu konuyu 🙂

        • Gulbeyaz dedi ki:

          Yanlis anlasilmis yasin bey,erkek old icin cinayet isliyorlar demek istemedim.toplumun onlara bictigi “erkeklik rolune sadik kalabilmek icin bu aile katliamlarini yapiyrlar demek istedim.
          Namus cinayetleri,kadin olumlerinin ekseri sebepleri bu.
          Cirkin bir is yaptigindan suphelndigi karisini kizkardesini infaz etme hakkini kendinde goruyor dahasi bunu ondan cevresi bekliyor.
          Ayrilmak isteyen karisini birakin sevgilisini ,nisanlisini dahi olumle tehdit edebiliyor. Ben bu erkeklere kizmiyorum acikcasi aciyorum sadece.
          Peyg.sav “eger bir cinsi ustun tutsaydim kizlari ustun tutardim buyuruyor.
          Erkek dogmakla serefli olunmaz,seref takvayla olur.
          Evinde hamur yogurmus bebek yikamis bir peygamberin ummetin den kimin haddine ki,erkek o Isi yapmaz bu ise tutmaz ,yaparsa kilibik olur karisina diz cokmus olur diye atip tutmak.

          • gdr dedi ki:

            Kocası iş yerinde iken;
            – evde bilgisayarın başına geçip facebook,twitter yoluyla ya eski erkek arkadaşlarını bulan yada hiç tanımadığı ama fiziksel özelliklerini profilinden beğendiği insanlarla iletişime geçen
            -ilk başta muhabbet yoluyla ufaktan ufaktan ev meselelerini anlatan daha sonra işi ilerletip en mahrem sırlarını dahi paylaşan ve bunun karşlığında çözüm yolu arayan
            -Sözde çözüm yollarını kocasının üzerinde deneyen geri tepincede kafasındaki mükemmel erkeği o chatleştiği kişide resmeden ve gönlü nikahlı eşinden bir süre sonra(haliyle) soğuyan
            -Artık iyiden iyiye bağlandığı internet arkadaşı ile bir süre sonra ”aldatma” hadisesini eyleme döken

            bir kadına

            Kendisi iş yerinde iken
            -Amir,Ast-Üst ilişkisi içerisinde olduğu insanlarla kocasıyla bile olmadığı kadar samimi olan,her türlü gayr-i ahlaki konuşmayı pervasızca yapabilen,yapmasa bile ortamında bulunmaktan kaçınmayan
            -Yukarıda anlattığım duygusal boşluğa girince fiziksel yakınlığında verdiği avantajla daha çabuk ”aldatma” eylemine giren

            bir kadına

            Hangi koca nasıl davranmalıdır? Bunu izah edin bakalım.

            Kadınların duygu duumlarına uygun olarak Romantik ortam,tatlı söz, ederi ufakta olsa hediyeleşmeyi v.b. talep etmek gayet doğal. Ama aldatıldığını öğrenen,hisseden adamın ne hale geldiğini aklının başından nasıl gidebileceğini en azından empati yaparak anlamaya çalışmak bile ”ayıp” bu şahıslara göre.

            Bir tarafta uzun bir zaman diliminde tasarlayarak,isteyerek yapılan adice bir eylem (aşkımız bitti,muhabbetimiz söndü ondan bende hata yaptım mazereti ile yumuşaltıllyor)

            Bir tarafta kısa hatta anlık bir zaman diliminde tamamen spontane yapılan HAKLI VE MEŞRU bir eylem (erkek vahşidir,ayıdır,kalın kafalıdır denerek diğer bütün sebepler görmezlikten geliniyor)

            Karar sizlerin….

            Bu arada ”Üstünlük ancak takva iledir” diyen bir Peygamberin(S.A.S), yarın öbür gün cinsiyetler arasında ayrıma kapı aralayabilecek bir sözü söylemiş olma ihtimali olmadığını , böyle kerameti kendinden menkul adeta (haşa) uydurma hadislerin ardında ”planı başka yerlerde yapılmış projeleri” uygulamakla VAZİFELİ devletin kadrolu memurelerinin olduğunu belirtelim.

          • gulbeyaz dedi ki:

            Allahin rasulunden daha fazla empati yapan kim olabilir?
            bir adam rasulullahaha sav gelerek,”ya rasulullah zina sucu icin 4 sahit getirmek emrolunmus,vallahi ben hanimi zina uzeri gorsem orada infaz ederim (sahit aramam)dogrusu ben cok kiskanc bir adamim,der.
            rasullullah”ben senden daha kiskancim ,Allah ikimizden de kiskanctir,der

            hz.omer devrinde bir kadina zina sucu ile 4 erkek gelirler.hz omer.hepsine tek tek sorar?
            -olayi gordun mu?
            3 u evet gorduk der.digeri ben asikar bise gormedim uzerlerindeki carsaf sallaniyordu sadece der
            bunun uzerine hz.omer bu 4 kisiye namuslu kadina iftiradan 80 er degnek vurulmasini emreder.

            “kizlarin ustun tutulmasi”
            rasulluhda yanlarindayken bir adamin oglu iceri girdi.adam oglunu opup yanina oturttu.sonra kzii girdi adam onu da yanina oturttu.(opmedi)
            rasulluha bunun uzerine soyle buyurdular.
            “cocuklariniza esit muamelede bulununuz.ben birini ustun tutulmasini emretseydim,kiz cocuklarini ustun tuttrurdum”

            hepsi ummetin musterek guvenini kazanmis sahih kaynaklardandir.az cok islami kulturu olan bunlari bilir.ilmi olmayan islam hakkinda konusmasin lutfen ,babasinin mali degil…hevasiona kendi nakis fehmine gore konusacaksa bu benim kannatimdir desin…

          • gdr dedi ki:

            Fıkralaştırılmış tonlarda ”kıssalar”ın kaynağını isim,sahife numarası vererek açıklayınız lütfen.Yada susunuz. İş,uydurmaya kalırsa ”ummetin musterek guvenini kazanmis sahih kaynaklar” etiketiyle ve pek muhterem hocalarımızın yazılarıyla destekleyerek size horozdan kurban olacağını yada hiç kesmeyip parasıyla 3-5 yetim doyurabileceğinizi ikisininde aynı anlama geldiğini söyler,sizi ikna ederim!

            Proje sahipleri heveslisi olanları sağlam ikna ediyor anlaşılan.(İlmi olmayanlardan kasıtta bu işlere payanda olmamak herhalde.Yaşasın cehalet diyelim son olarak)

          • Yasin dedi ki:

            Yanlış mı anlamışım?
            “toplumun onlara bictigi “erkeklik rolune sadik kalabilmek icin bu aile katliamlarini yapiyrlar”

            Nereden biliyorsunuz? Tümünü aynı kefeye koyma değil midir bu bakış açınız?
            Piskopat bir adamın şiddetini ve koruma duygusuyla canını ortaya koyan insanı bir kefeye koymak olmadı mı bu? Bilmediğimiz ve belki de asla bilemeyeceğimiz konuların tümünü eşitlemeye hakkımız olmadığını düşünüyorum.

            Erkeklerin tümü sizin dediğiniz yapıda olsa hiç bir şekilde kimse kızını evlendirmez ve hiç bir kadın da evlenmek istemezdi. Sizin tarif ettiğiniz yapıdaki erkeklerin evlilikte daha az sorun yaşadığından de emin olun.

            “Karısını, nişanlısını, sevgilisini ölümle tehdit edenlere acıyorum” demişsiniz. Neden onlara acıdığınızı anlamadım.

            “Erkek dogmakla serefli olunmaz,seref takvayla olur.”
            Erkek doğmayı şerefli olmakla alakalandıran ne oldu ki bu sözü yazdınız? Böyle bir iddia var mı ki?
            Kadın olmak üstünlüğü peşinen elde eden bir Hukuk düzenindeyken bu söz pek uymadı gibi…

          • gulbeyaz dedi ki:

            yasin bey,
            bende olusturdugunuz kannate gore fazla alinganlik yaptiginizdan dolayi dogru bir okuma cikaramiyorsunuz yazdiklarimdan.(yasin:nerden cikariyorsunuz alinganlik yaptigimi :)) yasadiklariniza saygi duyuyorum. gercekten iyi niyetinizden dolayi son bir izah daha yazayim ,polemige girmek hic hosuma gitmiyor artik,sizi tenzih ediyorum ama cogu erkkek yorumcu fikirleriyle degil sloganlariyla konusmayi tercih ediyor sirf basagrisi yapiyorlar:(((

            alinti yaptiginiz cumlemin tam metni su idi”
            erkeklik rolune sadik kalabilmek icin bu aile katliamlarini yapiyrlar demek istedim.
            Namus cinayetleri,kadin olumlerinin ekseri sebepleri bu.”
            “ekserisi” kelimesi tum erkekleri ve diger cinayetleri kapsamadigini gosteriyor. bu sirf benim cikarimim degil(kadinlar hakkinda erkekler uzerindeki toplumsal baski ve yanlis yonlendirme),uluslararasi af orgutu,human rights watch gibi kuruluslarin verilerinde de mevcut.
            “beyninde bosanmayi yada ayriligi bitiremeyen,kadini mali kabul eden erkekelr ,kadinin can guvenligini kocanin insafina birakmis yoz kultur.(tum geri kalmis ulkelerde ve ulkeleri ileri giderken kendielri geri kalmis adamlarda)acidigim iste bu zihniyetin urunu olan adamlar.

            yukarida muslim,ebu davud ve taberani hadislerinden yazdigim hadis ve islami uygulamalardaki durumu bellidir.
            zaten din nefis ve egoyu kontrol altinda tutmaktan baska nedir?”erkeklik gururu ve pohpohlamalar cinayeti mesru kilmamali.uzucu..

          • seymen dedi ki:

            “rasullullah”ben senden daha kiskancim ,Allah ikimizden de kiskanctir,der”
            Eşini kıskanan bir adam onun başka erkeklerle yüzgöz olabileceği bir ortamda çalışmasına müsade edebilir mi?

    • seymen dedi ki:

      Kendileri (tam) kadın olamadıkları için erkeklerin (tam) erkek olmasından rahatsızlık duyuyor olabilirler mi?

      • Başak dedi ki:

        Kadın ve erkek diye çatışıp dururken bize insan olabilme potansiyelimizi unutturdular..İnsanın bilgiye ve ilime ihtiyacı vardır..Öğrenilen her şey kapasitemize, erkek ve kadın olarak yaratılış fıtratımıza uygun davranırsak mutlu ve huzurlu ailller yetişecektir.Sema hanımın yazdığı kitapları okudum ve radyo knuşmalarını dinledim..Ve söylediklerini çok akılcı ve yapıcı buluyorum..Kaba kuvvet göstermeyen, eşine bilgi ile yaklaşan her erkek karşısında onu saymaya hazır bir eş bulacaktır.Bu aynı zamanda biz kadınlar için de geçerlidir..Kendini bütün kabul edenler evlilik kurumuna girip zarar vermesinler..Kendini yarım kabul edip tamamlanacağız ve bu ukbaya kadar uzanacak diyenler o mukaddes kapıdan içeri girsinler..Bunu sadece sizlere değil ben hep kendime söylüyorum..Saygıyla kalın..

  6. gul dedi ki:

    Ben de bir dönem hasta yatmıştım evde, yemek yapmak şöyle dursun, eşimin lokantadan aldığı yemekleri bile yiyemiyordum. O günlerde bir bardağı bile kaldırmadı saolsun. Haftada bir temizlik elemanı da tuttu. Ama gelen bayan bizden pasaklıydı:) malum ben de yataktan kalkıp kontrol edemiyordum. Yani yardımcısı olup ev işlerinden kurtulamayanları ben anlyorum, yorumlardan birinde vardı.
    Sonunda evimiz çöp eve döndü. Kocam arada bir şikayet de etti, ama ne fayda gelir ki elden yani.

  7. semamarasli dedi ki:

    Şimdi yola çıkma zamanı. Bugün Başakşehir de seminerim var. Başakşehir 2.Etap Kültür Merkezinde saat: 14:00 de. Seminer sonrası imza da olacak. Başakşehir deki ve yakınlardaki hanımları bekliyorum.

  8. yunus dedi ki:

    Benim eşimede böyle ebe anne gerekli gerçi ben her yazıyı eşimede mail atıyorum ama o kendini haklı gösterecek bieşryler buuyor banada bir akıl hocası lazı psikoloğa gitmeide kabul etmiyor etsede sonuçta bulur kendeince halı birşeyler eşim tam gün çalışıyor evde kendi gibi olmamaı o söylemeden yapmanı istiyor biz erkekler böyle değiliz işte ayrıca 4 kızın içinde büyümüşüm hep onlar yapmış çocuğumuzda var…

  9. hangisi doğru? dedi ki:

    Gülbeyaz Hanıma katılıyorum.Sema Hanım yazdıklarınız sadece sağlıklı ve olağan günler için ve kadının gücü mutluluğu yerindeyken olumlu sonuçlar veriyor.Olağan dışı günlerde eşinden ,annesinden hizmet görmeye alışmış erkeklerin eli ayağına dolaşıyor, çoluk çocuk sefil olunuyor.Düşünsenize erkek hasta olunca kadın bakabiliyor.Ama kadın hasta olunca hemen kadının annesi çağrılıyor.Çünkü adamın pratiği yok. Eşim hasta olunca annesini çağırıyor muyum baksın diye=)Bir de annenin çağrılamadığı mesafeler var.Gurbet gibi.Vay halinize ödünüz patlıyor.Hastalanırsam ev üstüme yıkılır gibi hissediyorum.Bu güvensizlik çok üzücü.Hemde eşimin tüm iyi niyetinden emin olmama rağmen.yazdıklarınız çok özel ve güzel şeyler ellerinize sağlık.Bununla birlikte evliliğe biraz lezzet katmaktan öte gidemiyor.

    Bazende beklentiye sebep oluyor.sema hanımın yazdığı gibi davrandım şimdi benim eşimde şöyle davranır mı diye.eşini tanısa da insan ufak bir ümit işte ama çoğu zaman hüsran.kitaplarınızı okudum.ellerinize sağlık.eşim bana ders alayım diye hediye etti sinir bozucuydu ama okudum.şimdi onunda okumasını ve üstüne düşenleri almasını umutla bekliyorum.çalışıyordum.şimdi çalışmıyorum bir şey değişmedi düşüncelerimde.çalışırken daha az yoruluyordum.Çocuğumla daha özel vakit geçirebiliyordum.Ayrıca peygamber efendimiz eşinden bir bardak su istememiş.

    Biz neden bu kadar erkeklerin nefsini beslemeye müsaitiz.Tabi ki olmalı ama dozunda fazlası kul hakkına girmez mi?Zihniyet değişmedikçe bu durum değişmez .Önce anne babaların zihniyeti değişmeli.Kız yada erkek yetiştirmek değil insan gibi insan yetiştirmek önemli.Empati kuramayan erkeklerin yetiştirildiği bir toplumda bir de kızlarımızı işlerin tamamını üstlenmeye hazır yetiştirmeyi doğru bulmuyorum.

    • derda dedi ki:

      Katılıyorum.Anneler tembel erkekler yetiştirdiği sürece bu sıkıntılar geçmeyecek.

      • seymen dedi ki:

        Erkekler tembel olmamalı çalışkan olamalı. Ne kadar çalışkan olurlasa o kadar iyi.
        Ama bu çalışkanlıklarını kendi işlerinde kullanmalılar evde değil.

        • Esra dedi ki:

          Seymen bey, babamı hatırlattı sözleriniz, evde çok hizmet beklerdi, ama dışarda çok çalışkan bir adamdı, onun sayesinde tüm ailem bugün çok rahat bir hayat yaşıyor şükürler olsun. Ama babam ne istediğini bilen bir adamdı, annemin dışarda çalışmasına asla izin vermedi mesela, çünkü evde hizmet ve her öğün birkaç çeşit taze yemek beklerdi.
          Yani anneme hem git dışarda çalış, hem gel bana hizmet et, yemek yap demedi. Evde otur, çocuklarıma iyi bak ve bizi besle derdi anneme.
          Şuanki kadınların asıl sorunu, hem annelerimiz gibi olmalarının beklenmesi, hem de dışarda babalarımız gibi çalışmalarının beklenmesi. Yani hem ana, hem baba oluyoruz. Ve bu iki kişilk hayat tüm psikolojimizi bozuyor. Bazen eşimizden bile nefret ediyoruz, çünkü bu hayattan dolayı etrafta bir nefret nesnesi arıyoruz.
          Demem o ki erkeklere, ya eşinize yardım edin, ya da onu dışarda çalıştırmayın kendiniz geçindirin.

      • Fatıma dedi ki:

        Çok doğru..

    • semamarasli dedi ki:

      Hangisi doğru hanımefendi. Olağan günler dışı ayrı bir yazı konusu olabilir fakat şu bir gerçek ki pek çok hastalık karı-koca iletişim bozuklukları yüzünden oluyor. Mesela başağrıları, bel boyun fıtıkları, rahim hastalıkları iletişim gerginlikleri yüzünden vücudun verdiği tepki. Bu konuda yurt dışında yapılan çok araştırma var. Muhabbetli karı-kocalar daha az hastalanırken çatışmalı çiftler daha çok hastalanıyorlar. Siz anladığım kadarıyla yazılarıma ve kitaplarıma biraz gıcık olmuşsunuz eşiniz tarafından size geldiği için. Bazen nefis araya giriyor ve eşim bana bu kitapları getirdi sanki kendi mükemmel mi hata yapan ben miyim neden ben bir şeyler yapmak zorundayım gibi bir tepki bazı hanımlarda oluyor. Bunun yanında o kadar çok hanımlardan teşekkür ve dua geliyor ki bir gün yayınlayayım inş. Öyle geçici etkiler de değil. Siz bir kere de nefsinizi aradan çıkarıp okuyun, belki daha farklı bakacaksınızdır. Erkeklein yetişme ise ilgili de bir gün yazacağım inş. Selamlar…

      • abdullah dedi ki:

        sema hanım size çok teşekkür ediyoruz bu tip kadınlar kadın olduğunuz için çekemiyorlar yazıları hep başka tarafa çekmeye çalışıyorlar allah onları ıslah etsin

      • Süheyla dedi ki:

        Sema hanım,size gelen teşekkür ve dua maillerini ve insanların hayatlarının nasıl değiştiğini ben de çok okumak isterim.En kısa zamanda yayınlarsanız çok sevinirim.

    • ali dedi ki:

      sema hanımın yazdığı gibi davranmamış olabilirsiniz. ya da kısa vade de hemen değişim bekliyorsunuz. şimdi tab sorunların ne olduğu da önemli. mesela bi kayınvalidem var. çocuklarının üstüne o kadar düşüyor ki yazıda geçtiği gibi sanki kendi yediği çocuklarının karnına gitse o yiyiyerecek. çocuklarını alıştırmış. hepsi de adımm atacakları zaman annelerinden izin alıyorlar. tabi bu durumu damadından da istiyor (yani benden) ben de onun istediği gibi olmadığım için koparıyor yaygarayı. sürekli laf sokuyor. karımı sürekli yönlendirmeye çalışıyor. bu da ailede sorunlara sebep oluyor tabi. yani demek istediğim eğer benim kayınvalidem gibi istekleriniz varsa eşinizden, tabiki sema hanımın kitaplarını da okuyup öyle davransanız bile erkekte bi değişme olmayacaktır.sonra değiştiremedim diye kendinize kızarsınız. Rabbim karınlara ve erkeklere değişik özellikler verip dğişik şeylerden sorunlu tutumuştur. hemm siz, hemde eşiniz dünya imtihanını biraaz kolaylaştırın birbirinize. gerçi birimizi öbürümüzle bile imtihan eder Rabbim. önemli olan doğru davranmak. şeytanın fısıltılarına uymamak. Rabbim hepimize nasip etsin

    • seymen dedi ki:

      “kitaplarınızı okudum.ellerinize sağlık.eşim bana ders alayım diye hediye etti sinir bozucuydu ama okudum.şimdi onunda okumasını ve üstüne düşenleri almasını umutla bekliyorum.”
      Okudum ama üstüme düşenlerin üstüme düştüğüne inanmadığım için yapmadım!
      Eşim okusun üzerine düşenleri yapsın!
      En iyisi siz işe tekrar dönün eşiniz çalışmayı bıraksın!

    • Mehmet Emin dedi ki:

      Peygamber efendimiz çok eşliymiş desek o peygamberdi dersiniz. Zımnen olay şudur. Peygamberimizin eşlerimübarek annelerimiz onun bir bardak suyu istemesine bile fırsat bırakmayarak gül gibi bakmışlar Güllerin Efendisine… Bir de bu açıdan bakıverin hele ya.

  10. kurtulus dedi ki:

    Sema Hanıma çok teşekkür ederim bu güzel yazı için. Eşine çay ‘ikram’ etmeyi sıkıntı yapan hanımlara şu güzel hikayeyi dinlemelerini tavsiye ediyorum. http://www.youtube.com/watch?v=qlQt9dKMKa0

    • semamarasli dedi ki:

      Uğur bey çok güzel anlatmış bir erkeğin kadından beklentisini. Yorumlarda link paylaşmayı pek onaylamıyoruz çok nadir onaylıyoruz. Yalnız bu dinlenmeli. Teşekkür ederim.

    • kevser dedi ki:

      ben bu linkteki videodaki uğur ışılağın tarifine katılmıyorum……erkekler iyi bir kadınla evlense bile onu hor kullanıyor.benim çevremde ne ne edepli kadınlar var,kocalarının gözü daima dışarıda.kadın kocasına ölçülü sevgi,alaka,ilgi,her türlü şefkat gösteriyor ama erkek yine de aynı!bunu nasıl izah edeceksiniz acaba?ben uğur ışılığın şiirindeki erkeği görmedim,kadını da görmedim(çünkü öyle erkek olmadığı için kadında malum hırçın kadın oluyor)her daim kadınlara hizmetçi muamelesi yapıyorsunuz,ve onlardan bide güleryüz bekliyorsunuz.bana bu dünyadaki en zor iş ne diye sorsanız:”bir erkeğin sevgisini kazanmak”derim.çünkü naapsanız yaranamıyorsunuz….madem ki,kadın erkeği sevdiği zaman,erkek ona bağlanıyor,ona kadınım diyor,onun kölesi oluyor,bu sitedeki başka bir hikayede olduğu gibi(Kadın Erkek Yalnız Kalınca hikayesi)kız erkeği çok sevdiği halde,adamın umrunda değil!bunu nasıl açıklayacaksınız acaba?ya da kocasını seven kadınların,kocaları tarafından sevilmediğini?ben bu yaşıma kadar gördüm ki:kadının sevmesi bişey ifade etmiyor,çünkü güçsüz…erkek sevdiği hatunu alıyor,ve bunun tek nedeni de cinsellik oluyor(itiraf etmek istemeselerde)erkek sadece cinsel açıdan ilgi duyduğu kadına,iyilik,merhamet gösteriyor.tezimi çürütecek babayiğit varsa buyursun….

      • kürşatt-çevre dedi ki:

        yok kevser kardeş herşey öyle değil. bir erkek bir kıza ilgi duyuyor sese bi bakıyor ki düzgün tesettürlü ve kendisi ile evlense hayat onunn için güzel olacak buna inanıyor. aile hayatı o kadınla olacak ve olmalı .. erkek işindeyken veya akşam sohbetteyken hanımını da sohbete bırakacak ve hayatı böyle geçsin bu minvalde yaşlansın istiyor…ama elinden ne geliyor erkeğin hiç.. gidip ona açılamıyor işte.. çünkü erkek onu sadece görmüş ve böyle şeyleri düşünerek beğenmiş tabi güzelde… ama kadın ona -ben seni ilk defa görüyorum tanımıyorum –deyip –reddedecekk–. işte bu hal, erkek için çok zor acayip bir korku… bütün güzel niyetlerini söylediği halde, sadece tanınmadığı için reddedilmekk.. 🙂
        ayıp olmayaxcaksa şunu söylüyeyim. her erkek 13-14 yaşından itibaren rüyalanır… ama pek nadir olarak sevdiği kişiyle kendini görür veya görmek ister. çünkü sevdiği o kıza o haleti yakıştıramaz çünkü o kızı edepli diye sevmiştir… bunu söylediğim için herkesten özür dilerim..

        • kürşatt-çevre dedi ki:

          sese bakıyor diye çıkmış şöyle bir bakıyor ki olacaktı..

        • kevser dedi ki:

          ben erkeğin beğendiğine açılamamasından bahsetmiyorum dikkatinizi çektiyse…..kendisini seven ve saliha olan bi hanımla evli olmasına rağmen onu “çantada keklik” görüp,sevmemesi ilgiyi alakayı çok görmesinden bahsediyorum.ayrıca;bir erkek neden bir bayana açılamasın ki?erkek dili BÜKçE değil NETçE.yani bir erkeğin bugüne kadar sevdiği bir bayana açılamama gibi bir duruma ben hiç şahit olmadım.erkek seviyorsa NETçE gösterir.yukarıda anlattığınız bayan tarifi de çok komik gerçekten,muhtemelen lise veya üniv. öğrencisisiniz,yaşınız küçük

      • TENZİLE dedi ki:

        Sema hanımın birkaç konferansını dinledim,ancak o kadar olaylar basit çözümlenmiyor. yani siz pozitif olunca herşey iyiye gitmiyor. çok güzel,çok ilgili,çok bakımlı,becerikli olmakta yetmiyor. Karşıdaki insanda bunu görecek göz yada gönül olmalı. bende çık insan tanıyorum çok iyiler ama malesef kıymetleri bilinmiyor. VE AKSİNE NERDE AKSİ, BECERİZSİZ V.S. KADIN VARSA DAHA KIYMETLİ.

        kayınvalideye bakış o kadar kolay çözümlenmiyor. mesela yıllardır alttan alıdığınız için hep horlanıyorsunuz ama takmayan,değer bile vermeyen gelinlere daha çok ilgi. NEDEN? ÇÜNKÜ korkuyorlar. kötü ya. laf yok.
        ama ananem annem dedikçe yükleniyorlar.
        tabi istisnalar var.

        ve öyle mükemmel eşleri varken onu aldatan,hor gören erkeler öyle çokki

        canım demeklede, hizmet etmeklede, seksi plmaklada olmuyor.

        karşıdaki insan vicdan ,merhamet sahibi olmalı.
        VE
        ÇALIŞANLAR
        elbet büyük yük kadınlarda ama vicdan olsa ev hanımı bile olsa yardımcı olur,paylaşır zorlukları.
        ev kadınıolmakda kolay deyil.
        öyle hergün ev falan silmiyoruz ama zor yetişiyor insan. Kİ SBAH NAMAZI KALKIP İŞ YAPAN BİRİ OLRAK KONUŞUYORUM.
        BEN

        SEMA HANIM
        FARKLI TİP ERKEKLEr öyle çokki
        TEpSİ ATMIŞ ,KADINA TOKAT ATMIŞ OLAYI YOK BU TOLUMUN ÇOĞUNDA.
        ANNEM mesla rahmetli
        SADECE İYİ OLUP HİZMET EDEN ,ŞIK ALIMLI VE MÜKEMMEL BİR KADINDI AMA BİR SÖZ DEME YADA FİKİR SÖYLEME HAKKI YOKTU. UFACIK ŞEYLERDEN ÇOK DAYAK YEDİ.

        NARSİST ERKEK
        DENEN İNSAN TİPİNİ İNCELEYİN.LÜTFEN.

        ELBET İSABETLİ SÖZLERİNİZ ÇOK AMA OLAYLAR O KADAR KOLAY ÇÖZÜMLENMİYOR.
        İÇEN,İBADETİNE KARIŞAN ,GELİNİNİ KAPALI DİYE HOR GÖREN DAHA NE ANNELER VAR. TORUNU NAMAZA GİDİYOR DİYE MÜDAHELE EDEN. GERÇEKTEN AYIRMAK İÇİN OLMASA BİLE KÖTÜLEYE KÖTÜLEYE KARISINDAN SOĞUTAN ANNELER. MESLE ÇOK BASİT MEMLEKETLİSİNİ ALACAKMIŞ YADA AKRABA.
        BİR AKRABA ARILACAKTI zira anne bizim taraftı ordan biliyorum öyle basit şeylerden gelini eleştirip kötülerlerdiki inanamazdım.ve kocası onu aldattı uzun süre sonra anne vefat etti ve o kişiler yıllardır çok mutlu. aylarca gelinde kalrdı o kız çalıştığı halde nasıl hizmet edrdi ama minicik çocuk ağlasa ilgisiz anne olurdu. oysa hep anneci diyen çokta güzel bir kızdı.

        bazı kadınlar gerçekten çok şanslı ,iyi yada güzel yada çekici yada sexte iyi diye deyil. KOCALARI İYİ İNSAN DİYE <

        YANİ BAHTINDA AÇIK OLACAK.
        BAZILARININ İMTİHANI.
        VE
        BU
        TOPLUMDA
        MALESEF
        KADINLAR DEĞERSİZ.
        BİR KADIN BİLE ÖNCE KADINA DÜŞMAN .
        HEP KADIN SUÇLANIYOR.
        DAYAK YEDİ ! HAKETMİŞTİR!
        ALDATILDIMI!
        BAKIMSIZDIR.

        VE ŞUNU YAPIN KOCANIZA YARANIN YADA KAYINVALİDENİZE VEYA ARKADAŞA.

        BİRKAÇ SEMİNERDEDE BU TARZ KADIN İSTERSE HERŞEY HARİKA OLUR TARZIYDI. MUTLAK O TÜR OLMASI GEREKEN VAR AMA 40 LI YAŞLARIN KADINLARI DEYİL. BELKİ YENİ NESİL.

        UZUN OLDU AMA BENDE BİR EĞİTİMCİYİM VE ÇOK VELİ İLE GÖRÜŞTÜM VE ÇOK AİLE TANIDIM. VE 48 YAŞINDA ARTIK BİRAZ HAYATI ÖĞRENİYORSUNUZ.

        YİNEDE SAĞOLUN. İNSANLARA DOĞRU MESAJLAR VERİYORSUNUZ AMA BİRAZ DAHA ÇERÇEVE GENİŞ OLSA DERİM.

  11. Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    saygıdğer sema hanım çok güzel yazmış yine…sema hanım bu yazısıyla aslında çalışan kadınların aile hayatlarına atıf yapmış yani kadınların yerinin evleri (mutfakları) olduğunu söylemiş dolaylı olarak ihtiyaçları yoksa çalışmamaları gerektiğini söylemiştir…ama herkes kocanın ev işlerine yardımına,Çayına takmış hayret dogrusu.! arkadaş kadının fıtratında vardır evi çekip çevirmek kocaya ikram etmek neden hala erkekte çay getirsin deniliyor bir türlü anlamıyorum! herkes ne zaman kendi fıtratını yaşayacak yada yaşayabilecek inşAllah tez zamanda düzeliriz pek umudum olmasada…

  12. gulbeyaz dedi ki:

    kadinin rahminde besledigi onun bebegi ,evlendigi ise sevdigi yetiskin bir adam.sanirim bunu ayirt edemiyoruz..
    A.Kurucanin “esiniz anneni degildir”diye bir yazisi var.orada 3 cocuklu bir kadin aksam misafirleirne ikram yetistirmeye calisrken kocasindan yardim istemesi ve kocasinin bunu keskin bisekilede red etmesi uzerine bir aile danismanina gittiklerini ,danismanin kim hakli kimin gorevi olarak olaya bakmayip,erkegin gecmisine giderek,cocuklugunda annesinin ona sadece cop dokturmekte yardim istedigi baska hic bir talepte bulunmamis olmasini,bununda erkkete cop atmaya cok kolay razi olurken bulasik yikamayi bilinc altinin son deerece net sekilde redetmesine sebep oldugunu kesfeder.”
    yani fitrat degil,sonradan kazanilmis,ogrenilmis bir beceridir ev isleri.
    erkek cocuklarimizi arkalarini toplamayi,kendilerini bakabilmeyi vermemiz lazim.evin hanimi bir yerlere gitse 1 hafta evden uzak kalsa,varsa yetismis oglu ve kocasi sefil sefil kapiya bakiyorlarki biri yemek getirecek mi,gelip evi temizleyecek ,ortaligi ta[poarlayacak mi,ne gereksiz bir acizlik?
    iyilik yaptigi sanilriken aslinda anne oglunu hazirciliga ve sorumsuzluga ittiginin farkinda degil.bize gorenek olmus seyleri icsellestirmek icin yapmacik bir zorlama,bilimsel soslarla bezeme halimiz var.
    ornegin hem kiz hem oglan okula gider ,gun boyu sosyal hayatta ayni odevlerel yogrulurla ama eve gelince oglan ya bilgisayar basina ,ya arkadaslariyle bisiklet surmeye cikarken kiza mutfagin ,camasir makinesin hatta erkek kardesinin odasi gosterilir bir hal vermesi icin??tamam kiz bunlari ogrensin ,peki oglan nerde neden is bolusumu yok?
    hatta peyg.sav hanimlarina meyve soyup elleriyle yedirdigi rivayet geliyor.
    erkekte karisina cay getisin,kadin gibi kirita kirita sacini savurark degil;,erkek gibi getirsin,vakur ve sevecen, edasiyla getirsin…

    ev isleri kucuk gorulmuyor,sonucta herkes kendi arkasini toplasada duran sehpa tozlanir tozu alinmasi gerekir.evin hanimi bunu yapmasa disardan yardimci alacak parayla yaptirmak icin yani bu baslibasina bir “is sahasi”zaten.kucuk gorulen sey ev isinin abrtili bir sekilde kadinlarin tek problemi olmasi.yani butun gun halidaki lekeyi kafasina takip uzulen ,kocasi ve cocuklari sosyal hayatta zihinsel.kulturel mucadele ve degisim vverirken onlardan ruhen bosanmis, ayri dusmus yerinde sayan ,kendini gelistirebilecek etrafina soyleyebilecek sozu olamayan kadinlarin durumu ..

    • derda dedi ki:

      Ev işi keşke sadece yemek yapmak,çay servis etmekten ibaret olsa.Yaparız geçer.Ama benim sadece eşimin sağa sola fırlattığı çorapları,çamaşırlar toplamam yarım saatimi alıyor.(Şu an hali hazırda 7-8 çorap tek başına duruyorlar,çiftleri evde kayıp:)) Üstelik her yere peşimden mızmızlanarak gelen bir bebekle.Eşim eve yardımcı gelmesine karşı,akşamları onun yanında iş yapmama karşı,kendisi yapacak ama vakti yok :)) Öyle pislik içinde oturuyoruz evde.Ütüler deseniz sele sele duruyor bir kenarda.Takma kafana diyor geçiyor eşim.Bana ise tozlu evde öksürük,kafamda yapılacak işlerin uzayan listesi kalıyor.

      • semamarasli dedi ki:

        Derda hanım yardımcı da geliyormuş niye bitmiyor bu işler ben anlamadım. Niye sele sele ütü var. Her şeyi mi ütülüyorsunuz? Çok afedersiniz bütün ailenin iç çamaşırlarını ütüleyen hanımlar duydum. Ya da bebeğin kıyafetlerini. Ne gerek var. Abartmayın bu kadar. Ölümlü dünya biraz rahat olun. Bir ev hanımı tabii ki akşam eşinin yanında iş yapmamalı, gündüz olduğu kadar yapın. Akşam eşinizle geçirin. Bu ev işleri konusunda bir kaç yazı lazım galiba. Bence hanımlar ev işlerini fazla abartıyorlar, yapamayınca yetişemeyince de kafalarında büyütüp dert edip çatacak yer arıyorlar.

        • derda dedi ki:

          Sema Hnm yanlış anlamışsınız.Ben tam gün çalışıyorum.Ve eşim eve yardımcı almama izin vermiyor.İç çamaşırı ütülemem hayatta.Eşimin ve benim kıyafetlerim yetiyor zaten,onları da sadece giyeceğimiz zaman sabah on dk erken kalkıp ütülüyorum.(sabah kalkış saatim 6:00)Bebeğimide alıp eve gelmem saat 19’u buluyor.Yemek yapıyorum,yiyoruz,bulaşık,çay,meyve..vs.Ben istiyorum ki eşim oğlumla ilgilensin ben en azından zaruri işleri yapayım(her gün bir kısım yapsam yeter)Ama eşim yanında oturmamı istediği için ben yerimden kalkamıyorum.Herkes uyuduktan sonra da(gece yarısı) benim evi işi yapmaya halim kalmıyor.Benim üzüldüğüm oğlumun dağınık ve pis bir evde o dağınıklığı görerek büyümesi.Eşim arada yardım ediyor.Aslında benim eşimle tek sorunum kaliteli vakit geçiremeyişimiz.Onunla oturup iki satır kitap okusak,bir konu hakkında konuşsak bana dünyaları vermiş olacak.Ev işi ..vs olur gider.Ama bu evlilikte beni tatmin eden kaliteli zaman diye birşey yok.Ama bu durumu düzeltemiyorum.Eşim okumayı sevmiyor,malayani işlerle meşgul olmayı seviyor.(Tv,internet) En kötüsü bunları yaparken beni de yanında istiyor.İşte benim hayatımı basitleştiren,sıradanlaştıran ve beni mutsuz eden tek şey bu.Ben her zaman hayata belli hedefler doğrultusunda baktım.Eşim ise beni hayalperest olarak görüyor.Şu anda sırf aile huzurum için sıradan bir hayatı yaşıyoruz.(herşey eşimin istediği gibi)Ama peygamberimizin “iki günü bir olan ziyandadır” sözüne binaen hayatımız ziyan olup gidiyor.

          • Selda K dedi ki:

            Derda Hanim, bende de benzer bir durum var.. esim aksam oturup dizi izlemek istiyor ve ben yaninda olayim istiyor..benim icinse hayatimin her gun 2 saatini aptal bir televizyon dizisi icin vermek hem gunah, yazik hem de cok cok bos..ben bir seyler okumayi (kitap, internet) tercih ediyorum..ilk baslarda cok zorlandim, simdi mesela o diziyi actiginda onun sormasina gerek kalmadan gidip bir cay koyup getiriyorum ikimiz da caylarimizi icerken bazen basimi kucagina ya da yakinina koyup bir kitap aliyorum elime..boyle boyle yumusakca gecis yapiyorum:)..yoksa hicbirsey siyah-beyaz degil, dusunsenize kim kimi 2 saat mih gibi gozleri ekranda istemedigi birseyi izlemeye zorlayabilir, iskence bu resmen..

          • Süheyla dedi ki:

            derda Hanım ve Selda K Hanım,çok özel olmazsa bir soru sormak istiyorum.Sizlerle bu kadar zıt kutuplarda olan insanlarla nasıl evlendiniz?Sizleri bu evliliklere ikna eden nedir?

      • seymen dedi ki:

        Ev işlerini yetiştirememeniz acemilikten kaynaklanıyor. Benim eşimde ilk yıllarda öyleydi.
        Mesela eşiniz genelde çoraplarını aynı yerde çıkarıyordur ve aynı yerlere atıyordur, bu yerleri zamanla öğrenirsiniz hatta ezberlersiniz, şimdi yarım saat süren toplama işi beş dakikada biter o zaman.

        • derda dedi ki:

          Ev işlerini yetiştirememeniz acemilikten kaynaklanıyor OLSA GEREK.demeniz gerekiyor.Çünkü öyle değil.Benim annemde çalıştığı için yemek yapmaya ve ev temizlemeye başladığımda takribi on yaşlarındaydım.Şu an yapamamanın tek nedeni vakit bulamamam,bulduğum vakitte de eşimin yaptırmaması,bizde onu hoşnut etmek için he diyoruz.Ayrıca fırlatılan çorapların istatiğini tuttum,belli noktalarda toplanmıyorlar,her yerde karşınıza çıkabiliyorlar.Kadınlar sizin düşündüğünüz kadar da aptal değil seymen bey,selamlar.

          • Süheyla dedi ki:

            Benim küçük ağabeyim bekarken acaip derecede dağınıktı.Sabah işe giderken pijamasını odanın yüzüne bir savuruşu vardı ki:)büyük ağabeyim onun dağınıklığına acaip sinirlenirdi.Hatta bize”sakın bu pijamayı kaldırmayın,akşam kendisi gelip katlayacak”deyip bize elletmezdi.Tabi sonuç hüsran:) o dağınıklığıyla evlendi.Ağabeyimin eşi ikinci hamileliğinin ilk üç ayını çok ağır ve yatakta geçirdi.O hayatta çorabını,pijamasını kaldırmayan ağabeyim,karısı hiç bir şey yapamadığı için bütün evin işini yapmaya başladı.Ev süpürmekten tutun bulaşık yıkamaya kadar.Sadece yemek yapamıyordu onuda ya gelip bizden yemek götürerek hallediyordu ya da biz gidip yemek pişiriyorduk.

            Peki benim bu kadar dağınık olan ağabeyim nasıl olduda ev işlerinde bu kadar başarılı oldu?Bana kalırsa bunun tek bir sebebi var, o da çok merhametli olmasıdır.

          • seymen dedi ki:

            Kimseye aptal demedim. Çalıştığınızı unutarak yorum yapmışım.
            Eşi çalışmak zorunda olan beyler tabi ki ev işlerinin (kendilerine uygun) bir kısmını üstlenmeli.

        • kübra velioğlu dedi ki:

          Seymen Bey espri yapıyorsunuz sanırım. Demiyorsunuz da en azından şu çorabı dahi düzgün düzgün çıkarayım hanımın istediği gibi , tam tersi hanımınızın sizin peşinizde hafiyelik yapıp çorap yeri tespit radarı kurmasını bekliyorsunuz 🙂 süpersiniz inanın

      • abdurrahim dedi ki:

        derda hanım merhaba: bey efendi galiba çok çalışıyor o yüzden vakit bulamıyor ayrıca çorap meselesi bana çok garip geldi. umarım bir gün bulursunuz çorapları.sağlıklı vede mutlu günler seninle ve sevdiklerin le olsun….

        • derda dedi ki:

          Abdürrahim Bey,çoraplar işin latifesi (fakat tek çoraplar da bir vakıa).Tek sorunumuz çoraplar olsun.İyi dilekleriniz için teşekkürler.Bilmukabele diyorum.

          • abdurrahim dedi ki:

            derda hanım merhaba: umarım hayattan istediğiniz gibi yaşarsınız ALLAH başka dert vede keder vermesin hersey gönlünüzce olmasıyla dilegiyle:sağlıklı vede mutlu günler sizinle ve sevdiklerinizle olsun….

    • semamarasli dedi ki:

      Gülbeyaz hanım erkeklerin ev işi yapmaları konusunda bir yazı yazacağım yakın zamanda inşaallah. Konuyu orada daha geniş konuşabiliriz.

      • Selda K dedi ki:

        Sema hanim lutfen bu konuda bir yazi yazin..Cok yakin bir hanim arkadasimda gordugum bir ornek var..Esi issiz bir suredir ve butun gun evde oturuyor, bu hanim ise hergun ise (mecburen) tam gun gidip aksam gelip Derda hanimin dedigi gibi yerde kocasinin attigi coraplari topluyor..Dusunun bir erkek ki butun gun evde oturup calismiyor, karisinin aksam gelip pisligini toplamasini bekliyor..Bu erkek cocuklari cok cok kotu yetistiriliyor..Buradan erkek cocuk annelerine gerekirse yalvariyorum: ne olur cocuklarinizi seyh, pasa, padisah gibi yetistirmeyin, kibirlerini bu kadar beslemeyin, ortalik ne yazik ki elinden hicbir is gelmeyen ama etrafindaki herkesin ona hizmet etmesinin hakki oldugunu dusunen erkek(!)lerle dolu

        • abdurrahim dedi ki:

          selda hanım bahsettiğiğniz gibi degildir.toplumuzda sizin bahsettiğiniz gibi bazı örnekler olabilir ama genel olarak öyle değildir.egerki bir aile kendi çocuklarına temel bilgileri vermezse sonuçlar farklı olur. ben kendim çocuklarıma odalarını toplamaları konusda çok hassazım egerki çocuk dışarıdan geldiyse hemen elini ayagını yıkaması konusunda uyarılır bu geleçek acısından iyi sonuçlar verir düşüncesindeyim.
          sağlıklı vede mutlu günler seninle ve sevdiklerin le olsun….

    • seymen dedi ki:

      Bir evlilikte kadının görevleri başkadır erkeğin görevleri başkadır. Kadının her yaptığını erkekte yapsın demek feminizmden başka birşey değildir. Erkeğin yapması gereken işlerden uzak durursanız kendi yapmanız gereken işlerde çok ağır gelmez herhalde diye düşünüyorum. Yapılan birşeylerin hemen karşılığını beklemekte çok makul değil.
      Erkek çay getiremez, getirmemelidir. Erkeklerin ev işlerinden biraz anlamaları iyidir. Fakat bu yapılacak işlerin çok fazla olması durumunda yardımcı olma; yalnız kalma, hastalık gibi durumlarda idare edebilmek için olmalıdır.
      Bu zamanda okula giden kızlar da dediğiniz gibi değil maalesef. Erkek çocuklar tabi ki odasını toplamalı. Çöpü dökmek basit alışverişleri yapmak, küçük kardeşlerini okuldan almak gibi işleri erkek çocuk yaparken, sofrayı hazırlama kaldırma işlerini de kız çocuğun yapması makul. Şu eşitlik davasından vazgeçin. Eşit olmak yok eşdeğer olmak var.

      • derda dedi ki:

        Seymen bey sizin yorumlarınızın isabetli olmadığını düşünüyorum.Bir kadın dayak yedim diyor,siz “yemişseniz haketmişsinizdir” babında birşeyler söylüyorsunuz.Kimse eşitlikten dem vurmuyor,ama siz öyle demiş gibi itham ediyorsunuz.Yorumlarınızı,yorum yaptığınız yazının tamamını bir bütün içinde ele alarak yapmıyorsunuz.Hayata bakış açsınız yorumlarınıza çok yansıyor,empati ise sıfır.Size sadece şunu söylemek istiyorum.İbrahim Canan’ın Hz.Peygamberin sünnetinde terbiye konusunda fıkhı olarak evlilikte kadın ve erkeğin rolleri bölümüne bir bakın.Kadın hukuki olarak hiç birşey yapmak zorunda değil,erkek gerekiyorsa hizmetçi tutmak zorunda,ve gerekiyorsa yemeğini kadının ağzına koymak zorunda.Cumhurun görüşü budur.Ama sizin bahsettiğiniz örfi hukuktur.Ve bizde örfi hukuka göre eşlerimize,babalarımıza hizmet ediyoruz.Mükafatı Allah’tan.Üstelik bu ev işleri mevzunda Sema Hn’da kadın eğer çalışıyorsa eşi yardım etmek zorunda diyor.Kadın ve erkek eşit değildir.Fakat haklarını ve rollerini Kuran ve hadisler gayet güzel belirlemiştir.Siz kendi hayat tarzınıza göre yaptığınız rol paylaşımınızı (çöp dökme,sofra toplama..) kendi ailenizde uygulayın ama bunu kanun gibi sunmayın lütfen.Çünkü değil.Selamlar

        • Selda K dedi ki:

          Aslinda bu konuda Sema Hanim bir yazi yazsa cok iyi olur. Aliskanliklarimizin hangileri orfi hangileri dini, bunlar birbirine cok karisiyor kanimca..
          Selamlar

        • seymen dedi ki:

          “yemişseniz haketmişsinizdir” dediğimi söyleyerek beni itham etmişsiniz. Eğer böyle düşündüğüm bir durum olsaydı bunu açıkça ifade etmekten çekinmezdim. İftira etmişsiniz.
          Hayata bakış açımı nasıl bilebiliyorsunuz da bunun yorumlarıma yansıdığı kanısına varıyorsunuz.
          Kadın hukiki olarak hiçbirşey yapmak zorunda değilse, erkekte bir baraka, bir tas çorba ve iki kat giyecek sağladığı zaman hukuki olarak görevini yerine getirmiş olur. Örfi hukuk şerri hukukun bir parçasıdır ve örfi hukuka göre erkeğin duruma ve imkanlarına göre evine hizmetçi tutması gerekebilir. Ki ben hukuktan falan bahsetmedim.

  13. salih dedi ki:

    kitaplarınızı yeni yüzüyle aldım. Çok güzel olmuş. Eski kapaklı kitaplarınızı birilerine hemen hediye ettim. Belki kitapalarınızdan en az 40 civarı alarak hediye ettim. sizi haber 7 tanıdım. Eğer konferanslarınız versa iletişim kurabiliriz. Eğer imkanınız varsa kendi siteniz haricinde başka bir sitede daha yazılarınızı yayınlasanız olamaz mı. sizinle bir insan tanışması demek Allah’ın izniyle aile hayatını yoluna koyması ve dünya da da huzurlu olması demek olarak düşünüyorum. Kitaplarınızı çok almak istesek (7kitaplı setinizde 15 set alsak daha ucuz bir fiyat yapılabilir mi? Sizi takip eden fakat size yazı yazamayan yüzlerce insan var bilin. selam. Yüreğinize ve kaleminize teşekkürler. Sizin gibi son kale olarak kalan aile yuvasını yapan – tamir eden insanların çoğalması Rabbimden en büyük temennim. Size dğnya kadar ihtiyaç var. selam

    • semamarasli dedi ki:

      Teşekkür ederim Salih bey, Konferanslara katılıyorum fakat İstanbul dışı az çıkıyorum. Başka bir sitede yazma işine gelince Haber 7 yi bırakınca çok yerden teklifler geldi fakat o sıra kitap çalışmalarım olduğu için kabul etmedim. Maaşallah bu yıl kitap açısından bereketli bir yıl oldu. Şimdi de seminer ve eğitim programlarım olduğu için ancak sitemize yazmaya yetişebiliyorum, İkinci bir yere yetişmem biraz zor. Sitemizin tanıtımını belki artırabiliriz daha çok kişiye ulaşsın diye. Kitaplarımı hediye etme konusunda gayretiniz için ne diyeyim bilyimorum, en büyük ve en güzel dua “Allah razı olsun” Rabbim sizden razı olsun, gayretlerinizi bereketlendirsin. Takım kitap alma konusunu sizin için yayınevemle konuşacağım. Siz bana semamarasli@gmail.com adresine mail gönderirseniz size bilgi verebilirim. Tekrar teşekkür ederim, size ve sizin şahsınızda kitaplarımı alıp hediye götüren, düğün ve nişanlarda dağıtan, gayretle tanıtımını yapan bütün okurlarıma… Rabbim faydasını artırsın, yuvalara huzur mutluluğa sebep olsun inşallah.

      • abdullah dedi ki:

        allah razı olsun salih beyin son kale sizsiniz cümlesine katılıyorum ilk defa sizin gibi bu konuda cesur yazı yazan birini görmedim allah sizden razı olsun teşekkürler

  14. Gül dedi ki:

    Allah razı olsun. Okurken şoka girdim aynen beni yazmışsınız, bu kadar olur yani

  15. yasemin dedi ki:

    Maşallah,çok güzel bir hikaye.İyiki ebeannesi gelmiş o olayın üstüne 🙂

  16. rumeysa dedi ki:

    çok sıcak ve samimi bir hikaye olmuş.. ellerınıze saglık sema hanım.. yazılarınızı sohbet meclslernde hatta esımle paylasıyorum.. ve tesırı olacagına ınanıyorum..sız hep yazın.. saglıcakla ..

    • semamarasli dedi ki:

      Teşekkür ederim, Rümeysa hanım. Genellikle beyler hanımlarına gönderiyor diye biliniyor yazılar. Yazılarımı eşiyle paylaşan hanımlar olduğunu da yorumunuzla hatırladık.Sağolun.

  17. esra dedi ki:

    Allah razı olsun , yine tam da benim için yazılmış bir metin diyebileceğim türden. Ben de mutfağa ve ev işlerine malesef çok uzak biriyim,nişanlıyım üniv.son sınıf öğrencisiyim ve nişanlımın hep yardımcı olacağı ümidindeyim ama yazıdan da anladığım kadarıyla iş başa düşecek 🙂

    • yasemin dedi ki:

      Yardımcı olabilir,öyle bir ihtimal var.Ama isteklerini detaylı ve net şekilde söylemen gerek.Örneğin bulaşık makinasını boşalt derken yerlerine koy da demen gerek.Yoksa sadece boşaltıp ortada bırakabilir. 🙂 çok zorda kalınca bazen istiyorum bişey yapmasını ama hep eksik.detaylı düşünemiyorlar gerçekten.sen öyle demedin ki oluyor sonra da 🙂

    • Kübra Velioğlu dedi ki:

      Nişanınız ve evlilik hayatınız hayırlı olsun Esra Hanım . Aslında eşinizin size yardım edip etmeyeceğini şu anki aile yapısından çıkarabilirsiniz gibi geliyor bana. Ne biliyim kayınbabanız kayınvalidenize yardım ediyorsa eşiniz de mutlaka etkilenmiştir bu durumdan ve size yardım edecektir gibi geliyor bana 🙂

      • esra dedi ki:

        Allah razı olsun nişanlım yedi yıldır öğrenci hayatı yaşıyor , elimden gelir yaparım diyor ama bıkmış bir hali var farkediyorum kurtarılmayı bekliyor 🙂 ben de hiç hevesli biri değilim rabbim hanımlara şevk versin 🙂 annelere de gerçekten büyük iş düşüyor. Okul , sınavlar derken hiç bir şeye el attırmadı şimdi de beni öyle alıştırmamış gibi mutfağa girmeyince kızıyor 🙂 bizler bu yanlışlara düşmeyelim inşallah

        • Kübra Velioğlu dedi ki:

          Merak etmeyin bir şekilde hallolur inşallah hepsi. Bende sizin gibiydim. Canım çok istemezse girmezdim mutfağa ve aşırı tembeldim. Odamı bile toplamaya üşenirdim 🙂 Ama şimdi bir şekilde hallediyorum çok şükür. Evim derli toplu sayılır. Hafta içi işte olunca haftada bir mutlaka süpürmeye çalışıyorum. Her ne kadar derli toplu olmaya çalışsanda mutlaka toz oluyor ortalık. Bir şekilde mutfağa girincede kimseyi açlıktan öldürmeyecek şeyler çıkarıyorum ortaya. Ayrıca eşim hayatımda ilk defa bir yemek türü veya pasta börek türü yapacaksam(ki çoğu hanımın yıllardır basit olarak yaptığı şeyleri ben ilk defa yapıyorum) onu ilk defa kendisine yaptığım , tadına ilk olarak kendisi baktığı için ayrıca mutlu oluyor 🙂 Çok şükür Rabbime benim en büyük şansım eşim. O bana destek oluyor , acemiliğime rağmen yaptıklarımı beğeniyor .Bu yüzden ben daha çok teşvik oluyorum gaza geliyorum. Yaptıkça yapasım geliyor 🙂 İnşallah eşiniz size de destek olacak diye düşünüyorum. Tabi ki kendi yapmak istemeyecek. Sonuçta hem bunca yıldır yapa yapa bıkmış , hemde görevi değil. Ama sadece diliyle bile ” benim karım yapar , ben ona güveniyorum” tarzında bir cümlesi bile size bu işleri hevesle yaptırmaya yeter emin olun 🙂

  18. abdullah dedi ki:

    allah razı olsun mükemmel

  19. Kübra Velioğlu dedi ki:

    Sema Hanım , daha önce 2-3 kere okumuştum bu hikayenizi. Ama yeniden okumak ihtiyacında hissettim kendimi. Benim için çok gerekli bir zamanda hatırlattınız bu yazıyı.Bende akşama kadar işteyim. Sabah eşimle beraber çıkıyoruz evden , akşam beni alıyor ve beraber dönüyoruz. Eve aynı anda girince ,ben direk mutfağa. Gerçi çok şükür huysuz bir eşim yok . Kahvaltılık bişeyler hazırla uğraşma der ama bu seferde benim içime sinmez. Mutlaka bişeyler yapmak istiyorum. Buraya kadar sıkıntı yokta şu çay konusu yok mu 🙂 ikimizde seviyoruz çay içmeyi. Bazen derim ki sen demlede bir gün ben içeyim senin elinden. Sanki bu hikayeyi daha önce okumuş gibi (ki okumadı biliyorum) senin elinden içmek benim daha hoşuma gidiyor der. İyi de mübarek adam birgün de ben içeyim senin elinden de benim hoşuma gitsin dimi ya 🙂
    Bu arada kapaklar çok sevimli , çok eğlenceli gözüküyorlar .Hayırlı olsun yeniden .yeni kapaklarıyla bol bol okuyanları olur inşallah .

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bağışlama menekşenin kendini ezen topuğa anında bulaşan güzel kokusudur. ” (George Roemisch)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku