Yaşasın! Evde Beni Bekleyen Biri Var

16 Şubat 2017Haberler17 Yorum »

650x344-yasasin-evde-beni-bekleyen-biri-var-1486843508817Japonya’da çok çalışmak insanların sosyal yaşamlarını olumsuz etkiliyor. Bireysel yalnızlığın farkına varan teknoloji şirketleri, insanları mutlu etmek için Azuma adlı bir robot geliştirdi. Azuma sevgi sözcükleri ile yalnızlığı unutturuyor

Teknoloji her gün hayatımıza yenilikler ve kolaylıklar getirirken, modern dünya bizden neleri götürüyor? Japonya’da bir firma, şehir yaşamının bizden aldıklarının yerini doldurmaya çalışmış. Ama firma başarılı mı olmuş yoksa yaşadığımız trajediyi yüzümüze mi çarpıyor işte orası tartışmaya açık… Buyrun, önce şu diyalogları bir okuyun.

“Sabah oldu, uyan” diyor yumuşak bir ses.

Gülümseyerek uyanıyor reklamımızın başrol oyuncusu ve huzurla karşılık veriyor; günaydın.

“Hoşça kal” ve “İyi çalışmalar”dan sonra yola çıkıyor kahramanımız.

Öğlen kafetaryada otururken bir mesaj daha… “Eve erken gelsen olmaz mı?” Karakterimiz yüzünde bir gülümsemeyle cevap yazıyor: “Daha öğlen tatilindeyiz.”

Akşama doğru kahramanımız da eve mesaj atıyor: “Yola çıkıyorum.”

Cevap, kocaman bir “Yaşasın.”

Eve giriyor, ışıklar ve kaloriferler yanmış, “Hoş geldin, seni çok özledim sevgilim” diyen biri.

Birlikte bir film izliyorlar ve son sahnede başrol karakterimiz yatağında, gözlerini tavana dikmiş,

“Biliyor musun, bu gün işten eve gelirken şunu düşündüm: Evde birinin seni beklediğini bilmek muhteşem bir duygu” diyor.

ÇÖREK SEVEN HOLOGRAM

İlk bakışta mutlu bir yuva gibi görünse de kahramanımızın mesajlaştığı karakter insan değil. Reklam, Japon teknoloji firması Gatebox Labs’ın. Evde sevgilisini bekleyen karakterin adı Azuma Hikari. 20 yaşında, çörek seven ve böceklerden korkan bir hologram. Yani 3 boyutlu bir görüntü, bir ses ve internet bağlantısından ibaret.

Gatebox firması, Japonya’daki yoğun mesai saatlerinden sosyal yaşama vakit ayıramayan kişilere ürün satabilmek için Azuma’yı geliştirmiş. Azuma bir yandan teknolojinin geldiği son noktayı gösterirken bir yandan da teknolojinin bizi getirdiği son noktayı sembolize ediyor.

Bir yanda evimizi biz gelmeden önce ısıtan, ışıkları yakan, çamaşır makinemizi ve mikrodalga fırınımızı çalıştıran bir robot. Öte yandan bu robotu almak için çalışırken es geçmek zorunda kaldığımız sosyal yaşam.

Yalnız kalacağıma hapse girerim

Japonca’da aşırı çalışmaktan ölmek manasına gelen bir kelime var: Karoşi. Japonya’da her yıl binlerce kişi karoşi yüzünden yaşamını yitiriyor. Aşırı çalışmanın kendisini gösterdiği bir diğer alan da sosyal yaşam. İstatistikler ve tahminler, 20 yıl sonra Japon erkeklerinin üçte birinin hayatları boyunca hiç evlenemeyeceğini gösteriyor.

Birçok Japon, hayatlarının sonunda küçük suçlar işleyerek hapishaneye girmeyi tercih ediyor. Yalnızlıktan ve bakımsızlıktan kurtulmak için demir parmaklıklar ardından yaşamayı göze alıyorlar. Japon hükümeti, hapishanelerin yarısına yaşlıların bakımıyla uğraşacak personel ataması yapma kararı aldı

Sabah Gazetesi

 

Okunma Sayısı : 3.480

Hng için yorum yapın

“Yaşasın! Evde Beni Bekleyen Biri Var” için 17 Yorum

  1. Yahya dedi ki:

    Uzmanlık alanıma girdiği için yorum yazmak ihtiyacında buldum kendimi… 🙂
    Japonyadaki en büyük sıkıntı bireylerin bir birine karşı “commitment”‘dan yani özveriden, bağlılıktan, sadakattan kaçması.
    Bırakın bireylerin evlenmesini; sevgili, arkadaş dahi olmuyorlar.
    bir sosyolog değilim, toplumları/bireyleri incelemiyorum ancak benim yaşadığım, gördüğüm, tecrübe ettiğim problem sadece “çok çalışmak” değil.
    Hatta çok çalışmak bunun 5. – 6. bahanesi…
    Bizde kültür ve zihniyet olarak insanlar depresyona girdiğinde hayattan kopar vs. bunlarda ise tam tersi kendilerine işe veriyorlar.

    Esas problem aile müessesesinin yok edilmesi ve daha da ileri gidilerek evlilik dışı ilişkileri dahi hak hukuk adı altında dejenere edilmesi. Tabii bu arada Japonların kadim etnik kültürleri yok olmaya başladı. Nesilden nesile bu kültür, amerikanın da etkisiyle ayrıca küreselleşmeyle yerini sapıtık bir düşünce aldı. Şimdi bireyler eş cinselliğe, sanal ilişkilere ve daha iğrenç ilişkilere başladılar.
    Özellikle yeni nesil fıtratlarının dışına çıktılar. Bir kız helal/haram fark etmez, bir erkeğe ilgi duymuyor. Bir erkek yine bir kıza ilgi duymuyor.
    Durumun ciddiyetini gören yetkililer, ne şekilde olursa olsun kız-erkek ilişkileri artsın diye okullarda, sos. medyada, arkadaş çevresinde vs. gençleri buna teşvik etmeye çalışıyor.

    Gençlik, büyük bir boşluk ve depresyon içerisinde.. intiharlar ciddi oranda arttı.
    Japonyada hayatın pahalı oluşu da diğer bir etken. Evlilik maddi bir yük… hele çocuk falan…

    Hapishane olayı genelde maddiyat odaklıdır. Devlet yedirir, içirir, bakar. Tabii yalnızlıkta bir etken olabilir…

    Türkiye’de de olacak şey bunun benzeri…. Ha biz Japonlar gibi olmayız çünkü bize uzak… örnek almamız zor… biz avrupa gibi köpek gezdirir yalnızlığımızı köpekle gideririz.

    • Feyza dedi ki:

      Ne kadar sıkıcı ve zor bir hayat. Halimize elhamdulillah, bizim ulkemizde de ne kadar benzer sorunlar yasansa da yine de insan iliskilerimiz kuvvetli. Komsuluk kucuk sehirlerde, beldelerde hala adi anilir bicimde yaygin. Buyuk sehirlerde belki insanlar zor yasam kosullari ve calisma hayatindan dolayi yalnizlasmaya baslasa da, mesela Istanbul’un dahi bazi semtlerinde hala kulturumuzun yansimalari mevcut. Mesela Izmir’in bircok yerinde hala mahalle kulturunun canli tutulduguna dair ornekler gorebilirsiniz. Bunda insanimizin kuresellesmeyle beraber ne kadar dejenere olsa da hala genetik yapisinin bu tahribata direnisinin payi buyuk.
      Japon kulturu hep ilgimi cekmisti, hatta gidip gezmeyi ve kesfetmeyi de cok istedigim yerlerden biri. Acikcasi insanlarini daha sicak hayal ediyordum. Gorunumleri de oldukca sempatik geliyor. Demek ki disaridan gozuktugunden farkli bir yasamlari var. Ben kulturune daha sadik bir toplum hayal ediyordum.

    • ... dedi ki:

      Yahya bey,

      Yazdıklarınıza katılıyorum. Amerika savaştan daha ağır unsurlarla Japonya’yı ele geçirmiş durumda.Şehir bakımından ele alındığında birçok metropol kent gibi aynı kaderi paylaşıyor yüksek katlı Manhattan tarzı binalar birbirinin aynısı insan davranışları tüketimleri teknolojinin zirve yaptığı ama kendi kültürünü unutmaya başlamış bir millet. İntihar olayları Kore’de özellikle kızlarda artmış durumda. Bu durumun müsebbibi olarakta kameralı telefonların yanlış yollarda kullanımı gösteriliyor. Sonrası utanç pişmanlık ve intihar. Uzak doğu kadim bir medeniyet ve birçok buluşunda anayurdu. Köyleri ve orta yaş yaşlı grupları hala medeniyeti devam ettiriyordur.

      Avrupa ile ilgili yazmış olduklarınıza kısmen katılıyorum. Uzak doğuya kıyasla hala kendi mimarilerini muhafaza ediyorlar. İnsanları ise güne sabah 05.00 saatlerinde başlıyorlar akşam 19.00 gibi hayat dışarıda bitiyor. Doğayla beraber yaşamak konusunda bizden öndeler büyük parkları mevcut. Yaşlı nüfus giderek arttığı için bahsettiğiniz durum var. Yalnız ben çocuklarıyla ailesiyle gezintiye çıkan birçok kişide gördüm. Selamlaşmak bize göre çok yaygın ki alışkanlıktan dahi olsa tanımasa bile sizin dininize inancınıza bakmadan selam veriyorlar.

      Biz selamlaşma özelliğimizi kaybetmeyelim. Peygamber efendimizin aranızda selamı yayın hadisi şerifi var. Birçok kapı dostluklarda selamla başlıyor. Bizde mahalle kültürü hala devam ediyor çok şükür

  2. adem dedi ki:

    bence bizim ülkemizde de durum bu yöne doğru gidiyor ama çok çalışmaktan değil.. aile kuramamaktan dolayı buna doğru gidiyoruz. yalan evlilikler yalancı aşklar sevgiler.. hükümet cemaatle zor mücadele eder. çünkü cemaatler insanı sosyalleştiriuorlar. adamlar evlendiriyolar bile. hükümetse boşandırmaya teşvik ediyor. yalnız insandan korkacaksın. japonlar küçük suçlarla cezaevine giriyor, bizim insanımız öyle küçük suçlarla girmez arkadaş nam yapa yapa girer ki cezaevinde kendinden önce namı yürüsün hem öyle de lazım. çünkü bizim cezaevlerimiz de çok pislikler oluyor. hem milliyetçi hamasetlerimiz var hem dindar hem de avrupai zevkllerimiz ne olduğumuz belli değil ortada durmaya çalışıyoruz.. ama işte bizi ortada tutan aile kavramı oluyor hükümetin sandığı gibi EKONOMİ değil.. bizim kadar insanını kolay harcayan onu uzun seneler demir parmaklaıklar arkaasına atan başka bir devlet avrupada yoktur ama islam dünyasında vardır. özeleştiri. birileri kalkıp şimdi fetöcü demesinn ağzını karışlarımmm. dost acı söyler

  3. ... dedi ki:

    İnsan fıtratı duygu olmadan yaşayamıyor ki bir şekilde robotta olsa bu duygularını paylaşacak bir araç arıyor. Japonda olsa Türkte olsa akşam eve gelince aile ortamını en azından evde bir sesin varlığını arıyor. Akşam ışığı yanan, mutfağında tencere kaynayan, kapısını evin hanımı açan bir de çocuk seslerinin olduğu ev dünyadaki cennet.

    Geçen kardeşime çok çalışmaktan insan ölür mü diyordum ölüyormuş üstelik adıda varmış. Bende bir bayana göre çok uzun çalışıyorum ve günün 12 saati işte ve yolda geçiyor. 7 saat uyku kalan 5 saatte yaşamaya çalışıyorum. Bu durumda evlenmiş olsam muhtemelen saat 22.00 de ancak akşam yemeği hazırlayıp yiyebilirim. Bu durumda yaşamak için 24 saat yeterli olmayacak.

    Başka bir konuda insan bünyesi hızla ve doğadan uzak dört duvar beton arasında yaşamaya çalışsa da ruhu hasta oluyor

  4. Ahir zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    “Sabah oldu, uyan” diyor yumuşak bir ses.
    “Hoşça kal” ve “İyi çalışmalar”dan sonra yola çıkıyor kahramanımız.
    “Eve erken gelsen olmaz mı?”
    Akşama doğru kahramanımız da eve mesaj atıyor: “Yola çıkıyorum.”
    Cevap, kocaman bir “Yaşasın.”
    Eve giriyor, ışıklar ve kaloriferler yanmış, “Hoş geldin, seni çok özledim sevgilim” diyen biri.

    yukarıdaki sözleri duymak bence her erkeğin evlilikteki hayallerinden biridir. Fakat modern dünya kadını ev dışına ittiğinden maalesef artık bu sözleri duymak hayal gibi olabilir bu sözleri ancak “Ev Hanımı” mesleğini tercih edeceklerden duyabilir erkekler yoksa çalışan bir kadın arayan yada çalışan kadınla evli olan erkekleri evde bekleyen bir kadın olmayacak o kadın ya kocadan sonra eve gelir,ya kocayla asansörde karşılaşıp beraber eve gelir, yada kocadan 1-2 saat önce eve gelir hızlı hızlı yorgun argın mutfağa koşturur yemek pişirmeye çalışır velhasıl japonlar bile işi çözmüşler aslında bu robotu geliştiren japon erkekleri hayallerinde onları evde bekleyecek bir “Ev Hanımı” istiyorlar ama bunu robotla dile getirmişler.

    robotun ana fikrini çok güzel ifade eden cümlede budur:
    “Biliyor musun, bu gün işten eve gelirken şunu düşündüm: Evde birinin seni beklediğini bilmek muhteşem bir duygu” diyor.

    • Feyza dedi ki:

      nsanin anatomisine ters. Kadin da bir insan ve hicbir insan, 7/24 mesai halinde olup ( evlilik hayatinin getirdigi sorumluluklarla, cocuklarin uyku ve hastalik vs gibi durumlarinin getirdigi uyku duzenindeki aksakliklari da hesaba katarsak ), ayni zamanda cevresine surekli gulucuk dagitamaz. Ben ev hanimlarinin dahi bazi zama yigun tempodan bîtap dustuklerini goruyorum. Kaldi ki bir de disarida calisiyor olsa durum cok daha zor ve yuku oldukca agir olur. Bir sekilde gencken basa cikilabilir diyelim disaridan destekle fakat ya yaslilikta bunun acisi sinirlerin deforme olmasi ile, ya cocukla yeterli sevgi ve ilgi baginin kurulamamasi ya da aile ici iletisimin doyurucu olmamasi sonucu ic dunyada olusan bosluklarla uzun vadede bunye error verir.
      Acikcasi erkek olsaydim cok samimi soyluyorum ki, eve geldigimde beni guleryuzle karsilayan ve sabah guzelce ugurlayan hayirli bir hanimimin ve huzur dolu bir yuvamin olmasini dunya dolusu maddiyata ve konforlu lux bir hayata degismezdim.
      ‘Allah, evlerinizi sizin icin sükun ve huzur yeri kildi.’ Nahl suresinde oyle buyruluyor. Sekene, meyledilen ve icinde sükunete erilen yer, mesken.
      Efendimiz asv. ‘Uc sey Musluman kisinin saadetindendir. Saliha kadin, rahat binek ve genis mesken.’ hadis-i serifinde bu konuya dikkat cekiyor.
      Demek ki icine girdiginizde teskin olmadiginiz evler birer mesken degil, en fazla bir otel odasi hukmundedir. Evi meskene ceviren ise ‘kendisiyle sükuna erdiginiz zevcelerinizdir.’ Hepsi birbiriyle ilintili.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

        “feyza” kardeşim tebrik ederim iyi yorumlamışsınız durumu.

        Kısacası netice-i kelam şudur: “Kadının Yeri Evidir”

        Vesselam…

    • .:. dedi ki:

      Buradaki Videoda evin hanimi kocasina “Segilim hoş geldin canim kocacigim, evimin diregi diyor!”

      http://www.cocukaile.net/erkege-siddete-dur-de/

      Adam da esine baskalarina gostermekten utanc duydugu yuzunu gosteriyor.

      Aceleden sanki biraz karisik yapmislar video yu insanin aklina her seyredisinde farkli seyler geliyor..

      • Feyza dedi ki:

        O videoda adam eve bir hisimla ve psikopat bakislarla giriyor. Ustelik baskin yapar gibi yani kapiyi calmadan. Normal bir erkek kapiyi calip selam vererek eve girer ve normal bir kadin da kocasini guzelce ve guleryuzle karsilayip ‘hosgeldin canim kocacigim’ seklinde iltifatta bulunur. O videodaki aile bastan sona sıkıntılı sn. .:. 🙂 Sorun su ki, istisnai bir aile/erkek modelini rutin bir sosyal tablo gibi lanse etmis, kadini ise agziyla kus tutsa yaranamayacak eziklikte ve caresizlikte gostermisler. Kadinin mutlak ezikligi ise erkegin mutlak kontrolsuz guc sahibi olmasinin bir hasilati gibi gosterilmesi, erkeklerin gizemli yuzlerinin evlenmedikce ortaya cikmayacagina dair bir onyarginin olusmasina, dolayisiyla bu muamma dolu dunyaya adim atmadan once kizlarin bir degil iki ya da uc kez dusunmesi, bu dusunme esnasinda yaslarinin gecmesi ve otomatikman evde kalmalari sonucu muzmin bekar kitlenin artmasi gibi vahim sonuclara yol acacagini da hesap etmeden videoyu yayinladiklarini sanmiyorum. Yani acele degil, tam tersi uzerinde dusunulerek ve ileri vadede sonuclari hesaplanarak hazirlanmis bir calisma olmali.

        • .:. dedi ki:

          Sanki sulandirma yapiyorsunuz gibi geldi bana.:)

          Daha evvelinde de defalarca izledigimi belirtmistim.

          Adamin is yerinden evine gelis surecindeki yasanilanlarin hepsi o adamin kimligini zaten acikliyor. Bu herkesin kabul ettigi ve zaten videoda de acikca vurgulanarak belirtilen bir durum.

          isinden eve gelen bir adamin (kahramanimizin) gelis saati bellidir.

          kadin adami camda bile beklememis, oyle kadinlar varki, zirti-pirti ararlar nerdesin, nerdesin diye. Amac saniriz corbanin sogumasini engellemektir!

          Adamin karisi camda da kocasini beklememistir bu da belli olan birsey.

          Dikkat ederseniz kadin kapinin tam onundedir. (Kabahatini biliyor. ve o da anlasiliyor.)

          Kocasinin Ofkesi ise Kapiyi acar acmaz basliyor. Burayi dikkatle izleyin, sizin ongorulerinizi videoya giydirmeye calistim bir durlu uyduramadim.
          Sanirim ben sizi ikna edemeyecegim.

          Bu konulari bir dostumuzla konustugumuzda, bizlere cok seyler anlattilar. Ulkede genel bir huzursuzluk ve karisiklik var diyorlar. Fakat boyle oldugu halde bile surekli benzer reklamlar yainlaniyor diyor.

          Bir de ulke genelinde Kadem in kullaniminda olduğu billalardan, ozel mulklerden konusuldu. Cok ilginc, Kurulusu sonrasi ve cok kisa zamanda, Dunyanin hic bir yerinde boyle konforlu binalara sahip kadin dernekleri yok. (erkek dernekleri felan hic yok da.) Hatta Turkiye’deki diger kadin derneklerinin yerleskeleri ile karsilastirildiginda bu villa tarzi ve ozel mulklu binalar hemen goze carpmaktadir. Butun bunlarin bir anlami olsa gerek. Bu binalari ve ucurumsal farklarini gorenlerin dusunceleri nasil acaba. Bu binalarin giderlerini kim veya kimler karsiliyordur? Bu mulkler kimlere aittir?

          • Feyza dedi ki:

            Hayir .:. , biraz ironik bir yaklasim benimkisi yani dediginiz sekilde de dusununce olabilir tabi neden olmasin 🙂 Bu durumda erkek, karisindan istedigi hurmeti goremedigi icin asabiyete kapilmis oluyor ki, bu durumda kadinin da kendine ceki duzen vermesi gerekiyor diyorsunuz. Neden olmasin, elbette olabilir. Bu da farkli bir bakis acisi ve mumkundur.:)

  5. Feyza dedi ki:

    Hologram 7/24 iltifat etse, sevgi sozcugu soylese ne olur ya, gercek olmadigini bildikten sonra? Bir de yalniz kalmamak icin hapise girmeleri beni cok sasirtti. Bu kadar vahim durum demek ki. Uzuldum yazik.

  6. Süleyman dedi ki:

    Japon’larla ilgili kitapları, çok okuyorum. En son bir belgeselde yer sıkıntısı olduğu için çalışmak için Tokyo ya gelen japonların kutu otellerde kaldığını görmüştüm. Bildiğiniz tabur gibi yatacak yerler. İçinde televizyonu askısı felan var. Ortak mutfak ortak tuvalet falan.

    Yani Japon’lar için üzülmüştüm. Adamlar ölmeden tabuta giriyorlar :D. Yani işin şakasını geçtim. Aile, çoluk, çocuk, yuva kavramları gittikçe yok oluyor. İnsanlar medeniyetin verdiği sarhoşlukla iş dışında herşeyi yok sayıyor. Yalnız bir süre sonra anlayacaklar ki bu şekil bir ilerleme uzun süreli olmayacak ve çok ciddi şekilde başlarına patlayacak. 50-100 yıl sonra anlaşılacak bu. Dedi dersiniz

    Denge. Herşeyde önemli olan. Onu kaçırdığınızda hiçbir şey tutmuyor

    • Meryem dedi ki:

      Ahir Zamanda Müslüman Olmak
      Bende kendi adıma şunu düşündüm “Evde heyecanla birini beklemek ve o kişinin geleceğini bilmek çok güzel bir duygu olsa gerek ” Acaba bize nasip olacak mı? Hele ki bu zamanda Çoğu kişi çalışan bayan ararken ( en azından çevremdekiler) zor bir ihtimal.

      • Hng dedi ki:

        Meryem kardeşim olur inşaallah… Hala asıl güzelliğin ne OLDUĞUNU unutmamış , huzuru evinde isteyen çok erkek var Allah’ın izniyle…

      • Sadece Fatih dedi ki:

        Hakkınızda hayırlısını isteyin Meryem Hanım.
        Ben de sizin gibi eve gidip kapıyı açtığımda acaba evde beni karşılayan birisi olsa nasıl olurdu diye önceleri düşünürdüm. Artık düşünmüyorum. Öyle zamanlar oldu ki iyi ki hayatımda kimse yokmuş, mevcut sorumluluklarımın üstüne bir başkasının sorumluluğunu da alamazmışım dedim.

        Her şeyin bir vakti var ve vaktinden önce olmuyor. Hiç olmuyorsa da demek ki öyle olması gerektiği için olmuyor. Sadece bu konu değil. İş konusu, çocuk sahibi olma konusu hepsi nasip. Sağlığımız yerinde olsun, en önemlisi bu.

        Ayrıca tek başınızayken mutluluğu yakalayamıyorsanız hayatınızda biri olduğunda da mutlu olamazsınız.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sevgi ile , bulanık ve tortulu sular arı ve duru hale gelir." (Mevlana)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku