Kariyer Olarak Aile Reisliği

08 Haziran 2015Evlilik44 Yorum »

photoMalumdur ki kemâle eren şeyler sabit durur. Başka şeyler ona tabi olur. Mesela güneş gibi. İnsanlar içinde, Efendimiz gibi. Bir halden başka hale geçmek kemâli bulmamaktan ileri gelir.

Mesela Allah Râsulü, Hz. Aişe’ye olan muhabbetini tarif ederken ‘ilk günkü gibi’ tabirini kullanmış.  Demek muhabbeti kemâl bulmuş ki daha tebeddül etmemiş.

İnsanın en hassas cihazı olan kalb, öyle ki manası dahi kalbolmak, yani bi halden bi hale geçmek manasında ve zaptolunması en zor latifedir. İşte bu kalbi sabit tutmak, heveslerini alınca, muratlarına erince, beğendiği şeylere sahip olunca eski halini muhafaza edebilmek, baştan istikametli bi muhabbet beslemek, neticeleri ferasetle görmek, hakikatları kabullenebilmek, nefsinin hayâli ve hevâi hislerine aldanmamak, her rengarenk şeyin peşine düşmemek, kalbde takva sahibi olmak, öyle bir kemâl ki bu zamanda böylesi erkek yok gibidir. Allah Rasulü bu meselede de mutlak örnek olduğu halde erkekler hiç de oralı değil. Kendi vazifelerinden haberi yok, kadınlardan beklentileri ise ancak hurilerde mevcut.

Evlilik öncesi cazibe kabul ettiği şeyleri evlilik sonrası kusur kabul ediyor. Mesela kadının duygusallığı, düşünceli, ince ruhlu olması, bazı çocuksu halleri sonradan itibar görmüyor.

Hem kadının her meselede bir adım geri olması isteniyor, hem de kusursuz olması bekleniyor. Halbuki erkeğin kadında göreceği kusurları hazmedecek olgunlukta olması icab ediyor. Kaldı ki Allah Râsulü kadınların hallerini eğe kemiğine benzetmiş, nasıl muamele edileceğini, boşuna zorlanmaması gerektiğini de tarif etmiş. Beğenmediğimiz yönleri varsa, beğeneceğimiz yönleri de olduğu bildirilmiş. İyi geçinilmesi ayetle emredilmiş. Bunlara itibar etmeyip nefsinin tatminine müştak çoğu hevâî erkek sonradan soğuyup teessüf etmeye başlıyor. Kadına da sebepsiz eziyet ediyor. Halbuki kadın zaman geçtikçe huyca, ahlakça güzelleşir. Sadakati ve samimiyeti de zaten ziyadedir.

Kadın evliliği daha güzel şeylerin başlangıcı olarak hayal ederken, birçok erkeğin iyi halleri, maddi manevi iltifatları evlilikle son buluveriyor. İşte burada erkeğin gerçek karakteri ortaya çıkıyor. Kalb evvelki halini muhafaza edemiyor. Veya istikametli, itidalli, hakiki bi muhabbet besleyememiş.

Bu manalara işareten ‘En hayırlınız, hanımlarına karşı hayırlı olandır’ buyruluyor. Çok manidar. Cihad edendir demiyor! ‘İmanı en kamil mümin, ahlakı en güzel ve ailesiyle en çok şakalaşandır’ buyuruyor. Demek ahlak ve imanın kemali, bahsettiğimiz gibi idareci olabilmek, kusurları hazmedebilmek, bununla beraber muhabbetini korumak, neşesini kaybetmemek.. Erkekliğin, aile reisliğinin ciddiyetini korumakla beraber şakacı da olmak az bulunan meziyetlerden.

Peygamber aleyhissalâtü vesselâm cahiliye devrinin insanlarını, kadınlarını idare etmiş. Herşeyi onlara O öğretmiş. Kusurlar da olduğu halde emsalsiz bir muhabbet ve şefkati de göstermiş. Şimdi bunlar örnek alınmak lazım gelirken sadece nefsinin temayülatına göre hareket etmek, kadına da, nasılsa mecbur, zannıyla tahakküm etmek hangi peygamberin sünnetine giriyor.

Peygamber efendimiz en sevdiği kişi sorulduğunda Ebubekirler Ömerler dururken, Aişe diyor, ikincisi sorulunca Ebubekir demeyip, yine ona nisbet ederek babası diyor. Daima ona maddi manevi ikramlarda bulunuyor, vefat ederken dahi hasretini ifade ediyor. Vaktiyle kendinden on beş yaş büyük bi kadının olgunluğuna cevap veren Efendimiz, oldukça küçük olan Hz. Aişe’ye böyle iltifatlarda bulunuyor. Hem kendi ciddiyetini ve itibarını koruyor, hem de şımartmadan iltifat edebiliyor.

Tabi bunlar örnek alınmayınca hâl-i âlem perişan oluyor.

Şaka yapmak muhabbeti de gösterir. Erkek bunları yapabilirse hem kendinin, hem ailesinin saadetini, neşesini temin ettiği gibi izzet-i nefsini de kurtarıyor. Zira bi kadına tam manasıyla sahib olabilmek onun her hissine galip olmakla olsa gerek. Kalben de onu fethetmesi lazım. Muhabbetle, şefkatle, iltifatla..

Mesela, eski peygamberlerin hanımları arasında iman etmeyenler olduğu halde zina eden hiç olmamış. Demek o kâmil Zatlar hanımlarının bu noktadaki ihtiyaçlarını tam karşılamışlar ki bu tür şeylere meyleden olmamış.

Kadınlar duygusal ilişkilere öncelik verdiklerinden, ilişki öncesi hanımının bu ihtiyacına cevap verememeyi Peygamber aleyhissalâtü vesselâm ‘acizlik’ olarak tabir etmiş. Bir erkek için bundan daha ağır bi ifade de olmasa gerek.

Ayrıca erkek hissen hanımını mağlub edemezse bu sefer manevi yetersizliğini, hanımına karşı soğuk davranarak veya ona ve ailesine itibar etmeyerek, yani ona değer vermediği, muhtaç olmadığı intibaını uyandırmakla galip gelmeye çalışıyor. Bu da aslında uzun vadede kendi itibarını sarsıyor.

“Erkeğin evindeki vazifesi tevazudur. Ne kadar tevazu gösterse iyidir, az bir vakar gösterse tekebbür olur.”

Elhasıl; İnsanın en küçük daire olan evinde daimi vazifesi var. Oranın maddi manevi ihtiyaçlarına hergün cevap vermesi gerek. Günde sekiz-on saat dışarda geçiyorsa, günün en az yarısı da evde, aileyle geçiyor. Keza kişi en küçük daire olan kendi hanesindeki vazifelerini ihmal ederse dışarıdaki vazifelerde muvaffak olması da zor. Dünyevi işlerinde güçlü, başarılı, kendinden emin şahısların mutlaka mutlu, huzurlu bi yuvaları vardır.

Hulasa; Erkeklerin kendi nefislerinde verdikleri tavizler, dolayısıyla bir nevi manevi iktidarsızlık, yanlış yöntemlerle otorite kurma, söz dinletme çabası olumlu netice vermiyor. Peygamber efendimizin aile hayatına dair sünnetleri -ki hayatın en az yarısını teşkil eden kısım- harici meselelerdeki kadar örnek alınmalı. Gurursuz, kibirsiz, tevazuyla.. Zira erkeği asıl kemale erdirecek, ve benliğini de tatmin edecek olan yine o sünnetlerdeki muvaffakiyeti. Vesselam.

Uğur Tuğrul

Okunma Sayısı : 6.322

Yorum yapın

“Kariyer Olarak Aile Reisliği” için 44 Yorum

  1. Abdullah Bir dedi ki:

    TÜM SİTE MÜDAVİMLERİNE…

    Bundan sonra derdine derman,care arayan magdur,mazlum kadın ve erkeklerin üzerimde ki BİLGİ EDİNME haklarını korumak için, verilen-paylaşılan bilgileri alma ihtimali kalmayan ve olmayan ( Üzüm ile değilde bağcı ile problemi olan) Gülpembe ve benzeri sabit düşünceli kişileri hiç bir şekilde MUHATAP ALMAYACAĞIMI bilmenizi rica ederim.

  2. hüzün(eski) dedi ki:

    sn tuğrulun yazısı aynı vakitte zaman içinde camiden,cihad meydanından kovulan ve ilimden mahrum bırakılmış kadının evde pasifize edilmiş halini tasvir ediyor.

    erkek bakış açısıyla sufli tespitlere maruz bırakılan hadisler objektif bir yorumlamayla kucaklaşmış sn tuğrul ile birlikte.

    kadın toplumun yarısını oluşturmakla birlikte toplumun ‘asıl mimarı’ dır.

    bugün İSLAMIN kadına verdiği önemi anlatmaya kalkarsanız ‘modern,hadis inkarcısı vb’ imgelerle sizi etiketleyip ‘ASIL’ konuyu devre dışı bırakarak size saldırırlar.
    saldırsınlar.

    iğneyi gören hasta gibi.
    iğneyi görünce ”ığğ/nee” feryadıyla birlikte ‘ığğneyi’ yedikten sonra teşekkür etme zahmetini bırakıp nankörlüğünü ‘acıttınız’ nidasıyla ibraz eder.

    karı-koca ilişkilerinde menfi olarak cereyan eden durumları burada bir birimizle paylaşıyoruz. kimi iyi gitmeyen durumunu paylaşıp derdine derman aramakta kimi de başlamak üzere olan evlilik için araştırma yapmakta kimi de yolunda gitmeyen evliliğinin faturasını ‘karısı/kocasını’ suçlayarak bizimle paylaşmaktadır.
    birinci durum iyileştirmeye tekabül etmektedir.
    ikinci durum iyi bir istikbali yakalamak için sarf edilen azmi göstermektedir.
    üçüncü durum bir kompleksi işaret etmektedir.

    • mehmet dedi ki:

      sevgili kardeşim.o iğne olayını mevlana nın mesnevisindeki şu hikaye ile değiştirelim:hadis inkarcılarına:malum eşeğin biri sırtındaki semer den dolayı boynu yara olmuş.sahibi de baytara götürmüş.baytar sırtına yarasının iyileşmesi için yakı vuracak olmuş.tam bu sırada eşek çifte atmış.halbuki yasasının iyileşeceğini bilse kıpırdamaz.değerli kardeşim bu tip insanlar da aynen böyle.tutulmuşlar bir hastalığa merhem olmaya çalışsan aynen eşek gibi çifte atıyorlar..o inkarcılar varya eşek ten daha aşağılar..vay onların haline.

  3. Gülbahçesi dedi ki:

    Yureginize ve kaleminize sağlık çok güzel bir yazı olmuş,tebrik ederim, Allah sizden razı olsun…

  4. Gulpembe dedi ki:

    Gecenlerde iki erkek bebegin mevlidine gittik. Sohbet veren hoca hanim cocuk yetistirmekle ilgili konusuyor dogal olarak, kendisi de 3 erkek cocuk sahibi bu hanim kiz cocuklarini nasil yetistirmeliyiz, nasil edepli kocaya saygili olsunlar diye epey anlatti. Tabi ayip olmasin diye erkegin gorevlerine de degindi ve soyle dedi” erkek hanimina kuran ve ilmihal ogretmeli..” Soz alip kacinci yuzyilda yasadigimizi, kocasinin kendisine hangi ilimleri ogrettigini sormak isterdim fakat elinde saglamca tuttugu kagitta muhtemelen bunlar yazmiyordu zor durumda kalicakti vazgectim.
    Biz erkeklerin 20 yasinda zanaatlerini eline aldiklari kizlarinda 14 yasinda kocaya gittikleri donemde mi yasiyiruz? Ortalama 25 ine gelmis ayni egitim ve gorguden gecen gunumuz ciftlerinde biri birine hi alin yapsin gibi bir sey soz konusu olur mu? Ne kadar gerceklikten kopuk bir sey idealize etmeye calisiyor…

    Cunku ona gore kocayi cekip ceviren kadin oldugundan- ki dikkatinizi cekerim az once erkek karisina ilmihal ogretiyordu:)))- ananin erkege bisey ogretmesi gerekmez, ama yukler kadinin omzuna kalinca ,vay efendim erkegin rolunu niye ustleniyorsun? Erkegin rolu para kazanmak olarak bilindi sabir tevazu hep kadina yakistirildi.halbuki yazida gectigi gibi ayet kadinlardan evlilik kurumunun sorumluluguna deger bilip sahip cikmalarini isterken, erkeklere ” onlarla iyi gecinin.. Hoslanmdiginiz bisey varsa hoslndiginiz birsey de vardir.. Onlardan hicbir seyi zorla geri almayin, hem nasil alacaksiniz ki Allah sizi birbirinize sevdirmis, katip kaynastirmisti..”seklinde ayetlerle kocaya kadinla iyi gecinceyi farz kiliyor. Kadinin gorevlerinin detaylarini ise ancak hadislerden ogrenebiliyoruz.
    Yazara bu yazisi icin tesekkur ediyirum, sahsi alinganliklarindan dolayi
    Yazarin medeni halini sorgulama cesareti gosteren kimselere Allah tan insaf diliyorum.
    Selamlar

    • Abdullah Bir dedi ki:

      Bayan Gülpembe

      Öncelikle ve samimiyetle KIVRAK ve ŞEYTANİ zekanızdan dolayı sizi Tebrik ediyorum. Evet zekisiniz, hem de kelimeler ile oynayarak ve usta bir yazar gibi cümle kurgularına hükmedecek; üstadınız şeytana papucunu ters giydirecek kadar.

      ” erkeklere ” onlarla iyi gecinin.. Hoslanmdiginiz bisey varsa hoslndiginiz birsey de vardir.. Onlardan hicbir seyi zorla geri almayin, hem nasil alacaksiniz ki Allah sizi birbirinize sevdirmis, katip kaynastirmisti..”seklinde ayetlerle kocaya kadinla iyi gecinceyi farz kiliyor. Kadinin gorevlerinin detaylarini ise ancak hadislerden ogrenebiliyoruz.”

      Çünkü yukarıdaki metin içerisin de ki “BEN KADINLARIN GÖREVLERİ KONUSUNDA HADİSLERİ KABUL ETMİYORUM, BENİ SADECE AYETLER BAĞLIYOR, BU AYETLERDE DE HADİSLERDE BİZE YÜKLENEN SORUMLULUKLAR, ZORUNLULUKLAR ve GÖREVLER YOK” mesajını gizlemeyi ve FARKLI AYETLERİN SONUNDA Kİ İFADELERİ SANKİ TEK BİR AYET TE İFADE EDİLMİŞCESİNE YAZMAYI başaramazdınız.

      Keşke bu zekanızı hemcinslerinizin ebedi hayatta sıkıntı çekmesine sebep olacak şekilde değil de Allah’ın rızasını kazanmalarına sebep olmak için kullansaydınız.

      “sahsi alinganliklarindan dolayi
      Yazarin medeni halini sorgulama cesareti gosteren kimselere Allah tan insaf diliyorum.”

      Ben de İNSAF sahibi bir MÜSLÜMAN olarak kocanıza SABRI CELİL ve size de Allah’tan gerçek ve tam bir İMAN ve HİDAYET temenni ediyorum.

      • Gulpembe dedi ki:

        Abdullah bir bey, zekama olan iltifatlarinizi bir teslimiyet ve eyvah sert kayaya carptik, ne guzel kafamiza gore top kosturuyorduk demek istediniz olarak algiladim.
        Aldigim bir habere gore feministler toplanmis siteye dogru hareket ediyorlarmis. Artik hatti mudafa degil, sathi mudafa lazim. Biri yuksek iletisim uzmani Abdullah bir, digeri yuksek klinik doktoru beyaz inci kimliginizin yaninda yuksek analiz ve polemic kurgulama yetenegine haiz ;mahmud iki, siyah kelebek, gibi ekstra kimlikler alarak algi operasyonunuzu kuvvetlendirin bence:))
        Aslinda size kizmiyorum hatta icine dustugunuz durum bana sempatik geliyor, istemsiz bir sefkat duyuyorum.
        Bunu iyiliginiz icin yazdim. Hakkinizi helal edin.

        • Abdullah Bir dedi ki:

          Sayın Gülpembe

          “bir teslimiyet ve eyvah sert kayaya carptik, ne guzel kafamiza gore top kosturuyorduk demek istediniz olarak algiladim.”

          Size tavsiyem
          1- ALICILARINIZIN ayarlarını resetleyin. Çünkü, bir alıcı olarak iletileri (mesajları) yanlış algılıyorsunuz.

          2- Benim işim “şartlanmış kafaları” sert kayaları kırarak kendisine ve topluma faydalı faydalı hale getirmek.

          3-Feministlerin gelecekleri varsa duyacakları-görecekleri de var, buyursun gelsinler acı bir kahvemizi içsinler. 🙂

          4- Bugüne kadar kimsenin aklına gelmeyen ve sizin literatüre eklediğiniz “Yüksek klınık doktoru” ve “yüksek iletişim uzmanı” değimleri için ekşi sözlük eminim size gerekli ödülü verecektir.

          5- Elinizde ki hangi veriler ile benim ve Beyaz İnci’nin aynı kişi olduğunu anladınız bilmiyorum ama bu analız yeteneğinizden (!!!) ve basiretinizden ( !!!) dolayı sizi tebrik ediyorum 🙂

          6- Bana duyduğunuz SEMPATİ, ŞEFKAT için teşekkür ederim ama bundan sonra sizi bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğunuz konularda BİLGİLENDİRMEK için zaman harcayamayacağımı da size üzülerek bildirmek istiyorum.

          • Gulpembe dedi ki:

            Siz beyaz inci ile ayni kisisniz. Insanlarin hala uyanmamasindan cesaret bulup kandirmacaya Devam ediyorsunuz.maddeleme, uslup, zihniyet, tekrarli kullanilan ifadeler birebir ayni. Beyaz inci ayni meselede noronlar arasi elektrik akim bozuklugu demis, siz simdi alicilari resetleyin iletileri..falan demissiniz. Yahu bu bile ayni.

            Yuksek bimem ne uzmanligi sizin ifadelerinjz zaten.yazdiklarinizi unutmayin acik veriorsunuz. Diploma ustunden etki yapmaya calisan, daha once 10-15 kitap yazmis abdullah bir tutmadi. Simdi binlerce hastaya bakmis ama ne hikmetse gundemi hep yorumcularin sahsiyetlerinj analiz etmek, erkeklerin birden fazla evliligi, kadinlara Agiz payi vermek, hemde ayni zihniyet uslup , bakis acisiyla.

            Boyle yapmak sizi iyi hissetiroyirsa, mutluysaniz devam edin, bana zarari yok. Ama Herkes Aptal yerine konmayi sevmez, bilin istedim.

    • .:. dedi ki:

      “………………..halbuki yazida gectigi gibi ayet kadinlardan evlilik kurumunun sorumluluguna deger bilip sahip cikmalarini isterken, erkeklere ” onlarla iyi gecinin.. Hoslanmdiginiz bisey varsa hoslndiginiz birsey de vardir.. Onlardan hicbir seyi zorla geri almayin, hem nasil alacaksiniz ki Allah sizi birbirinize sevdirmis, katip kaynastirmisti..”seklinde ayetlerle kocaya kadinla iyi gecinceyi farz kiliyor. Kadinin gorevlerinin detaylarini ise ancak hadislerden ogrenebiliyoruz………………………”

      Sizin gibi düşünmüyorum.

      Ayrıca sizin yorumladığınız şekilde anlatılmamaktadır….. öncesini ve sonrasını iyi okumak gerekir. Tamamı ile de ele almak gerekir. hem anlatılan sure de, hemde Kuran bütünlüğünde.

      konunun baska alanlara eksiltilerek cekilmesi buradan farklı yorumlar üretilmesi anlamsızdır….

      öncesindeki tanımlamalar, açıklamalar ve şartlara göre belirtilenlerde çok açık ve net anlatılmıştır bunları kısaltarak açıklarsanız ancak yanılgıya sebep olursunuz. ve sonrasında da açıkça anlatılmıştır.

      Bir örnek vereyim:

      mirasla ilgili paylar, kadın ve erkeğin payları, anne baba ve yakınları ile ilgili olarak. anlatılmıştır. mesela Derki;

      “mirasın yarısı kız cocuğunundur.” bu ayettir.

      ANCAK

      bu ayetin öncesi ve bası ayrıca sonu da vardır. Başında ne der?

      ” Eğer mirascı tek kız ise”

      lütfen bir bütün olarak degerlendirme yapınız. kaldıki ailede erkek çocuk var ise, veya kız cocukları birden fazla ise bu detaylara kadar da açıkça anlatılmıştır.

      “Bilinki Allah yaptıklarınızdan haberdardır”.

      • Gulpembe dedi ki:

        Katilmayabilirsiniz sizin fikriniz sizin hayatiniz.
        Ayetin basiyla sonuyla oynamisligim yok ayetler ortadadir dileyen tam metnini okusun.
        Yalniz sunu hatirlatmak lazim sanirim. Kurani kerimin kendine has bir metodolojisi var. bazen bir ayet diger ayeti aciklarken, bir meseledeki hukum ve metin baska bir meseleyede isik tutar. Ornek, fikihta kadinlarin yabanci erkekle konusurken takinacaklari tutum musa as ve suaybin kizlari arsinda gecen diyalog ve eylemden tercume edilmistir. Gecen ayetleri tek meseleye hapsetmek sig bir yaklasim oldugu gibi kurani kerimin ” icaz” mucuzesine( bir kelime ve hukmun pek cok farkli anlamlara gelerek tekrar ve bikma yapmadan Her cag ve kulture isik tutabilmesi) aykiri bir yorumdur, harici kaynaklidir. Kurani kerimi Anlamak icin ona nasil yaklasmaliyiz hususunda fikir vermesi adina “kuran ve modern hukuk / Ali ihsan sait karamanli” yi tavsiye edebilirim

        • .:. dedi ki:

          Anlattıklarınızın hic birisi daha önceki izah ettiğiniz durum ile ilgili değildir.

          İzah ettiğim durum ayetin başı ve sonunun oynatilması veya değiştirilmesi değildir. Eksiltilerek veya kısmi bakılarak farklılaştırılmasına sebebiyet verilmesidir.

          Bunu da yukarıda açık olarak izah etmiştim. Katılmadıgım da budur.

          “konunun baska alanlara eksiltilerek cekilmesi buradan farklı yorumlar üretilmesi anlamsızdır….

          öncesindeki tanımlamalar, açıklamalar ve şartlara göre belirtilenlerde çok açık ve net anlatılmıştır bunları kısaltarak açıklarsanız ancak yanılgıya sebep olursunuz. ve sonrasında da açıkça anlatılmıştır.”

          Buna ragmen bu sekilde yapılması dogru olmaz. Sonradan izah ettikleriniz başka bir konu için yerinde cevap olabilir.

  5. Özlem dedi ki:

    Evet ellerine sağlık yazı çok net ve aydınlatıcı olmuş. Herkesin bu yazıyı okuması gerekiyor.

  6. sevda dedi ki:

    ”Ayrıca erkek hissen hanımını mağlub edemezse bu sefer manevi yetersizliğini, hanımına karşı soğuk davranarak veya ona ve ailesine itibar etmeyerek, yani ona değer vermediği, muhtaç olmadığı intibaını uyandırmakla galip gelmeye çalışıyor. Bu da aslında uzun vadede kendi itibarını sarsıyor.”
    Sayın yazar,bu tespitiniz çok doğru.Bir din kardeşiniz olarak bu konuda ciddi imtihanlar yaşıyorum.Kendi itibarını sarsmakla beraber, içinde bulunduğu anı yaşayamaması,kendine ve ailesine karşı güven içinde huzurlu hissedememesi,bu konuda eşinin desteklerini dahi kendini mağlup edecek ataklar olarak görüp kendini savunma pozisyonu alması,sürekli mutsuz hissettiği için de, hanımın girişimlerinin kısırdöngü halinde devamı ve çaresizliğinin artması..ikisinin de zamanla sevgilerini belki azaltan ama gönüllerini illa ki yoran bir durum.
    ”Evlilik öncesi cazibe kabul ettiği şeyleri evlilik sonrası kusur kabul ediyor. Mesela kadının duygusallığı, düşünceli, ince ruhlu olması, bazı çocuksu halleri sonradan itibar görmüyor. Hem kadının her meselede bir adım geri olması isteniyor, hem de kusursuz olması bekleniyor. Halbuki erkeğin kadında göreceği kusurları hazmedecek olgunlukta olması icab ediyor.”
    işte bu sebeple içimdeki yaşam enerjisi tükendi; bitmek bilmeyen yıkıcı eleştiriler ,muhabbetin sancılı sessizliklere dönüşmesi, çıkmaz sokağa dalmış gibi nefes alamıyor gibi hissetmek, her yeni güne ümitle başladığı halde o günün sonunda ümidini yine yitirmek…
    Çok değerli eşlerimiz,
    bizler evet şeytanın oyuncağı olmaya müsait varlıklarız ama bunun için , şeytanın bile yaratılışının ve ona dahi süre tanınmasının hikmeti varken öfkelenilmesine müstehak değiliz bilakis şeytana karşı uyandırılmaya ve yapıcı söz ve davranışlara ihtiyaç duyan varlıklarız. Lütfen bizi Allah rızası için sevin, bizim iyiliklerimizi onaylayın,aceleci ve sabırsız davranmayın. Bazen iyilik yaparken bile mızmızlanmamıza müsade edin,hırçınlığımızı yatıştırın, şeytana ve nefse karşı bir de siz bizi yalnız bırakmayın, çocuklarımızla ilgilenirken baba olun,bizimle yalnızken gözlerimizin içine bakıp gönlümüzü ordan görmeye çalışın.Başımızın üstünde gölge olmanız yeterken,kahramanmışsınız gibi davranmamızı beklemeyin.Müşterek görevleri yerine getirirken havalara girmeyin. Siz dünyayla yaka paça olurken biz de emanetiniz olan evladınıza sahip çıkmaya çalışıyoruz. Komşu,akraba bile bize yardımcı değil.İki dünyasını da mamur etmemiz gereken çocuklarımıza tek başımıza yetemediğimiz gibi, etrafın beklentileriyle de iyice bunalıyoruz.
    Bize deyin ki:Senin tatlı dilin,güleryüzün,iki kap yemek yapman ve evi çekip çevirmen yeterli. Sakin ol,kendini yorma,kendini başkalarıyla kıyaslama,kendini bul,kendini ihmal etme. Dışını süslerken içini ihmal etme. Bizi düşüneceğim diye çabuk yaşlanma. Dünyanın yükünü tek başına omuzlama,beraber taşıyalım.
    Eğer bunlardan anlayacak kapasitede değilsek deyin ki:Senin içinde küçücük afacan bir çocuk var. Sürekli yaramazlık yapıyor,ilgiye ve beğeniye doymuyor.Ben onu çok seviyorum ama o çocuğun kendini yetiştirip olgunlaşmasını da dört gözle bekliyorum.
    Bunu da yapamazsak her hafta veya her ay beraber bir kitap okumaya teşvik edin.Her ay birlikte bir şey üretin.Tüketime odaklandırılmış gözlerimizi, Allahın rızasına yönlendirin.
    Kadındaki cesaretin ve fedakarlığın dozu,eşindeki cesaretle fedakarlığın dozunu geçmeye başlarsa denge bozulur.Siz daha cesur ve fedakar olmak zorundasınız.Bizi çalışmaya zorlamayın, ahiretimizi bile düşünemeyecek kadar bize yükler yüklemeyin.Sabah namaza kendiniz kalkın,kendi çorabınızı çamaşır sepetine siz atın,aynı yerde oturuyorken suyunuzu kendiniz alın,…
    Eşinizi anlamak istiyorsanız: Ömrünüzde sadece bir hafta sonu ütüyü siz yapın,evi süpürün,bulaşığı yıkayın,çocuklara siz bakın,balkon yıkayın,toz alın,lavaboları ovun,çocuk odasını toplayın, hanımınız sadece markete pazara gitsin,çöpü döksün,salata yapsın,ibadet edip kitap okusun. Sonra temizce giyinin, pişirdiklerinizi ailenizle yiyin.Yüzünüzde tebessümle ve yaptıklarınızı hiç anlatmadan. Sonra bulaşıkları yıkayın,eşiniz ve çocuklar uyuyunca siz o zaman uyuyun. Sabah aynı şekilde devam edin,uyuyana kadar.Ertesi sabah da kahvaltıyı hazırlayıp işe gidin.Teşekkür beklemeyin.
    Bunu ben yapmam diyebilirsiniz.Kadınları anlamak istiyorsanız,eşinizi hissetmek istiyorsanız denemenizi öneriyorum,yanlış anlaşılmasın. Bazı beyler gerçekten anlayamıyor bunun ızdırabını yaşıyorlar.
    Allah eşlerimizi bize,bizi eşlerimize hayırlı eylesin.Kadın erkek hepimize yardım etsin.Bizi birbirimize dost kılsın…

    • süleyman dedi ki:

      Sevda Hanım

      Yorumunuzdan genel olarak 3 şey anlaşılıyor ama siz bu konular hakkında çok kırgınlık yaşadığınız için çok şey yazmışsınız buda hani benim gibi bir erkekte ne kadar çok şey istiyor bu kadınlar tarzı bir duygu uyandırabiliyor; fakat kadınların duygu ve düşünce yapısına bakınca bu tamamen normal.

      Genel olarak eğer özetlersek yazınızı ortaya çıkan 3 şey şunlar:

      1) Yaptığınız yanlışlar yüzünden kınanmamak.
      2) Yaptığınız fedakarlık ve iyilikler için takdir ve teşvik edilmek. ( Bu iyi bir şey aslında sonuçta bir yabancıdan bir teşvik ve takdir beklemiyorsunuz. Eşinizden bekliyorsunuz ki bu da tamamen normal.)
      3) Ev işi vb. işlerde eşinizden biraz daha yardım beklemek.

      Bunlar bir hanımın eşinden normal beklentileridir. Ben şahsen ilk 2 si yapılınca belki 3’üncüsüne bir hanımın ihtiyaç bile duymayacağı kanaatindeyim ; ama daha öncede dediğim gibi bunlar aileden haslet kalan duygular. Şahsen benim babam, ben annemden ekmek isterken bile bana rica etmemi tembihleyen bir insan. Yani “ekmeği uzatsana” dediğimde anneme, babam biraz esprili dille beni düzeltip “ekmeği uzatır mısın anneciğim” dedirtiyor. Ben bu davranışı babamdan görmeseydim muhtemelen öyle devam edecekti.

      Genel olarak yazınızda negatif olarak gördüğüm bir kaç noktadan bahsetmek istiyorum. Bunların ilki “bazen iyilik yaparken mızmızlanmamıza izin verin demişsiniz”. Ben başka erkekleri bilemem fakat bu benim çok ağırıma gider. Benim önüme bir kap yemek konulup daha sonra bıktım usandım yemek yapmaktan derse bir kişi şahsen ben o yemeği yemek istemem. Evin hep temizliğini ben yapıyorum derse o evde de oturmak istemem. Tabii ki ara sıra hanımlar yoğunluğu sebebi ile bazen böyle şikayetlerde bulunabilir. Erkekler bile bulunur; ama çok sık olunca ev hakikaten yaşanılabilir gibi olmuyor, benim gibi evi çok seven bir kişi için bile.

      İkinci olarak “her hafta veya her ay beraber bir kitap okumaya teşvik edin” demişsiniz. Kişiler kendileri kitap okumazken başkasını neye teşvik edecek. Benim tavsiyem eşinizin okuduğu ve ilgi duyduğu şeyleri öğrenmeye ve yapmaya siz çalışın. Ciddi anlamda çevremdeki bir ailede gördüğüm için söylüyorum. Bir hanım kocasıyla beraber iş yerine gitmeye başladı 40 yaşından sonra. İş yerinde oturuyordu kocasının odasında, kimi işlerde ona yardım ediyordu. Evliliklerinde paylaşımları çok arttı. Birbirlerine karşı tutumları daha pozitif oldu. Ben eşinizin işine burnunuzu sokun diye demiyorum ama bu şekilde olmasa da ortak noktalarınızı arttırın ama özel alan ve zamanda bırakın.

      Ben bir uzman değilim fakat ortak noktaları artırmanın ve doğru dilin özellikle çok faydalı olduğunu bilin. Eşinize dertlerinizi kısa ve öz olarak anlatın. Onuda anlamaya çalışın; ama hepsinden önemlisi bol bol dua edin.

      • Abdullah Bir dedi ki:

        Sayın Sevda

        Aralıksız olarak ve halis bir kalp ile 40 gün her sabah ve akşam 99 defa abdestli olarak

        “La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim”
        ve
        ” La Tahzen! İnnALLAHe-l meana”” (meali Allah Bizimledir)

        ayetlerini okuyun. Bu süre zarfında mümkün olduğunca size kocanız ile alakalı sorular soranlara (babanız, anneniz, arakaşlarınız, kardeşleriniz de dahil kim olursa olsun ) cevap vermeyin, konu hakkında yorum yapmayın ve yorum yapmak isteyenlerede izin vermeyin.

        Kısacası kendiniz de dahil olmak üzere hiç kimse ile bu konu hakkında tek bir kelime bile konuşmayın.

        Allah (cc) hayırlı akibetler versin

    • Tuğrul dedi ki:

      Sevda Hanım; dünya üzülmeye değecek kadar kıymetli değil.
      Arılara iliştikçe daha fazla hücum ederler.
      Yüksek dağlar karlı olur.
      Yani musibeti düşündükçe gözünde büyür. Büyüklerin imtihanı da büyük olur 🙂 Mesela Hz. Meryem. Mesela Hz. Asiye.
      Allah sizin kalbinizi kendine çevirmek istiyor olmasın. Dünyanın cüz’i keyiflerinden, hayali lezzetlerinden vazgeçirmek istiyor olmasın!
      Siz hiç, bi hastalığın, (mesela nezle grip.. ölüm hastalığı hariç) ölünceye kadar devam ettiğini gördünüz mü. Musibet ve imtihanlar geçicidir. Senelerce hanımını dövüp sonradan kıymetini anlayan, hatasına pişman olan adamlar biliyorum. Gerçi buna sabretmek gerekli denemez ama bu örnekler de varken halimize şükretmemiz lazım. Nasihat vermek için değil hakikat olduğu için söylüyorum.
      Mutluluk bizim kendi nefsimizde olan bişey. İç dünyamızı, bakış açımızı düzeltmek gerekiyor. ‘Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.’
      Hastalıklara doktor değil, Allah şifa verir. Musibetlerle Allah kulunu terbiye eder. Kalbindeki falsoları düzeltir. Ama sabır ve şükür bedeliyle. Geçmiş günahlarımızın kefareti de olabilir.
      Duanızla ve kalbinizi, halinizi Allahın razı olacağı hale getirmenizle (bunu sizden başkası bilemez) Allah dertlerinizi mucize gibi giderir. Kocanızı da memnun olacağınız hale getirebilir. Kendi hatalarınızı tespit etmeye çalışın. Kocanıza da dokundurmadan ve siz ona vazife yüklemeden kendi vazifelerinizi yapın. Çünkü Allah bunu istiyor. Kendi vazifemizi yapmamızı. Harice de tevekkül etmemizi. O zaman O’nun inayeti yar oluyor.
      Hz. Meryem’e sahip çıkması için Allah Zekeriya (as)’ı, yani bi paygamberini göndermiş. Rabbimiz Allah. Dermansız dert de yok. Allah’ı bilene harici musibetler fazla dokunmaz. Bilakis terakkisine vesile olur.
      Gerçi kolay demiyorum ama zaman çok şeyin ilacıdır. Zamanla erkek de olgunlaşır, kadın da. Kendi nefsimizi ıslah etmedikten sonra karşımızdaki melek olsa, onun değerini takdir edemeyeceğimiz için, gene bi fayda sağlamaz.
      Madem dünya fanidir, değmiyor alaka-i kalbe..
      Üzülmeyin, bizi de üzmeyin 🙂 Ama mutlu olun 🙂 Kendi iç dünyanızda. Bu zaten dışarı taşar.

  7. Beyaz İnci dedi ki:

    BİR ANALİZ

    Sayın yazarın önce yazısını okudum, sonra fotosuna baktım, daha sonra yazıyı tekrar okudum akabinde diplomamın ve bunca yıldır (yeterli sayıda olduğuna inanıyorum) yaptığım “canlı-reel” örneklerden aldığım done-veri-sempton’larin bana verdiği cesaretle net olarak söylüyorum ki;

    Yukarıda ki yazıyı yazan yazar

    “Ya yeni evli, yada bekar”

    Aksi taktirde yaşanmışlıklardan, tecrübeden, duygusallıktan ve hayatın gerçeklerinden uzak sadece ve sadece ” kitabi bilgilerden ” oluşan böyle bir makale yazması MÜMKÜN DEĞİLDİR.

    Mümkün olsa da sayın yazar aynı konuda yeni bir yazıyı evlendikten 5 yıl sonra tekrar kaleme alsa ve her iki yazıyı fikir örgüsü, mantıksal ve anlamsal sonuç kategorilerinde tekrar değerlendirse ve elde ettiği verileri de bizim ile paylaşsa ne güzel olurdu.

    Atalarımızın dediği gibi

    BEKARA KARI BOŞAMAK GÜZEL…

    • Meryem dedi ki:

      Sayin Beyaz Incı
      aynı yazıyı bende okudum. Lakin size bunu düşündüren hangi pencere hangi bakış merak ettim .Yazar gayet güzel bir ifade ile dile getirmiş . Üstelik Islami esaslara da ters bir şey yok . Ya siz çok çektiniz ve bu durum dilinizi kesinleştirmiş yada bilmiyorum hakkınızda sizin yaptığınız gibi zan etmek istemem . Rabbim yardımcınız olsun ne diyelim 🙂

      • Beyaz İnci dedi ki:

        Sayın Meryem

        Hem beni tüm yorumlarınızı eleştirmek ve size cevap yazmakla İTHAM ediyorsunuz, hem de direkt sizinle ilgili olmayan, sayın yazarın öngörülerine-fikirlerine dair yaptığım yoruma cevap veriyorsunuz.

        “aynı yazıyı bende okudum. Lakin size bunu düşündüren hangi pencere hangi bakış merak ettim” DEMİŞSİNİZ

        Öncelikle şunu bir kez daha net olarak ifade ediyorum;
        Benim yaptığım şey (bilimsel veri ve kişi analizi, çözümleme, tez-antitez) ile sizin yaptığınız şey (onaylama-reddetme-eleştirme ) aynı şeyler değil.

        Ben sizin ZAN’nettiğiniz gibi geçmişte herhangi bir kadından dolayı çok sıkıntı yaşadığım için bunları yazmıyorum. Tezlerimin, eleştirilerimin(antitez-reddiye) temelinde BENİM YAŞADIKLARIM değil incelediğim vakaların davranışları ve bilinçaltında ki ikincil kişilikleri var.

        Özetle ben kafama göre yargıda bulunmuyorum. Verileri değerlendiriyor veya analiz ediyorum.
        Daha önce farklı bir konuda yazdığım bir yorumumda ifade ettiğim için tekrar yazmak istemiyorum. Ama siz şu kadarını bilin yeter “bu benim işim, uzmanlık alanım”

        Duanız için teşekkür ederim.

        • Meryem dedi ki:

          Sayin Beyaz Incı
          Uzmanlık alanıniz olduğu için soruyorum . Yaptığınız bilimsel araştırmalara göre bu gibi vakaların genel suçlusu kadınlar midir ? Yanlış anlamayın eleştirmek için söylemedim. Günümüz şartlarını baz alarak soruyorum. her iki tarafın beklentilerinin yükselmesi bu tarz vakalara sebep midir ? Yani her iki taraf için de ” evlenin de dünyanın kaç bucak olduğunu görün ” diyebilir miyiz ? O yüzden mi günümüz Bekarlari evlenmek istemiyor onun yerine harami tercih ediyor ?

          • Beyaz İnci dedi ki:

            Sayın Meryem

            Samimi olarak sorduğunuza inandığım sorularınıza sizi ve diğer kadınları bilgilendirmek için yıne aynı samimiyetle cevap vereceğim.

            “bu gibi vakaların genel suçlusu kadınlar midir?”

            Kadın değil, Müslüman kimliğinden ve kadınlık fıtratından uzaklaş(tırıl)mış boşanmış kadınların % 85 daha sonra boşandıkları için pişmanlar.

            “her iki tarafın beklentilerinin yükselmesi bu tarz vakalara sebep midir?”

            Belki inanmayacaksınız, belki yıne siz kadınları suçladığımı düşüneceksiniz ama beklentilerin yükselmesi, daha doğrusu her iki cinsin de ( erkek-kadın) asli işlevlerinden uzaklaşmasının ( yaratılış kodlarının bozulması) temel sebebi çeşitli nedenler ile ( cevre baskısı, yetişme tarzı, modern hayatın zorlamaları, medyanın etkisi, nefsin istekleri vb ) yaratılış gayesinden ( kadın nazik, sevilmeye ve korunmaya muhtaç, merhametli, itaatkar, verici olarak yaratılmıştır) uzaklaşan kadınlardır.

            “her iki taraf için de ” evlenin de dünyanın kaç bucak olduğunu görün ” diyebilir miyiz?”

            Hayır, bunu söylemek hem dinen, hem de mantıken doğru değil. Bunun yerine her iki tarafa da “evlenmeden önce sizin için nelerin olmazsa olmaz bunları ıyı tespit edin, fazlaca dünyalık (mal, eşya, araba, ev vb ) sahibi-beklentisiyle en verimli çağlarınızı atıl vaziyette geçirmeden dua ile Allah’dan hayırlı bir es isteyin, aranızda % 75 ve uzeri uyum olduğuna inanıyorsanız da çok fazla birbirinizi yıpratmadan evlenin” demek daha doğru olur.

            “günümüz Bekarlari evlenmek istemiyor onun yerine harami tercih ediyor ?”

            Bunun özelde çok sebebi varmış gibi görünmesine rağmen, insanların evlenmemesinin gerçekte 2 veya 3 temel sebebi var.

            1- Medya ve modern sehrin ve çevresel unsurların etkisile tarafların Aile-yuva kurmayı çok zor ve pahalı bir organızasyonmuş gibi algılamaları.

            2- Evlilik çağında ki kızlarımızın “desinler-demesinler-el alem ne der” düşüncesiyle Müslüman kimlikli koca adaylarıyla eşya anlamında eksikleri olan ama huzurlu bir yuva yerine İslami kimlik sahibi olmayan, her şeyi hazır, yakışıklı ve zengin beyaz atlı prens cinsinden erkekler ile evlenme beklentisiyle çıtayı yükseltmeleri ve bununla bağlantılı olarak erkeklerin çoğunun bu özelliklere sahip olmaması ve zinanın çok büyük bir günah olduğu halde çoğu ınsanın zinanın günahını küçümsemesi ve erkekler için zina yapmanın alkışlanacak bir davranışmışcasına algılanması, gösterilmesi nedeniyle erkeklerin evliliğin sorumluluğundan kaçmaları.

            3- Bekar erkeklerin çevresinde ki evli arkadaşlarının veya akrabalarının birbirlerini çok severek evlendikleri halde kısa sure sonra, özellikle de kadınların TMK dan aldıkları cesaret ile kocalarına düşmanmışcasına saldırmaları ve etkiye tepki veren erkeklerinde 3 gün öncesine kadar aynı yastığa baş koyduğu karısını sanki ilk fırsatta öldürülmesi gereken babasının katili gibi görmesi sonucu ortaya çıkan cinayetlerin olumsuz etkisiyle evlenerek aynı akıbete uğrama korkusuyla evlenmek istememesi
            vb nedenler ile evlenmedikleri yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır.

            Verdiğimiz bilgilerin faydalı olması umuduyla…

    • bacınız dedi ki:

      muhterem beyaz inci….müsaadenizle size bir sorum olacak..şunumu demek istediniz..kadınları tanıda gör yada evlende görürsün hanyayı konyayı koçum..sanki böyle dediniz gibi duruyor..
      maksadım asla sizi eleştirmek değil haddimde değil zaten..
      ama çok zoruma gidiyor erkeklerin biz kadınlar hakkında bu tip şeyler söylemesi böyle yanlış kanaatlere sahip olması ve bunları cesurca ifade etmeleri..incitiyor kırıyor beni..
      daha önce semanımın ALLAH RIZASI İÇİN başlıklı yazısına yaptığım yorumda bir nebze anlatmaya çalışmıştım evlilik hayatım boyunca ne kadar zahmet ve sıkıntı yaşadığımı sabrettiğimi ..dediğim gibi bir nebze….zira kitap yazabilecek kadar incinmişliğim ,hayal kırıklığım ,hicranlarım var..ama mutluluklarımda var..
      buna rağmen 22 yaşındaki sevgili kızıma her daim ettiğim nasihatlarımdan en başta geleni eşine itaatkar olması ona ve ailesine karşı fedakar olmaya çalışması,yumuşak huylu olmayı benimsemesi yönündedir..
      hatta tam tesettürlü oluşumdan dolayı(başörtüsü yerine suffa takıyorum çarşaf üstü denilebilir) gerek devlet kapısında gerekse başka sosyal ortamlarda erkeklerden gördüğüm hor hakir muameleler ,beni asla siz beyefendilere karşı önyargılı olmaya,manasız tepkiler vermeye,ve sizlere karşı acımasızca bir tavır takınmama sebep olmadı.olmayacak inşaallah..
      yanlış anlamayın lütfen siz böylesiniz demiyorum..
      kanaatinizin genel oluşu benim ve benim gibi önce ALLAHA kul, sonra eşine yar olmaya gayret eden hanımlar adına üzücü ve incitici geliyor bana..
      benim babam (kabri cennet bahçesi olsun)anneme ,sen benim başımın tacısın derdi..şimdide eşim bana aynısını söylüyor..
      bir milyon kere dünyaya gelsem ,bir milyon kerede seninle evlenirim diyor…bende onun uzun hayırlı ömrü için her daim yalvarıyorum allahıma..
      hasılı kelam demek istediğim şöyle söyleseniz önce annenizin onun nezdinde diğer saliha kadınların gönlüne hitap etmiş olmazmıydınız?
      evet ne yazıkki ben böyle hz.hatice gibi hz.aişe gibi kadınlara pek rastlamadım ama bu toplumdada mutlaka böyle olan yada en azından olmaya gayret eden kadınlar vardır mutlaka..
      ALLAH bekarlarımıza onlara rastlamayı ,evli olanlarımızada onları örnek alan eşler sahibi olmayı nasip etsin.daha güzel olmadımı ne dersiniz.sizi kırmadım dimi..

      • Beyaz İnci dedi ki:

        SAYIN BACIMIZ

        “kadınları tanıda gör yada evlende görürsün hanyayı konyayı koçum.” DEMİŞSİNİZ

        Emin olun benim niyetim sizin söylemek istediğinizi yapmak olsa bunu direkt söyler, ifademi de bir ton açıklama ile NEDEN-SONUÇ ilişkisine bağlamak zorunda kalmazdım.

        Benim amacım burada bulunan yorumcuların bir kısmının da yaptığı gibi bir düşünceyi sadece ve sadece ( size katılmıyorum, siz yanlış düşünüyorsunuz, hatalısınız veya çok doğru söylüyorsunuz, ne güzel yazmışsınız, kaleminize sağlık vb ifadeler ile) RED veya KABUL etmek değil.

        Diğer taraftan;

        “ama çok zoruma gidiyor erkeklerin biz kadınlar hakkında bu tip şeyler söylemesi böyle yanlış kanaatlere sahip olması ”
        “kanaatinizin genel oluşu benim ve benim gibi önce ALLAHA kul, sonra eşine yar olmaya gayret eden hanımlar adına üzücü ve incitici geliyor bana” DEMİŞSİNİZ

        Siz kadınların veya eşine yar olmaya gayret eden hanımların temsilcisi değilsiniz, size bu yetkiyi veya sorumluluğu kim verdi? Her iki tür kadınların tamamını temsil etmediğiniz halde neden genele veya ortaya yapılmış bu tür eleştirileri direkt üzerinize alınıyorsunuz?

        Biz uzmanlar buna MIKNATIS (her eleştiriyi üzerine alınan) insan tipi diyoruz.

        Bu normal ve sağlıklı bir davranış şekli değil. Size tavsiyem bu konuda psikolojık yardım alın.(Bu bir hakaret değil, uzman tavsiyesidir) Aksi taktirde (geçmişte yaşadığınız zor dönemleri de göz önüne alarak söylüyorum) menapoz döneminde ciddi sinir patlamaları veya tam tersi (aşırı derecede içine kapanma-yanlızlık-kendini değersiz hissetme) şeklinde ortaya çıkan rahatsızlıklar yaşayabilirsiniz.

        Hayır ne siz nede başka birisi sadece burada yaptığı yorumlar ile beni kıramaz.

        Çünkü, siz veya diğerleri beni değil benim bilimsel FİKİR,DÜŞÜNCE ve TEZ lerimi eleştiriyorsunuz. Bu da beni burada düşüncelere yapılan eleştirileri şahsileştiren bazı kişilerden ayıran temel özelliğim.

        • Beyaz İnci dedi ki:

          Sayın BACIMIZ

          Beyaz İnci diyor ki: (Allah Rızası için)
          2 Haziran 2015, 23:15

          Sayın Bacım
          Sizin (Allah Rızası için) yazısına yaptığınız yorumunuzun altına yazdığım (Yukarıda detaylarını verdiğim) sizi tebrik eden yorumumu bir daha okuyun lütfen

        • bacınız dedi ki:

          muhterem beyaz inci…
          öncelikle ALLAH RIZASI İÇİN başlıklı yazıya yaptığım yorumdaki anlattığım şeyleri takdire şayan bulmuşsunuz..bu farkındalığınız için teşekkür nezaketini ihmal etmişim teşekkür ederim…
          şunu en başta belirteyim yazacaklarım sizin bana cevaben yazdığınız şeylere bir tepki olsun diye değil,meramımı izah etmek içindir,zira cevap yapıştırmak veya münakaşa etmek ahlakım değildir…zaten böyle forumlarda karşılıklı atışmanın yanlış anlaşılmaya sebep olduğu çok rahat görülebiliyor..dünkü
          yazımda okuduğunuz bir şeyler muhtemelen sizi kızdırmış ,iyi niyetim gözünüzden kaçmış.hiç sorun değil.iyi niyet diyorum çünkü ben o yazıyı sizin ve bu forumda yorum yazan başka beyfendilerin yorumundan, kadınlar konusunda sahip olduğunuzu sezinlediğim yanlış kanaatlerden dolayı incinmişliğimden ve üzüntümden kaynaklanan bir sitem duygusuyla yazdım .zira erkeklere karşı ne olursa olsun bir önyargı beslemediğimi vurgulamıştım.maksadım bu yanlış kanaatler üzerinde tekrar düşünmenizi sağlamaktı .iyi niyetten kastım budur.
          incinmişliğim ve alınganlığım, sizin tabirinizle MIKNATIS olma durumum sizi rahatsız etmesin.benim ALLAHA KUL EŞİNE YAR olmaya çalışan kadınlar adına buna üzülüp alınmama sebep olan , bunu bana söyleten şey ,onlar adına temsilcilik ruhu değil ,İYİ BİR MÜMİNE VE SALİHA BİR EŞ SIFATINA DAİR OLAN AİDİYET DUYGUMDUR. Velevki temsilcilik ruhuyla bile yazmış olsam bu benim toplum bilincine sahip olma duygumun ifadesi olabilir.. HER İKİSİYLEDE İFTİHAR EDERİM .
          Davranış şeklimin sorunlu olduğunu ,geçmişte yaşadıklarım sebebiyle ileride sorun yaşayabileceğimi düşünüp bir uzmanla görüşmemi tavsiye etmişsiniz .iyi niyetinizden dolayı teşekkür ederim…
          İnşaAllah ihtiyacım olmayacak.Neden mi ? ALLAHIN 3 büyük lutfuna mazhar bir kadınım elh..
          YUMUŞAKLIK ,İYİMSERLİK ,SABIR.25 yıllık evlilik tecrübemle sabittirki bu hasletlerin iyileştiremeyeceği hiçbir ruhi yara ,hastalık yoktur…
          Bu sebeple endişelenmeyin ,benim ve temsil ettiğimi düşündüğünüz bütün kadınlarda bu hasletler vardır çünkü..
          Hasılı kelam mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirinin dostudur ,ayetinden aldığım cesaretle sizin bir dostunuz olarak temennim odurki;
          RABBİM SİZLERE ÖYLE SALİHA EŞLER NASİP ETSİN YADA EŞLERİNİZİ ÖYLE SALİHA KILSINKİ
          ONLAR SİZİN İÇİN BAŞLARINIZDA TAÇ , GÖNÜLLERİNİZDE KÖRDÜĞÜM , EVLERİNİZDE NUR OLSUNLAR…OLSUNLARKİ BİZLERİ DAHA İYİ ANLAYABİLİN!
          ALLAHA emanet olunuz

          • Beyaz İnci dedi ki:

            Sayın Bacımız

            “kadınlar konusunda sahip olduğunuzu sezinlediğim yanlış kanaatlerden”

            Benim ve yazdıklarımın kaynağı veya sebepleri ile ilgili olarak Huzun gecesi ve Meryem hanımların düştüğü hataya siz de düşmüşsünüz. Tekrar ifade ediyorum ki “benim yazdığım yorumların sebebi şahsımın yaşanmışlıkları sonucu kendimde ortaya çıkan kanaatler değil, uzmanlık alanım gereği incelediğim vakıalardan elde edilmiş rakamsal sonuçlar ve bu örneklerin analızleridir.”

            “HER İKİSİYLEDE İFTİHAR EDERİM”

            İçinde bulunduğunuz durumu kabul etmediğiniz gibi birde yanlış tanımlıyorsunuz. Bu sizin için daha ciddi bir problem. Ben üzerime düşeni yaptım ve bu konuda sizi uyardım, gerisi sizin taktirinizdir.

            Son olarak bilmenizi isterim ki bizim işimiz üzümle, bağcıyla bir sıkıntımız yok.
            Ayrıca samimi bir kalp ile yaptığınıza inandığım hayr duanız için teşekkür ederim.

            Allah (cc) cümle samimi Müslümanları iyi insanlar ile muhatap etsin ve sizi razı olduğu kullardan eylesin.

            Siz dahil, İstemeden de olsa yaratılışdan gelen sert mizacımız ve fıtratımızdan ötürü kalplerini kırdıklarımızdan özür dileriz.

    • Abdullah Bir dedi ki:

      Sayın Beyaz İnci’nin daha önce (kendisinin uzmanlık alanı ile ilgili ) yaptığı açıklamaları ve kendi uzmanlık alanımdan dolayı (iletişim sosyolojısı-sosyal iletişim uzmanı) dikkate alarak ben de sayın beyaz İnci ile aynı fikirdeyim. Yazarın henüz BEKAR bir erkek olduğunu düşünüyorum.

      Sayın yazarın yazısına gelen yorumları takip etmesinin de kaçınılmaz olduğu varsayımından hareketle bizleri bu merakımızdan kurtarmak için kendisinin MEDENİ durumunu açıklamasını rica ediyorum.

      Eminim ki bu konuda yapacağı kısa bir açıklama bizleri meraktan kurtardığı gibi sayın Beyaz İnci ve benim uzmanlık alanlarımıza istinaden ileri sürdüğümüz TEZ’in doğruluğunu da test etmemizi sağlayacaktır.

    • Tuğrul dedi ki:

      Beş yıldır evliyim ve kanaatlerim değişmedi. Selamlar. 🙂

  8. bacınız dedi ki:

    gerçekten fevkalade bir yazı…tebrik ediyorum ..kadının dünyasını ve hülyasını ne kadar güzel aktarmış..tabii en çarpıcı olan O nu anlayarak ve anlatarak olması. ..herşeyin en güzeli ALLAH RESULUNDE çünki…
    zamanımızın eşleri kontrolü kaybetmek korkusuyla otoriter davranmaya çalışırken kadının rahat yaşadığı baba ocağını sadece onunla mutlu olmak için onun tarafından sevilmek için bırakıp gelmesinin ifade ettiği duyguları ,şefkati arzuyu annelik isteği önemsenmeği…bunun gibi birçok kadınsı duyguyu ihmal edip kadının hırçınlaşmasına sebep oluyorlar maalesef…halbuki yumuşak ve hoşgörülü olmakla otorite gerçek kişilik sahibi allah korkusu taşıyan bir erkekte çakışnaz..yeterki ölçülü olsun..

  9. hüzün gecesi dedi ki:

    “Kadın evliliği daha güzel şeylerin başlangıcı olarak hayal ederken, birçok erkeğin iyi halleri, maddi manevi iltifatları evlilikle son buluveriyor.”
    Bunu teyit eden açık bir örnekle karşılaştım yakın zamanda. Güzel bakımlı bir hanım, eşinin kendisiyle ilgilenmediğinden yakınmıştı. İşten geldikten sonra yemek yiyip tv nin karşısında soluğu alıyormuş beyefendi. Bir zaman sonra hanım bundan rahatsız olduğunu dile getirince kocasının verdiği cevap “sen kedi misin de seveyim ilgi göstereyim” olmuş. “Köprüyü geçene kadar ” zihniyeti bu olsa gerek.
    Yanlış hatırlamıyorsam Sema Hanımın bir yazısında geçiyordu. “Kadınlar baba evinde rahatlar zaten. Bir erkeğin ilgisine sevgisine ihtiyaç duydukları için evleniyorlar.” Önce Allah’ın rızasını gözeterek yuvanın huzuru için hanımlara birkaç güzel söz söylemek, sevildiğini hissettirmek bu kadar zor mu acaba???
    Çok güzel bir yazı olmuş kaleminize sağlık…

    • Meryem dedi ki:

      Hem uğur beyin yazısına hemde hüzün gecesinin yorumuna katılıyorum. Zira kimi erkekler güzel söz söylemeyi , arada hediye almayi islama ters görüyor . Nitekim bu sitede yorum yapan bazı bay arkadaşlarda da bizzat gördüm .”Kadınlarda hoslsnmadiginiz şeyler nelerdir “adlı yazıda bu tarz yorumları gördüm ve üzüldüm . Yani nasıl bir hale getirildiysek kadınların duygusal anlamdaki birtakım beklentileri islami esaslara ters olarak algılanıyor kimi erkeklerce. Şunu da belirteyim bazı yorumcular sırf eleştirmek için bana yorum yetiştirmeye çalışıyorlar . O yüzden tekrar edeyim. Tabi ki de kadınların da vazifeleri vardır ve karşılıklı saygı sevgi sabır ve anlayış ile evlilik yürür. O yüzden hepimizin ilk etapta kendimize çeki düzen vermemiz ve Peygamber Efendimiz (s.a.s) ‘in sünnetlerini hayatımıza uygulayarak yol alabiliriz. Sahabe efendilerimızı örnek almalıyız. “ASHABIM YILDIZLAR GIBIDIR HANGISINE TUTUNURSANIZ BANA ULASIRSINIZ . diyor Güzeller Güzeli ( s.a.s)

      • hüzün gecesi dedi ki:

        Sayın Meryem Hanım
        Bu yorumunuz ve diğer bazı okuduğum yorumlarınıza dayanarak bazı şeyleri paylaşmak istiyorum.
        Günümüz Müslümanları olarak bizlerin bazı hastalıkları var. Bunlardan bir tanesi ayeti kerime ve hadisi şerifleri nefsimize göre yontmaya çalışmak. Biraz örnek vermek gerekirse (önce hemcinslerimden başlayayım): Mesela ben üniversiteye başladığım ilk yıl bazı başörtülü arkadaşların dışarı çıkarken kalem çektiğini gördüm şaka yollu bunun doğru olmadığına dair takıldım arkadaşa. Aldığım cevap ne olsa beğenirsiniz? “Sürme çekmek sünnetmiş” Hiç İslami eser okumamış biri olsam maazallah ben de buna inanırdım herhalde. Yanlış hatırlamıyorsam Hz Aişe (r.a.) validemizden gelen rivayette kendisi şöyle diyordu: Yatmadan önce sürer sabah namazında yıkardık diye. Peygamber Efendimiz (a.s.m) in kullandığı ismid sürmesi gözde şifaya vesile olan bir sürmeydi. İsmid sürmesi nerde bizim sözde muhafazakar kızların kalemi nerdeee? Aradaki uçurum çarpıtma fazlasıyla ortada. Niye nefsin hoşuna giden şeylere fetva arıyor olduğumuz için. Yine aynı şekilde malumunuz hanımların mahremsiz yolculuğa çıkması caiz değildir. Fakat biz hanımlar ne yapıyoruz o eskidendi şimdi güvenlik sorunu yok çölde seyahat etmiyorsun vs diyerek hükmü es geçiyoruz.
        İşte bu ve benzeri durumlar erkeklerde de söz konusu. Mesela bazı gençler biz evleneceğiz ne de olsa diyerek mahremiyete riayet etmiyor haram olduğunu es geçiyor. Yine bazı erkeklerin evlilik aile hayatı söz konusu olduğunda aklına çoğunlukla 2 şey geliyor: biri 4 hanıma kadar izin veren ayeti kerime diğeri de Efendimiz (asm)ın kendisinden yaşça küçük olan Hz. Aişe(r.a) ile olan izdivacı. 25 yaşındaki bir genç iken 40 yaşında bir hanımla evlenmesi ve o hanım vefat edene kadar başka evlilik yapmaması nedense kimsenin aklına pek uğramıyor ya da hatırlamak istenmiyor. Bunun gibi başka örnekler de var; kördüğüm gibi olan rivayeti hepimiz biliyoruz onun dışında Peygamber Efendimiz (asm) kendinden önce hanımlarının ağzına ikramda bulunurmuş, Aişe validemiz bir şey ikram ettiğinde onun dudağının değdiği yerden yiyip içermiş. Bu şekilde hanımını memnun edermiş. Bunları da pek akla getirip uygulayan olmuyor. kısacası herkes kendi kolayına geleni nefsinin hoşuna giden bölümleri örnek alıyor. (Not: ayeti kerimedeki hükme başkaldırıyor değilim yanlış anlaşılmasın benim anlatmak istediğim diğer cümlelerde belli oluyor.)
        Sema Hanımın kadınları eleştirdiği yazıları(hanımların kusurları söylenmesin demiyorum yanlış anlaşılmasın) özellikle hanımlarından çok çekmiş olan bazı beyler çok beğeniyor. O yazıları beğendikleri gibi yine yazarın kadınlar duymak ister yazısında ifade ettiklerini göz önüne alarak tamam bizde hanımı hoş etmek için bir iki kelime muhabbet edip güzel söz söyleriz ne olacak ki diyebiliyorlar mı?
        Bazı erkekler hanımlarla ilgili hadisi şerifleri kadınların devamlı göz önüne getirdikleri ve harfiyen uygulamasını bekledikleri gibi, erkeklere yönelik olan hadisi şerifleri kendileri tamamen uyguluyorlar mı diye hiç bakmıyorlar ne yazık ki. Bence problemlerin çıkış noktası bu vb durumlardan kaynaklanıyor. İnsan hatadan nisyandan münezzeh değildir hakikatini unutmamız da önemli bir etken.

        Biraz uzun oldu hakkınızı helal edin. Allah’a emanet olun.

        • Meryem dedi ki:

          Selâmün aleyküm Hüzün Gecesi
          gerçekten her harfini katılıyorum . Hatta günümüz ahır zaman hocaları da herkesi hoş tutacak Fetvalar veriyorlar . Ne yazık ki böyle ve insan üzülüyor . Biz Karadenizliler de bir laf vardır :haçan uşağum kitabın bi yüzünü okuma iki tarafı da oku . ” Insani n nefsine hoş gelen ayetleri devamına yada evvel alımları yorumlarıma bakmadan nefsin istediği gibi yorumluyor.
          Neyse ben de çok uzatmayayim. Hakkınızı helal edin 😉

          • hüzün gecesi dedi ki:

            Ve aleyküm selam Meryem hanim
            helal olsun tabiki. Her ne kadar mekanim marmara olsa da bir Doğu Karadenizli olarak hemseri oldugumuza sevindim.
            Allah’a emanet ol paçi 🙂

        • biray dedi ki:

          Sayin huzun gecesi yapmis oldugunuz ve samimiyetle burada anlatmis oldugunuz tespitlere butun gonlumle katiliyorum.

        • bacınız dedi ki:

          gerçekçi bir bakış açısı…tebrik ederim kızım…sana yakışmış. RABBİM..Sana başına başına taç olacağın bir yiğit nasip etsin

          • hüzün gecesi dedi ki:

            Amin Allah ebeden razi olsun. Samimi duanızla beni çok mesrur ettiniz. Daha iyisi daha muvafığı sevgili kızınıza nasip olur inşaallah. Selam ve dua ile.

    • süleyman dedi ki:

      Eğer ailesinden görmemiş veya bunun iyi bir haslet olduğunu kabullenmemiş ise bir erkeğin hanımına güzel söz söylemesi ve sevildiğini hissettirmesi zor. Bu sözleri söyleyen birinin evlenmeden önce bu şekil tutumu hakkında da birkaç örnek gösterdiğine eminim. Hiç olmadı babasının annesine muamelesinden birkaç şey anlaşılırdı diye tahmin ediyorum.

      Bazı şeylerinde ne yazık ki biraz yöresel olduğunu görüyorum. Yaşadığım yerde pek çok kişide gördüğüm için söylüyorum. Mesela eşi arıyor veya bir şey söyleyecek. Kişi hemen tamam, tamam, evet, hallederiz der gibi geçiştiriyor. Sanki eşi ile iletişim kurmak istemiyor. O iletişim onu boğuyormuş gibi. Neden olduğunu tahmin edebiliyorum çünkü birinin evine gitmiştim. Eşi biraz şikayetkar tavır içinde idi. Yalnız geçen Konya’lı biri ile konuşurken eşi aradı. Hakikaten eşine karşı tavrı çok yumuşak ve hoştu. Genelleme yapmıyorum fakat bazı yörelerde insanların tavrı farklı olabiliyor. Evlilikte sonuç çıkarabileceğiniz en önemli referans kişinin ailesidir. Eğer nazik bir beyfendi ile evlenmek istiyorsanız babasına bakın. Nazik bir hanfedi ile evlenmek istiyorsanız annesine bakın. ÇOK AZ ŞAŞAR.

      • bacınız dedi ki:

        çok doğru …en doğru kriter kızın yada erkeğin hangi ailede büyümüş olması..helal yiyerekmi büyümüş,allah korkusu ve sevgisi öğretilmişmi ,anaya babaya saygı öğretilmişmi,değer görmek ve vermek nedir biliyormu,özellikle kız evladıysa ,her şartta hakkını ara evladım sakın altta kalma emi tembihiylemi ,yoksa edebini muhafaza et ve sabırlı ol evladım nasihatiylemi yetiştirilmiş ,erkek çocuğuysa,bir erkek (erzurum tabiri)it sürütür yinede ailesini geçindirip kimseye muhtaç etmemeye gayret eder diyerekmi ,yoksa olduğu kadar napalım hayat müşterek çok istiyosa oda çalışsın ekmek getirsin öğüdüylemi yetiştirilmiş .acaba araştırılmalı mutlaka

      • irmak dedi ki:

        Evet, Suleyman Bey, O konuda size katiliyorum. Ne kadar dindar olursa olsun ,eger aile de musbet bir ornekle buyumeyen erkekler in esine deger vermesi, sevdigini soylemesi, oturup sohbet etmesi mumkun degil. Evet, en onemli referans kisinin ailesidir.” babasina bak oglunu al…

      • hüzün gecesi dedi ki:

        Sayın Süleyman Bey
        Haklısınız bu konuda aile önemli bir etken. Çocuklar anne babaların aynası gibi oluyor çoğu zaman. Kimi zaman istisnalar olur: Ben annemin/babamın evlilikte yaptığı hataları yapmayacağım diyerek bu yönde gayret gösterirler ya da biz böyle yetişmedik ama çocuk eğitimi için daha donanımlı olmamız gerekir diyerek bu yönde adım atılabilir.
        Sayın Bacınız Hanım
        Allah rızası için isimli başlığa yaptığınız yorumda biz gençler için faydalı olacak tespitler var tıpkı bu yorumunuzda da olduğu gibi. Her zaman tecrübelerinizden istifade etmek isteriz. Teşekkürler.

  10. irmak dedi ki:

    Ugur Bey,
    Rabbim sizden razi olsun sonunda akli basinda,Islami,gercekci ve erkege yonelik tavsiyeler… Bu sitede…tesekkurler…

  11. Gül dedi ki:

    Kalemininize sağlık . Erkeklere yönelik böyle güzel bir yazının yine bir erkek yazar tarafından yazılması çok güzel. Böyle yazılarınızın devamını bekliyoruz

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tüm istediği sadece diplomadan ibaret olan anne babalara, Allah niye bir Fâtih bir Selâhaddin göndersin ki? Bol bol mühendis gönderir.” (Nureddin Yıldız

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku