Karma Cinsiyet (Androjen) lerin Hızlı Artışı (TCE 6)

14 Aralık 2019Cinsiyet, Sema Maraşlı13 Yorum »

androjen iki erkek “Androjen kimlik” tanımı  “Karma kimlik” “Karışık cinsiyet rolü ” anlamında kullanılıyor. Ne kadın ne erkek ikisinin karışımı. Hem kadın hem erkek, ikisinin özelliklerini de karma olarak taşıyan. Yani TCE (Toplumsal Cinsiyet Eşitliği) nin kurguladığı üçüncü cinsiyet.

Androjenler tek cinsiyeti reddediyorlar.

Bir KPSS eğitim sayfasında androjen  tanımı  şöyle:

“Androjen kimlik/kişilik/cinsiyet rolü: Hem erkeksi hem de kadınsı özellikleri yüksek düzeyde sergileyen bireylere denir. Çağdaş toplumlar yeni nesilleri androjen kişiliğe uygun bir şekilde eğitirler.”

Umarım nesilleri andojen yetiştirecek kadar çağdaş olmayız demek istiyorum fakat yapılan araştırmalar gençlerdeki cinsiyet rollerinin bozulmasının son derece hızlı olduğunu gösteriyor. Sonuçlar dini hassasiyeti olan kişilere göre bozulma, onlara göre çağdaşlık.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin hedefi androjen bireyler üretmek. Şiddetin sebebi olarak erkekliği gösteriyorlar. Maksat erkeklerin, erkeklikten utanması “ben şiddet gösteren erkeklere benzemiyorum, bakın ben kadına benziyorum” psikolojisine girmelerini sağlamak. Erkekliği azaltmadan androjenleri artıramıyorlar.

Erkekler erkekliklerinden vazgeçerlerse şiddet bitecekmiş: “Ay şekerim manikürüm geldi” “Akşam kek yapıp Canan’mı çağırsam Levent’i mi? İkisi de olur ikisi de uyar” tarzı eşcinselliği, fuhşu normal  kabul eden karma cinsiyetler hedefleniyor.

Medyada şiddet haberleri her gün gündemde tutularak kadınlara da “sen aciz, ezilen, taciz edilen, zavallı bir cinsiyetsin, kırılgan grupsun, bırak bu cinsiyeti, erkek gibi saldır ki güçlen” mesajı veriliyor.

Karma bir cinsiyet falan değil bu aslında; erkeği kadın, kadını erkek yapmaya çalışıyorlar.İki cinsiyeti bir arada taşımak mümkün değil. Bir taraf ağır basacaktır.

Ailelerin “oğlum kız gibi davranıyor ne yapalım” çırpınışları var fakat “kızım erkek gibi davranıyor ne yapalım” diyen yok. Kızların erkek gibi davranması aileleri rahatsız etmiyor oysa bu da önemli bir problem fakat oğulları kadınlaştığında rahatsız oluyorlar.

Son yıllarda kadınlar saldırgan olmaya başladı. Erkeksi kadınlar normal bir erkek gibi değil, ruh hastası maço bir erkek gibi davranıyorlar.

Erkekler ise kırılgan kadınlar gibi davranıyorlar. Fazla duygusal ve fazla korkak olmaya başladılar.

Bu şekilde şiddet azalır mı? Hayır. Sadece yön değiştirir, isim değiştirir. Ortada kadın da erkek de kalmayacağı için cinayetlerde ölen kadın da olsa “kadına şiddet” denmez de “androjen bireye şiddet” denir.

İki cinsiyeti bir bedende taşımakta zorlanmaktan dolayı psikolojisi bozulacak androjenlerin şiddet haberleri bu günleri mumla aratacaktır. Sonra da androjen şiddetini bitirmek için çözüm olarak “insandan insana bir hayır yok, en iyisi biz size robot verelim” diyecekler. Batı’da artık robotlarla evlilik konuşuluyor.

Sanayi devrimi feminizmi doğurdu, robotlar devri de kadını da erkeği de yok ederek üçüncü cinsiyeti doğurmaya çalışıyor. Yeni dünya ve yeni insan tasarımı. Tanrıcılık oynamaya çalışan şeytani güçler dini ve cinsiyeti yok etmeye çalışıyorlar.

Dinimizin lanetlediği kadın ve erkeğin birbirine benzemesi insanı kimlik bunalımına götürecektir. Günümüzde ateizmin bu kadar artmasında bir etken de cinsiyetlerin bozulmasıdır. Cinsiyetini reddeden kişinin dini kabul etmesi pek olası bir durum değildir.

Androjen gibi havalı bir isim de olsa işin aslı cinsiyetsizlik fakat onlar androjeni tercih ediyorlar.  Cinsiyetsizlik kimliksizliktir. Maalesef ki gençler arasında cinsiyetsizlik hızla yayılıyor. Bu aynı zamanda “cinsel yönelim” denen sapkın ilişkilerin yayılma hızını  da gösteriyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliği savunucularının yaptığı şu araştırma gençlerin cinsiyetsizlik konusunda geldiği durumu göstermek açısından önemli. Ki araştırma 2017 ye ait. Bu sayılar şimdi çok daha fazla artmıştır.

2017’de Dokuz Eylül Üniversitesinde lisans öğrenimine devam eden 2255 öğrenci (1238 kadın, 1017 erkek) katıldığı cinsiyet rolü ve cinsiyet değişkenlerinin toplumsal cinsiyet algısı üzerindeki etkisinin incelenmesi üzerine yapılan araştırmaların sonuçları toplumsal cinsiyet eşitliğinin amaçlarını ve yapılan çalışmaların sonuçlarını göstermesi bakımından önemli.

Araştırmaya katılan kadın öğrencilerin

%36.8’inin kadınsı cinsiyet rolüne,

%11.6’sının erkeksi cinsiyet rolüne,

%28.8’i androjen cinsiyet rolüne ve

%22.8’inin belirsiz cinsiyet rolüne sahip olduğunu gösteriyor. 

100 kız öğrenciden sadece 36 sı kendini kadın olarak tanımlıyormuş. Androjen ve cinsiyetsizleri aynı kategoriye alırsak 100 üniversite öğrencisi genç kızdan 40 ı kendini cinsiyetsiz olarak tanımlamış, kendini erkeksi bulanları da eklersek toplamda yüzde 52 kız öğrenci cinsiyetsiz çıkmış. Sadece yüzde 36 sı yaratıldığı cinsiyette kalmış. Buradan bakınca İstanbul Sözleşmesi oldukça başarılı olmuş.

“Kadın öğrenci” tanımı da feministlere ait. Kadın dedikleri lise mezunu 17-18 yaş üzeri üniversiteyi kazanmış, üniversiteli genç kızlar. Fakat genç kız tanımında masumiyet olduğu için olmalı ki cinsel özgürlüğü savunduklarından dolayı kadın olmayı dikte ederek, kadın öğrenci, demeyi tercih ediyorlar.

Araştırma sonucuna göre erkek öğrencilerin durumu da şöyle:

%36.2’si erkeksi cinsiyet rolüne,

%6.6’sının kadınsı cinsiyet rolüne,

%29’unun androjen cinsiyet rolüne ve

%28.2’sinin belirsiz cinsiyet rolüne sahip olduğunu göstermektedir. “

100 erkek öğrenciden sadece 36 sı kendini erkek olarak tanımlıyormuş. Yüzde 29 u kendini androjen yüzde 28 i belirsiz cinsiyet yani cinsiyetsiz olarak tanımlıyormuş. Yani toplamda 100 erkekten 57 si cinsiyetsiz.  Toplumsal cinsiyet eşitliğinin mayası gençler arasında fena tutmuş.

Araştırmaların sonuçları kadar sonuçların yorumları da kötü. Bu araştırmayı yapanlar sonuç açıklanmasında erkeksi olmayı şiddet sebebi, kadınsı olmayı da şiddete maruz kalma sebebi olarak yorumlamışlar.

Yine en iyisi androjen olmak olarak gösterilmiş. Şöyle demişler:

“Araştırmanın amaçları doğrultusunda üniversite öğrencilerinin cinsiyet rollerine göre dağılımı incelendiğinde de erkeklerin %36’sı kendilerini erkeksi (maskülen) rolde tanımlarken; kadınların da %36’si kendilerini kadınsı (feminen) rolde tanımlamışlardır.

Erkeksi rol, erkeğin kadından üstün olduğu düşüncesini beraberinde getirmekte ve ikili ilişkilerdeki şiddet son derece normal olarak kabul görmekte, bu bakış açısı da kadına yönelik şiddete tolerans göstermeyi beraberinde getirebilmektedir. Benzer şekilde kadınsı cinsiyet rolü de kadının daha pasif olması temeline dayandığı için kadınları tacize ve şiddete maruz kalmaya daha yatkın hale getirebilmektedir.

Araştırmada cinsiyet rolü ile ilgili elde edilen bir diğer bulgu da kendini androjen rolde tanımlayan kadınların ve erkeklerin oranının yaklaşık 1/3 olduğudur.

Androjen cinsiyet rolünün görülmesi, kadınların erkeksi, erkeklerin de kadınsı özelliklere de sahip olduğunun bir göstergesi olarak düşünülebilir. Buradan yola çıkılarak androjen rol, bireylerin hem kendi cinsiyetine hem de diğer cinsiyete uygun bulunan rollerin ikisini de yüksek düzeyde benimsemesi olarak tanımlanabilir.

Geleneksel standartlara uymayarak hem erkeksi hem de kadınsı rollerin yüksek düzeyde benimsenmesinin avantajlı bir durum olduğu söylenebilir. Çünkü kadınların yüksek oranda işgücüne katılmasının ve erkeklerin sıklıkla ev işleriyle ilgili rolleri paylaşmasının değişen bir toplum yapısına işaret ettiğinden bahsedilmektedir.

Bu bağlamda da bu araştırmada hem kadın hem de erkek katılımcıların yüksek oranda androjen cinsiyet rolü özelliği göstermeleri toplumumuzdaki değişimin habercisi olarak yorumlanabilir.” [1]

Araştırma sonuçları bizim açımızdan gerçekten korkunç. Avrupa Birliği, güya kadına şiddet bitsin diye fon adı altında başta resmi kurumlar ve kadın dernekleri olmak üzere, kadına şiddet başlığında, yapılan projelere milyon dolarlar akıtıyor. Bu gelen paradan vazgeçmek istemeyenler “kadına şiddet” haberlerinin arkasına sığınıp işlerine devam ediyorlar fakat bu millet bu yapılanları unutmaz.

Cinsiyete her taraftan saldırı var. Moda,  medya, şiddet haberleri, kanunlar, feminist kadın derneklerinin çalışmaları derken cinsiyetsizlik gençler arasında oldukça etkili olmuş. Fakat hâlâ yeterli görülmüyor, androjen bireyler medyada daha da öne çıkarılmaya çalışılıyor.

Uzun zamandan beri defileler de androjen mankenler yer alıyor ve gazete sayfalarında yer buluyordu fakat model alınacak çok daha ünlü kişilerle çalışılmaya başlanmış görünen duruma göre.

Son günlerde gençlerin çok takip ettiği ünlüler de androjen giyimi tercih etmeye başladılar. Edis ve Hande Yener adındaki şarkıcılar sosyal hesaplarındaki eski bütün fotoğraflarını silip (geçmiş cinsiyetini yok ediyor) yeni versiyonlarını sahneye koydular.  2020 yeni imajları androjen giyim tarzı.
hande yener

Hande Yener’in 2020 imajı.

 

 

 

 

edis başörtü

 

Şarkıcı Edis’in yeni imajı, Edis, Geçen yıl Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Sözcüsü olmuş. BM dünyada nüfus planlamasını gençleri androjen yaparak kontrol etmeyi düşünüyor olmalı.

Tabii ki cinsiyetsizleştirmenin tek amacı nüfus kontrolü değil. İnsanı yalnızlaştırmak ve en son robotlara muhtaç hale getirmek.

Cinsiyetsizleştirme yolunda karanlık güçlerin beklemeye sabrı kalmamış olmalı ki her yönden saldırıyorlar.

BM nin parayla satın alabileceği kişiler de her ülkede çok olduğu için parayı bastırıp androjen üretimine geçebiliyorlar.

Cinsiyete karşı açılan savaş, aynı zamanda dine de insanlığa da açılan savaştır. Kadın ve erkeği öldürmek insanı öldürmektir.

Dinimiz, cinsiyetin ve neslin korunmasını emreder. Cinsiyetizliği gizli ya da açık desteklemek, dine ve insanlığa açılan savaşta düşman tarafında paralı asker olmaktır.

İnsanların dilinden dökülen müslümanlığı değil, cebinde beslediği münafıklığı görme zamanı geldi. Dostumuzu ve düşmanımızı bilelim ki dinimizi ve neslimizi korumak için cinsiyeti yok etme savaşına karşı kuvvetli bir şekilde mücadele edelim. Rabbim yardımcımız olsun. Amin.

 

1- Yukarıdaki yazıda içinden bölümler paylaştığım üniversitede yapılan araştırmanın linki:

http://www.e-ijer.com/tr/download/article-file/310185

Bu yazı Toplumsal Cinsiyet Eşitilği hakkında yeni yazmaya başladığım serinin 6. yazısı. Önceki yazıların linkleri:

http://www.cocukaile.net/toplumsal-cinsiyet-esitligi-nedir-1/

http://www.cocukaile.net/toplumsal-cinsiyet-esitligi-2/

http://www.cocukaile.net/toplumsal-cinsiyet-esitligi-komedisi-3/

http://www.cocukaile.net/cinsiyet-esitligi-savunucularinin-bilim-dusmanligi-4/

http://www.cocukaile.net/anneler-ise-cocuklar-cinsiyeti-esitlemeye-5/

 

 

Okunma Sayısı : 28.111

Yorum yapın

“Karma Cinsiyet (Androjen) lerin Hızlı Artışı (TCE 6)” için 13 Yorum

  1. Yeter Artık dedi ki:

    O çalışmaların hepsinin sonuçları ile oynanmıştır. Çünkü çalışmayı yapanların tasması küreselcilerin elinde. Bu manevrayla hem gençlerin aklına karpuz kabuğu düşürecekler hem sahiplerinden mama alacaklar hemde yaptıkları paçavra çalışmaları uluslararası prestijli(?) dergilerde daha kolay yayınlayacaklar.

  2. Yeter Artık dedi ki:

    Zafer Kalkınma Ajansı İklim Değişikliğine Uyum Hibe Programına ilişkin bilgilendirme toplantısı düzenliyor. Oturumların arasına “Toplumsal Cinsiyetin Ana Akımlaştırılması” diye 15 dakikalık bir oturum sıkıştırmışlar. Neler oluyor. Aha da katılım linki http://scs7.serenas.com.tr/UNForm/public/signup/form

  3. emine dedi ki:

    Bir öğretmenler sayfasında cinsiyetsiz öğrencilerin artışından bahsettim yazdığım şey hakkında çok kötü yorumlar yapıldı. siz insanları belli bir kalıba mı sokmaya çalışıyorsunuz? Ülkede yasak olmayan bir şeyi kabahat olarak mı görüyorsunuz? vs. Çocuklarımız adına çok üzüldüm. Bilinçli aileler lütfen daha çok bilgi sahibi olalım. öğrendiğimiz şeyleri yakınımızdaki insanlara anlatalım. Ben bu konu hakkkında karşımdaki kişinin fikirlerini çürütecek kadar bilgi sahibi değilim. Bir fikir söyleyince kaynağınız var mı? bilimsel verileriniz var mı diye soruyorlar. bu konu hakkında okuyabileceğim kitaplar var mı? Sema hanım sizin yazılarınızı çok beğenerek takip ediyorum zaten. Ama sizin gibi araştırma sonuçlarını, güncel gelişmeleri takip edebileceğim siteler, makaleler vs var mı?Cinsiyetsizliği destekleyenler çok ciddi anlamda bilgi sahibi

    • Meryem dedi ki:

      Emine hanımcım;
      Göz var nizam var. Kuranı kerim de biz erkekleri öyle yarattık kadınlar şöyle vs bir sürü ayet var. Ara cinsiyet yok bu batının bize dayatması. Cinsiyetsiz ne demek, akla mantıığa uygun değil bence.

    • tuncay ozturk dedi ki:

      Hanımlar bu mücadele artık kaybedildi. Hiç öyle müslüman ülke falan demeyin. Zaten hayatına karıştıran yok da yine de bi konuşuym dedim geçen genç bi kızla. Daha 16 yaşında kpop falan dinleyip kadın değiliz insanız, cinsiyetler yok edilmeli falan ukala ukala konuşuyo. Annen baban müslüman , Kur’an’da ne yazdığını da mı okumadın ? Konu taaa yasalara,laikliğe,istanbul sözleşmesine kadar geldi . Bana ne dedi biliyor musunuz ?

      “KURAN BU ÜLKEDE GEÇERLİ DEĞİL , YASALARDA DA YOK. AMA SEN KABUL ETMEK ZORUNDASIN ,İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VAR.KİMSE AYRIMCILIK YAPAMAZ ”

      Diyecek bişeyi olan var mı bu duruma ? profil resmine bile istanbul sözleşmesi yaşatır koymuş. 16 yaşında cinsiyet yok olmalı diyo , e her dediği de doğru. kimse karışamaz ona. Yani yüz yıl önce nasıl zorla kitabı alıp elimize anayasa verdilerse şimdi de anayasayı alıp istanbul sözleşmesi veriyolar. hiç bişey de yapamıyoruz. Bilimsel makale veri falan boşuna aramayın. Bu ülkeyi yönetenler tercihini yapmış. Gençliğinin özendiği şeyler kpop bilmem ne. Anayasa madde 90 a göre sözleşme yasalardan üstte. eee ? yani olan olmuş. çocuk falan yapmayın , söz geçiremezsiniz. Naparsanız yapın bi şekilde kafasına girecekler. okulda olmadı müzikle oyunla arkadaşla tv ile . kaçış yok .Bitti artık bu iş. Zaten Kadem bile takmışlar başörtüsünü istanbul sözleşmesi falan savunuyolar. Ak parti de razı gibi. Benim umudum yok. Siz de boşuna çabalamayın. Sema hanımı bazen dinliyorum. 20 yıl sonra utanacak bunu savunanlar diyo. Bence yirmi yıla utanacak insan kalmayacak. Erkekliğinden utanan erkekler , kadınlıktan kurtulmaya çalışan kadınlar derken hepimiz tek cins olacağız zaten. Şimdi bile medya sosyal medya onların güdümündeyse o zaman bi avuç kalmış biz gibiler sesimizi bile çıkaramayız.

  4. Burak dedi ki:

    Sema hanım,
    Bu gelişmeleri takip ettikçe ve ülkemin yönetiminde bulunanların söylemleriyle izin verdikleri bu eylemlerin tezatına şahit oldukça gelecek için umutsuzlanıyorum.
    Nasıl engelleyeceğiz bu zorbalığı? Nasıl dur diyeceğiz bunlara?
    Benim mütesettir ve hacı yengemin kızı LGBT destekçisi, annesine konuyu arz ettiğimde “olsun onlar da insan ne olacak” diyebiliyor. Halk bu iken, her cuma whatsapp’de cuma tebriki paylaşan dindarımızın durumu bu iken nasıl düzelecek bu işler?

  5. Şirpençe dedi ki:

    “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkenin liderliğinde bulunduğu sürece eşcinsel ailelerin yasallaşmayacağını belirterek,
    “Bizde sadece anne ve baba olacak” dedi.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Anayasası Çalışma Grubu ile görüştü. Görüşmede, milletvekili Olga Batalina, Anayasa’da geleneksel aile tanımının yapılması yönünde çok sayıda teklif aldıklarını söyledi.

    Batalina, “Zira 10 yıl önce bile ‘anne ve baba’ kelimeleri yerine ‘ebeveyn 1 ve ebeveyn 2’ kavramlarının geleceği kimsenin aklına gelmezdi. Oysa şimdi bazı ülkelerde artık gerçek oldu. Bu yüzden vatandaşlarımız, Anayasamızda ailenin, erkek ve kadının birliği olduğunun ifade edilmesini istiyor ve bu yönde değişiklik teklifler gönderiyor” dedi.

    Ailenin, erkek ve kadının birliği olduğu ifadesinin tartışmalı olduğunu söyleyen Putin, “Peki ya anne veya babadan biri yoksa? Bu durumda ne olacak? Bazı şeyleri netleştirmemiz gerekiyor. Kadın ve erkeğin birliği evliliktir. Aile ise biraz farklı bir şey” dedi.

    Fikrin doğru olduğunu ve desteklenmesi gerektiğini belirten Rus lider, “Sadece nasıl ve nerede ifade edileceğini iyi düşünmek lazım” diye ekledi.

    Putin, “Ebeveyn 1 ve ebeveyn 2’ye gelince de daha önce de söyledim, şimdi de tekrar ediyorum, devlet başkanı olduğum sürece ülkemizde ebeveyn bir ve iki olmayacak, anne ve baba olacak” diye kaydetti.”

    -Alıntıdır-

  6. Erdoğan Yılmaz dedi ki:

    Sema hanım kayıt larınıza dağıllan bir aile daha eklendi İstanbul sözleşmesi ve 6284 sonuç 22 senelik Hanefi saadetimizi eşim 2 çocuğumuz la birlikte benden habersiz bilmediğim başka bir yere taşınması ve kendisine ulaşmamam için gider ayak gıyaben alakasız birde şikayet 2ay uzaklaştırma ve şimdi bomboş evime bile gidemiyorum ilgili konuya vakıf devlet makamları mı meşgul eden cahalet inşaallah uyanırda başka aileler dağılmaz

  7. Ayşe AKSOY dedi ki:

    Sema hanım goruslerinize sonuna kadar katılıyorum.Gercekten de degindiginiz konular acilen üzerinde durulması gereken konular.Erkekler bu konu hakkında tek kelime edecek olsa hemen linç kampanyası başlatılıyor.Bu korkunç tabloya yine biz bayanlar son vermek zorundayız.korkunc adaletsizlik var.. kızı damadını ezince mutlu olan anne aynı şeyi gelini yapınca çıldırıyor.Kocasini ezdikce mutlu olan kadın aynı şeyi yengesi yapınca çıldırıyor.Tarih korkunç bir manzarayla karşı karşıya.Erkek hiç bir asırda bu denli ezilmedi.Allahin kendisinde güç ve şeref verdiği bu güç ve şerefi insanlık için verdiği erkek ırkına yapılan bu zulüm artık beni korkutuyor…Ancak size küçük Bir tavsiyede bulunmak istiyorum.kKadinlar hakkında en azından vicdanı olan kadınlar hakkında lütfen biraz yapıcı olun.uslubunuzun bu sertliği onları otomatik sinirlendiriyor hal bu olunca savunduğunuz davanın hakikatinden mahrum kaliniyor… Taraflı olmadan ezileninde ezeninde psikolojisinin derinliklerine inmek orta yolu bulmak bizi daha anlaşılır kılacaktır

  8. Meryem dedi ki:

    Sema Hanımcım;
    Gerçekten ortada oynanan planlı bir oyun var ve ilmek ilmek işleniyor.Şahsım adına bu duruma çok üzülüyorum, bu şekilde nesli tüketmek, erkeği yok etmek aileyi ortadan kaldırmayı amaçlıyorlar.Gerek giyimde gerek dizilerde. İşin ilginç tarafı bu durumu kınayınca size ”hoşgörüsüz ”muamelesi bile yapıyorlar. Ne olursa olsun bu duruma ses çıkarmalıyız.Ben asla tahammül edemiyorum hoş görü de göstermiyorum.Çift cinsiyetçiliğe karşıyım.

  9. Meltem dedi ki:

    Allah sizden razı olsun Sema Hanım. Yazılarınızı keşke herkese okutabilsek. Hatta ders kitabı olarak okutsak.
    Yukarı anlattığınız tehliklerin farkındayız lâkin bu tek başımıza çaba göstermekle olmuyor. Eşlerimizin de bu bilince ulaşması lazım ki ne kadar onlara mantıklı gelse de uygulama noktasında gevşek kalıyorlar.
    Yukarıdaki anlatılanlara bir örnek olarak toplumuzun yaptığı en büyük yanlışların başında gelen “ERKEK GİBİ KIZ” yetiştirmek durumunu anlatacağım.
    Belki de “kadın cinayetleri” denilen olayların baş sorumlusudur bu durum.
    Bi hanım arkadaşım bu şekilde yetiştirilmiş bu yüzden evliliğinde büyük problemler yaşadı. Başta korkutularak büyütüldüğü için cinsellikte sorun yaşadı ve halinin bilincine yeni vardığı için biraz biraz düzelmeye başladığını ifade ediyor ama yine de cinsellik sorununu tam aşamamış.
    Sonra erkek gibi yetişmekten kaynaklanan her şeye müdahale etme, her şeye karışma, her şeyi yönetme duygusu yüzünden eşiyle hep çatışmalar yaşamış.
    Evliliğin ilk başlarında bu durum kocasının hoşuna gitse de sonradan çekilmez bir hal almaya başlamış, eşi artık isyan etme durumuna gelmiş. Bu kadar çok kasıntı olmaktan dolayı saç dökülmeleri, geçmeyen boyun ağrıları vb. gibi şeyler yaşadığını söylüyor.
    Kocasının sabrı ve sevgisi ile kendisinin de yavaş yavaş durumun farkına varmasıyla bi parça düzelebildiğini söyledi.
    10 yıldan fazladır evliler, hâlâ tam da düzelebilmiş değiller ama iyi ilerliyorlar.
    Düşündüm de herkes arkadaşımın eşi gibi sabırlı ve bilinçli olmayabiliyor ve başta cinselliği yaşayamama ve diğer sorunlar yüzünden öfke kontrolü bozulabiliyor.
    Allah herkesin bilinçlenip kendini düzeltmesini nasip etsin.

  10. Aslan akbey dedi ki:

    Senin Allahina kurban olurum sema hanım tespitler çok yerinde. Dindar nesil isteyenler şüphesiz ki dindar nesli bozmaya çalışıyorlar.

    • İs.B dedi ki:

      bir bilseler arazide neler var, neler oluyor. atadıkları bürokratlara ve referanslarına çok güveniyorlar.(bir öğretmen)

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Çocuklar ana- balarının kötü örnekleriyle bozulmaya devam ettikçe yeni bir dünya kurulamaz.” (A. Carrel)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku