ETCEP PROJESİ ve MİLLİ EĞİTİM

06 Ocak 2019Sema Maraşlı13 Yorum »

cinseyet eşitliği sivas resimMilli Eğitim ve Aile Bakanlığı Ak Parti’nin en çok eleştiri alan bakanlıkları olduğu için yeni dönem herkes, iyi seçimler yapılmış olmasını umut ederek bekledi bakanların açıklanmasını.

Okullar yıllarca sınav, not ve ezberciliğe dayanan köhne eğitimiyle çocukları okullardan nefret ettirdi. Ayrıca çocuklara ve gençlere ahlaki bir katkı yapmadığı gibi bir de son yıllarda öğrenciler arasında deizm, uyuşturucu, alkol, fuhuş ve akran şiddeti ve öğretmene şiddet yaygınlaştı.

İnançlı insanların iktidar olduğu bir dönemde gelecek nesillerimiz nasıl bu kadar ihmal edildi anlamak mümkün değil.

İktidar “gezi olaylarında” gençliğin ne kadar önemli olduğunu bir parça anladı. Fakat yine eğitimde olumlu ciddi bir adım atılmadı. İçi boşaltılmış imam-hatipleri saymazsak. Onlarla ilgili de her gün bir facia duyuyoruz.

Ak Parti hükumeti 2012 de “İstanbul Sözleşmesi” diye anılan Avrupa Birliği sözleşmesini kabul etti. Sözleşmeye hiçbir çekince konulmadan TBMM’ de hiçbir itiraz almadan tüm partilerden bütün milletvekillerinin onayıyla geçti.

Bir bürokrat: “Milletvekillerinin önlerine gelen kanunları okumadan imzaladıklarını” söylemişti, büyük ihtimal bunu da okumadılar. O gün bu korkunç kanuna imza atanlar nasıl hesap verecekler?

O gün aile birliğinin köküne dinamit koyan “İstanbul Sözleşmesi” ve ona bağlı çıkan 6284 kanunu “delil şahit önemli değil, kadın beyanı yeterlidir” diyerek hem adalet ve aileye büyük bir darbe vurmuş oldu hem de eşcinsel haklarını garanti altına aldı. Bununla birlikte cinsiyet eşitliği politikaları da kabul edilmiş oldu.

2015 yılında ETCEP “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Geliştirme Projesi”  okullarda uygulamaya geçti. Milli Eğitim Bakanlığı bütün kitaplardan cinsiyet rolleri ile ilgili ne varsa temizledi. Tüm ülkede öğretmenlere cinsiyet eşitliği eğitimleri verilmeye başlandı, öğrencileri cinsiyet eşitliğine uygun yetiştirsinler diye. O dönem bu konunun tehlikesini yazdım fakat yetkililer kulaklarını tıkadı.

“Cinsiyet eşitliği” kulağa masum geliyor oysa burada bir kelime oyunu var. Sanki hak-hukuk anlamında bir eşitlik isteği gibi algılanıyor. Oysa uygulamada kızlar ve erkekler aynileştirilmeye çalışılıyor. Bu proje kapsamında eğitimciler öğrencilere: “Kız ya da erkek doğmak biyolojiktir, kız ve erkek rollerini toplum size dayatıyor, siz istediğiniz cinsiyeti kendi özgür iradenizle seçebilir onu yaşayabilirsiniz.” diyorlar.

Cinsiyet eşitliği eğitimleri, çocukların cinsiyet rolleri ile ilgili kafalarını karıştırıyor. “Erkekler pembe giysin, erkekler de ağlasın, kızlar da erkeklerin yaptığı her işi yapabilir, bir farkınız yok, istediğiniz cinsiyeti seçin…” Bir çocuğun dünyasında ne kadar ağır zihin bozucu dayatmalar.

Cinsiyeti ile ilgili kafası karışan çocuk ki bunlar ilkokul çocukları, ergenlikte nasıl tercihler yapacaklar toplumda görülecektir. Batı toplumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğini sonucu 5 yaşında 9 yaşında çocuklar cinsiyet değiştirme ameliyatı oluyorlar ve eşcinsellik hiç olmadığı kadar arttı.  Cinsiyet eşitliği eğitimi ile çocuklara: ” Toplum size cinsiyet rolü dayatıyor, özgür olun” diyerek kendileri de eşcinselliğe yönlendiriyorlar.

Cinsiyet eşitliği çalışmaları çok göz önünde olmadığı MEB de dikkat çekmeden yürüttüğü için  üstü kapanmıştı. Konunun tekrar gündeme gelmesi ise yeni bir uygulamanın duyulması ile oldu. Milli Eğitim Bakanlığı son üç yılda farklı şehirlerde 162 okul seçmiş öğrencileri cinsiyetsizleştirmek için yoğun uygulamalar yapılmış. Uygulama bitiminde Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk uygulamanın başarıyla yapılıp tamamlandığı, çalıştay yapıldığını ve projelerin devamı geleceğini bir gazeteye açıklama yapınca kıyamet koptu.

Sosyal medyada bu konuyu dert edinmiş ben ve birkaç insaf sahibi uygulamanın tehlikelerini yazdık, takipçilerimiz sağ olsunlar büyük tepki gösterdiler, duyarlı gazeteciler haber yaptı derken olay büyüdü. Seçim öncesi hükumet böyle bir olayın patlak vermesinden rahatsız oldu. Milli Eğitim ETCEP sayfasını hemen kapattı. Ardından MEB şöyle bir açıklama yaptı:

“Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi” hakkında medyada yer alan haberlere ilişkin aşağıdaki açıklamanın yapılmasına gerek duyulmuştur.

“Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi” Orta Öğretim Genel Müdürlüğü tarafından 2014 – 2016 yılları arasında yürütülmüş ve tamamlanmıştır. Söz konusu projenin pilot uygulamaları da geçtiğimiz eğitim-öğretim yılı itibariyle tamamlanmıştır. Basından gelen talepler üzerine, Sayın Bakanımız yapılan pilot uygulamaların çıktılarını değerlendirmiştir.

Bakanlığımızın gündeminde bu alanda devam etmekte olan bir proje yoktur. “

Bu söz üzerine herkes rahatladı ETCEP projesi bitti zannedildi. Oysa orada bir kurnazlık, bir söz oyunu var. Biten ETCEP projesi değil, biten 162 okulun projesi. “Pilot uygulamalar bitti. Devam eden bir pilot uygulama yok.” diyor. 162 okul projesinin bittiğini zaten biliyoruz. Üç yıl boyunca binlerce çocuğu zehirleyebildikleri kadar zehirlediler.

Eğitimde; ahlak, irfan, maneviyat tamdı tek eksiğimiz cinsiyet eşitliği miydi acaba! MEB bunu ön sıraya aldı.

Rabbimiz Nisa suresi 32. âyet-i kerimede kadın ve erkeği birbirinden faklı  özelliklerde üstün yarattığını ve birbirlerine özenmemeleri konusunda ihtar ediyor. Hadisi şeriflerde de kadınlaşmış erkeklere ve erkekleşmiş kadınlara lanet ediliyor. Bu lanetli çalışmayı kim ne hakla bu memleketin evlatlarına reva görüyor.

Bu proje sebebiyle Bakan Ziya Selçuk’a yüklenildi. ETCEP projesinin sahibi Ziya Selçuk değil, o bu makama projeyi en iyi uygulayacak kişilerden biri olduğu için getirildi. Fakat başlatan o değil.

Bu proje hükumetin Avrupa Birliğine girmek için kabul ettiği bir proje ve Avrupa Birliği bunu takip ediyor. Yapılmazsa hem parayı keserler hem notumuzu düşerler! Eşcinselliğin yaygın olmadığı bir Avrupa topluluğu olabilir mi? Eğer Avrupalı olacaksak aileden ve dinden parça parça vazgeçmemiz gerekiyormuş. Onlara benzemeden onların topluluğuna dahil olamayız, doğal olarak değil mi?

MEB in ETCEP le ilgili kapanan sayfasında ETCEP tanımı şöyle yapılıyordu:

“Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi (ETCEP), temel olarak, kamuoyunda toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının yaygınlaştırılmasına katkı sağlamayı amaçlar. Proje faaliyetleri özelinde ise eğitim sisteminin tüm bileşenlerine toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısını yerleştirmeyi hedefler.”

Aynı tarifteki gibi eğitim sisteminin tüm bileşenlerine cinsiyet eşitliği bakış açısını yerleştirdiler, bütün kitapları tarayıp cinsiyet eşitliğini kitaplara yedirdiler. Öğretmenlere eğitimleri verdiler. Pilot okul uygulaması işin iyice uç noktasıydı. Ondan da şimdilik vazgeçtiler ne de olsa önümüzde seçim var. Açıklamada “devam etmekte olan bir proje yok diyor” bu proje devam etmeyecek demiyor. İlerde projeyi tekrar yaptıklarında bu açıklamayı gösterirler bize. “Biz bitti dememiştik, siz öyle anladınız.” Derler artık.

Tepkileri bakanlara değil, hükumete göstermemiz gerekiyor, çünkü bakanlar sadece istenenleri uyguluyorlar. Hükumet dindar insanlardan oy istiyorsa bir an önce İstanbul Sözleşmesi ve ETCEP ten vazgeçmesi gerekiyor. Avrupa Birliğine girmek için cinsiyetimizden, dinimizden, öz değerlerimizden vazgeçemeyiz ve vazgeçmek isteyenlere de fırsat vermeyiz gücümüz yettiğince.

İngiltere’nin burun kıvırıp çıktığı Avrupa Birliğine girmek için Hükumet kendini niçin bu kadar parçalıyor anlamıyorum. Şu eziklik psikolojisinden çıkalım artık.

İslam’ın şerefi müminlere yeter. Hristiyan Birliği yerine İslam birliğini hedefleyip çalışalım gayri.

Konu ile ilgili 2015 de yazdığım yazının linki: Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

http://www.cocukaile.net/ayse-askere-git-ali-sofra-kur/

http://www.cocukaile.net/cinsiyeti-bozmak-yaratilisa-ihanettir/

http://www.cocukaile.net/cinsiyet-esitligi-dinimizde-lanetlenmistir/

http://www.cocukaile.net/cinsiyet-esitligi-adi-altinda-ara-cinsiyet/

http://www.cocukaile.net/sanliurfa-da-toplumsal-cinsiyet-esitligi/

 

MEB’ in çalışmalarından bir kaç fotoğraf

rahmi kadar konuşsun

“Herkes rahmi kadar konuşsun ” yazıyor ellerindeki panonun köşesinde. Oradaki delikanlıların rahmi yok. Bu durumda erkekler rahmi olmadıkları için konuşamayacaklar mı? Ne saçmalık bunlar! Erkeklere ne mesaj vermek istiyorlar?

 

 

mesleğin cinsiyeti olmaz“Cinsiyeti olmaz” ilk göze çarpan. Dikkatli bakınca “Mesleğin cinsiyeti olmaz” yazıyormuş

 

 

aslan parçası değilim

 

 

Erkek çocuğunu düşürdükleri duruma bakın.

 

 

 

Aşağıdaki fotoğraftaki erkek çocuklarının ezikliğini sinikliğini görüyor musuz? Yüzlerini örtmüşler nedeyse kağıtla. Bir de kızların rahatlığını öne çıkışlarını. Cinsiyet eşitliği eğitiminde hedefe yaklaşmışlar. Çocukların ellerindeki yazıların çirkinliğine hiç değinmiyorum. Bu çocukların gelecekte nasıl insanlar olacağını da takip etsinler bakalım. Neler çıkacak bu çocuklardan. Kim ödeyecek bu çocukların bozulan cinsel kimliklerinin bedelini?

Milli Eğitim ETCEP sitesini kapatmış tepkiler üzerine. Sayfayı silmek kolay da bu çocukların zihinlerine atılmış zehirler nasıl silinecek?

cinseyet eşitliği sivas resim

Okunma Sayısı : 19.288

Yorum yapın

“ETCEP PROJESİ ve MİLLİ EĞİTİM” için 13 Yorum

  1. muhammed diyor ki:

    Sema hanım sizleri teprik ediyorum. Allah sizden razı olsun bu duyarlılığınızdan dolayı.

  2. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    1-BURSA – Milli Eğitim Bakanlığının iptal ettiği “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Hibe Projesi” Bursa Valiliği tarafından devam ettiriliyor.

    2-Başkan Taşdelen “Kadın Dostu Kent Taahhütnamesi”ni imzaladı
    Türkiye’nin ilk mor bayrak sahibi yerel yönetimi olan Çankaya Belediyesi, toplumsal cinsiyete duyarlı belediyecilik hizmetlerini yaygınlaştırmak için önemli bir protokolü daha hayata geçiriyor.
    “Kadın Dostu Kent Taahhütnamesi”

    Başkan Taşdelen’in imzaladığı Kadın Dostu Kentler Taahhütnamesi’nde şu maddeler yer alıyor:

    1- Belediye Meclisinde “Kadın-Erkek Eşitlik Komisyonu” kurmayı,

    2- Belediyede “Kadın-Erkek Eşitlik Birimi” kurmayı,

    3- Belediye olarak kadınlara yönelik temel hakları gözetmeyi, uygulamayı ve korumayı,

    4- Kadın STK’ları ile kadın ve kız çocuklarının konumlarını güçlendirme konusunda işbirliği yapmayı,

    5- Belediye stratejik planını yerelde kadınların ihtiyaçlarına uygun ve katılımcı biçimde hazırlamayı,

    6- Yıllık olarak faaliyet raporlarında ve performans programlarında belediye hizmetlerini ve yapılan harcamaları ‘Cinsiyete Duyarlı Veri’ temelli ölçmeyi, etki temelli açıklamayı ve dijital ortamda paylaşmayı,

    7- Yerel Eşitlik Eylem Planlarını yerel paydaşlarla (Yerel kamu kurumları, üniversiteler, kadın STK’lar, sivil toplum kuruluşları, Yerel Gündem 21, Kent Konseyleri) ile birlikte hazırlamayı ve uygulanmasını takip etmeyi,

    8- Belediye bütçesini “toplumsal cinsiyete duyarlılık” ilkesini göz önünde bulundurarak hazırlamayı,

    9- Kadın-erkek eşitliği konusunda bilgilendirici çalışmalar yürütmeyi,

    10- Belediye bünyesi ve faaliyetlerinde cinsiyetçi eğilim, ayrımcılık ve baskı ile mücadele etmeyi,

    11- Belediye bünyesinde “Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezleri” kurmayı, ihtiyaca cevap verilecek şekilde “Sığınma Evi” açmayı,

    12- Yatırımlar ve faaliyetlerin kadınların yerel düzeyde ihtiyaçlarını veri temelli açıklayan biçimde yapmayı,

    13- Belediye hizmetlerini kadınların coğrafi, sosyal, ekonomik ve kültürel erişimine uygun şekilde sunmayı, görev addederek Kadın Dostu Kent olmayı taahhüt ediyorum.

    3- Coca-Cola İçecek CEO’su Burak Başarır, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun 63. oturumu kapsamında Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi tarafından düzenlenen, ‘Cinsiyet Eşitliği’ konulu yuvarlak masa toplantısına katıldı. Dünyanın önde gelen şirketlerinin CEO’larının katıldığı toplantıda, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması üzerine deneyimler ve görüşler paylaşıldı.

    4- Türk gençliğini cinsiyet bunalımına sokup ‘eşcinsel’ sapkınlık batağına sürüklemeyi amaçlayan ‘Toplum Cinsiyet Eşitliği’ zırvası tepkilere rağmen tam gaz devam ediyor. Son olarak MEB’in iptal ettiği proje Erzincan Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde verilecek olan seminerde program konusu oldu.

    5- Aileyi parçalama ihalesi Soros’a
    Akit’in ısrarlı yayınları üzerine MEB’in iptal ettiği Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi, şimdi de Soros’un vakıfları üzerinden özel sektör eliyle devam ettiriliyor.

    (yeni akit)

  3. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    Minik beyinleri ifsad hareketi!

    Stephanie Ledu isimli Fransız tarafından kaleme alınıp Mavi Kelebek Yayınları tarafından piyasaya sürülen rezil kitapta genç dimağlar, ‘cinsiyetsizlik’ zırvasıyla zehirleniyor.

    Fransız yazdı MKY yayınladı
    Toplumlarda kültür erezyonu oluşturmak için Haçlı Batı tarafından oluşturulan sapkın projeler arasında yer alan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, çocuk kitaplarına kadar sıçradı. Instagram’da “cocukkitabidoktoru” uzantılı sayfada yer alan bilgilere göre, “İlk Bilgi Hazinem – Temizlik Vakti” isimli çocuk kitabında minik bedenlerin anadan üryan şekilde resmedildiği ve umumi tuvaletlerin kız-erkek karışık kullanıldığına dair görsellere yer verildiği tespit edildi. Safi zihinleri kimlik bunalımına itecek nitelikteki kitabın Stephanie Ledu isimli Fransız yazar tarafından kaleme alındığı, piyasaya ise Mavi Kelebek Yayınları’nın sürdüğü bildirildi.

    Çocuklar anadan üryan

    TCE ahlaksızlığı merkeze alınarak hazırlanan Temizlik Vakti kitabında çocuklara sözde temizlik alışkanlığı kazandırılıyor, okurlara çeşitli ülkelerdeki temizlik alışkanlıkları aktarılıyor. Kitap kapağında yer alan görselde kız ve erkek çocuğu aynı küvet içerisinde yıkanıyor. Kitapta erkek ve kız çocuklarının bir arada ve çırılçıplak resmedildiği iç sayfada, “Dünyanın farklı yerlerinde farklı temizlik yöntemleri kullanılıyor. Örneğin Japonya’da insanlar, küçük taburelerin üzerinde duş aldıktan sonra sıcak su dolu bir küvetin içinde rahatlıyorlar” ifadeleri yer alıyor. Temizlik gibi evrensel değerdeki bir kavramın arkasına saklanan ahlaksızlık bir başka sayfada yine üç çocuğun aynı banyo içerisinde resmedilişiyle sürdürülüyor. Temizlik Vakti kitabının bir diğer sayfasında tek başına banyo yapan bir kız çocuğu yine çıplak olarak, “Kovaya birkaç litre su dolduruluyor, vücut yıkanıyor” sözlerinin yazılı olduğu sayfada resmediliyor.

    Cinsiyetsiz tuvalet algısı

    Tuvalet temizliği konusunun işlendiği Temizlik Vakti kitabının ilgili sayfasında ise 6 çocuğun umumi tuvalette bir arada olduğu görüntüsüne yer veriliyor. 4’ünün kız 2’sinin erkek çocuğu karakterinin bulunduğu görselde kız-erkek aynı tuvalette yer alıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği zırvasının ana gayesinin yansıtıldığı ‘cinsiyetsiz tuvalet’ algısı, bu görseller birlikte çocukların zihinlerine işlenmek isteniyor.

    ‘İçerikte uyarlama yapmak için görüşeceğiz’

    Çocuk bedenlerinin çizgi karakterler üzerinden teşhir edildiği, cinsiyetsiz tuvaletlerle TCE ahlaksızlığının safi zihinlere aşılandığı Temizlik Vakti kitabını yayınlayan Mavi Kelebek Yayınları konuya ilişkin açıklama yayınladı. Yapılan açıklamada kitabın çeviri olduğuna vurgu yapılarak, içerik hakkında eser sahibi firmayla ‘uyarlama’ yapılması için görüşme başlatacakları öne sürüldü. Açıklamada, “Eleştirileri inceliyoruz. Kitap çeviri bir eserdir. Eser sahibi firmayla eleştirilen konularda uyarlama yapmak için görüşme başlatacağız. Eğer bir çözüm yolu bulabilirsek düzeltilmiş olarak yayınlarız. Eğer çözüm yolu bulamazsak yayın programımızdan kaldırırız” denildi.

    MKY’nin açıklamasında, küçük hacimli kitapta yer alan sıkıntılı görsellerin hiç incelemeye tabi tutulmadan mı yayınlandığı ve çıplak figürlerin fark edilmeksizin mi kitaplaştırıldığına dair ise hiçbir söz yer almadı.

    Kaynak: Yeni Akit Gazetesi

  4. Misafir diyor ki:

    “Eğer halk süt gibi olursa,
    İdarecileri KAYMAK gibi tatlı olur.
    Malum sütün en kıymetli tarafı kaymağıdır ve üste çıkar.

    Eğer halk sirke gibi olursa,
    İdarecileri KÖPÜK gibi acı olur.
    Malum sirkenin en acı tarafı köpüğüdür ve üste çıkar”

  5. Misafir diyor ki:

    “Açıklamada “devam etmekte olan bir proje yok diyor”
    bu proje devam etmeyecek demiyor.
    İlerde projeyi tekrar yaptıklarında bu açıklamayı gösterirler bize.
    “Biz bitti dememiştik, siz öyle anladınız.” Derler artık.”

    Ne kadar güzel…Ne kadar güzel…
    Ailede bükçe olur da siyasilerde BÜKÇE Olmaz mı?!

    Bu da SİYASET BÜKÇESİ!

  6. Cihad diyor ki:

    Ekinleri tahrip edip, nesilleri bozmak için çalışır.(bakara-205)

    1)GDO, hibrit(yani melez) tohumlar, tarım kimyasalları, seralandırma,rafine işlemleri, sağlıksız katkı maddeleri,koruyucular, renklendiriciler, kıvam artıcılar, endüstriyel mayalar vb.. gibi gıdanın özüne yani fıtratına yapılan müdahaleler ile gıda taninmayacak bir hale geldiğinden artık insanlık ne yiyeceğini, neyi nereden ve kimden alacağını şaşırmış durumda. Gıda endüstrileştikçe yani insanın müdahalesine açık hale geldikçe fıtratındaki meziyetlerini yitirdi. Kapitalizm onu kendi menfaatleri doğrultusunda yeniden kurguladı. Suni bir ekosistem olan modern sehirlerin devasa AVM’lerinde satılan suni bir enstrümana dönüştürdü. Herşeyin bir standardı var, boy,kilo,hacim,şekil,lezzet ve kullanım süreleri milim şaşmayacak şekilde düzenlenmiş (fesada uğramış demeliydim sanırım) meselâ bu marketlere mevsimler uğramaz. 12 ay boyunca her türlü sebze ve meyveyi bulabilirsiniz.

    Özetle..

    Tanrılaştırılmış bilim ile kapitalizm gıdayı korkunç bir silaha dönüştürdü. Bu silahın zararlarını ise modern tıp ve sentetik ilaç sektörü ile tekrar kendi hesaplarına kâra dönüştürüyorlar. Tam bir “kazan-kazan” formülü yani. Üstelik devletleri ve milletleri “rızık ve şifa” gibi zaruri ihtiyaçlar üzerinden kendilerine bağımlı hale getirmiş olmaları da en büyük kar olarak ceplerine girmiş oluyor.

    2) Neslin ifsadı da gıda ile paralel giden bir süreç olarak işledi. İşlenmiş ve tahrip olmuş gıdalar insanı güçsüzleştirip, hasta edip,kısırlaştırır ve azdırırken farklı farklı ideolojiler ile beşerin akli,ruhu yani manevî yönü zirü zeber edildi. Kadınlar üzerinden aile, gençler üzerinden toplumlar çürüdü. İhtilaller,nümayişler,dünya savaşları,işgaller,sürgünler ve soykırımlar ile nev-i beşer âdeta birbirini yedi. En korkunç,en iğrenç ve merhametsiz silahlar bu dönemde üretildi. Güvensizlik hic bu kadar yayılmamıştı tarih-i beşerde. Ticaret ihtiyaçların mübadelesinden çok bir sömürü müessesine dönüştürüldü. Faiz yeryüzüne hakim olarak ve yayılarak hırsızlığı kurumsallaştırdı vs vs.

    Yani…

    Nesil bozuldu da bozuldu. Aile ve toplum hayati yerini, menfaati peşinde koşan bireysel bir hayata bıraktı. Artık ne kadın, ne de erkek doğal halinde değil. İste ETCEP bu ifsad sürecinin son ama en etkili halkası. Cinsiyetleri ortadan kaldırarak, insanları daha da atomize edip aile ve toplum hayatinin belini bir daha doğrultamayacağı bir şekle sokarak küresel iktidarlarını devam ettirmek istiyorlar. Çünkü bu odaklar güçlerinin devamı konusunda ciddî endişe ediyorlar. Bir defa dünya nüfusu kontrol edilemeyecek sayılara doğru ilerliyor. Diğer yandan insanlığın kadim medeniyetleri(özellikle İslâm medeniyeti) bu köleliğe ve soyguna ilelebet razı gelmeyecektir. İşte bu fıtri kuvvetin vücud bulmaması için -kendilerince- tedbir almaktadırlar. Çünkü klasik erkek ve kadin rolleri gerek nüfusun inkişafı ve din,gelenek ve insaniyete istinad eden medeniyetlerin terakkisi için gayet münbit bir zemin oluşturuyor. Bu sebeple fıtri cinsiyet rollerine saldırıyorlar. Özellikle de güç,bağımsızlık ve irade gibi meziyetleri fıtratında taşıyan erkek cinsine hücum ediyorlar.

    Peki tüm bu olanlara kıymetli idarecilerimiz ve siyasetcilerimiz nasıl bakmaktadirlar??

    Nasıl 1952 yılında cumhurbaşkanı düzeyinde katılım sağlayarak ilk margarin fabrikalarını kendi elleri ile açmışlarsa, bugün ise kendi okullarında ETCEP seminerlerini kendi elleri ile veriyorlar. Basiret Ya HU!

    3) Yeryüzünde bu bozgunculugu kim ve kimler yapmaktadırlar. Bu ifsadatin ipleri kimlerin ellerinde olabilir. Pek tâbi olarak bugün tohumla kimler uğraşıyor ve dünyaya satıyor ve faiz şebekesinin iplerini hangi millet ve devletçik elinde tutuyorsa, bu toplumsal cinsiyet eşitliği projesinin arkasında bunlar vardır.

    -Mr.ETCEP, yaşın benden büyük,

    -Sesin çok yüksek çıkıyor,

    -Benim sesim o kadar yüksek çıkmayacak,

    -One minute,one minute,

    -Sana da teşekkür ediyorum,

    -Sana da teşekkür ediyorum,

    – Daha da bu seminere gelmem,

    -Benim için bu seminer bitmiştir.

    #Şuur ve tefekkür duasıyla#

  7. ANA YÜREĞİ diyor ki:

    Bizler anne ve baba olarak evlatlarımızı kendi ellerimizle küreselci zihniyete teslim ettik.Bizler evlatlarımızı ehli sünnet şuuru ile yetiştirme derdini gaye edinemedik.Bir siyasetçi edası ile evlerimizi,akrabalarımızı,komşularımızı memleket meselesi yapıp iktidarlık peşinde koşarken birileride çocuklarımızın peşinde koştu.
    Şimdilerde çocukları rahat ve serbest bırakın modası yürütülüyor.Derslerle çok sıkmayın,sınav sitresine girmesin adam olsun yeter. Malesef adam etme yoluna gelince de her konuda çocuklara karışmayın onlar birer birey kendileri halleder diyerek içi bom boş bir nesil.Arkada karanlıkta sinsice bekleyen küreselciler.O boşlukları doldurmak için büyük bir zevkle gayret ediyorlar.Sınavlar,ağır ders tempoları,yüksek not alma çabası ve üniverste okuma isteği doğrulukları tartışılsada çocukların zihnini meşgul ediyor bir amaç için mücadele etmeyi sağlıyordu.
    Şimdi zaten ahlaki eğitimi tam veremediğimiz çocuklarımızı derslerle yormayalım diye bilgisayar oyunlarının,küçük ama etkili çizgi filmlerin,tabletlerin,akılları gitmiş çocuklarımızı akıllı telefonların ağına teslim ettik.
    Diğer tarafta ise bazı kesimler tarafında küreselci zihniyeti uygulamak üzere çocuklar yetiştirilerek biz müslümanların başına her yerde her konumda her kılıfta yönetmek üzere oturdular makamlarına.
    İslam aleminin selameti için çocuklarımızı her daim vatanımızı her türlü konumda müdafa etmek için yönetmek üzere hem başarılı hem ahlaklı yetiştirmeye davet ediyorum…
    KALEMLERİ KILIÇLARI, AHLAKLARI ZIRHLARI, DUALARIMIZ CESARETLERİ OLMASI DİLEĞİ İLE…

  8. Misafir diyor ki:

    “BEN SOYTARILARA KIZ VERMEM!”

    Eski zamanlarda meşhur bir efe varmış. Boylu, boslu, yiğit pos bıyıklı bir efeymiş. Kızanları, naipleri varmış. Bir gün çeşme başında gördüğü bir Rum dilbere aşık olmuş, hem de delicesine. Uzun zaman onun aşkıyla yanmış. Sabrı tükenince aşkını Rum dilbere ilan etmiş.

    Rum dilber yakışıklı efeyi beğenmiş ama demiş ki:
    -Ben babamın sözünden çıkamam. O ne derse o olur. Efe çaresiz Rum dilberin evine varmış. Babasından kızı istemiş.

    Kızın babası bazı şartlar sıralamış:

    -Öncelikle bıyıklarını keseceksin demiş. Efe istemeyerek de olsa bıyıklarını kesmiş.

    -Kıyafetini değiştirip zünnar takacaksın demiş. Efe bu şartı da yerine getirmiş.

    Uzun bir süre domuzlarımın çobanlığını yapacaksın demiş. Bu şart efeye pek ağır gelmiş.

    Ama bir süre sonra duygularına yenilmiş. Çaresiz domuz çobanlığını da kabul etmiş. Uzun bir süre domuzların çobanlığını yapmış.

    Bir gün Rum dilber demiş ki:
    -Felan gün babam bir ziyafet verecek, bütün dostlarının huzurunda seni onlara tanıtacak, Sende geleceksin demiş. Efe istenilen gün eve varmış. Rum dilberin babası dostlarına bizim efeyi tanıtmış:

    -Bu efe yakışıklı yiğit pos bıyıklı bir dağ efesiydi. Naipleri kızanları vardı. Kızıma aşık olmuş. Benden kızımı istedi. Bende bazı şartlar öne sürdüm.
    Kızımın aşkına;
    -Pos bıyıklarını kesti.
    -Efeliği bıraktı, naiplerini kızanlarını dağıttı.
    -Zünnar taktı.
    -Uzun bir süredir, domuzlarımın çobanlığını da yaptı. Şimdi kızımı istiyor.

    Halbuki ben Efeye söz vermiştim. Bu ise efeye hiç benzemeyor.
    Bu haliyle daha çok soytarılara, ibnelere benziyor.

    Ben soytarılara, ibnelere kız vermem!

    KISSADAN HİSSE:

    -“Dönemeyeceğin sahilden fazla uzaklaşma!”

    -“insan eliyle başlattığı olayların çok gerisinde kalır bazen”

  9. Muhsin Tozlu diyor ki:

    Sayfamda paylaştım. Özelden görmediğim hakaret kalmadı. Ya millet analamak istemiyor yada bizde bir delilik var.

  10. havva diyor ki:

    “Herkes rahmi kadar konuşsun” ne kadar utanç verici bir cümle. Gördüğüm fotoğrafa ve yazılanlara inanmakta zorlanıyorum.

  11. Abdullah hasan diyor ki:

    İstanbul sözleşmesi 6284 sayılı yasanın kaynağı nı oluşturuyor, bir ara bir itiraz sesleri duymuştuk fakat yazıda belirtilldiği şekilde ETCEP (Kapandı)hakkındaki açıklama gerçekten bir gevşeme oluştur tu galiba ki ses ler yine kesildi. Vatandaşlar Politikikanın kavramlarla oyununu hemen inanıyor. Adı üstün de Politika. Sema hanım ” Bakanlara değil Hükümete tepki verin” derken kastı neydi bilmiyorum fakat sadece bakanlara tepki li bilhassa ilgili bakana tepkili olmak Vatandaşta hedef şaşırtma niteliğinde. Çünkü o Bakan yeni kabinede ismi olmadığın da o eski projeler bitip zannedip kano gündemden kalkabiliyor.

  12. Abdulvahit ASLAN diyor ki:

    Hassasiyetiniz için teşekkürler. Allah razı olsun.

  13. seko69 diyor ki:

    “Tepkileri bakanlara değil, hükumete göstermemiz gerekiyor” sözün özü burası.. bunu insanlara aşılamamız gerek. malesef insanlarımız gerek bilinçli gerek bilinçsiz bir şeklide sorumlu bulmaktan kaçınarak günah keçileri aramakta. oysa asıl sorumlu iktidar ve iktidarı başındaki kişidir. Aile bakanını eleştiriyoruz ama atayanı eleştirmiyoruz, MEB bakanını eleştiriyoruz ama atayanı eleştirmiyoruz. bu bütün alanlarda böyle. bir kaza olur, sorumlu hep garibanlar olur. ne müdür, ne bakan ne atayanlar olmaz. oysa bütün bu yapılanlar ne bakan, ne müdür ne çalışanlar tarafından yapılıyor. birer proje olarak yürütücü mahiyetinde işler görülüyor. ne yazık ki ümmetin umudu, mazlumun sesi, dindar, ağzından kuran düşmeyen, halkın adamı vb. Sayın C.başkanı Erdoğan bütün bunların baş sorumlusu. AKP AB normları çerçevesinde Türkiyenin bütün dinamiklerini yok ediyor. görevi gereği.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve esirgeme var etmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunlarda düşünen kavim için ayetler vardır.(Rum Suresi 21.ayet)"

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku