Amaç Tanımak mı Yoksa Flört Etmek mi?

18 Aralık 2017Ademler & Havvalar36 Yorum »

mumlarBir Adem Diyor ki…

Değerli Site Takipçileri,

Bu yazıda günümüz gençlerinin evlilik görüşmelerinde karşılaştıkları bir ikilemi aktarmak istedim.

Evlilik görüşmesi yapan ya da yapmak isteyen gençlerin davranışlarını gözlemleyip isteklerini dinleyince, özellikle “ben en az şu kadar yıl sonra evlenirim” şeklinde cümleler duyunca ya da büyükler “hele siz biraz gezin tozun anlaşın da sonra biz dahil oluruz” deyince ister istemez insanın aklına amaç tanımaya çalışmak mı yoksa flört etmek mi diye bir soru geliyor.

Öncelikle bu konunun kökenine gelecek olursak işler daha en başından bir hata ile başlıyor. Nedense günümüz gençleri ailelerinin önerdiği adaylara çoğunlukla kapalılar. Bu sebeple genelde bir tanıdıkları ya da arkadaşlarının önerdiği kişilerle görüşme yapıyorlar. Yapıyorlar ama genelde ailelerin bu durumdan haberi olmuyor ya da kısmen annelerin haberi oluyor.

Kimi ailelerde kızlar babalarından çekindikleri için bu durumu sadece anneleriyle paylaşırken kimi ailelerde de annenin sözü geçtiğinden en son babalar duyabiliyor. Bu noktada tanışmanın ciddiyetini sorgulayabiliyoruz, çünkü ailelerin haberi olmadan gerçekleşen bir görüşmenin sonunun evliliğe gitme ihtimali ne derece mümkün?

Diyelim bir şekilde görüşme için anlaşma sağlandı. Bu sefer de tarafların davranışları kişilerin amaçlarını sorgulanır hale getiriyor. Kız ile erkek görüşüyor, bir yerde oturuyorlar, ardından klişe cümleler duyuluyor. Yok elektrik alamadım, yok ısınamadım vb.

Özellikle popüler kültürün etkisiyle erkekler karşılarında prensesler beklerken kızlar da beyaz atlı prenslerinin hayallerini kuruyor. Kuruyor da işin gerçeğinin öyle olmadığının farkına varmaları biraz zaman alabiliyor. Hele ki ilk görüşte etkilenmeyi, hoşlanmayı bekleme evlilik görüşmelerini daha da çıkılmaz bir noktaya götürüyor.

Çünkü evlilikte bulunacak olan huzur, ayette geçen o sükun bulma durumu bir kadın ile bir erkeğin birbirinden hoşlanmasından birbirini çekici bulmasından daha farklı ve kutsal bir duygu.

Eğer evliliği sırf iki karşı cinsin birbirini sırf çekici bulduğu için yaşayan bir kurum olduğunu düşünüyorsak o halde tüm yaşlı çiftler boşanmalıydı. Halbuki eş sevgisi bambaşka bir şeydir ve bir evlilik görüşmesinde bekleyeceğiniz tek şey o sevgiyi aramak olmalıdır. Bu sevginin temeli de “bu kadın benim karım olabilir, bu erkek benim kocam olabilir” diyebilmektir. Bu temel olduktan sonra sevgi Allah’ın izniyle ortaya çıkar, nikahta keramet vardır denilen durum da budur ya zaten.

Evlilik görüşmelerinde gençlerin beklentilerini etkileyen popüler kültürün yaptıklarına bir bakalım. Kız efendi ve edepli, göz göze gelmeye çekiniyor, kısa cümleler kuruyor ancak erkek nedense bir türlü elektrik alamıyor. Çünkü sağda solda gördüğü, filmlerde gördüğü, masallarda okuduğu rahat ve kolay elde edilmiş kız profilinden uzak, makyajsız edepli bir hanıma alışkın değil.

Soruyorsunuz, gözüne kötü gelen bir şey mi var? Beğenmediğin bir yer mi var? Cevap hayır. Bu noktada erkeklere şu iki soruyu soruyoruz. İlk soru şu; sizi mutlu edecek olan kadın edepli saliha bir hanım mıdır yoksa popüler kültüre ayak uydurmuş makyajlı, erkeklerle çok rahat olabilen onlara çok rahat elektrik verebilen kızlar mıdır?

İkincisi ise şu; sizin evlilik görüşmesinden beklentiniz mutlu bir yuva kurmak mı yoksa daha ilk tanıştığınızda size karşı rahat davranacak bir kızla mı tanışmak? Eğer cevabınız yuva kurmak ise her şeyden önce karşınızdaki hanımın yuva kurmayla ilgili özelliklerini göz önüne almalısınız. Yok eğer amacınız rahat bir kızla takılmak ise bu durumun yuva kurmaktan ziyade bir flört arayışı olduğunu söylemeye gerek bile yok.

Elbette hanım kızlarımızın da erkeklerin olduğu gibi popüler kültürden nasibi var. Karşılarında filmlerde gördükleri gibi aşırı özgüvenli, cool bir duruşu olan karizmatik tipler yerine; kız görünce utanan, yüzü kızaran çekingen erkekler çıkıyor. Sonrası malum, efendi iyi birine benziyor ama ısınamadım, elektrik alamadım ya da elektrik aldım ama herhangi bir kıvılcımlanma olmadı laflarını duyuyoruz.

Ah be hanım kızım. Elektrik dediğin nedir ki? Yeri gelir bir bakış yeri gelir bir gülüş. Sen niyetini evlilik için sabit tutsan, bu adam bana koca olabilir mi sorusunun cevabını arasan o sevgi zaten zamanla kalbinde oluşacak. Ancak sen karşındaki erkeğin yuva kurmakla ilgili özellikleri yerine sırf hoşlanmak ile ilgili kriterleri görmekte acele edersen sana da şu soru sorulur? Gezmek tozmak mı, flört mü istiyorsun yoksa yuva kurmak mı?

Bir şekilde ilk hoşlanma faslını geçtik diyelim ardından asıl hikaye başlıyor. Görüşmelerin miktarı ne olacak? Ne kadar görüşülecek, nerelerde görüşülecek? Eğer bu siteye gelip de bu yazıyı okuyorsanız aralarında nikah olmayan ki söz ve nişan asla nikah değildir, yabancı bir kadın ve erkeğin birbiriyle iletişiminin sınırlarını ve kapsamını benden daha iyi biliyor olmalısınız da ben yine de yazmış olayım.

Bu görüşmeler sırasında baş başa kalmamanız gerekiyor ki halvet olma durumu oluşmasın. Yani dışarıda oturup buluştuğunuzda baş başa kalacağınız yerlere gitmeniz bir sorun. Peki ya telefon görüşmeleri ve mesajlaşmalar? Aranızdaki üçüncü kişinin kim olduğunu benden daha iyi biliyor olmalısınız. Hele ki el ele tutuşmalar, evlere gitmeler vb. sorulunca alınan cevap biz nasıl olsa evleneceğiz. Gaybı yalnız Allah bilir. Haşa siz kaderle ilgili bir bilgi sahibi oldunuz da biz nasıl olsa evleneceğiz mi diyorsunuz? Nikah kıyılmadan o size bir yabancı.

Kız birkaç görüşme sonrası artık kalbi tatmin olmuş bir şekilde evlenmek istiyor, erkek acele etmeyelim, biraz daha birbirimizi tanıyalım vb. diyor. Dahası o sırada kızla görüşmeye, yalnızlığını onunla gidermeye devam ediyor. Elbette kıza tatlı sözler söylemeye de o esnada devam ediyor.

Ya da hanım kızlar. Birkaç görüşme sonrası kafalarında ve kalplerinde bir şeyler oluşuyor ancak popüler kültürün etkisiyle inanmış oldukları şeyler yüzünden tam anlamıyla açılamıyorlar. Erkek kardeşlerimiz de kızları açacağız diye evlendiklerinde eşlerine sunmaları gereken birçok şeyi adeta bir deneme ürünü sunar gibi hanım kızlarımıza sunmak durumunda jestler yapmak zorunda bırakılıyorlar. En basiti bir çiçek bekleniyor, tatlı sözler bekleniyor, hele ki evlilik teklifi seromonileri…Maalesef evlendikten sonra kaçınılmaz olarak hissedecekleri o sevgiyi daha evlenmeden tatmak istiyorlar. İstiyorlar da bunun için flörte bulaştıklarının farkında değiller.

Bu noktada bu bu hanım kızlara ve erkeklere soruyoruz. Kardeşlerim sizin amacınız nedir? Eğer tanımaksa birkaç görüşme sonrasında zaten tanımış oluyorsunuz. Yok biz biraz daha tanıyacağım diyorsanız kimseyi kandıramazsınız çünkü aynı eve girmeden bir insanı asla tam anlamıyla tanıyamazsınız. Bu noktada yapmanız gereken yegâne şey tevekküldür. Evlilik bir yerde nasip kısmettir. Batılılar gibi nikahlanmadan önce acaba evliliği yürütebilir miyiz diyerek aynı evlerde yaşayamayacağımıza göre kız ya da erkeğin kendi hallerine ve ailelerine bakarak karar almak durumundayız.

Şimdi amaç tanımaya çalışmak mı yoksa flört etmek mi diye sormamıza sebep olan durumları aşağıda maddeler halinde özetliyorum.

1- İyi bir insana benziyor karı/koca olur ama kızdan/erkekten etkilenmedim. (Sen bırak etkilenmeyi, gözüne kötü gelen bir şey var mı? Kalbini ve aklını rahatsız eden bir durum var mı? Bu kız/erkekten sana eş olur mu onu söyle)

2-Kızlar için yazıyorum, erkek dört görüşme sonrası artık nikahlanmak istiyor ancak hanım kız halen karşısındaki erkeğin kendisini istediğinden emin değil ve naz yapıyor. (Hanım kızım, sana en çok değer verecek olan erkek seninle nikahlanmak isteyendir, gezmek tozmak isteyen değil! Beklediğin bazı jestleri yapmadı diye neden emin olamıyorsun ki? Eşini seven her erkek ona evlenince çeşitli hediyeler alır jestler yapar zaten, nedir bu acele?)

3-Erkekler için yazıyorum. Dört görüşme olmuş, sen halen kararsızsın. Hanım kız artık nikahlanalım demeni beklerken sen topu taca atıp duruyorsun çünkü karşındaki kız dışarıda gördüğün rahat kızlar gibi sana bayık gözlerle bakmıyor.(Bak delikanlı, efendi kızların ödleri kopar erkek meraklısı gözükeceğiz diye. Senin onu istediğinden emin olmak isterler. Çünkü içgüdüsel olarak bilirler ki sen onu elde ettikten sonra eğer ortada nikah gibi bir bağ olmazsa bırakır gidersin. Bu sebeple kadınlık namına ne bekliyorsan bunu nikahtan sonra beklemelisin.)

4-Her iki cins için yazıyorum. Karşınızdaki kişiden güzel sözler, fiziksel temas romantik hediyeler vb. bekliyorsanız bunun ne olacağını siz söyleyin.

5-Yine her iki cins için yazıyorum ki o da görüşme süresi. Bir kişiyi genel hatlarıyla tanımak için doğru yapılmış birkaç görüşme yeterlidir. Sonrası artık detaydır. Siz kurufasulye seversiniz o taze fasulye sever. Geçinmeye niyeti olan insanlar için bu durum bir detaydır. Yok ben iyice emin olacağım her şeyi paylaşacağım diye görüşme sayılarını uzatırsanız hayatınızın aşkı olma potansiyeli olan bir kişiyi gözünün üstünde kaşı var diye bırakırsınız da farkına varamazsınız. Hele ki nişandan sonra, aman ha arayı uzatmayın ki iş evliliğe tas tamam gitsin.

Son olarak değinmek istediğim durum evlilik görüşmelerinin dini boyutu ve gençler için yapılabilecekler. Bugün bu konuda araştırma yaptığınızda kimi yerde görüşme sayısı birdir deniyor kimi yerde üç kimi yerde beş. Ben bu konuda bir söz söyleyebilecek kadar bilgili değilim. Alimler söylüyorsa doğrudur, keyfi konuşmazlar.

Ancak çok sevdiğim bir söz vardır. Bir sorunla beraber bir çözüm öneriniz yoksa sizler de o sorunun bir parçasısınızdır. Dinimizde eleştirinin de bir adabı vardır, eleştiriler yapıcı olmalıdır.

Sevgili gençler, ben bu yazıda aslında doğrudan sizleri eleştirmiyorum, hatta öz eleştiri yapacak olursam ben de az ya da çok bu işlere bulaşmak durumunda kalmış birisiyim. Aslında bu noktada sözüm sevgili büyüklerimize. Kendi ellerinizle flörtün kucağına ittiğiniz gençlerimize flörtün zararlarını anlatırken asarak keserek değil de yapıcı bir üslüpla anlatmanız daha doğru olmaz mı?

Dahası öyle bir devirdeyiz ki kimse kimseyi tanımıyor. Bu gençler birbirini nasıl tanıyacak? Ticarette bile ilk kez karşılaştığı kişiye itimat edemeyen büyüklerimiz evet ideal şartlarda dediğiniz gibi bir kere görüşmek gerekiyor, en doğrusu bu görüşmeleri uzatmamak ve en az sayıda yaparak hemen nikahla ya da helalleşerek sonlandırmak.

Peki siz bu gençlerin birbirini daha iyi tanıması için ne yaptınız? O halde sevgili büyüklerim, madem gençleri flörtten uzak tutmak istiyorsanız onlara ideal olanı anlatmak yerine uygulama noktasında yardımcı olun.

Günümüzün hastalığı olan konu, dinin şartlarını ideal durumları ortaya koyup günümüz şartlarında nasıl yaşayabilirizi anlatmamak. Halbuki ideali ortaya koymak kolaydır ancak uygulama noktasında yardımcı olmak işin zor kısmıdır.

Diyeceğim o ki gençlerin birbirlerini daha hızlı ve flörte bulaşmadan daha kolay tanımaları için sizler de elinizden gelen gayreti gösterin. Ailesi hakkında soru sorulduğunda siz kendi aranızda konuşun anlaşın ben karışmam vebal almam demeyin, elinizi taşın altına sokun.

Evlilik çağına gelmiş gençlerimiz sosyal medyadan eş aramasınlar, aracılık kurumunu canlandırın! Birbirimizi tanıyacağız diye flörte bulaşmasınlar.

Ve sevgili gençler. Lütfen sadece bu yazıyla kalmasın. Aşağıda linklerini paylaştığım flört ile ilgili yazıları da kesinlikle okuyun. Evlilik görüşmelerinizi mümkün olduğunca ciddi sürdürün. Derler ki evlenmeden önce gözlerinizi dört açın evlenince birini kapayın.

Karşınızdaki insanı tanımanın en iyi yollarından biri de karşınızdaki insanın farklı duygusal durumlar karşısındaki davranışlarıdır. Üzgünken nasıl, sevinçliyken nasıl, sinirliyken nasıl, bunlara bakın, gözleyin. Mesela üzücü bir haber paylaşın, merhamet mi edecek bana ne mi diyecek, haber paylaşmak flört değildir ama şarkı paylaşmak, sabah namazı vakti dini romantizme alet ederek mesaj atmak flörttür…

Selametle kalın. Fatih

http://www.cocukaile.net/10132/

http://www.cocukaile.net/flortte-tuzak-var/

http://www.cocukaile.net/flortun-faturasi-kime-yazilir/

http://www.cocukaile.net/flort/

http://www.cocukaile.net/romantik-islamcilara-reddiye/

Okunma Sayısı : 6.938

Yorum yapın

“Amaç Tanımak mı Yoksa Flört Etmek mi?” için 36 Yorum

  1. Emine diyor ki:

    Abdullah bir bey mantıklı ve güzel yazılarınız var İllaki faidesi olanlar oluyordur,yazmaya devam edin ,kitap halinde hepsi ard arda olsa güzel olurdu sizin yazılarınızı arayıp bulmak adına ,kimbilir kaç kişiye çözüm oluyordur tavsiye ederim

  2. kevser diyor ki:

    Teşekkür ederiz Fatih bey duygularımıza tercüman olduğunuz için.zaman ahir zaman.iş 1000 kat daha zor.bende şunu iyi biliyorum ki evlenmeden önce kimse kimseyi asla tanıyamaz.
    Birde şu var:artık anormal olan şeyler normal kabul ediliyor.cok yakın bir akrabam geçen ay sözlendi ve sozlendigi kişi 7 sene flört ettiği çocuk.ama bir görseniz kız tarafı da erkek tarafı da halinden oldukça memnun!hiç kimse ortada bir günah varmış gibi hareket etmiyor

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Estağfirullah Kevser Hanım.
      Yorumunuzla katkı yaptığınız için ben teşekkür ederim.
      Dediğiniz maalesef doğru. Yanlışlar o kadar kanıksandı ki doğrular yanlış muamelesi görür oldu. Ancak siz bildiğiniz doğrulardan asla taviz vermeyip sabırla bekleyin. İnanın karşılığını mutlaka görürsünüz ya bu dünyada ya da ahirette. İçinde bulunduğum süreci paylaştığımda müspet arkadaşlarımın ikisinin söylediği ilk cümle kelimesi kelimesine şu oldu. “Bu yaşa kadar sabrettin ve karşılığını görüyorsun.” Hiç bu gözle bakmamıştım, bir karşılık içinde değildim. Hatta sütten çıkmış ak kaşık da değildim ancak içinde bulunduğum bir çabanın meyvelerini gerçekten gördüm. Eminim ki sizler ve diğer kardeşlerimizin de emekleri ziyan olmayacak.

      Temeli çürük olan bir binanın içi ne kadar yapılı olursa olsun en küçük bir sarsıntıda dağılır. Flört ise mantıklı bir temeli olmayan ve dayanağı özünde hormonlar olan bir süreçtir. Bu süreçte kötü olan ise şu. Flört temelde zıtlıklara ve komplekslere dayalı bir süreçtir. Evlilik ise uyum gerektirir. Flört edenler evlenince de mutlu olsalar bir nebze dünyalık düşünüp mutlularsa sorun yok deriz ancak haramda rahmet aranınca bu dünyaları da zindan oluyor. Örneğin bir kız efendi erkekleri görücü gelince beğenmiyor ancak komplekslerini bastırabileceği despot bir erkeğe bayılıyor. Ya sonrası. Bir ay dahi evli kalamıyor baskıya dayanamıyor. Erkekler de öyle. Efendi kızı beğenmeyip peşlerinden koştukları boyalı açık vb.ancak işveli nazlı kızlar eve gelen misafirin önüne bir bardak çay koyamıyor. Dahası kocalarını köpek ediyor peşlerinde. Peki evlenmeden önce nasıldı? Her şey toz pembeydi hormonlar tavandı. Amaç da birbirini tanımaktı hani. Sonra evlenince ne oldu. Reklamlar bitti şimdi haberler…

      • kevser diyor ki:

        Fatih bey;siz bayan değilsiniz.evlilik konusunda erkekler bence aradığını bulmak konusunda biz bayanlara göre daha az zorluk yaşıyor.cok merak ediyorum gerçekten bizim gibi gençler nasıl evleniyor nasıl yuva kuruyor etrafta bu kadar kurt varken.siz nasıl buldunuz? Yani sizin şahsınızda bütün nişanlı adaylarına aradığını bulmuş kişilere soruyorum.hangi ortamlarda arıyorsunuz.bileyimde ona göre hareket edeyim.fatih bey benim gönlüme göre birini bulmam çoook ama çok zor.şu yalan dünya şartları benim aradığım gibi birini karşıma çıkarmıyor maalesef.etrafımın bana layık gördüğü tipler hiç ama hiç benim dengim değil.

        • kevser diyor ki:

          Yahu yarım kaldı yazacaklarım.ben bu konuda etrafıma güvenemem. Ki güvendiğim zaman başıma neler geldiğine şahit oldum.birde demişsiniz ki bunca yıl beklediğime değdi.yaşınızda ne varmış ki anlamadım yanlış hatırlamıyorsam 31 yaşındaydınız.erkek için bu yaş cok normal çünkü günümüzde okumakti iş bulmaktı askerlikti derken yaş zaten 30 u vuruyor.bu kadar bekledim derken 20 yaşında mı evlenecektiniz anlayamadım.erkek için 31 yaş normal bu zamanda.ama tahmin ediyorum ki evlenmeye karar verdiğiniz hanım 24-25-26 yaşındadır.siz 31 yaşındasınız ama 30 yaşında kız al deseler yanaşmazsınız.yani biz kızların işi sizden kat kat daha zor.erkekler evde kalmaz merak etmeyin.kiz bol.ama biz erkek bulamıyoruz.evlenmek icin belli bir vakti geçmemek mecburiyetindeyiz.erkekler oyle değil ama kaç yaşında olursa olsun evlenebilir bence.dedigim gibi bu dünya hayatımda dengimin karşıma çıkması için benim dağlar seller yolları aşmam lazım.benim de bir bayan olarak o kadar gücüm yok maalesef.gorucu usulüne olan güvenimde şu yüzden sarsıldı.acikgöz bazı anneler kızlarını başgöz etmek için gördükleri ilk iyi kısmeti hop diye kaparken benim pek şansım yok gibi gözüküyor.ve insanlar tanımadığı samimi olmadığı bir hanımdan ziyade kanka olduğu samimi olduğu birine aracı oluyor.adam kayırma var yani.ben bunu çok gördüm şahit oldum.dahasi hayatın her alanında böyle işyerinde okulda evlilikte…..bu hayatın bir gerçeği maalesef.ben bunu kabullendim.he o insanları da kınamıyorum belki bende hayırlı düzgün bir erkek;kız arıyorum diye bana gelse bende güzel ama tanımadığım bir kızdan ziyade çirkin ama samimi olduğum arkadaşımı öne çıkarırdım tavsiye ederdim.insanlar bencildir.iyisini güzelini hep kendine saklar.bana birileri söylenmiyor mu?elbette söyleniyor ama söylenenler hep benden küçük çıkıyor.25 yaşında 24 yaşında falan..
          Bende doğal olarak kendimden küçük birini istemiyorum.kisacasi:hayatın gerçeklerini anlamam bayağı bir zamanımı aldı benim

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.
            Şikayet ettiğiniz hususlarda haklısınız. Ben de benzerlerini yaşadım biliyorsunuz. İnanın benim de hiç umudum yoktu dahası kimseden fayda da yoktu. Ta ki ufaklık kendi kendine “ya şu abime kimseden hayır yok ben bir el atayım bu işe” diyene kadar. Yazsam ağzınız açık kalır. Geçen sene teyzemden kızın ailesi haber yolluyor kızımızı vermeye niyetimiz var isterlerse diye bu haber bize ulaşmıyor. Bu öz teyzem kendisi erkek evlat sahibi olamadığı için neler yaptı annemlere mesela bir bilseniz…
            Bilerek söylemeyenler var. Kıskançlık deyip sui zan etmeyeyim ama bir umursamazlık ve arada kalma korkusuyla sorumsuzluk var. Ya da görüşürken siz daha ayrılmadınız mı diyen mi ararsınız yoksa benim şöyle şöyle adaylarım vardı diye kafa bulandıranları mı ararsınız kız tektaş istemiyor deyince nasıl istemez diye çıkışanları mı ararsınız ya da kendi aylarca görüşüp süreci uzatıp mesafeli ol diye tavsitede bulunanları mı ararsınız, ne ararsanız var. İnanın bu süreci bana layık görmeyenler de oldu… Sanırım mutlu olmayı istemek suç. Öncesinde de sonrasında da…

            Yaş konusunda tahmininiz doğru ama benden iki yaş büyük bile olsa kabulümdü. Ancak erkeklerin yaşa genelde takıldığı hususunda haklısınız. Yalnız inanın biz erkekler de yirmili yaşlarımızın başında yuva kurmak istiyoruz ama iş okul askerlik derken mecbur otuzu buluyor.

            İnsanlara moral olsun diye öyle pembe bir tablo çizmeyi hiç beceremem. İşiniz, işimiz gerçekten zor ancak imkansız değil…
            Siz hayırlısı için dua edin ve sabredin. Kaderde varsa bir şekilde karşınıza çıkıyor…

          • kevser diyor ki:

            Yazınızda sadece şurayı anlamadım:demişsiniz ki,hanım kızım en iyi erkek,seninle nikahlanmak isteyen erkektir demişsiniz.ben buna katılmıyorum.cunku kötü biri de benimle nikahlanmak isteyebilir iyi biri de…ikisini aynı kefeye koyamam.

            simdi yukarıdaki yorumumu okuyunca açıklama ihtiyacı hissettim:ne güzel yazmışsınız:efendi kızlar erkek meraklısı gozukucez diye ödleri patlar demişsiniz. Aynen de öyle.siz bakmayın benim burada rahat rahat yazdigima.ben kendi hayatımda evlilik talebimi hemcinslerime bile dile getiremiyorum utancımdan.yorumumu tekrar okuyunca açıklama ihtiyacı hissettim.yoksa ben yiyip içip yatıp kalkıp evlilik düşünmüyorum yani.ama bazı hemcinslerime bakıyorum.bir erkeğin yanında gayet sakin vakur uysal.ama hemcinslerinin yanında bu tür evlilik meselelerinde o kadar rahatlar ki kullandıkları kelimelerden bile midem bulanıyo.görücü usulü sadece şu durumda işe yarıyor:kızın yaşı küçük 18-20 olur.sosyal çevresi geniş olur.etrafi akrabaları kaliteli olur.iste o zaman görücü usulü işe yarıyor.yoksa 30 yaşına gelmiş kıza görücü usulü kimi tavsiye edeceksin ki?onun evleneceği yaş grubundaki erkekler 32-34yaş, zaten o yaştaki erkeklerin yuzde95 i evli olmuş oluyor.geriye kalan yüzde 5 lik dilim,kimsenin istemediği beğenmediği reddettiği tipler ve ya da çok inceci ince eleyip sık dokuyan titiz kişiler oluyor.onlar da zaten yaşı daha küçük genç ve çok güzel kız istiyor.butun bunları yaşaya yaşaya farkettim.he sanmayın ki ben hayatımdan şikayetçiyim….aslında çok güzel bir hayatım var.evlenmek hiç işime gelmez açık soyliyim.manevi yönden çok güzel anlaştığım bir aile çevrem var elhamdülillah.maddi yönden desen hiç evlenmesem bile kendime yetecek malım mülküm var elhamdülillah.gene mala mülke guven olmaz burası dünya neticede diyorum ve güvenmiyorum.sahib olduğunuz nimetleri söylemeyin çünkü illa ki sizi çekemeyen birileri olur derler.ama bunları belirtme ihtiyacı hissettim.yanlis anlasilmamak için.bizi görenler maaşallah diyor.bu zamanda birbiriyle bu kadar iyi anlaşan akraba kalmadı diyorlar.tabi ki bizdede sorunlar oluyor ama başka insanları tanıdıkça ne bileyim gazete haberlerini tv deki haberleri görünce halimize çok şükrediyorum.

            Birde şu var:bunu buraya yazmam uygun mu bilmiyorum ama.halihazirda mevcut durumda aile ortamı olmayan kızlar (annesi vefat etmiş ya da babası vefat etmiş ya da ikisi de hayatta olsa bile şehir dışında ailesinden ayrı takılan tipler var)işte bu tür kızlar kendi kafalarına göre rahat takılmaya o kadar alışmışlar ki. Çünkü aile otoritesi yok.cocuklugunu anne ve babasıyla beraber geçirse bile gençliğinde kaybedenler de böyle. Ve bu tipler karşılarındaki insanı inanılmaz şekilde kullanmaya ve sömürmeye meyilli!1 kız değil 5 kız değil 10 kızda aynı şeyi görünce ben gardımi almaya karar verdim.yanlis anlaşılmasın bende yetim bir kızım ama onlar gibi hiç gözüaçık bir tip değilim maalesef.daha bu yaz ramazanda başıma şöyle bir olay geldi:bir ziyarete gitmiştim.orada bir bayanla tanıştım.41 yaşında hiç evlenmemiş bir hanım.kendisi türk ama almanyada doğmuş büyümüş.ramazanda da turkiyeyi ziyarete gelmiş.istanbulu hiç bilmiyor.oradaki kıymetli bir büyüğüm kendisini kiramiyacagim reddedemeyecegim bir büyüğüm:”sen buna istanbulu gezdir bu kızımız biryer bilmiyor dedi.bende o büyüğüm boyle taleb edince kıramadım tabiki gezdiririm ne demek dedim.bu bayan babasini kaybetmiş baba yok.annesi ise 60 yaşından sonra ikinci evliliğini yapmış.turkiyede bir ilde yaşıyor.bu kızda almanyada orda burda arada derede yaşıyor.tabi bunları tanıdıkça öğrendim.o gün bütün gün sadece onun dediği yerlere gittik.onun istediği dükkanlara gittik.bende onun peşinde döndüm durdum.cok sıcak bir gündü susuzlugumu anlatamam.ama o kadar anlayışsız dı ki.onun yüzünden akşam davetli olduğum yere de gidemedim.cunku geç kaldım onun yüzüne.o gün akşam iftarımı yaptiktan sonra kendi kendime dedim ki :ben niye insanlara hayır demeyi bilmiyorum nasıl yetiskinim ben diye kendime hayıflandım sinirlenip durdum.o yüzden aile ortamı olmayan kızlardan İTİNAYLA KAÇIYORUM.insanlar kaderini kendisi seçemez.kimsenin kaderi kendi elinde değil Allahü teâlâ kimseyi garip yalnız komasın ama,bu onların karşılarındaki insanı kullanabilecegi anlamına gelmez!

          • kevser diyor ki:

            Daha yeni başıma geldi:ortak tanıdıklarım vasıtasıyla bir hanımla telefonda görüştüm.kendisi şehir dışında 30 yaşında bekar bir hanım.kendisiyle yüz yüze görüşmedim.o da beni görmedi.kalbini kırmayım diye dinledim sözünü kesmedim ama sohbetimiz belli bi yerden sonra hep evliliğe döndü.ve kurnazca benim ağzımdan laf almaya çalıştı….”Allah allah sen istanbuldasin.seni hiç mi birisiyle gorusturmediler neden bekarsın tarzında sorgulayıcı ve gayet kurnaz cümleler kurdu.ve anladığım kadarıyla kendini istanbula gelin etmeye uğraşıyor.o kadar tiksindim ki….benim ağzımdan bu özel meselelerle ilgili laf almaya çalışması.ve ağzında sürekli bir evlilik duası.hic demiyo ki:önemli olan imanla ölmek.hayirlisi olsun demiyo.agzindan hiç böyle bi laf duymadım.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            O cümleyi tek başına değil de önceki cümlelerle beraber değerlendirmek gerekiyor. Nikah yani evlilik sorumluluk gerektiren bir şeydir. Ancak flörtün herhangi bir sorumluluğu yoktur. Hatta flört eden bir çok kız ilerleyen zamanlarda artık evleneceklerini beklerken nikahın “n”sini dahi duyan erkekler kaçar gider. Çünkü iş ciddiye binmiş ve kızdan bedava faydalanma dönemi bitmiştir.
            Fakat bilindiği üzere bu tip flörtöz tipler kızlara çekici gelir. Ağızları iyi laf yapar, cooldurlar, hatta biraz yakışıklılarsa tamam. Bizim kızlar sanar ki bu herif kendilerine değer veriyor. Alakası yok halbuki. Kazanovamız kur yapıyor amaç da belli. Bu noktada ise amacı yuva kurmak olan, hayvanlar gibi kur yaparak kızı etkilemek yerine insan gibi karşısına çıkıp bir anlık heveslerin değil bir ömürlük olduğunu duruşuyla anlatan erkekler eleniyor. Sebep? Ona flörtöz erkekler gibi jest yapmaması, edepten ve inançtan. Eskiler dermiş ya karısı beni seviyormusun diye sorduğunda, sevmesek evlenmezdik diye. Aslında aynı o hesap.
            Hele ki filmler diziler sağ olsun(!) Öyle jestler bekleniyor ki insan belki karısına dahi yapmaz. Ne oluyor. Bu adamlar daha değerli oluyor, daha özgüvenli oluyor. Açılıp saçılmanın “cesaret” olduğu bir ülkede çok da şaşırtıcı gelmiyor tabi. Halbuki bunları kendilerine göstermek için flört etmek yerine nikahlanmayı tercih eden adam daha değerli olmalı değil mi? Evlilik görüşmesi yaptığı kızla mesafeyi koruyan…Bir kaç görüşmede kafayı netleştirip teklifi sunan.
            Umarım izah edebilmişimdir.
            Selametle kalın.

          • elifkk diyor ki:

            Kevser Hanım
            30 yaşına gelmiş bayanın evlilikten konuşması neden sizi tiksindirdi pek anlamadım. İnsanlar evlilik konuşabilir. 3 lu yaşlardaki bayanlarda konuşabilir velev ki bu kişiler evlilik düşünüyorsa bu onların hassas noktası ve yarası olur. Diyelim ki tansiyon olan bir insana sorsanız ” nasılsın ”diye. Size vereceği cevap ile mutlaka şu şekilde ” iyiyim tansiyon var kör topal ilerliyoruz vs” olur. Çünkü sürekli onunla olan ve bir türlü düzelmeyen bir rahatsızlık gibi düşünün. Evlenmek isteyen ve bununla ilgili kaygıları olan bir kişiye daha hoşgörülü olmak lazım.

            Ayrıca imanla yaşamak ve ölmek gerçekten çok önemli ama evlilikte bir o kadar önemli zira imanın yarısını tamamlamış oluyorsunuz.Her insan kuyu gibidir. Kimisi 3 taşla dolar, derinliği bellidir.Kimisine ne kadar taş atsanız da taşmaz derindir, sinesi geniştir. Herkesin sabır ve tahammülü farklıdır, olaylardan etkilenme derecesi de .O yüzden kimseyi bu tarz konularda kınamayın. Bir bakarsınız 2 yıl sonra sizin de dilinizden düşmez olur bu konular :) Selametle

          • kevser diyor ki:

            Elifkk hanım;
            Düşünmek ayrı,kurnazca kaderi zorlamak ayrı!inanın bende o bayan kadar evlenmeyi istiyorum lakin hemcinslerime bile bunu utancımdan söyleyemiyorum.tabi kabul ediyorum herkes benim gibi olamaz.her insan farklıdır

          • Feyza diyor ki:

            Kevser Hanım,
            Genel anlamda huzursuz bir haliniz var gibi gözüküyor bilemiyoruz belki yakından tanısak birbirimizi hiç öyle değildir. Burası nihayetinde yazı dili ama genel anlamda anlattıklarınıza bakılınca sizin sözlerinizden bize yansıyan tahammülsüz bir ruh hali. Sanki hep tepkili gibi..
            Siz itinayla kaçtığımız kızların anne babasını ya da ikisinden birini kaybeden kızlar olduğunu yazmıştınız. Bunlar hassas konular belki her hissettiğinizi yazmamanız veya gerçek hayatta dile getirmemeniz sizin lehinize olur. Kendi dilinizle kendi imtihanınızı zorlaştırmamış olursunuz çünkü bunlar incitici mevzular..
            Ramazan-ı Şerif ayında gezdirdiğiniz hanımefendi oruçku değildi sanırım ya da çok dayanıkşıydı bilmiyorum. Ama genel bir iletişim problemimiz var, neden bu rahatsızlığınızı o hanımla konuşmadınız? Deseydiniz çok yorulduğunuzu ve daha fazla refakat edemeyeceğinizi güzel bir dille, o hanım da sanırım zulmetmezdi size değil mi?
            Telefonda konuştuğunuz hanıma da biraz su-i zan beslemediniz mi? Belki aynı dertten muzdarip gibi görüp sizinle dertleşmek istedi veya velev ki kendini İstanbul’a gelin etmek istedi. Bu gayrımeşru bir yol değil ki? Kimsenin beyine yan gözle bakmadı veya sizden namussuzluk içeren bir talepte bulunmadı. Üzeri kapalı bu meramını bildirmesi onu tiksindirici kılmaz ki.. Siz utanabilirsiniz ve benim de tarzım değil bu yol fakat bizim burun kıvırdığımız şeyler başkasının çözümsüzlüğünde tek alternatifi olabilir.
            Herkesin sizin gibi çok iyi bir çevresi, aile akraba ilişkileri yok ve bu çerçevede herkesin evliliğe ihtiyacı izafi. Kimininki amazon ormanlarında yetişen bir bitkinin suya ihtiyacı gibi kimininki ise çölde yetişen bir kaktüsün. Herkesin yürek yangını farklı.. Tek amacı buymuş gibi gözüken insanlar için de hayat evlenince durmayacak bunu biliyorlar. Ama ellerine bir imkan geçince de bunu değerlendirmek istiyorlar ki sonra pişmanlık yaşamasınlar.
            Noktalama işaretleriniz dahi çoğu zaman tepkili 🙂 Biraz gevşetin kemerleri, daha iyi hissedeceksiniz..
            Sevgiler.

          • kevser diyor ki:

            Feyza hanım haklısınız.cok hassas konular.dikkat ederek yazmak lazım.zaten benim o yazdığım başıma gelen olaylarda bütün ayrıntılarıyla yazmadım buraya.yazamamda.ve yaşadığımız şey anne babayla da alakalı değil.yüzde 90 o kişilerin karakter yapısıyla alakalı.selametle kalın Feyza hanım Allah gönlünüze göre versin

          • kevser diyor ki:

            Bide yazmayı unuttum.benim etrafım iyi güzel ama benim de mahrum olduğum birçok şey var.asamadigimiz bir sürü şey var maalesef.iyi tarafı varsa kötü tarafı da var.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          Kevser Hanım…

          “30 yaşına gelmiş kıza görücü usulü kimi tavsiye edeceksin ki? onun evleneceği yaş grubundaki erkekler 32-34 yaş” demişsiniz.

          İşte bu sözleriniz, sizin evlenmeyi düşündüğünüz erkeğin YAŞ ARALIĞI’na dair beklentinizi, bakış açınızı, kriterinizi veya olmazsa olmazınızı net şekilde ortaya koyuyor.

          Belki farkında değilsiniz ama bilinç altınızda yer eden ve sizin evlenilecek insan ve yaş aralığı konusunda ki kararlarınızı OLUMSUZ etkileyen sıkıntının temel sebeplerinden olan bu ÖN KABÜL sizin hayırlı bir yuva kurmanıza engel olan en büyük TABU olmuş.

          Kendinize şu soruyu sorun.

          Yaşı 40-42, şartları, yaşam tarzı benim istediğim gibi olan bir erkek bana talip olursa ben bu kişiye neden EVET dermiyim.

          Veya neden HAYIR demeliyim?

          Ayrıca;

          Son yorumunuzun son paragrafında “İnsanlar kaderini kendisi seçemez. kimsenin kaderi kendi elinde değil” demişsiniz…

          Bu sözünüzde İmani anlamda SIKINTILI…

          Çünkü Allah İsra 13 de “Biz her insanın kaderini KENDİ ÇABASINA bağlı kıldık” der.

          Daha önce burada yazdığım bir sözü tekrar etmekte fayda görüyorum.

          Her bir tercih aynı zamanda bir çok seyi reddetmektir ve insanlar tercihlerinin sonucuna katlanır.

          Düşünce, karar ve tercihlerinizin sizin için hayırlara vesile olması duasıyla…

          • kevser diyor ki:

            Neyi neden yazdığımı bile anlamamışsınız.ben kimsenin kaderi kendi elinde değil dedim evet.babami kaybetmem benim elimde mi yani?imani anlamda sıkıntılı düşünüyorsunuz deyip İsra suresindeki ayeti kerimeyi yazmışsınız da bunu nasıl açıklayacaksınız? Şehitlerimizin daha kundaktayken yetim kalan çocukları için de:”biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık “diyebilecekmusiniz? Bence asıl sizin itikadi yönden çok sıkıntınız var.neyi nerede söyleyeceğinizi şaşırıyorsunuz

          • kevser diyor ki:

            Ben kimsenin kaderi kendi elinde değil derken;o kızların anne veya babalarını kaybetmelerini kastetmiştim.yoksa oh kilimizi bile kipirdatmayalim nasıl olsa kader bizim elimizde değil bunu kastetmedim ki ben.neden yanlış anlıyorsunuz?

          • kevser diyor ki:

            Sizinle bu tür konularda tartışmam bile.cunku siz “mezhepsiz”oldugunuzu daha önce burada gururla söylediniz.o yüzden bu tür konularda sizinle tartışmam bile

          • kevser diyor ki:

            Valla yaşı 40-42 olacak.aradığım kriterlere kendinde barındıracak ve daha önce hiç evlenmemiş olacak…..sizce de kulağa biraz ütopik gelmiyor mu? ☺he o yaşta hiç evlenmemiş düzgün biri bulursanız benim de haberim olsun☺☺şaka şaka tabi☺

          • kevser diyor ki:

            Parça parça aklıma geldiği için biraz böyle dağınık yazdım.ancak:bu benim bakış açım da değil hayatın gerçeği yani.kadinlar uyanıktır.duzgun bir kısmet bulunca bırakmak istemez.anca karşıdaki erkek çok uyanıksa onun iç yüzünü görüp belki evlenmekten kendisi vazgeçebilir.ki böyle olan bir adamda eninde sonunda aradığı gibi bir kız bulur ve evlenir çünkü kız çok.birde;hani ben yukarıda bazı tip kızlardan kaçtığımi bahsetmiştim.kacma sebebim ise:Bu dünyada TEK AMA TEK amaçlarının kendilerine koca bulup çocuk doğurmak olması ve bu uğurda herşeyi göze almaları açıkçası beni biraz ürküttü.tamam kabul ediyoruz.bir kadın bir erkek tarafından sevgiye şefkate ihtiyaç duyar.bunu zaten kimse inkar etmiyor.ama en nihayetinde evliliğin arkasında da nefsani arzular var.mesela:bir kadın bir erkek tarafından korunacak kollanacak adamda bu kadına:”vaaay be ne güzel kadınmış “diyecek.ve kadın keyiften dört köşe olacak.yalan mı? Sonuç itibariyle nefs okşanmış oluyor.ayni şekilde çocuk sahibi olmak da öyle:”amanda aman ay ne tatlı bebekmis”diye bir çocuğu sevdiginizde,annelerin suratına bakın, zevkten dört köşe oluyorlar.bizim fıtrata bir lafımız yok.yanlıs anlaşılmasın!herşey olması gerektiği gibi en güzel şekilde yaratılmıştır.ben sadece bazı bayanların tek hedefinin bu olmasından ürktüm.yanlis anlaşılmasın bir erkeğe hanım olmak,bir çocuk dünyaya getirip onu güzelce yetiştirmek.ben haşa sümme haşa bunları basit görüyor değilim.asla küçümsemiyorum.bunlar çok güzel şeyler.lakin :kendilerine hedeflerini ve amaçlarını sorun.evlenmek ve çocuk sahibi olmanın dışında bir amacınız var mı deseniz bön bön bakarlar.fakire garıp gurabaya düşküne kol kanat germek ihtiyacı olana yardım etmek gibi hedefleri yok.sadece kendilerini düşünüyorlar.elbetteki bu tür şeyler dile getirilmez şunu yaptım bunu yaptım diye.ama diyelim ki hayatta tek hedefleri:evlilik ve çocuk doğurmak olan biri diyelim ki gerçekten severek evlendi.isteyerek evlendi ama evlendikten sonra o adamın aslında zannettiği gibi biri olmadığını anladı.ne yapacak?veya diyelim:severek isteyerek evlendi.evliliginde de aradığını buldu.cok mutlu kocasıyla.ama işte olcağı var ya adam evliliğin 5.yılında aniden vefat etti.ne yapacak?hemen tekrar mı evlenecek?gömlek değiştirir gibi koca mı değiştirecek yani.veya aynı şekilde evladını çocuğunu aniden kaybetti.o zaman ne olacak?tek hedef buysa bunların başına her fanı gibi bir iş gelince ne olacak?

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Kevser Hanım’a…

            Lütfen bana laf yetiştirmekten vazgeçin de söylediklerim üzerinde düşünün. Benim size göstermeye çalıştığım şeyleri görmek için çok zaman, emek ve para harcayan insanlar var. Benim ise sizden bir beklentim yok.

            Böyle düşünmeye ve yaşamaya devam ederseniz gelecekte sizi daha zor günler bekliyor olacak.

            Ayrıca KADER ( cüzii irade) ve TAKTİR ( küllü irade) kavramları üzerinde biraz düşünün. Zira ikisi aynı şey değil.

            Diğer taraftan ben İmanımın eksik olan yarısını tamamladım ve bu konuda bir sıkıntım yok. İmani anlamda asıl problemli olanlar “ısrarla ve kendi tercihleri” nedeniyle BEKAR olanlar ve bekar kalanlardır.

            Dipnot:

            Sahip olduğunuz negatif enerji ve yaşadığınız gerginlik ile burada bile tek amacı size yardımcı olmak isteyen insanları itiyor, kendinizden uzaklaştırıyor ve yoruyorsunuz. Bu şekilde davranmakla kaybeden sadece siz olursunuz.
            Bence bu zamana kadar evlen(e)memeniz ve aracıların yetersizliği ile ilgili şikayetlerinizle bu tavırlarınız arasında bir bağ olduğu gerçeğini de görmezden gelmekten vazgeçin.

          • kevser diyor ki:

            Abdullah bir bey;
            Şimdi ben bekarım üniversitede aynı sınıfta olduğum bikac arkadaşımda bekarlar.simdi biz,huyumuz kötü olduğu bozuk olduğu için mi bekariz yani?peh peh peh diyorum sadece.benim çok yakın bir akrabam 45 yaşında ve bekar.hic de kötü huylu bir hanım değil.ama evli olup kötü huylu olan birçok kadın görüyorum ben.benim tek kusurum uyanık açıkgöz ve girişken bir kız olmamam oldu.birde demişsiniz ki:ben imanımın yarısını tamamladım bir problemim yok demişsiniz.nimetleri kendinizden bilmişsiniz….Allah nasib etmese evlenebilir miydiniz?

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Kevser Hanım.

            Açıklamanız tatminkar ama siz de yaşı geçkin erkekleri kimsenin beğenmediği hiçbir kızın istemediği tipler olarak nitelendirdiğinizde kendinizle çelişmiş oluyorsunuz. Sizinle tartışmak için yazmıyorum hatta size katılıyorum bu işler tamamiyle nasip kısmet elbette biz kullar da fiili ve sözlü duayla nasibimizi arayacağız. Ancak önemli olan kimseyi bu konularda yadırgamamak. Yeri gelince daha detaylı yazarım ancak etrafımda pırlanta gibi kadınlar erkekler var. Aracı olmadığı için (tabi zahirde) bekarlar.
            Selametle…

  3. esra diyor ki:

    Evlilik çağına gelmiş gençlerimiz sosyal medyadan eş aramasınlar, aracılık kurumunu canlandırın! Birbirimizi tanıyacağız diye flörte bulaşmasınlar.

    Allah için çok güldüm geçmişi hatırladıkça günümüze baktıkça yaşadıklarımı hatırlayınca bir daha güldüm büyüklerimiz o kadar özeller ki eş aramayı bırakın evliliğin lafında dahi şeytanın yardımcısı olmuşlar istisnalar kaideyi bozmaz ya istisnalar yer değiştirmiş bu devirde ana babalı yetimler arasında daha çok güleriz selametle :)

    bu arada gülmem yanlış anlaşılmasın hayatın olumlu yönlerine baka baka ruhban yaşamayı öğrendim klavye cambazlığı bu olsa gerek lafla herşeyi yazıp çizip faaliyetle hiç birşey yapmayanlara değil lafım :) daha çoook gülerken ağlarız

  4. sevgi diyor ki:

    Popüler kültürün etkisini evet gençler üstünde görüyoruz ama benim gözlemlediğim nedense anne babalar da konu komşuda çokça kapılmış bu kültüre. Neden derseniz, bizim evlenme serüvenimizde gençlerden öte popüler kültüre son derece ayak uydurmuş olgun insanlarla mücadele ettik.
    25 yaşında bir genç kız olarak artık kendim için uygun evlilik yaşına geldiğimi ve hazır olduğumu düşünüp yakın bir arkadaşımın teklifiyle eşimle görüştüm. Kendiside benimle benzer düşüncelerle görüşmeye gelmişti, tanıştık ve belkide ilk başta mantıkla başlayan bir evlilik yapmaya karar verdik. Fakat bunu ailelere anlatmak oldukça güç oldu. Benimkiler daha küçüksün niye evlenesinki modunda onunkiler ah keşke falancanın kızı olsaydı modundaydı. Bu kısmı bir miktar aşınca iş maddiyata geldi, ev yok, araba yok, sigortalı iş yok ne evlenmesi kısmına geldik. Bunları da aştıktan sonra şükür evlendik. Düşünüyorumda eğer ailelere kulak assaydık muhakkak şuan bilmem kaçıncı görüşmeden de hüsranla dönüyor, arabasının modelide iyi değilmiş, kızında gözünün üstünde kaşı varmış diyor olabilirdik.
    Ben ne yazıkki bu yaygınlaşan popüler kültür akımından birtek gençleri sorumlu ve suçlu bulamıyorum. Zaten gözlemlediğim o dizileri falan anneler kızlardan daha çok izliyor :)

  5. Muzdarip bir Havva diyor ki:

    Selamün aleyküm ,
    Öncelikle yazıyı okurken özeleştiri yaparak okudum . Bekar evlilik yolunda ilerlemeye daha doğrusu doğru adayı bulmak için sürekli evlilik görüsmelerine helal ölçülerde katılan biriyim. 25 yaşındayım kafamda oturan belli özellikler istekler yada kriter mindemeliyim bilmiyorum ama bu süreç o kadar yorucu ki kafamız karışıyor. Görüştüğüm adaylarla olmayacağını düşündüğüm anda nefsimle mi aklimla mi karar verdiğimi

  6. Sami diyor ki:

    Birbirinden isabetli tespitlerle dolu akıcı, faydalı, yol gösterici bir makale…

    Gençlerimizin hayata bakışını bilhassa 2000’li yıllarla birlikte baskın popüler kültür, akran sohbeti, internet (ağırlıklı sosyal medya) şekillendirdi. Aileler maalesef tesirli olamadı. Değişim öyle hızlıydı ki ailelere kalan, her şey olup bittiğinde sadece hayıflanmak, pişmanlıktı.

    Evlilik gibi hayatın dönüm noktası dönemeçlerinden birini dönme arefesinde gençler ne istediklerini iyi bilmek zorundalar. Belirledikleri kıstaslara ters düşmemeliler.

    Mütedeyyin bir hanım istiyorlarsa etiket müslümanlarına yönelmeyi bırakmalılar.

    Etiket müslümanı istiyorlarsa mahcubiyet hissiyle kızaran, kekeleyen eş adayını yaftalamaktan vazgeçmeliler.

    Her adaya bir kulp takma alışkanlığını yenmeliler.

    Onlarca seçeneği dörde indirmeliler. Evet dörde… Efendimizin s.a.v sözünü hatırlayalım: “Bir kadın, şu dört şey için nikahlanır; ya malı için, ya soyluluğu için veya güzelliği için yahut da dindarlığı için alınır. Siz dindar olanını alın, eliniz dert görmez.” (Müslim, Nikah, no:53)

    Bu sözü elbette beylere de uyarlamak mümkün. Dindarlık, mal, soyluluk, yakışıklılık…

    Sâdeliği hedeflemeliler. Efendimiz -s.a.v- sâde konuşur, sâde yer, sâde giyinirlerdi. Gösterişin, debdebenin hüküm sürdüğü asrımızda yaşama şeklini O’na benzetmek bize birçok saadet kapısı açacaktır. Eş adayları sâde bakışmalı, sâde konuşmalı, sâde evlenmeli. Ne eksik ne fazla… Sâde…

    Aileleri sürecin dışına itmemeliler. Görüşlerine katılmayabilirler ama onlara kulak verebilirler. Duanın bereketi anne-baba kaynaklıdır.

    Münir Arıkan’ın kaleme aldığı Aile Zekâsı adlı eseri muhakkak temin edip okumalılar. Eserin sonundaki testi çözüp kendilerini masaya yatırmalılar.

    Sınırlara riayet etmek huzurun formülüdür.

    Evlilik görüşmesinin, sonraki adımların sınırları vardır. Nefis, sınırı aşmak ister. Nefsin arzularına direnmenin neticesini ileride eş adayları en büyük kazanç olarak göreceklerdir.

    Kaliteli, huzurlu yuvanın hamuru temiz ellerle karılır.

    Kirlenmemiş ellere selam ile…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Teşekkürler Sami Bey.
      Yorumunuzdaki evlilik görüşmeleriyle ilgili tespitlerinize katılmamak mümkün değil.

    • Feyza diyor ki:

      Sami bey guzel tavsiyeleriniz icin butun bekar kardeslerimiz adina tesekkur ederim.
      “Sâdeliği hedeflemeliler. Efendimiz -s.a.v- sâde konuşur, sâde yer, sâde giyinirlerdi. Gösterişin, debdebenin hüküm sürdüğü asrımızda yaşama şeklini O’na benzetmek bize birçok saadet kapısı açacaktır. Eş adayları sâde bakışmalı, sâde konuşmalı, sâde evlenmeli. Ne eksik ne fazla… Sâde…”
      Yazinizin bilhassa bu kismina cani gonulden katildigimi belirtmek isterim. Hersey o denli cafcafli ki, bazen insanin basi donuyor. Bircok fazlaligi kendi kendimize yuk ediniyor ve yoruluyoruz. Flort eden ya da evlilik gorusmesi yapan kisilerin kacirdigi en onemli nokta sadelik, dogallik, samimiyet..
      Gonderilen basmakalip sozlerden tutun, mesajlar dahi hazir. Icinde ozveri yok, emek yok, kendi dokunuslari yok insanlarin.
      Hediyeden anlasilan bir el emegi degil, hediyenin dahi pahasi fiyatiyla olculuyor. Bana kalirsa karsimdaki nisanlim.dahi olsa bana kendi elleriyle yaptigi emek vererek ve sevgisini koyarak yaptigi bir bileklik, bilmemkac lira degerindeki bir bilezikten cok daha degerli ve duygu yukludur.. ayni sekilde kendi el emegimle hazirladigim kucuk bir hediyenin de deger gormesini ve makbul olmasini cok isterim..
      Esyalarda, dugunlerde herseyde hep belli bir formalite var, giderek artiyor ustelik ve bunlar beni bazen izlerken dahi yoruyor inanin.
      Bizim bir fabrikator amcamiz vardi, (oz amcam degil).
      O kadar zengindi ki, bayramlarda coluk cocuk evinde sira olurdu herkes cunku kagit paranin en fazlasini verirdi eli cok boldu. Haliyle ben de el.open bayramlik cocuklar arasinda on safta yerimi alirdim. Ama aklimda kalan en net hatirladigim o debdebeli olabilecek yasamin icinde bu amcanin yasadigi iki katli mustakil bahceli ve son derece mutevazi dosenmis bir evdi. Istese Izmir’in en pahali semtinde en lux dairelerdr yasayabilirlerdi ki cocuklari oyle bir hayat yasiyordu. Sebebi cimrilik olsa asla degil, yardimiyla herkes tanirdi bu amcayi.
      Yani sadelik ve tevazu insanin ruhunda olursa dunyalar onun olsa da degismiyor, ayni hayata devam ediyorlar.
      Kina geceleri oluyor simdi kadinlar arasinda ve o kadar abartili ki, benim.bildigim bu kadinlar arasinda evin icinde tertiplenen kucuk bir eglenceydi kizin kendi arkadaslarinin ve cevresinin de bu mutlu gecesinde istirak ettigi. Simdi ise Islami dedigimiz cevrede de davet edilip gittigim zamanlar gordugum hep bir salon tutulmus ve hayli kalabalik sanki dugun gibi. Muzik calmiyorlar ilahi vs. Ama gerek var mi, onca israfa bilemiyorum, gereksiz geliyor, abartili hersey beni son derece rahatsiz ediyor. Nisan da ayni sekilde yapiliyor, simdi dusununce dahi kasvet basti icimi. Bir de nisani kiz taraffi yapar derler. Insaallah beni buna mecbur eden bir erkek tarafina denk gelmem temenni ediyorum. Nisan benim bildigim aileler arasibda birkac yakin akrabanin da orada bulunmasiyla yuzuk takma merasimidir ve evde yapilir. O da hep salonda yapiliyor goruyorum artik evlenenlerde ve bu prosedurler canımı sıkıyor bazen, cunku kiz tarafinin yanisira erkek tarafinin da kendi itibarini dusunerek elalem ne der kaygisiyla bu islerde abartiya kactigina cevremde sahit oluyorum.
      Iki taraf kafa dengi olursa cok guzel ve sade bir baslangic olur. Insaallah sadeligi ve itidali seven mutevazi insanlarla karsilasirim. Dua ederken saydigim ozellikler merhametli, mutevazi ve mutedil, samimi bir insan olmasi gibi ozellikler oncelikli oluyor, bunu cok onemsiyorum.
      Tekrar tesekkurler.
      Selamlar.

      • Sami diyor ki:

        Feyza Hanım,

        Ruh sâdeliği arzu eder, sâdelikten hoşlanır. Topraktan yaratılan âdem oğlunun mayasında bu var. Fakat gitgide o hususiyetimizden uzaklaştık. Ruhumuza dar gelen nevzuhur bir elbiseyi inatla giyiyoruz. İç sıkıntımızın sebebini başka yerlerde arıyoruz. Çözüm fazlalıklardan kurtulmaktan geçiyor.

        Bendeniz sâde, eşya kalabalığından uzak bir evde doğdum, büyüdüm. Televizyonun olmadığı, kitapların baş köşede durduğu bir ev… Tabiatıyla ruhum nefessiz kalmadı. Eşyanın bize hükmetmesine ailem müsaade etmedi. Hayat anlayışı insanın niyetini de doğrudan şekillendirir. İzdivaç gündemime geldiğinde muhatabımda, ailesinde çocukluğumdan beri âşina olduğum sâdeliği aradım. Elhamdülillah arayışım menfi neticelenmedi.

        Vitrini, televizyonu, orta sehpası olmayan bir salonda misafir ağırlamanın keyfi bir başkadır. Misafirler ilk şaşkınlığı üzerlerinden attığında ardı ardına suallerle karşılaşırsınız. “Salon neden bu kadar sâde? Diğer eşyaları almaya imkânınız mı elvermedi? Şu köşe çok boş duruyor. Orayı neden doldurmadınız?”

        Cevaplarınızı işittiklerinde önce anlam veremez, sonra kendi hâllerini gözlerinin önüne getirip eninde sonunda size hak verirler, imrenirler. Çünkü her ruh böyle bir hayatın özlemindedir.

        Eş adaylarının -zengin, orta hâlli fark etmez- şahsiyetlerinin şekillendiği aile iklimi çok mühim. Zenginken sâde hayat tarzını benimseyenler olduğu gibi (verdiğiniz misâl bunu teyit ediyor.) zengin olmadığı hâlde zenginmiş gibi yaşama derdindeki aileler var.

        İçinde düğünlerin de yapıldığı kültür merkezlerinden birinde müşteri temsilcisi olarak çalıştığım dönemde düğün salonunu kiralamak üzere gelen çiftlere salonu tanıtırdım. Bazı çiftler programı sâde bulur, masalarda neden şamdan yok diye sorarlardı. Şamdansız masaları beğenen bir başka çiftin ailesi de sahne ışıklarını, şarkıları mesele ederdi. Sırf birkaç madde eksik diye salonu kiralamaktan vazgeçenler tanıdım.

        Salonlardan birinin gösterişli bir merdiveni vardı. Gelin-damat giriş müziği eşliğinde merdivenden inerek sahneye geçerlerdi. Damat adaylarından biri tanıtımımız bitince ” Biz sâde şekilde salona girmek istiyoruz. Merdiveni kullanmayacağız.” dedi. Babası söze karıştı. “Oğlum ne söylediğinin farkında mısın? Bir kere evleniyorsun. Eş dost geliyor. Sizin mutluluğunuza şahit olacaklar. En güzel şekilde sizi görmek isteyecekler. Merdiveni reddetmek niye?” Oğlu geri adım atmadı. Baba bu bizim kararımız, dedi.

        Kına için salonu kiralayan bir çifti hatırlıyorum. Damat çok mütevazı idi. Hanımefendi salonu tekrar gezmek istedi. Atmosfere başkalık katan mini havuzun başına geldiğinde havuzun suyunu az bulduğunu, suyun havaya daha çok savrulmasını istediğini söyledi. Peki, dedik.

        Sâdeliği hayat biçimi hâline getirmiş bir eş adayı bulmak sabır imtihanının bittiği anlamına gelmiyor. Aileler çifti sınayabiliyor.

        Sabır ve şükür imtihanına hazırlıklı olmakta fayda var. İmanımızı ara ara bakıma alalım. Siyer okumalarını önemseyelim. O devrin sâdeliğinden nice misâlleri günümüze taşıyalım inşaallah.

        • Feyza diyor ki:

          Sami bey, cok tesekkurler bu guzel ve dinlendirici cevabiniz icin.
          Imtihana hazirlikliyiz aslinda ama sadece ana basliklari biliyoruz, imtihan sorulari ise genellikle hazirlikli olmadigimiz yerlerden cikiyor.
          Yazinizda oyle guzel bir atmosferden bahsetmissiniz ki hayalini kurdugum bir ev ortami da ayni bu sekildeydi. Aslinda buyudugum ortamda buna yakin. Belki gecmise ozlemdir belki gelecege bilemiyorum.
          Daha once Cihad abi de kendi ev ortaminin sadeliginden bahsetmisti ve huzurun bu mekanlardaki bosluklari en guzel sekilde doldurduguna inaniyor, bir misafirlige dahi gitsem mobilya dukkani gibi evlerde huzur bulamiyor bir an evvel kalkip yurduma donmek istiyorum.
          Insaallah hayalimizdeki gibi bir hayat nasip.olur ve biz de kadrini kiymetini bilen kullardan oluruz.

          • Sami diyor ki:

            Bendeniz sâde bir ev tahayyül etmedim Feyza Hanım. Hayatımın akışı zaten böyle bir cihete doğruydu.

            Onlarca adayla görüşmede bulundum. Kalbim ve zihnim hep o duygunun peşindeydi. Sâdelik duygusunun… Özleminizle aynı özlemi duyan yol arkadaşınızın ayak seslerini işitmek öyle emsâlsiz bir lâhza ki…

            Yapacağınız izdivaç görüşmesinde an gelecek gönlünüzde sütliman bir duygu hissedeceksiniz. Üşür vaziyette iken ikram edilen bol tarçınlı sahlep fincanından ilk yudumu aldığınız andaki his… Ya da sevdiğiniz bir aile büyüğünüzün elinizi elleri içine hapsettiğindeki his…

            İşte o vakit kaderinize yazılı zevciniz hayatınıza girecek. Ve birlikte sâdeliği kuşanacaksınız.

            Allah -azzevecelle- murâd ettiğini önce kalpte doğurur.

          • Feyza diyor ki:

            Sami bey,
            Insaallah bu tatli sicakligi ve duyguyu hissederiz. Kalbe gelen duygulardan insan bir nebze de olsa fikir sahibi olabiliyor, haklisiniz.
            Benim de hayatimin akisi su anda bu istikamete dogru gidiyor. Cok varlikli bir aile ile karsilasmadigim surece kendi butcem zaten fazla konfora istesem de musade etmez. Musade etmesini de su sartlarimda istemem. Cunku bekarken yakalanan fazla konforlu bir hayat, evlenince yasanabilecek darlik durumunda tahammulsuzluge de sebep olabilir.
            Bu yuzden Allahu Teala maddi zenginligi, onu tasiyabilip hayirli yollarda infak edebilecek ruhi olgunluga eristigimiz zaman helalinden versin. Insan nefsi cimrilige meyyaldir. Rahata kolay alisir ama zor ayrilir. O yuzden sadelik ve tevazu dolu bir hayat zengin de olsa insanin yitirmemesi gereken hasletleri olmali ki zenginlik elden gitse de huzur baki kalsin.
            Cok tesekkur ederim bu guzel cevabiniz icin.

    • Rabia diyor ki:

      Allah için sema hanımın yazdıklarına katıllıyorum o sırada bu mütevazi içten edep ilen muhabbet ve huzur dolu yorumlarınıza denk geldiğim için kendimi ayrıcalıklı hissettim evet bir kişi iyi olsa dünya onla güzelleşir bir kişi kötü olsa dünya ona itimat eder Rabbim o güzellikleri görüp yaşayabilen Veli kullarını önder eylesin hyr yolda bizleri muvaffak eylesin inşaAllah

  7. Feyza diyor ki:

    Elinize saglik, yol gosterici, aydinlatici bir yazi kaleme almissiniz. Insaallah dinleyen ve istifade eden insan cok olur.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Sağ olun Feyza Hanım.
      Yazmak mesele değil aslında, mesele uygulayabilmek. Müspet bir arkadaşım bir gün beni araçla almıştı ve arkada eşi de vardı. Siteyi az çok biliyorlar. Arkadaş hanımına bizim fatih de internette yorumlar yazıyor vb. deyince hafize hanım çok güzel bir laf etti. “Allah yazdıklarınızı uygulamayı da nasip etsin” dedi. Beni tanımıyor sonuçta ama on numara bir tespitte bulunduydu.

      Yazmak kolay da uygulamak zor. Günümüzde ya erkek ya kız ya da her ikisi bir şekilde birbirlerine bilerek ya da bilmeyerek flörte bulaşma konusunda baskı yapıyor. Kılıf da hazır. Yeterince tanımak istiyorlar-mış…

      Selametle kalın…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sevgi ile , bulanık ve tortulu sular arı ve duru hale gelir." (Mevlana)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku