Müslüman Kadınları Kocalarından Kurtarmak!

06 Şubat 2013Sema Maraşlı59 Yorum »

Son on yılda İslam dünyasına yönelik saldırıların gerekçelendirilmesinde Müslüman kadının acılarını dindirme iddiası önemli bir yer tuttu.” diye başlıyor “İşgal Kadınları” kitabı.

Feminist söylemden faydalanılması gerektiğini her zaman savunan ve kendini de kırılgan bir feminist olarak tanımlayan Yıldız Ramazanoğlu “İşgal Kadınları” kitabında feminizmi eleştirirken aslında gerekliliğine de inandığı için “Emperyalist feminizm” diye bir ayrımı vurgulayarak Batı’nın cinsiyet eşitliği iddiasıyla İslam ülkelerini nasıl işgal ettiğini anlatmış.

“İşgal Kadınları” batının iki yüzlülüğünü görmek ve İslam ülkelerinde “kadın hakları” söylemlerinin ve şiddet haberlerinin sebeplerini anlamak açısından aydınlatıcı bir kitap olmuş. Gerçi Yıldız Hanım bu konuyu ülkemiz açısından şiddet ve kadın haberleri boyutunda incelememiş fakat kitabı bitirdiğinizde aynı metotların şu anda ülkemizde de yapılmakta olduğunu ayan beyan gün yüzüne çıkıyor.

Yıldız Ramazanoğlu, yıllarca katıldığı uluslararası kadın konferanslarında Batılı kadınların İslam dinini aşağılayarak Müslüman kadınları kurtarma çabalarının bugün gelindiği sonucu görünce yazma ihtiyacı duymuş bu kitabı. “İşgal Kadınları” kitabından  dikkatimi çeken cümleleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Uluslararası zirvelerde Müslüman kadınlar İslam’ın kadını nasıl da aşağıladığını anlatan bir dizi konuşma dinlemek zorunda kalıyorlardı. Batılı kadınların handikapları, yalnızlıkları, güvensizlikleri, terk edilmişlikleri ve toplumsal dayanışma ve şefkatten uzak “prozac toplumu” haline gelişleri her türlü sorgulamadan muaf tutuluyorlardı. “

Tabii bunları anlatanlar sadece Batılı kadınlar değil. İslam ülkelerinden toplantılara katılan kadınların çoğunluğunun dini değerlere dikkat etmeyen, Batının hoşuna gidecek söylemlerle gelen kadınlar olduğunu anlatıyor Yıldız hanım:

“Mesela konferanslara Afganistan’dan ve Irak’tan gelen kadınlar; İşgal’in ülkelerine verdiği zararları anlatmadıkları gibi bir de İşgalci ABD yi överek onların ağzıyla konuşuyorlar. Bu kadınların işgalle kıyıma uğrayan erkekler için bir aldırmazlık içinde olması dikkat çekiyor. Irak ve Afganistan’ da işgal öncesi neredeyse yok denecek kadar az olan tecavüz olaylarının işgalle birlikte çok fazla artmış olması, kocası, oğulları ve erkek evlatları işgalciler tarafından öldürülen binlerce kadının ne kadar zor durumda kaldıkları Irak ve Afganistan’ı temsilen gelen kadınlar tarafından hiç dile getirilmiyor.”

Yıldız hanım bu kadınları “kariyerist ve işgalcilerle kol kola kadınlar” diye tanımlıyor.

Bu kongreleri kimler düzenliyor?

“Ekim 2005’te Barselona’da 1. Uluslararası İslamcı Feminizm Kongresi düzenlendi. Bu kongreyi düzenleyenlere baktığımız zaman kendini ateist agnostik olarak tanımlayan kadınların çoğunlukta olduğunu görüyoruz.”

Ateist ve agnostik kadınlar İslamcı feminizm kongresi düzenliyorlar! Ne kadar hayırsever kadınlar bunlar! Ateist kadınların Müslüman kadınları bu kadar düşünmesi karşısında gözlerimiz yaşardı. Sadece bununla kalsa iyi. İsrailli kadınlarda Filistinli kadınları düşünürlermiş:

“İsrailli feminist kadınların düzenlediği bir toplantı vardı. Konu: Filistinli erkeklerin kadınlara uyguladığı şiddet. Dünyanın en sürekli ve en acımasız şiddetini uyguladıkları bir yerde babaların eşlerin oğulların öldürüldüğü gözlerin bağlanıp götürüldüğü bir ülkede Müslüman kadınların en büyük düşmanı olarak müslüman erkekleri gösterme çabası vardı.”

“Bu yıl Avrupalıların düzenleyeceği bir seri toplantının ana başlığı: Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki İslam Toplumlarında Kadına Yönelik Şiddet. Büyük Ortadoğu Projesinin bir ayağı sanırım. “

Batının bu toplantılarla amacı Müslüman kadınları özgürleştirmek ve onları kocalarından kurtarmak. Yoksa batının İslam ülkelerini işgal ederek ne gibi bir kötü niyeti olabilir? İşgal edilen ülkelerin şu anki durumlarına baktığımız zaman batının onlara yaptıkları iyilikleri (!) görüyoruz.

Mesela Irak’ ın şu anki hali anlatılmış kitapta:

“İşgal edilen ülkelerde büyük acılar yaşandı, yaşanıyor. İHH’nın 2008 de yayınladığı rapora göre iki milyon Iraklı saldırılarda hayatını kaybetti. Bir milyon kadın dul, beş milyon çocuk yetim kaldı. Altı milyon insan açlık çekiyor on beş milyon insan karanlıkta. İki bin doktor öldürüldü, yirmi bini de ülkeyi terk etti. Bugün Irak altı milyonu aşkın göçmenle dünyada en çok mültecisi olan ülke. “

ABD Irak’ta sözünü tutmuş. Iraklı kadınları kocalarından kurtarmış, özgürleştirmiş.Bu arada kanatlarını kırmış, boyunlarını bükmüş, tecavüze uğramışlar onlar için önemli değil. Koca şiddetini bitirmişler mi biz ona bakalım. Görünüşe göre ortada koca kalmadığına göre koca şiddeti de kalmamış.

Afganistan’ın hali daha da içler acısı. Batı işgal ettiği ülkelere ne getirdi? Uygarlık mı? Hayır. Hepsi eskisinden daha kötü durumda. Irak’da işgal öncesi tecavüz vakaları çok nadirken işgalden sonra çok artış göstermiş. Batının kadınlara özgürlük diye vaadettiği bu muydu? Kocalarını öldürmek, kargaşa çıkarmak ve tecavüz. Hesap soracak bir yerleri bile yok. Fakat bu durum Batıya ne gam ne keder.

İşgal kadınları” kitabında Batı’lıların bir İslam ülkesine göz diktiğinde izlediği metotları görüyoruz. Adamlar programlı çalışıyor (!)

Haberler yapılıyor: İşgal kuvvetlerinin işgal öncesi kendi halkını bunun gerekliliğine inandırması gerekiyor, halkından tepki görmemek için. Bunun için en iyi yol tabii ki medya. İslam ülkelerinde yaşanan münferit olayları basında abartarak yayınlıyorlar. Sanki kendi ülkelerinde kadınlara hiç şiddet uygulanmıyormuş gibi İslam ülkelerinde arada yaşanan kadına yönelik şiddet haberlerini günlerce kendi medyalarında haber yapıp halka o ülkenin erkeklerinin ne kadar barbar ve ölmeyi hak ettiklerine ikna etmeye çalışıyorlar.

Afganistan’ın işgalinden önce Batıda Afganlı erkekleri barbar gösteren haberleri çıkıyor sürekli. Küçük yaşta evlendirilen kız çocukları, kocası tarafından camdan atılıp bacağı kırılan, dayak yiyen, öldürülen, Afgan kadının haberi batı halkını Afganistan’ın işgalinin haklı bir sebebi olduğuna ikna ediyor.Sanki batıda hiç kadına şiddet ve cinayet yokmuş gibi.

“Dünyanın her yerinde hatta batılı ülkelerde misliyle her gün her saniye yaşanan olaylar sadece burada oluyormuş hissi veren haberlerden maksat Müslüman erkeklerin ölümü hak edişini kanıtlamak.”

Filmler çekiliyor: Müslümanları yerin dibine batıran: “Biz onları öldüreceğiz ama siz onlar için üzülmeyin onlar çoktan ölmeyi hak etmişti” diye batı halkını işgale ikna edecek filmler. Bu konuda yapılmış pek çok film var. Yıldız hanım kitapta “Soroya’ yı Taşlamak” (2008) filmini örnek göstermiş. İran, Afganistan ve Irak’tan sonra saldırılacak üçüncü hedef olarak gösterilirken İslam’a ve İran’a yönelik nefret oluşturacak bu film pek çok ülkede gösterime giriyor. Zaten İslam’ı ve Müslümanları kötüleyen filmler ara ara batıda gösterime muhakkak girer bununla birlikte bir de işgal öncesi özel çekilen filmler var.

Kitaplar yayınlanıyor: Birinci körfez savaşı sırasında İranlı bir doktorla evlenerek Tahran’a gelen Betty Mahmoudi’nin yazdığı “Kızım Olmadan Asla” kitabı tüm dünya kamuoyunu İran aleyhinde birleştirmede çok etkili olmuş. Kitap İranlıların ne kadar vahşi, acımasız ve gaddar olduğunu anlatıyor kadının kocası üzerinden. Kadının kocası doktor Mahmoudi dünyanın dört bir yanına yazılanların aslı olmadığına dair pek çok açıklama göndermişse de hiç biri yayınlanmamış.

Kendi halkını kötüleyen yazarlar da Batılıların gözdesi. Yıldız hanım Azer Nefisi’nin “Tahranda Lolita Olmak” kitabını Newyork da bir kitapçıya girince görüyor. Kitabın görünmemesinin mümkün olmadığını anlatmış kitapta. Kitabevinde kitaplar piramit şeklinde okur kapıdan girince görecek ve almaya teşvik edecek şekilde dizilmiş. Kitap on iki yaşında bir kıza göz diken yaşlı bir adam üzerinden Müslüman erkekleri kötülüyor.

Mısırlı yazar Neval el-Saadawi de var. “Sıfır Noktasında Kadınlar” gibi kitaplarıyla İslam dünyasında kadınlara ne kadar canavarca davranıldığını anlatan kitaplar. Saadawi’ nin kitapları Batı’da Arap kadınlarının kurtarılması gerektiği fikrini besler.

Yıldız hanım Batıda değer gören kadın yazarlarla ilgili şu cümleleri kurmuş:  “Avrupa’da Müslüman dünyanın kadın yazarlarına ancak toplumlarını aşağıladıkları ve kendilerine ve dünyaya Batılı gözle baktıkları zaman gören, dikkate değer bulan anlayış genelde yaygındır entelektüel çevrelerde.”

“Edebiyatın ve sanatın, kötülüğün ve saldırganlığın hizmetine verilebilmesi dünyanın başına gelen en kötü şey.”

Batı Müslüman kadınları özgürleştirme iddiası ile girdiği İslam ülkelerinde kadınların kocalarını, kardeşlerini ve oğullarını öldürerek onları özgürleştirmiş. Tabii bu katliamlardan hiç bahsedilmiyor.

Kitabı bitirdiğimde ilk düşündüğüm şey “Sıra bize gelmiş” oldu. Her gün televizyonlarda gazetelerde şiddet haberleri var. Aile bakanımız şiddeti durdurmak için çırpınıyor, yeni kanunlar çıkarıyor, cezaları artırıyor, kelepçeler, butonlar fakat devlet çaresiz kalıyor, cinayetlerin önüne geçemiyor. Binlerce kadın devletten koruma istiyor, en çok bütçe şiddeti önlemek için kullanılıyor fakat ne hikmetse şiddet azalacağına artıyor. Diğer ülkelerin gidişatına bakaraktan Batılı ülkelerin “Siz kadınları koruyamıyorsunuz madem, biz koruyalım.” diyerek gelip ülkemize yerleşmeleri an meselesi gibi duruyor. Feminist kadın dernekleri de boş durmuyorlar, kadınları kocalarına karşı kışkırtılıyor.

Bizdeki bu kadına şiddet haberleri batı televizyonlarında da yer alıyor. Kanada’dan yeni gelen bir hanımla bir kaç gün önce sohbet ettik. Oradaki Türklere “Memlekete dönmeyi düşünüyor musunuz?” diye sormuş. Aldığı cevap: ” Haberlerden Türkiye’nin halini görüyoruz. Terör, şiddet, yaşanacak hali kalmadı ülkenin” demişler. Kendi vatandaşlarımız bile bunu söylüyorsa şiddet haberleri Batılı halkı nasıl etkiliyor?

Kanada, Amerika ve Avrupa’nın pek çok ülkesinde kendi ülkelerinde olan terör ve aile içi şiddet haberlerinin yayınlanmasında kısıtlama, bazılarında da yasak var. Bizim medyamız ise bir tane haber günlerce yayınlıyor ve dolayısıyla zihinlerimizi işgal ediyor. Bu haberlerin şiddet gören kadınlara bir faydası olmadığı gibi şiddetin azalmasına değil artmasına katkı sağladığı açıkça görüldüğü halde ısrarla yayınlanıyor.

Kitapta “Barbar Erkekler diye bir bölüm var. Kabil’de erkekler tarafından öldürülen beş kadın için bir kaç yüz kadın yürüyüş yapmışlar.

Beş kadın faili meçhul bir şekilde öldürülmüştü. Aynı göstericilerin binlerce insanın ölümü ile ilgili bir itirazları yoktu. Çünkü batı kaynaklı haberlerin diline göre öldürülen özellikle erkeklerse onlar zaten bütün bu sonuçları hak edecek kadar vahşi, kötü, köktenci, geleneksel, anlayışsız ve barbardı.”

“Kadına yönelik haksızlıkların kaynağı olarak doğrudan İslam dünyasına işaret eden bir göz var. Avrupalı kadınların yaşadığı şiddet, cinsel taciz ve istismar, Avrupa’da yaşayan ve Avrupalı olmayan kadınların uğradığı ırkçılık ve dışlanma hiç söz konusu bile olmuyor. “

“İslam toplumlarında kadına yönelik şiddetin ana gündem maddelerinden biri olması kabul edilemez. ABD’de mesela her beş kadından biri ağır şiddet görüyor eşi ya da partneri tarafından.” “Amerika’da şiddet çok yaygın. Saniyede bir kadın dövülüyor.”

Fakat onlar bu şiddet vakalarının üzerini örtüyorlar. Şiddet olayları bizden çok daha fazla olduğu halde bunu medyaya malzeme yapmayarak hem sistemi koruyorlar, şiddetle baş edemeyen bir devlet görüntüsü çizmiyorlar hem aile yapılarını korumaya çalışıyorlar.

Avrupa Parlamentosu’ nun Türk kökenli Hollanda milletvekili Emine Bozkurt AP’ nin Kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği raportörü olarak “2020 Perspepektifiyle Türkiye’ de Kadın” adlı rapor hazırlamış. Raporda ‘Bu aynı zamanda Avrupa’nın ve dünyanın da sorunu, Avrupa’da da şiddet var ve üzücü durumlar yaşanıyor. cümleleri Hristiyan Demokratların önergeleriyle rapordan çıkarılmış.

Şiddeti Müslümanların üzerine yıkmaya çalışan Hristiyan topluluklar kendi ülkelerindeki şiddeti hiç mevzu bahis ederler mi?

Yıldız hanım kitapta: “Batı’nın değerlerini İslami değerlerden ayırt etmek için en çok telaffuz edilen kavram, toplumsal cinsiyet eşitliği oldu son on yıllarda.” diyor.

Şimdilerde de bizim ülkemizde de toplumsal cinsiyet konusu çok gündemde fakat Yıldız hanım işgal öncesi şiddet haberleri konusunu bizim ülkemiz açısından değerlendirmemiş. Avrupa’nın iki yüzlülüğüne başörtü konusunda değinmiş. Bir de ülkemizdeki feminist söylemleri destekleyerek örnekler vermiş.

Yıldız hanımın katıldığı uluslararası feminist toplantılar bizi bilgilendirmesi açısından işe yaramış.  Yıldız Hanımın bütün bu tespitlerine rağmen kadın konferanslarındaki Batılı kadınlardan hâlâ ümidi var. “Aramızda bir kız kardeşlik ruhu var.” diyor. Bu ne hümanist bir bakış açısı (!) hayret doğrusu. Bu kadar şeyi görüp hâlâ içinden iyi bir şeyler çıkarmaya çalışmak lağımda boncuk aramaya benziyor.

Yıldız Ramazanoğlu’ nun feminizm gerekliliği ile ilgili görüşlerine katılmıyorum, kitapta örnek verdiği kadının özgürleşmesi konusunda Ali Şeriati’nin görüşlerine de katılmıyorum fakat kitap Batı’ılıların feminizm aracılığı ile yaptığı zulümleri görmek açısından okunmalı.

“İşgal Kadınları” kitabını özellikle Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın, Aile Bakanımızın, Milletvekilerimizin, kadın hakları ile ilgilenenlerin ve ülkemizin üstünde ne oyunlar oynanıyor bilmek isteyenlerin okuması elzem.

Özellikle kendini dindar diye tanımlayan, her buldukları fırsatta erkekleri kötüleyerek, kadınları koruduklarını zanneden feminist kadın yazarlarımızın okuması zaten şart. Yazıları ile kime hizmet ettiklerini ve ne büyük veballere girdiklerini fark etmeleri için. Ayrıca “kadın hakları ve kadına şiddet hikayeleri” ile memleketimizin üzerinden ne dolaplar dönüyor diye merak edenler için de aydınlatıcı bir kitap olmuş. Okunmasını tavsiye ederim.

Sema Maraşlı     www.cocukaile.net

Konu ile ilgili “Aslında Kadına Şiddet Yok” yazımın linki

https://www.cocukaile.net/aslinda-kadina-siddet-yok/

 

 

 

 

 

 

 

 

Okunma Sayısı : 20.837

Yorum yapın

“Müslüman Kadınları Kocalarından Kurtarmak!” için 59 Yorum

  1. ebrar dedi ki:

    Bende özellikle toplumuz üzerinde medyanın cok etkisi olduğunu düşünüyorum devletin buna gerçeken el atması gerekiyor rtükün cok yeterli oldugunu düşünmüyom .Ben 12 sene yurtdısında kaldım ordaki televizyon kanalları kesinlikle şiddet içeren haberleri sunmuyordu ki bende hep diyordum bu ülke çok güvenli ama işin aslı öyle degil o ülkeni dilini cok iyi ögrendigimde daha cok insanlarla kontakt kurdugumda farkettim haberler hırsızlıktan tut şiddet ,kacırma tecavüz ve daha bir çok kötü durumu yayınlamıyordu ve insanlarda bözlece ülkelerinin cok huzurlu oldugu psikolojisinde oluyor ben artık bu ülkede haber dinleyemiyorum cünki sürekli kaygı ve korku oluşturuyor aman allahım nerde yasıyorum gibi .Ben özellikle medya kanlların azaltılması ve devletin bir takım kısıtlamalrın getirmesi tarafındayım eger toplumu ayakta tutacak aileyse bunu yokolmamsı için gerçekten ciddi önlemler alınmalı.

  2. müslüman genç dedi ki:

    memlekete ne olduysa feminiz propagandası ve müslüman olduğunu iddia eden feminist kadınlardan oldu

    • Süheyla dedi ki:

      Dün internette bir şey ararken bir haber sitesine denk geldim.O sitede, haber7’den de hatırlayacağımız aynı zamanda Sema Hanım haber7’de yazarken ona da sürekli yorumcu olarak saldırıya geçen bir hanım yazarımızın müslüman türk erkekleriyle ilgili akla ziyan bir yazısı vardı.Aslında hiç ciddiye aldığım bir kişi değil ama o kadar seviyesiz ve çirkin bir üslupla yazılmışki yazı,dayanamadım gayet düzgün bir üslupla eleştirilerimi yazdım.Hanımefendinin kendisine yorum yazan kişilere anında makinalı tüfek gibi bir saldırması vardı ki görmeliydiniz.Bende eleştirilerimi yazınca aman Allah’ım! Ne erkek düşkünlüğüm kaldı,ne çocuk eğitiminden anlamamışlığım kaldı,ne de onu eleştirecek seviyeden yoksunluğum kaldı.Tam bir facia:)

      Neymiş güya böyle sert yazılar yazarak erkekleri kendine getirecekmiş.Gerçekleri bu kadar net söyleyince erkekler nefislerine yedirebilirlerse kendine çeki düzen verirlermiş:)Baktım uğraşılacak gibi değil bir daha yorum yazmadım.

      Anladım ki bu ülkede yazar olmak çok kolay.Yazıları hiç okunmayan,hiç ilgi çekmeyen muhafazakar yazar hanımlar(ya da yazar kisvesi altında yazdığını sananlar/iddia edenler) müslüman erkekleri eleştiren, yerden yere vuran yazılar yazarak bir anda ülkenin en tanınmış yazarları olup çıkıyorlar.Belli ki bu feministlik bir pazara dönüşmüş hem de çok iyi bir pazar.Allah ıslah etsin diyorum başka da bir şey demiyorum.

      • alieren dedi ki:

        bahsettiğiniz kişinin ne müslümanlıkla ne muhafazakarlıkla nede yazarlıkla bir alakası yoktur. almanyada başıaçık olarak yaşarken,bir takım gizli güçlerin türkiye’ye getirerek ve başı örtülerek sözüm ona müslüman,muhafazakar sıfatı kazandırılarak feminizm ve islam karşıtı din reformistlerinin hedefleri doğrultusunda kullanılmaktadır.aslında bu kişi sema hanımın çalışmaları karşısında ona karşı bir engel olarak piyasaya sürülmüştür. kültürsüzlüğü,bilgisizliği ve sokak ağzı argo konuşmalarıyla kendini deşifre etmektedir.en önemlisi bu kişiyle kesinlikle muhatap olmamak gerekir.eğer yazılarına cevap verilmezse yakında tedavülden kalkar.

  3. Gulbeyaz dedi ki:

    Zamanin iraq ve Afghanistan I (saddam/taliban) bir nevi dikdatorluk altindayken erkegin ozgurlugu, secme secilme hakki yokken cikip kadinlari konusmanin manasi zaten yok.
    Kadinlara ataturk avrupadan once secme-secilme hakki verdi diye ovunuruz de bi bakalim o yillarda erkeklerin secme-secilme hakki var miymis, nasil tek partili demokrasi(!)yapabilmisler, bi nevi dikdatorluktu yine baska aciklamasi yok.
    Islam cografyadindaki hanimlarin tecrubeleri farkli farklidir . Turkiyeyi konuscak olursak Musluman kadinlar basortulerinin onlarin sosyal-siyasal taleplerine engel gosterilmesine hakli olarak karsi cikiyorlar. Bu hakki kullanicaklarindan da degil Belki ama ayrimciligin kalkmasini iadei itibarlarini istiyorlar sistemden Ben boyle anliyorum.

    • Gulbeyaz dedi ki:

      Ali seriati, Abduh ve musa carullah gibi dusunurlerin devami olarak algilanir. Ben lemaat eserinden bediuzzaman hz lerinin musa carullah hakkindaki fikrini alinti yapayim , bizlere ifrata dusmeme konusunda bir fikir versin insallah
      ” Musa Bekuf ise ziyade teceddüde taraftar ve asriliğe mümaşaatkar efkarıyla çok yanlış gidiyor. Bazı hakaiki İslamiyeyi yanlış tevillerle Tahrif ediyor. Ebul-Alâyı Maarri gibi merdud bir adamı muhakkiklerin fevkinde tuttuğundan ve kendi efkarına uygun gelen Muhyiddinin Ehli Sünnete muhalefet eden meselelerine ziyade taraftarlığından , ziyade ifrat ediyor.”

    • Gulbeyaz dedi ki:

      Tr de feminist olarak adlandirilan yada yaftalanan hanimlar hakkinda bi fikir versin diye yazdim. Bu hanimlarin bazi ifrat noktalari olabilir yada olamaz ( bilemem) onlarin dikkatli olmalari icinde alttaki alintiyi ekledim.

  4. Süheyla dedi ki:

    Konuyla alakalı değil ama bir şey söylemek istiyorum.Bazı yorumcu arkadaşlar o kadar uzun yorum yazıyorlar ki yazının uzunluğunu gördüğüm an daha okumadan pes ediyorum.Belki o uzun yazılarda çok faydalı bilgiler,çok güzel fikirler var ama ben nette uzun yazı okumaktan nefret eden (Sema Hanımın yazılarını bile uzun olduğu zaman zor okuyorum)biri olarak maalesef ki bu yazılardan faydalanamıyorum.Biraz daha kısa yorumlar yazarsanız gerçekten çok sevineceğim.Çünkü yazdıklarınızdan faydalanmak istiyorum.

    • tugbaakbeyinan dedi ki:

      süheyla hanım bu söylediğinzi şeyi pek çok kez dillendirdik,uzun olanları yayınlamadık ama ne yazık ki bir orta yol bulunamadı.Üstelik sadece ssiz değilsiniz bu konudan şikayet eden.maillerde alıyorum yorumlar çok uzun diye…kısa yazıp okunmak mı, uzun uzun anlatıp okunmamak mı yorumcuların takdirine bırakıyorum.

    • Uğur Mustafa dedi ki:

      İki çözüm aklıma geliyor: Yorumların uzunluğu site sahipleri için para bakımından bir sıkıntı oluşturuyorsa yani site bant genişliği bu yüzden aşırı arttıysa ve bu da hosting şirketine fazla para ödemeyi gerektiriyorsa, tek çözüm vebmastırın yorumlara 1000 vuruş veya 2000 vuruş gibi bir sınır koyması ve de aynı kişinin aynı başlık altında iki yorumu art arda (mesela aynı saat veya gün içinde) yazmasına izin vermemek.

      Ama böyle bir sorun yoksa, bence bırakınız yazsınlar. 😀 Uzun yazılarda çözüm olarak ilk ve son paragrafları okuyup diğer paragraflara da göz gezdirmeyi tercih edebilirsiniz. Şahsen ben eskiden beri öyle yaparım, yoksa internetteki veya mesela gazetelerdeki bunca yazıyı nasıl okuyacağız, öyle bir şey mümkün mü.

  5. Necmettin dedi ki:

    Sayın Sema hanım,

    değerli yazılarınız icin teşekkür ederim her zaman büyük bir ilgiyle okuyorum.
    Batılı ırkcı feminist zihniyeti islam dünyasında kadınları kurtayması bir kenara 35 yıldır Avrupada yaşama tecrübesiyle ve feminizm hakkında kendi araştırmalarıma dayanarak 1970’lerden sonra Batıda toplumsal hayata hakim olan bu zihniyetin kendi toplumlarına uğrattıkları tahribatlardan Almanya baz alınarak bir kac carpıcı örnek:

    •82 milyon nüfuslu Almanyada, 2010 yılında 110,000 civarında kürtaj gerceklesmis.
    •Ayni zamanda yılda doğan cocuk sayısı 60’lı yıllarda 1.4 milyondan 2009 yılında 665,000 civarına kadar düşmüş durumda.
    •2050 yılında calışan nüfus şu anki rakam olan 44 milyondan 27 milyonun altına düsecek. Toplam nüfus 12 – 17 milyon civarında yaşlanarak azalacak. Bu rakam Avrupa Birligi genelinde 48 milyon (Ispanyanın bugünkü toplam nüfusundan daha fazla)
    •Her yapılan evliliğin 50%’si boşanma ile sonuclaniyor (60’lı yıllarda bu rakam 15%’di)
    •Boşanma davaları 80% kadınlardan geliyor, çocuk velayeti 90% annelere veriliyor
    •Bu boşanmalardan her yıl 160,000 çocuk etkileniyor
    •Her gün 500 çocuk boşanma kararlarından genellikle babasından zorlan ayırılıyor
    •Her 4 aileden biri tek evebeynli (genelde anneli) yetişiyor – 1,6 milyon aile
    •2007 yılında devamlı babasınlan irtibatı kesilen çocuk sayısı 2,2 milyona ulaştı
    •Aile mahkemelerin kadınlardan yana karar verme eğiliminden dolayı babaların çocuklarını görme hakkından bile mahrum bırakılıp babasız nesiller yetişiyor
    •Bilinen çocuklarda yaratılan büyük psikolojik sorunların yanında bu şekilde ailelerinden ve evlatlarından dışlanmış ve yasalarda hakkını alamayan babalarda depresyon, iş yerinde verimlilik düşüşü ve intihara kadar giden sonuclara yol acıyor. Dolayısıyla erkeklerin 50% böyle bir sömürülmekten cekindikleri icin hic cocuk sahibi olmamayı tercih ediyorlar.
    •Her doğan çocuğun 33% evlilik dışı doğuyor (bu oran AB genelinde 38% ve 20 yıl önce sadece 15%’di)
    •Aile fertlerinde iki taraftada aldatma olayları o kadar olağan olduğundan dolayı tahminlere göre evliliklerde doğan çocukların 26%’nın babası başkası olduğuna inanılıyor. Ilginctir bundan dolayı zaten boşanmalarda perişan olan çocukları korumak icin 2006’da Almanyada anneden onaysız gizli babalık DNA testi yapmak kanunen yasaklanmıştır (Kuckkuckskindurteil).
    •boşanma, nafaka, velayet ve mal varlığı dağıtımı gibi davalardan yılda tahminen EUR 20 milyar ticari gelir elde ediyor. Bu devasa piyasa yılda 600’000 aile/boşanma davaları ile 215’000 boşanma kararları veriyor. Büyük bir rantı ele geciren bu “boşanma mafyası” ailelerin/çocukların cıkarından ziyade bu çarkın dönmesi ve sistem mütevadiyen yeni boşanma kurbanları üretmesini sağlıyorlar.

    Sonuc olarak mevcut propagandalara rağmen feminizm Batıda kadınların eşit haklara kavuşmasına yol acmadı (70li yillarda kadın özgürlük hareketi başladiğı zaman zaten bütün ülkelerde kanunen eşit haklara sahiptiler). Analığa kadının özgürleşmesine engel olduğu icin düşman bu hasta fikirler batı dünyasında insanların ilişkilerde bağlanmadan kacmaları, kadın erkek ve anne çocuk arasındaki soğukluğun baş mimarlarıdır. Netice olarak milyonlarca kadının dişiliğe, doğurkanlığa ve analığa bakış acılarını kökünden değişti. Ortaya erkekleşmiş anac ve şefkat hisleri körleşmis dişi varlıklar cıkdı. Sonuc olarak feminist düşünce batı dünyasında aileyi parcalayarak, kadınları erkekleştirip bütün sosyal dengeleri bozarak insani ilişkileri zehirleyip nihayet toplumun geleceğini karartan varoluşsal boyutta bir nüfus felaketine sürükledi.

    Avrupa bütün maddi gücüne rağmen bu nüfussal cöküşü engelleyemiyor hatta bu son ekonomik krizden sonra dahada vahim durumda.

    Bu mu şimdi islam dünyasının örnek alınacak batının feminist sosyal politikaları?

    • Uğur Mustafa dedi ki:

      Necmettin Bey, verdiğiniz bilgiler ve yorumlarınız için kendi adıma çok teşekkür ederim. Öyle görünüyor ki feminizmin asıl amacı kadınların hâlini düzeltmek değil, fakat laik modernizmi yani ateist ve agnostik akideyi (inanışları) topluma hâkim kılmak. Laik modernizm –ki ateizm, agnostisizm vs.yi ihtiva eden dünya görüşü/dine ben ve birçokları bu ismi veririz– evliliğe karşıdır, onun kökünü kazımaya çalışır; zira evlilik, onun rakibi olan bütün diğer dinlerin (ama özellikle Tek Tanrılı dinlerin ve bunların içinden de İslam’ın) sahip çıktığı doğal hayat tarzının ana direklerindendir.

      Laik modernizm dinine inananların elebaşıları burada durmazlar; çünkü diğer dinleri hile ve zorbalıkla alt etmek için daha da temelden saldırmaları gerekir. Onların asıl amacı evlilikten öte, erkek ve kadın arasındaki farkı kaldırarak yine insanların tabiatını bozmak ve yine laik modernizm (ateizm, agnostisizm vs.) dışındaki bütün dinlerin kökünü böylece kurutmaktır. Zaten laik modernizm dininin önderlerinin epeycesi Lut kavmi gibidirler. Kendileri erkek oldukları hâlde (feministler bunların sadece piyonlarıdır), bunlar kadınları bırakıp veya kadınlara ilaveten erkeklere şehvetle yanaşanlardandır. Nitekim feministlerin kadın önderlerinin şayet hepsi değilse bile pek çoğu da lezbiyen olmakla bilinir. Laik modernizmin önderleri, erkekler ve kadınlar arasındaki farkı feministlerin yardımıyla yıktıklarında bir taşla iki kuş vurmuş olacaklardır: 1. Kendi kötülüklerini tamamen meşrulaştırmış olacaklardır. 2. Laik modernizm dışındaki dinlerin temeli olan kadın-erkek ayırımını ve elbette bu arada kadın-erkek evliliğini yok etmiş olacaklardır. Bilmedikleri şudur ki onlar planlar kurarken Allah teâlâ da onlara karşı plan kurar.

  6. alieren dedi ki:

    feminizm denen sapkınlığın anneliği ve onun kutsal görevi olan emzirmeyi rezilce aşağılamasına bir örnek. bilindiği gibi türkiye feministlerinin kutsal kitabı duygu asenanın kadının adı yok adlı romanıdır. işte o romandan bir diyalog
    -anne,niye kadınların memeleri var?
    -çocuk emzirmek için kızım
    -niye biz inekmiyiz?
    anneliği ve onun kutsal görevi olan emzirmeyi böyle rezilce aşağılayan bu feminizm illetinden tiksinmeyen değil müslüman,insan bile olamaz.ayrıca feminizme kızalım ama antifeministe olmayalım diyen kırılgan feministlere bir tavsiyem var. bırakın bu üç defa ardarda yorum yaparak propaganda yapmayı,ahzab süresindeki kadının karargahı evidir ayetini görmezden gelerek yutturamazsın bize hem müslümanım hem feministim masallarını.

  7. Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    “doguda kadinlara is imkani saglandiktan sonra bir kadinla roprotaj yapiyorlar,calsima hayatina girince ne degisti diye?
    “kendime ozguvenim geldi,babam bile artik bazi meselelerde benim fikrimi soruyor,para kazanmak cok guzel bir duygu diyor..simdi bu kadin ya caslisacakti yada zorla bir evlilik yapacakti belki de .”

    hala bir değişim yok her fırsatta kadının çalışmasını savunmaya devam ediyorsunuz derdiniz ne anlamış değilim…ayrıca kafayı zorla evliliğe,erken yaşta evliliğe takmışsınız da asrı saadette evlilikler çoğu erken yaşta hz.Peygamberimizin(s.a.v)tavsiyesi erken yaşta evlilik üzerinedir bunuda atlamayalım çünkü ideal olan budur..ama şimdi iş şartları okul şartları derken erkek 27-30 bazen 35 kadın da 25-30 arası anca evlenebiliyor tabi o evliliğe gidene kadarki göz,kulak zinaları cabası ama feryatları dinleyen kim!ayrıca o kadının zorla evlenmesi bir intihar ise çalışma hayatına girmesi başka intihardır sanki çalışma hayatı kadına çok faydalıymış gibi zoraki evliliktense çalışma hayatı iyidir demekey getirmişsiniz işi yani iple asma kendisini ama balkondan at ve intihar demişsiniz ben öyle görüyorum…zoraki evlendirmeye çözüm kadını çalışma hayatına itmek olmamalı kanaatimce…

    “turkiye nin bazi fakir yorelerinde ve musluman ulkelerde kizlar maddi kulfet old icin erkkn yasta talepleri sorulmadan yasli adamlarlada olsa evlendiriliyor.ben bu babayi suclayamam cunku adam maddi rahatlama pesinde ,kiz cocugu calisip eve erkek gibi para getiremeyeceginden careyi uygun yasda kocaya vermekde buluyor.peki o kadinin psikolojisi ?kaderien razi olmak mi ,muslumanin olmadigi yerde bati olur tabi..zengin muslumanlarin paralariyla oralarda okul,hastane acip egitim v ekonomik kalkinmaya yardimci olmalari gerekir,batiya kufretmeden once..”

    kardeşim kızların yaşlılarla evlenmesine bende karşıyım her aklı selim insanda karşıdır zaten..ayrıca benim bildiğim bazı genç kızlar adam zengin olduğundan kendileri evlenmeye razı oluyorlar hiçde zorla evlenmiş halleri yok durumların bakılırsa…ama tabi istisnalarda vardır..bence eskiye kıyasla çok yok artık böyle vakalar..böyle azınlık şeyleri ön plana çıkarıp feministlerin ekmeğine yağ sürmeyelim derim hatalarımızı örtelim pireyi deve yapmayalım…ayrıca müslümanın olmadığı yerde batı oluyor diyorsun da kardeşim on yıldır müslüman bir iktidarla yönetiliyoruz ama hala bir çok sorun önümüzde duruyor yetmiyor bu müslüman hükümet kendi eliyle aileleri parçalıyor…yani batıya gerek kalmıyor bir yerde biz kendi kendmizi yiyoruz!

    “irak da erkekleri oldurulen savunmasiz kalan kadinlar kimin tecavuzune ugruyor? savastan kurtulmus yine bir iraklinin ,degil mi?
    kadinlari fitne olarak gordugu icin sokak hayatlarinda kisitlama getiren irakilarin ulkede cok sayida “umumhaneleri “var mi? var..””

    şimdi ırakta bir kaç kendini bilmez kişi tecavüze yeltendi diye sizde batılılara gelin ıraklı kadınları kurtarın mı diyeceksiniz?peki işgalci askerlerin yaptıkları onlar sadece kadına değil erkeklere bile yapmadıklarını bırakmadılar!
    ayrıca ırakta umumhane var demişsiniz ve kadının fitne unsuru olarak görülmesine bunu bağlamışsınız peki bizim ülkede de aynı umumhaneler yok mu peki bizim laik sistem kadını fitne olarak mı görüyor? hayır…o halde niye bizdede resmi gayri resmi bu tür yerler var..demek ki işin kadını fitne görmeyle alakası yok artı kadının fitne olması meselesinin dayanağı insanların kendi uydurdukları bir şey değildir hadislerden öğrendiğimiz şeylerdir..çünkü kadın erkek için çok önemli bir imtihandır…

    • kevser dedi ki:

      yıllar önce bir komşumuz anlatır:
      İranlı bir komşuları varmış,yeni taşınmışlar,30 lu yaşlarda bir kadın 40 yaşında saçları ağarmış bir adam ve 16 yaşlarında bir kızmış bu taşınan aile,birgün bizim komşunun bu iranlı komşuya işi düşmüş,çalmış kapısını,kapıya 16 yaşında bir genç kız çıkmış,
      -tornavidanız var mı?diye sormuş
      Kızda:-bilmiyorum.demiş.
      -annenize veya babanıza sorsanız bide?
      benim burada annem babam yokki,o adam benim kocam,kadında görümcem demiş……..

      Sonradan bizim komşu kızla konuşmaya devam etmiş ve kız,bizzat kendisinin o adamla evlenmek istediğini söylemiş,hatta adam istemiyormuş kendini zorla aldırmış…..
      Eeee tabi 20 yaşında bi delikanlının evi arabası olmaz değil mi?cebi bomboştur….rahat bi yaşam sunamaz hanfendiye….evi arabası felen yoktur.burada alan razı satan razı durumu var,adam halinden şikayetçi değil,niye olsun ki 16 lık tazecik kızla evlenmiş,kızda halinden şikayetçi değil,çünkü zenginliğin içine düşmüş,adam suratına bakılmayacak kadar çirkin,ne gam…para deyince akan sular durur o kız için…kısacası,bende o yaşlı adamlarla evlenen kızların çoğunun KENDİ İSTEĞİYLE evlendiğine şahit oldum.

    • gdr dedi ki:

      Yaşlı erkeklerin genç kızlarla evlenmesinden ödü kopan(!) feminist ve ona benzeyen bilumum oluşumlar her nedense medya ve sosyete dünyasında yaşanan evlliklere çıt çıkarmazlar.

      Misal; 10 yıldır evlerimizin perşembe akşamı misafiri,medar-ı iftiharımız Polat Alemdarımız kendinden 20 (evet rakamla 20,yazıyla yirmi) yaş küçük ve üstelik üniversite tahsilini henüz bitrimemiş bir kızla evlendi.Aykırı bir ses duyan oldu mu? Ya da çıt çıktı mı?

      Çıkmaz,duyamazsınız.Çünkü günümüz değer yargısı sadece paradır,güçtür. Ona sahip olan her kimse,böyle batini ve nefsani hertürlü akımı önünde diz çöktürür.

      Gerisi hikayedir!

      • AHSEN dedi ki:

        20 yaş çok da aykırı değil.Zaman ve şartlara ve niyetlere bağlı.

        magazin dünyası değerlendirilecek tartışılacak bir yer değil yorum yapamayacağım bazı şeylerle karşılaştırılamaz.

      • Seda dedi ki:

        Zengin insanlarla genç insanların evlenmesi yeni bir şey değil ki yüzyıllardır var. Üstelik kadın erkek de farketmez. Zengin ve yaşlı bir bayanla da genç bir adam evlenir rahat bir hayat için, zengin yaşlı erkekle de gençkızlar evlenir. Bence dünya döndüğü sürece böyle şeyler olabilir. Yani yeni değil bunlar

      • dilruba dedi ki:

        evlendiği kızı bizzat gördüğümden dolayı karışmadan edemeyeceğim.evlendiği kız güçsüz maddi yoksunluk içinde bir kız değildi.onun hakkında böyle bi çıkarım yapmanız hiç hoş değil.özel okullarda büyümüş aynı zamanda da alımlı güzel bir kızdı.ayrıca 20 yaş bir insanın hayatı hakkında karar alabileceği bir yaş 16 yaşın çocukluğuyla karşılaştırmayalım.

        • Uğur Mustafa dedi ki:

          Kimilerine göre de 20 yaşı henüz çocuk olunan bir yaş. Hayır, yaşlıların görüşünden bahsetmiyorum: Benim 24 yaşındaki tanıdığım, 20 yaşındaki kızlara sübyan diyordu! Halbuki aralarında sadece 4 yaş fark var. “İnsan o yaşta kendi kararını veremez” lakırdısını bu şekilde 40 yaşına kadar ilerletebilirsiniz, çünkü Kur’an-ı Kerimin de apaçık imasıyla (bkz. el-Ahkaf Suresi, 46:15) bir insan ancak 40 yaşında tamamen olgunlaşır. Eh, insanların kendi kararlarını verebilmeleri için olgunlaşmalarını beklersek o zaman şunu demek zorunda kalırız ki 40 yaşından önce kimse evlenemez.

  8. gulbeyaz dedi ki:

    ali seriati de nasil moda oldu anlamadim,iranli cok cok iyi dusunurler var ,ama aliseriati nin kitaplari tercume edilip duruluyor.sadece hitabeti etkili,fikirleri sorunlu bir adam.
    devrimci-sosyalist anlatilari sahabeyi tahfif edici yazilari var .takipcilerine gore islamin ilk sosyalisti de (!) Ebuzer ra mis :))
    sosyalizmi islam diye pazarlamaya kalkan bir adam var turkiyede ,dinden birhaber konusuyor ama meali serif bile yazmis,basortusu emrine bile “tarihselcilikle”yaklasiyor,yani o zaman o gerekliymis ,simdi sart degilmis,farz degil sadece iyi biseymis:)
    cok komik ozellikle de gencler bu unlu dusunurun(!) pesine takilip gidiyor,taksimde islam soslu isci bayrami bile kutladilar. Allah uyandirsin…

    • Deniz dedi ki:

      Gulbeyaz hanim,
      Ali Seriati icin “fikirleri sorunlu bir adam” demeniz de sorunlu. Sorunlu olan fikirlerini yazsaniz neyse. Katilmazssiniz o baska mesele fakat ” adam” diyerek tepeden bakmak ne kadar dogru?

      Ayrica Sema Hanimin da yazar Yildiz Ramazanoglu ‘nu yanlis zan altinda birakan cumlesini okuyunca tek kelimeyle soyleyebilirim ki UZULDUM…!

      • Gulbeyaz dedi ki:

        Deniz hanimcim, isimleri konusmaktan hic haz etmem cekinirim de cunku esas verlmek istenen mesajdan cikip birinin goklere cikarmasi digerinin yerlere sokulmasina doner mesele. Adam adem kelimesinden gelir, gayet samimi buldugum bir kelime, zamaninda iyi bir seriati okuyucysu olarak( insanin fikir dunyasina sundugu zenginligi inkar etmiyorum) sia propogandasi yaptigini kesinlikle saklamayan biri. Kitaplarini okuyun hz.omer kizi hafsa(cirkinmis), osman ra olan hincina sahit olabilirsiniz. Bize hz.aise diye gelen nakillerin cogunu Ali ra ya soylenmis hadisler , isler olarak bulursunuz. Muhammedi taniyalim kitabina ve oradaki cenabi Allah icin yaptigi benzetmelere deginmiycem. Allah kullarini daha iyi bilir, niyetimize gore bagislasin insallah.

        • Deniz dedi ki:

          Gulbeyaz Hanimcigim,
          Cevabiniz icin cok tesekkur ederim. Isimler mevzu olunca okuyan acisindan elestirilen kisiyi toptan reddetme soz konusu olabilliyor.Insan belki bi yastan sonra herkesin guzel yonunu gormek istiyor o yuzden isimler konusunda hassasim,bilemiyorum. isterse bu birileri tarafindan yanlis anlasilsin hic onemli degil. Ezilen cimlerin yanindayim…:)) sizin niyetinizin halis oldugunu istifade ettigim yorumlarinizdan biliyorum. Gonlum arzu ediyor ki kisiler uzerinden degil de fikirleri uzerinden konusulsun. Yoksa merhum Seriatinin “insanin Dort zindani” kitabinda bahsettigi gibi bir zindandan kurtulurken digerinde tutsak olabiliriz. Allah cumlemize hak yolundan gidip hakki soylemeyi nasil etsin, kusurlarimizi affetsin.
          Bundan boyle sukuttayim…

          Cocuk aile sitesini en basindan beri takip eden birisi olarak basta Sema Hanimefendi, Tugba Hanimefendi ve diger degerli yazarlarimiza , yorum yazan ,kaale alan almayan herkese selam ve saygilarimla . Allah bekarlarimiza hayirli esler, evlilerimize huzur ve sukun derdi olanlara selamet versin.

          • seymen dedi ki:

            Olmaz. Sukuta geçemezsiniz. Sizin yorumlarınıza, görüşlerinize, düşüncelerinize ihtiyacımız var çünkü.

            Kusura bakmasın ama Gülbeyaz hanım’ın ‘ali seriati de nasil moda …’ şeklinde başlayan yorumu bu siteninde buradaki ana yazınında amacı ve konusuyla hiç alakalı olmayan gereksiz alakasız bir yazı.
            Sema hanım da isim zikretmeden ‘feminizm ve kadının özgürleşmesi konusunda katıladığım bazı görüşleri de var’ diyebilirdi.

          • Gulbeyaz dedi ki:

            Deniz hanimcim, hassasiyetinizi takdir ediyorum.
            Ancak sukutunuz bende de kirilginlik oldu. Insanlarin aldigi kararlar ruh hallerine gore degiskenlik arzedebilir. Insallah bizim becerip soyleyemedigimiz guzel sozleri yine sizin yorumlarinizdan okumak nasip olur ..

            Seymen bey, sosyalizm ve feminizm arasindaki organik bagi anlayamadan Ali seriati nereden cikti demenizde haklilik payi var. Allah daha uyanik okumalar nasip etsin bizlere insallah…

      • semamarasli dedi ki:

        Deniz hanım Yıldız Ramazanoğlu’nu zan altında bırakacak bir cümle kurmadığımı düşünüyorum. O kendini “Kırılgan feminist” olarak tanımlıyor. Feminizmden faydanalıması gerektiğini her zaman belirtiliyor. Bu toplantılarda bütün eleştirilerine rağmen kızkardeşlik ruhu olduğunu söyleyen de kendisi. Bunun için de iki röportajının linkini yazımın sonuna ekledim.
        Ayrıca Derin Düşünce de çıkan edebiyat üzerine uzunca bir röportajdan konu ile ilgili bölüm şöyle:

        Soru: Açık konuşmak gerekirse, Türkiye’deki feminist hareket başlangıcı itibariyle Kemalist çizgide, bir hak arama gayreti yerine suni bir modernleşme ile yürümüştür. Ancak bugüne geldiğimizde resmin içeriği değişiyor, Müslüman kesimdeki kadınlar arasında düne kadar çok uzak olan bir kavram olan feminizm dillendiriliyor. Kendini feminist olarak tanımlayan, haklarını feminist bir söylemle arayan Müslüman kadınlar mevcut, siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?

        Yıldız Ramazanoğlu: ”Bir zaman gelecek San’a’dan tek başına yolculuğa çıkan bir kadın, Hadramut’a kadar hiçbir saldırıya uğramadan seyahat edebilecekti” demişti sevgili Peygamberimiz, hem de daha risaletinin ilk günlerinde. O zamanın bu uzak mesafesini düşününce şimdinin bütün dünyayı güvenli kılma hedefini görebiliyoruz. Bir kadın için böyle vaatleri olan bir dinin mensubuyuz. İslam’ı kendi içimize kapanarak anlamamız mümkün değil. İnsanlığın taleplerine acılarına tartışmalarına çözüm olarak ortaya konan teorilere ve pratiklere bigâne kalamayız.

        Feminizm kadına yönelik ayrımcılığa, şiddette, ikinci sınıf görme eğilimlerine karşı koyma istencinden doğdu. Kadın hakları savunusu olarak tanımlasak da bu konuda farklı tanımlar çözümlemeler ve çareler ileri sürüldü. Kadınların okuma yazmasının bile gereksiz görüldüğü dönemlerden geçerek gelen bir kültüre mensupsanız, İslam’ın öngörüsünü doğruya en yakın biçimde anlamak istiyorsanız zihin açıcı her birikime eğilebilirsiniz. Adalet sahibi biri, mümin kadınlar için ‘feminist ‘ sözcüğünü avami bir üslupla suçlama dili olarak kullanmadan önce feminist birikimin nereden doğup ne ileri sürdüğüne bir göz atma ihtiyacı duyar. Düşünür dediğimiz insanların bir tek kitap bile okumadan önyargılarla hareket etmesi düşündürücü.

        Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi şairlerimizden Sükufe Nihal feminizmi kadınların erkeklerin elinde oyuncak olmaktan kurtulması için, ilim irfan sahibi olmak için mücadele etmek olarak açıklıyordu. Ben onların feminizmine dini bütün Osmanlı kadınlarının çabalarına Fatma Aliye, Emine Semiye, özellikle de Halide Edip’e yakın bir yerdeyim.

        Feminizmin Türkiye’deki gelişim seyri çok uzunca tartışmayı hak ediyor. Kemalist söylem aslında jakobenliği kadınlara da bulaştırdı, yerine göre mesela Nezihe Muhittin’i bile dışladı. Kadınları özgürleştirmekten çok bir kalıba sokma girişiminin parçası oldu feminist söylem uzun yıllar, hala da kısmen öyledir.

        Dünyada kendini feminist olarak tanımlayan Müslüman kadınlara gelince bir çoğu emperyal hedeflere hizmet ediyor, İslam’ın daha kullanışlı (!) hale getirilmesi yolunda performans sergiliyorlar. Çok azı müstesna… İslamcı feminist kongreler düzenlendi mesela, ayetlerin bazılarını çıkarma girişimine bile tanık olduk.

        Yazımın sonuna yeni eklediğim iki röportajının linki:

        http://yenisafak.com.tr/pazar-haber/musluman-kadini-kocasini-katlederek-ozgurlestiremezsiniz-08.12.2012-429976

        http://www.hurriyet.com.tr/gundem/22062849.asp

        • Gulbeyaz dedi ki:

          “Katıldığım uluslararası kadın zirvelerinde sayısız Avrupalı kadınla bir çok görüşme yapma imkanım oldu. Aslında bir kızkardeşlik duygusu var. Son derece iyi niyetli bir damar tabi ki var. Müslüman kadınların İslam dünyasında çok ezildiği yerlerin olduğu doğru ve bunun nedenlerini tartışmak da ayrı bir kitap konusu”
          Yildiz hanim gayet acik bir sekilde iyi niyetli damardan bahsederek bu avrupali hanimlar icin kizkardeslik ruhu kelimesini kullaniyor. Sema hanimin iyi niyetinden suphe etmek yerine sozleri yeterince anlayamadigini ve buna mukabil yanlis aksettirdigini belirtmek durumundayim .olur Boyle seyler daha dikkatli olalim insallah iki yazar hanfendi de musluman hanimlarin degerlerindendir, guzel isler yapiyorlar insallah…

          • Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

            yazar aramızda kızkardeşlik ruhu var derken..esasında ben olaylara iyi niyetle yaklaşıyorum ve görüştüğüm kadınlardada bu iyi niyeti hissettim dolayısıyla her ne kadar onların toplantılarına katılıp yeri geldiğinde onları eleştirsemde onların bu tür konulara bakışında iyi bir niyet görüyorum buda bizde müşterek bir kızkardeşlik ruhunu oluşturuyor.demeye çalışmış bence…

            tabi sema hanım kendi zaviyesinden olaya bakınca haklı çünkü yazar hem söz konusu toplantılara katılıp o kadınları eleştiriyor hemde sonra aramızda kızkardeşlik ruhu var diyor..yani ben onları eleştirsem de onları dışlamıyorum,onlar iyi niyetlerinin kurbanı kadınlar,onlar bu işlere iyi niyetle yaklaşıyorlar,lakin emperyal güçlere yem oluyorlar,diyor bir bakıma…

          • Uğur Mustafa dedi ki:

            Yıldız hanımın kardeşlik ruhu yerine niye kızkardeşlik ruhundan bahsetmiş? Neden olacak, erkekleri dışlamış olmak için. Daha doğrusu erkekleri kardeşlikten dışlayan feminist kadınların bu dışlamasını süslü bir ifadeyle şirin göstermek için.

          • Uğur Mustafa dedi ki:

            Yani biri kalkıp erkek kardeşlik ruhundan bahsetse, ne kadar tuhaf olur değil mi? Kardeşlik ruhu yerine erkek kardeşlik ruhu denip kadınların dışlanması garabetler ötesi bir garabet olarak görülür, haklı olarak. Kızkardeşlik ruhu lafı da işte böyle bir garabetler ötesi garabettir.

          • seymen dedi ki:

            Uğur Mustafa kardeşim ‘kızkardeşlik ruhu’ diye birşey yaşanan görünen bilinen somut bir hadisedir. Erkek kardeşlikle kızkardeşlik aynı şey değildir, kızkardeşler birbirine daha düşkün olur, birbirlerini daha fazla arar sorarlar, genellikle birbirlerini daha çok düşünürler görüşürler. Realite budur, çoğunlukla böyledir. Herşeyde eşitlik aramak biraz feministçe bir yaklaşım değil mi sencede 🙂 .
            Bunun böyle olması müslüman kadınların müslüman olmayan kadınlarla kızkardeşlik ruhu içinde olmalarını eleştirmemize mani değildir tabii ki.

        • Deniz dedi ki:

          Benim soyleyecegim cevabi Gulbeyaz Hanim vermis tesekkur ederim. Tekrar gibi olacak fakat roportajdan soru ve cevabi yazmak istiyorum.
          SORU:Kadin orgutleri musluman kadini ozgurlestirme masalina gercekten inaniyorlar mi yoksa bu bir is bir isbirligi mi?

          CEVAP: Katildigim uluslarasi kadin zirvelerinde sayisiz avrupali kadinla bir cok gorusme yapma imkanim oldu. Aslinda kizkardeslik duygusu var. Son derece iyi niyetli bir damar tabii ki var.Musluman kadinlarin islam dunyasinda cok ezildigi yerlerin oldugu dogru ve bunun nedenlerini tartismak ayri bir kitap konusu. Bati’da Dogu’da diye konusmayi sevmiyorum Fakat modernlik icinde Avrupali kadinlar da aradigini bulmus degil. (buradasini daha dikkatli okuyalim lutfen!) Avrupada ayrimcilik cok oylumlu rengine, inancina gore asagida tanimlanmak yetmiyor bir de kilolu sayilanlar,cekici bulunmayanlar, yasi ilerleyenler is hay altinda ciddi ayrima ugruyor. Musluman, feminist,hristiyan ya da baska kulturlerden kadinlarla ictenlikli bulusmalar yasadiktan sonra ortak kurtulusa daha cok inaniyorinsan, hepsini kizkardesler olarak goruyorum.

          SORU: Size gore kadinla erkek esit mi?

          CEVAP:Ben batinin verileri ile dusunmek zorunda degilim.Aslinda bizim anlayisimiza baktigimizda kadin ve erkek birbirine esit olamaz.Ancak ve ancak Tanriya yakin olma noktasinda, fitrati noktasinda bir esitlikten bahsedebiliriz. Hukuk onunde esitlik olmak zorunda. Insanlar farkliliklara sahip ve herkes kendi icinde biricik dolayi sisal kadin da ustun erkek de ustun. Ustunluge ve farkliliklarin inayetine inaniyorum.

          Batinin gelmis oldugu noktada kadin ile erkek arasindaki farklarin minimize edilmesi, aynilastirilma gibi bir hedef gozleniyor.

          Alinti biraz uzun oldu fakat meselenin daha iyi anlasilmasi acisindan yazmak istedim.Dogrusu ben roportajda anlatilan “kizkardeslik ruhunu” da (kadin erkek esitligine temel dayanak olusturan feministligin haricinde) kirilgan feministligine de buradaki cevabin ongordugu gibi bakiyorum, en azindan boyle dusunuyorum.
          Bence de guzel isler yapiliyor. Butun guzel is yapanlara selam olsun. Lutfen birlestirici olalim
          Batinin gelmis oldugu

  9. gulbeyaz dedi ki:

    heryerde siddet haberleri var,basin ozgurlugu cercevsinde devlet bunu yasaklayamaz,amerikadada onlarca haber oluyor.kadin da dahil cocuk yasli da ..dunya cinnet geciriyor zaten..
    kanada nufusunu arttirmak icin cok cazip imaknalar saglamaya calisiyor yabancilara,bunun icin devlet politikasi olarak kotu haberleri sansurletme karari almis olabilir.

    bir kanadali arkadas kanadada ultrasonda bebegin cinsiyetini soylemek yasakmis dedi ,4 cocuklu musluman bir kadinin 5.hamile kalmasi,kocasinin da bu da kiz ise seni oldurecem demesi uzerine,ultyrasonda kiz old ogrenip polise siginmasiymis.bu haber ulkede olay olmus ve meclis boyle bir yasagi kabul etmis..bu bati senaryosu muyudu bilmiyorum,ama kiz cocuklari “emanet ve ailesine hasene /sevap olmaktan” ciktiktan sonra(hadis) para yiyicidir,kocanin soyunu devam ettirir ,babaya faydasi yok diye cehalet alir basini giderse bu komik musluman koca tablolarina hem guler hem aglariz..

    • gulbeyaz dedi ki:

      musluman ailenin problemi alkol ve issizlik olamaz.cunku ikise de ona haramdir.iktisat fakultesi bitirdin is bulamiyorsan simit sat?ama olmaz ayip..iyi o zaman evde otur kadinlar neden calsimamali diye 20 tane madde yaz oku oku dur.
      yurtdinda en akilli girisimciler turkler,cogu bulasikciliktan gelme. calsima hayati denince devlete kapak atmak zannediliyor,insanlar kendi zekalarini ve girisimci ruhlarini olduyorlar..
      saglik bakanligi maddi zorlulardan dolayi doktorlarin”performans ucretlerini “kaldirmis.simdi kadin doktorlar istifa etsin ,erkke ler evlerini rahat gecindirsin mi diyecez..
      maalesef muslumanlkar eli kolu baglayip sen sucu ben bucu demeyi kafayi calistiramktan daha kolay buluyor.

      • gulbeyaz dedi ki:

        bati “kotu” ama sen niye “iyi” degilsin?

        • seymen dedi ki:

          Batı saldırgan, gaspçı, bozguncu, sömürücü.
          Bizde de batı hayranları, batıya yamanmış olanlar, mataeryalist, pragmatist düşünceye sahip olanlar onların tahakkümünü düzenini kabul edenler onlarla işbirliği içindeler. Ve bu işbirliği sayesinde batının desteğiyle semirmiş ve ülkenin önemli kurumlarında etkili ve etkileyici hale gelmiş durumdalar (Örn. Borusan, Tüsiad, Tesev) .
          Müslümanların geçim derdinden, temel haklarını elde edebilme uğraşından dolayı müsseseleşme işlerine pek fazla vakit ve nakit bulamadılar son zamanlara kadar. Artık maddiyat ve kaliteli insan gücü açısında günden güne daha iyi duruma gelmelerine rağmen şimdi de moderniteye teslim olmayı bir zorunluluk olarak görme eğilimi içinde müslümanlar.
          Çözüm: Önce nefis terbiyesi, sonra birlik ve dayanışma içinde olmak.

    • seymen dedi ki:

      Kanada’daki bebeğin cinsiyetinin yasak olmasının sebebinin açıklamasında mantık hatası var.
      Yasak yokken; kadın öğrenmiş ve polise sığınmış, yasaktan sonra doğumun akabinde öğrenince hiç kaçamayacağına göre doğuma doktorla birlikte bir iki poliste katılıyordur ediyordur herhalde.
      Yani müslümanları rencide etmek için uydurulmuç bir sebep bu. Ne kadar saçma. Yersen.

      Bu yasağın sebebi nüfusu arttırmaya çalışma politikalarının gereği olarak kürtajı azaltmaya çalışmaktır.
      Oralarda bir kızı olan birde oğul isteyebilir, bir oğlu olanda ikinciyi kız isteyebilir.
      Her ikisinin olmaması durumunda da kürtaja başvurmak onların zihniyetine göre makuldür.

  10. gulbeyaz dedi ki:

    egri oturalim dogru konusalim demisler..

    irak da erkekleri oldurulen savunmasiz kalan kadinlar kimin tecavuzune ugruyor? savastan kurtulmus yine bir iraklinin ,degil mi?

    kadinlari fitne olarak gordugu icin sokak hayatlarinda kisitlama getiren irakilarin ulkede cok sayida “umumhaneleri “var mi? var..

    peki irakda sadece erkekler mi olduruldu?hayir kadinlarda cocuklarda..peki bu irakli vs kadinlarin(erkkelerden de var boyle kiraliklar onlarda erkkelere hitap ediyor) cikip isgal guclerini savunmasi kimi ikna edebilir savasi mesru gostermek icin?bunlarin satilmis parali adamlar ve kadinlar (gazeteci,hukukcu vs)oldugu dunyanin malumu zaten..artik oyle ki uluslarasri odul alan yada toplantilara cagirilan her muslumana “acaba bu da mi onlardan diye bakacak duruma geldik”.

    medya ,sinema vs guclunun elinde,ve bu gucu cikarlari dogrultusunda psikolojik bir savas olarak kullaniyorlar tabiki.. ..bugun israilin izni olmadan hicbir hollywood filmi yayina giremez.amerika rusayayla yaptigi soguk savas sirasinda da rocky filimleri patlamisti,amerikali boksorun rus boksoru zor sartlkarda bile nasil yere serebilecegini anlatan..

    gidip o toplantilarda bulunup bize birikimini paylastigi icin kitabin sahibi muslumanlara bir hizmette bulunmus ,zaten batili kadinlarda batinin iki yuzlu old soyluyor,bati daki ulkelerde kendi feminist dernekleriyle barisik degil,cekismeler yasiyorlar. bu anlamda Ramazanoglu nun”aramizda kizkardeslik ruhu var(kimle ,hangi batili kadinla) “ifadesi tam paragraffi yokken cimbilzanip konmasi sahis hakkinda yanlis anlasilmalara sevkediyor bence.
    bu kimsleer kendilerini femisit olarak tanimlayarak nasil batili ve sorunlu bir jargon kullaniuyorlarsa,karsi durus sergeleyenlerde anti-femisnit olarak aslinda bilincli yada degil ayni batili jargonu kullanmis oluyorlar..
    bunun ortasi yok mu ,islamda da kadin hakki var.kadin kocasinin izni olmadan da dava acabilir,sikayettte bulunabilir.hata kocasini bile ilgili makamlara sikayet edebilir.peyg sav e dahi kocasindan dayak yedigi icin gelen ,bosanmak isteyen kadinlar vardi.kol kirilip yen icinde kalmiyor artik ,surekli ustu ortulen meseleler kangrene donmus,

    • gulbeyaz dedi ki:

      islam dunyasinin problemi cehalet ve fakirliktir,bati oyunlarindan once..
      turkiye nin bazi fakir yorelerinde ve musluman ulkelerde kizlar maddi kulfet old icin erkkn yasta talepleri sorulmadan yasli adamlarlada olsa evlendiriliyor.ben bu babayi suclayamam cunku adam maddi rahatlama pesinde ,kiz cocugu calisip eve erkek gibi para getiremeyeceginden careyi uygun yasda kocaya vermekde buluyor.peki o kadinin psikolojisi ?kaderien razi olmak mi ,muslumanin olmadigi yerde bati olur tabi..zengin muslumanlarin paralariyla oralarda okul,hastane acip egitim v ekonomik kalkinmaya yardimci olmalari gerekir,batiya kufretmeden once..

      doguda kadinlara is imkani saglandiktan sonra bir kadinla roprotaj yapiyorlar,calsima hayatina girince ne degisti diye?
      “kendime ozguvenim geldi,babam bile artik bazi meselelerde benim fikrimi soruyor,para kazanmak cok guzel bir duygu diyor..simdi bu kadin ya caslisacakti yada zorla bir evlilik yapacakti belki de ..

      hatirlar msiniz bir g.dogu ilimizde genc kizlar ardarda intihar etmeye basladilar.once dizilerdeki luks hayattan etkileniyorlar o yuzden dendi.devlette arastirma yapmak icin ozel gorevliler gonderdi yoreye.cikan rapor su,sevdigi adamla evlendirilmeyenler,zorla yapilan evlilikler,koca ve aile dayagi..vs
      dizilerde sevdigiyle evlenen zengin kadinlar da kizlarin depresyonuna yag biber surdu tabiki..peki bu hayat kaniksanmali mi,bu yorelerde bosanma cok az diye ovuncek miyiz?islamin buna diyecegi soz “kaderine razi ol “mu?neden biz dokunmuyoruz,sahip cikmiyoruz da bati ya acik veriyoruz?

      • Uğur Mustafa dedi ki:

        Gülbeyaz hanım, yalnız şunu açık seçik belirlemeliyiz ki güneydoğudaki durum Türkiye’nin geri kalanından tamamen farklı. Bizim buralarda kadınlar isterlerse boşanırlar, eskiden de boşanırlardı, ama pek hoş bakılmazdı, ama Kürt arkadaşlarımla -özellikle güneydoğu Anadolu’nun kırsal kesiminden gelenlerle- uzun yıllar süren dostluk ve sohbetlerimden çok iyi biliyorum ki Kürtler arasında bu böyle değildir, onların inancına göre boşanmak isteyen kadın öldürülmek zorundadır.

  11. Murat Selvi dedi ki:

    Sema bacım bunları Allaha şükür ki biliyoruz… En tehlikelisi ne biliyor musunuz? İsrail ve Hristiyan toplulukları bizim Kuranı ve Resulün hadislerini o kadar iyi biliyorlar ki müslümanları saptırmaları çok kolay oluyor… Resulullah Efendimiz (SAS) Haya 10’dur bunun 9’u kadında 1 ‘i erkekğe verilmiştir diyor… Batılı ve israiloğullarının en büyük tahrifatı Kadının hayasını elinden almak… Bir kadının(Müsllüman) hayası elinden alındı mı artık ne kadınlığı kalıyor ne müslümanlığı? Müslümanların boşanma sebeblerinin ana kaynağı da bunlardan kaynaklanıyor… HAKK DİNDEN UZAKLAŞMASI… Müslüman erkek ve kadınlarımızın (böyle olduklarını savunanlarıı kastediyorum) Kendini Allaha ve Resulune teslim etmemesi özellikle sünnet kavramını(hadisleri) okumayıp dinden bihaber olmaları kafirlerin işine geliyor… Onlar müslümanlık kültürünü çok iyi çözmüşlerdir ve müslümanları da bu sayede ifsad etmişlerdir, MAALESEF. 🙁 … SELAM ve DUA İLE…

  12. ” Benimle görüşen ekseri dostlardan, kendi ailevî hayatlarından şekvalar işittim. “Eyvah!” dedim. İnsanın hususan müslümanın tahassüngâhı ve bir nevi cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır. Bu da mı bozulmağa başlamış dedim. Sebebini aradım. Bildim ki: Nasıl, İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesine ve dolayısıyla din-i İslâma zarar vermek için gençleri yoldan çıkarmak ve gençlik hevesatıyla sefahete sevketmek için bir iki komite çalışıyormuş. Aynen öyle de; bîçare nisa taifesinin gafil kısmını dahi yanlış yollara sevk etmek için bir-iki komitenin tesirli bir surette perde altında çalıştığını hissettim. Ve bildim ki:

    Bu millet-i İslâma bir dehşetli darbe, o cihetten geliyor.Ben de siz hemşirelerime ve gençleriniz olan manevî evlâdlarıma kat’iyyen beyan ediyorum ki: Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi, saadet-i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvî seciyeleri de bozulmaktan kurtulmanın çare-i yegânesi, daire-i İslâmiyedeki terbiye-i diniyeden başka yoktur!.. ” diyen Bediüzzaman Hz. leri devamında ” Bu mübarekleri ifsad eden komiteler kahrolsunlar!.. Allah bu hemşirelerimi de bu serserilerin şerlerinden muhafaza eylesin, âmîn.” diyor. Binler amin ve dualarla….

  13. elitel7979@hotmail.com dedi ki:

    yuvayı dişi kuş yapar demiş atalarımız. bayanlara cok iş düşüyor. bayanlarımızın cok uyanık ve bilinçli olmaları gerekiyor. herkes bu konuda elınden gelenı yapmalı. bence bir kitap hedıye etme kanpanyası başlatılmalı.

    ben en son tüyap fuarında 15 tane sema hanımın kitabını aldım. tek tek hediye diyorum. bu sitenin tanıtılması ve sema hanımın kitapları cok önem arzediyor. umarı sitede tüm arkadaşlar bunun farkındadır. sadece kendılerının bılınclı olması yeterlı değil. geleceğede yatırm yapmak lazım yanı kendı çocuklarımıza. çocuklarımı bulundıgı topluma ayak uyduracak.

    allah yardımcımız olsun.

  14. FeministOglan dedi ki:

    Çok güzel yazmızsınız, cok anlamlı bir yazı elinize sağlık, lakin feminist kardeşlerime böyle davranmamalısınız, herkes fikrini acık acık beyan etme hakkına sahiptirler.

  15. emre dedi ki:

    Sema hocam, bu muhtesem yazinizdan dolayi binlerce kez tesekkur ederim.
    Soylediklerinize katiliyorum. Evet, artik Turkiye’ye el attilar. Irak’ta Afganistan’da oynadiklari oyunlari Turkiye’de de hayata gecirmeye calisiyorlar. Bunda Turkiye’nin son yillarda guclenmeye ve yeniden kuresel bir aktor olmaya aday olmasinin etkisi buyuk. Gecen yil vizyona giren, Istanbul’da gecen Takip 2 filmi bunun orneklerinden biri. Amerika’da yasayan birisi olarak sunu soyleyebilirim ki, buradaki Amerikali halkin cogunlugu dunyayi CNN’de izledigi gibi zannediyor. Ama yine de bilincli insan sayisi da hic az degil. Bircok insan artik eskisi gibi CNN’in yalanlarina inanmiyor, isin icinde bir is oldugunun farkinda. Yahudi sermayesiyle kasten Islam dusmanligi yapan medyanin Amerika’da artik eskisi kadar prim yapmadigi kanaatindeyim. Bu cirkin oyunlarina ne kadar devam ederlerse etsinler, bu sefer basarili olamayacaklar. Ben bu konuda umitvarim. Turkiye sancili bir surecten geciyor, ama ben inaniyorum ki Islam Turkiye’de yeniden gunes gibi dogacak. Bu sancilar dogum sancilari. Allah’u Teala bu kez Islam dusmanlarinin oyunlarini baslarina yikacak ve dunyada Islam’i hakim kilacak.

  16. alieren dedi ki:

    evrim teorisinin son yıllarda bulunan binlerce yıllık değişmemiş fosil kalıntılarıyla çökertilmesinin ardından islam düşmanlarının elinde tek silah olarak feminizm kalmıştır.feminizm bu silahlar içinde en tehlikelisi ve en ölümcül olanıdır.her şeyden önce aileyi hedef almaktadır.müslüman kadınları kışkırtıp eşlerine,dinlerine ve ailelerine düşman etmektedir.en önemlisi bunu dışarıdan değil sözde müslüman kimliğiyle kendini maskeleyerek yapmaktadır.başta diyanette,medyada olmak üzere sözüm ona başörtülü görüntüleriyle sinsi bir şekilde bir yılan gibi zehirlerini kusmaktadırlar.islamın özünü değiştirerek reforme ederek hedeflerine ulaşmaya çalışmaktadırlar.sema hanım siz günümüzde islamın ve insanlığın en büyük düşmanına karşı vermiş olduğunuz bu kutsal mücadeleyle müslaman kadınları medar-ı iftiharı oldunuz.sizin bu mücadelenizi görmezden gelen tüm islamı yayın kuruluşlarını kınıyorum.tvlerinde,gazetelerinde,sözde müslüman özde femnazi kadınların şeytani düşüncelerine yer veren lakin sizin gibi gerçek müslüman mücahitlerin görüşlerine ambargo koyan bu islami yayın kuruluşlarını burdan bu kutsal mücadeleye destek olmaya çağırıyorum.

  17. mehmet yetim dedi ki:

    SEMA HANIM,
    Ülkemizde ” MODERN İSLAM (!)”akımına mensup kalem erbabı bazı muhafazakar (!)kadın ve ekek yazarlar var.Bunlar zaten fikir olarak emperyalistlerle işbirliği halindeler.Empeyalistler ülkemizi fiilen işgal etse onlarla çekinmeden işbirliği yaparlar.Bunlar “İslamı zamanın ruhuna uydurmak”,”geleneğin hurafelerini temizlemek”,”Asrın idrakine İslamı söyletmek”,”yaşadığımız çağa seslenmek”,”müslümanlar yeniliğe açık olmadıklarından dolayı geri kaldılar “sloganlarıyla hareket ederler.Bunların süslü laflarla söyledikleri şey şudur:İslamda reform yapılmalı tıpkı batıda yapıldığı gibi.Böylece reforme edilmiş bir İslam (!) bütün günahları hoş görebilen, emperyalistlerle işbirliği yapan ve onların işgallerine rehen ve fiilen direnmeyen bir Müslüman tipi üretecektir.Oysa İslamda yenilik değil yenilenme ve tecdit vardır yani dini aslına döndürmek.Yoksa dini zamana göre yeniden insanların keyfine göre üretmek değil.

  18. Selda K dedi ki:

    ayni seyi Elif Safak cok yapiyor mesela, kendisi Guardian’da Turkiye uzerine yazilar yaziyor ve munferit olaylari Ingiliz vatandaslarin onayina ve yorumuna sunuyor, mesela su link (link vermek yasaksa guardian sayfasina girip ‘elif shafak’ diye ararsaniz bulursunuz), tecavuzcusunun kafasini kesen kadini yazmis, altinda 293 tane yorum! ne vahsi, barbar turkler kalmis, ne boyle hayvanlari AB’ye mi alacagiz yazilari…hakaretin bini bir para, ooh ne guzel Elif Hanimin sayfasi en cok yorum alan sayfa:))..boyle yazilarin cok yorum alacagini da bildiginden hep bunlari yaziyor Elif hanim..kurtaj yasagini da mesela Ingiliz ahalisinin tartismasina acmis:)
    http://www.guardian.co.uk/commentisfree/2012/sep/09/reape-abortion-fight-womens-rights-turkey?INTCMP=SRCH

    hani ispat falan isterseniz bir tane de benden olsun istedim..

    • Selda K dedi ki:

      ilk yorumu gonderdikten sonra linki buldum iki yorumumu altalta birlestirebilirsiniz belki, tum yazilari burda:
      http://www.guardian.co.uk/profile/elif-shafak?INTCMP=SRCH
      birkac yazi basligi:
      Turkiyedeki tore cinayetleri: turkcede namus ne demek?
      Bu sessizlik Turk kadinlarini yikiyor
      Turkiyede cinsiyet ayrimi zaten cokfazla..Simdi bir de kurtaj hakki tehlikede
      Tecavuz kurtaj ve Turk kadinlarinin haklari icin savaslari
      Turkiyede aile ici siddet
      Turkiye: namusu hep yanlis yerlerde ariyor

      Bunlarin tamaminin yabanci bir gazetede yayinlandigina dikkatinizi cekerim, acaba neden turkceye cevrilip bize de sunulmuyor?

      • Esma dedi ki:

        Haklısınız Türkçe’ye de çevrilsin, ve bizler de Elif Şafak’ın nasıl bir kişi olduğunu anlayalım. Burayı görene kadar o kadını bizden biri sanıyordum. Elin yabancılarına bizi kötülüyormuş demek. Bunun üzerinden yaptığı traj olmaz olsun.

  19. veysel dedi ki:

    Bu konuda verdiğiniz mücadeleden dolayı ALLAH sizden razı olsun. Anlayamadığım husus başta Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız bakanlarımız ve Dindar diye bildiğimiz görsel ve yazılı medyamız bunların güçlü kalemleri yorumcuları bu konulara neden değinmezler, bunun vebalini nası verecekler? ALLAH cümlesine ve cümlemize şuur versin

  20. Nuri dedi ki:

    Selamun Aleykum, Allah CC Nisa suresinin 136. ayetinde “Ey iman edenler… iman edin…” diyor. Bu anlamda bir çok ayet var, Kafirler, bilinçli veya bilinçsiz olarak onların emellerine hizmet edenler sadece kadın hakları değil bir çok meselede toplumu bölmeye ve aralarına nifak sokmaya çalışıyorlar… Biz şeytan ve taraftarlarının hilelerini öğrenmessek denenmiş yolları deneyerek hayal kırıklıklarına uğramaya devam ederiz. Allah CC içkinin haram edilmesi ile ilgili 3 ayet indirdi… Medine İslam devletinde içki içme oranı bir anda isdisnalar hariç bitti. Rasulullah Sav. içkinin kötülüğü ile ilgili reklam yapmadı, içkiye aşırı vergiler koymadı… İman eden müminler bu mesajların Allah’tan geldiğini çok iyi biliyorlardı ve bu sebeblede terk etmeleri gerekiyordu. Allah ve Rasulünün bize bizden daha merhametli olduğunu bilerek Kuran’dan ve sahih sünnetten gelen mesajlara işittik itaat ettik demek dışında kurtuluş imkanı yoktur… diyecek

  21. Külhancıoğlu İdris dedi ki:

    Fasıklardan gelecek haberlere itibar etmiyorum ve okunmasını bile doğru bulmuyorum.Çünkü onlar on doğrunun içine bir yanlışı yerleştirerek veriyorlar. Başı örtülü olarak pkk ve yan kuruluşlarının toplantılarında arzı endam eden sözde İslamcı yazarları kınıyorum. Müslüman mahallesinde salyangoz satmak şöyle dursun kafirlerin safında yer tutarak inancımıza ve örfümüze hakaretler yağdıran, yada hakaret edilmesine ses çıkarmayan bu sözde İslamcı yazarların görüşlerine atıfta bulunmak, kitaplarını tavsiye etmek bağnazlık ise evet ben bağnazım, dinimi, imanımı, örfümü yozlaşmadan koruma adına bu şeytanın yardımcılarına inanmıyorum. Daha arı kaynaklar bulunana kadar bulanık sudan da içmiyorum.

  22. kurtulus dedi ki:

    Teşekkürler bu değerli yazılar ve çabalarınız için.

  23. kemal dedi ki:

    buradan görüyoruz ki kadın hakları savunucusu gibi takılanlar aslında İslam düşmanı. çünkü Türkiyede 15, 20 bin kadın halen mevcut şekilde seks kölesi olarak çalıştırılıyor. bunların sahiplerine kayıtsızn itaat etmekten başka hiçbir şansları yok. yüzlerini somurtmaları dahi kezzap dökülme tehdidiyle engelleniyor. türkiye insanının 5 milyar lira civarı parası her yıl bu sektörde harcanıyor. oteller barlar pavyonlar gazinolarda gördüğünüz kadınlar hep böyle. çoğu yabancı uyruklu. bunların haklarını savunmak bir yana asıl içkili mekanlara laf dahi söyletilmiyor. oradaki seks kölesi kadınların hakları( mesela hürriyet) hiç önemsenmiyor. çünkü medya da bu işin içinde.

  24. abdullah dedi ki:

    feministler le mücadele ye devam

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Allah erkeğin eşi ile muhabbet etmesinden memnun olur, bundan dolayı ikisine de sevap yazar.Ve rızıklarını arttırır. (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku